Filelefteros Gazetesinin Ana Haberi
Bir Sonraki Adım Belirsizliğini Koruyor
Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile Görüşmeye Yeni Fikirlerle Gidiyor
İki liderin Kıbrıs’taki temasları tamamlandı, New York’a gidiyorlar
Kıbrıs sorununda bir sonraki adım belirsizliğini koruyor. Hristodulidis ile Kıbrıs Türk toplumu lideri Tufan Erhürman arasında Kıbrıs'ta gerçekleştirilen üç görüşme, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin beklentilerini karşılayacak sonuçları vermedi.
İki lider önümüzdeki hafta New York'ta bulunacak. Hem Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres hem de kişisel temsilci Maria Angela Holguin ile görüşecek olan tarafların önündeki temel hedef, Kıbrıs sorununa ilişkin çabanın nasıl sürdürüleceğinin belirlenmesi.
*
Politis Gazetesinin Ana Haberi
New York'a Boş Valizle Gidiyorlar
Guterres'in Daha Çok Çalışılması Gerektiği Yönündeki Açık Mesajına Rağmen
Nikos Hristodulidis ile Tufan Erhürman'ın, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin çarşamba günü verdiği son derece net mesajı kavrayamadıkları görülüyor. Guterres, beklediği ilerleme sağlanmadığı sürece ne üçlü ne de beş artı bir formatında herhangi bir ortak toplantı düzenlemeyeceğini açıkça ifade etmişti.
İki lider, Birleşmiş Milletler merkezine gitmeden önce gerçekleştirdikleri son görüşmeyi de anlamlı bir sonuç elde edemeden tamamlayarak son görüşmeyi de boşa harcamış oldu. Güven Artırıcı Önlemler, metodoloji ve özle ilgili konularda herhangi bir somut ilerleme sağlanamadı.
Gazeteye göre Cumhurbaşkanı'nın yeni fikirler sunduğu ve Kıbrıs Türk tarafının bunlara olumsuz yanıt vermediği yönündeki açıklaması, daha çok izlenim yaratmaya ve dikkatleri başka yöne çekmeye yönelik genel nitelikli bir açıklama olarak değerlendiriliyor. Erhürman ise önerileri incelemek üzere süre istedi.
*
Alithia Gazetesinin Ana Haberi
Hristodulidis kafadan fikir üretiyor
Guterres’in “Daha Yapılması Gereken Çok İş Var” demesine, 2+1 veya 5+1 formatında yeni bir toplantının koşullarının henüz oluşmadığını netliğe kavuşturmasına karşın Hristodulidis dün yeniden "yeni fikirler"le geldi ve olumlu gelişmeler beklediğini söyledi
Antonio Guterres'e, temmuz ayında yeni bir genişletilmiş toplantı için ortaya koyduğu koşulların yerine getirilip getirilmediği soruldu. Guterres, hâlâ yapılması gereken çok iş bulunduğunu söyledi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Kıbrıs'ta daha önce yaptığı açıklamalarda, yeni bir beş artı bir toplantısının ancak Güven Artırıcı Önlemler, metodoloji ve özle ilgili konularda yeterli hazırlık yapılmasının ardından gerçekleştirilebileceğini net şekilde ortaya koymuştu.
Buna rağmen Nikos Hristodulidis dün yeni fikirler sunduğunu belirterek, bunların önümüzdeki hafta bile olumlu gelişmelere yol açabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Erhürman, önerileri incelemek için süre talep ederken, Cumhurbaşkanı da iki tarafın henüz ortak bir noktada buluşmadığını kabul etti.
*
Haravgi Gazetesinin Ana Haberi
Emekli maaşları için devlet kuruş vermiyor
Maliyet Yükü Sosyal Sigortalar Fonuna
Kritik sorunlar masada kaldı
Hükümet, emeklilik reformu ve açıklanan emekli maaşı artışları için ilave devlet finansmanı sağlamayı planlamıyor. Maliyet yükünün fiilen Sosyal Sigortalar Fonu'nun mevcut kaynakları tarafından karşılanması öngörülüyor.
Haravgi'nin elde ettiği bilgilere göre hükümetin dün Çalışma Danışma Kurulu toplantısında sunduğu tüm senaryolar aynı temel yaklaşım üzerine kurulu. Emekli maaşlarında öngörülen iyileştirmelerin, yeni devlet katkısı sağlanmaksızın Sosyal Sigortalar Fonu içindeki kaynakların yeniden dağıtılması yoluyla finanse edilmesi planlanıyor.
Öte yandan emeklilik reformuna ilişkin kritik başlıklar hâlâ sonuçlandırılmış değil. Hükümet ile sosyal taraflar arasındaki görüşmelerde prim oranları, emeklilik yaşı ve aktüeryal kesinti uygulaması öne çıkıyor.
Özellikle 63 yaşında emekliye ayrılanlara uygulanan aktüeryal kesintiye ilişkin dört farklı senaryo masada bulunuyor.
*
MAKALE
Filelefteros
Aristos Mihailidis
Dalga geçmenin bu kadarı da fazla…
Erhürman'ın, Guterres'in ilerleme beklediğini söylediği ve kendisinin de kabul ettiğini açıkladığı başlıklar arasında "afetlerle mücadele için ortak mekanizmalar" da bulunuyor. Bir kişi bu ifadeyi duyduğunda anlamakta zorlanmaz sanırım. "Ortak mekanizmalar" son derece açık bir ifade.
Tam olarak nelerin görüşüldüğünü bilmiyorum ama ortak mekanizma demek, ortak, yani tek ve birleşik bir mekanizma demektir. Doğal olarak insan şunu merak ediyor: Türk tarafı her türlü girişimde "KKTC" mührünün bulunmasını isterken bu nasıl olacak? Ancak Erhürman, bu başlığı kabul ettiğini söyledikten sonra yaptığı açıklamalarda tam olarak neyi kabul ettiğini de izah ediyor:
"Bugün ilan ediyorum ki, güneyde meydana gelebilecek herhangi bir afet durumunda elimizden gelen her türlü yardımı yapmaya hazırız. Yardım etmeye hazırız."
Hatta bunun her olaydan sonra telefon görüşmeleri ya da açıklamalarla diplomatik bir meseleye dönüştürülmeyeceğini de özellikle vurguladı. Böyle bir mekanizmanın, BM Genel Sekreteri'nin ortaya koyduğu başlıklar arasında yer aldığını söyledi.
Oysa tarif ettiği şey afetlerle mücadele için ortak bir mekanizma değildir. Bu, yangın, deprem ya da doğal afet gibi durumlarla karşı karşıya kalan bir devlete başka bir devletin yardım göndermesidir.
Bunu, düşünmeden alkış tutup Erhürman'ın Guterres'in ortaya koyduğu yedi başlığın altısını kabul ettiğini ve geriye sadece bir tane kaldığını ya da artık bunları Hristodulidis'in de kabul etmesinin beklendiğini söyleyerek bayram yapanlara örnek olsun diye hatırlatıyorum. Sanki işgal rejiminin temsilcisi tavizler vermiş gibi bir hava yaratılıyor.
Kabul ettiğini söylediği altı başlık hangileri? Bunlar "mayınların temizlenmesi, karma evliliklerden doğan çocukların AB vatandaşlığı hakkı, spor, afetlerle mücadelede ortak mekanizmalar ve düzensiz göç konusunda ortak mekanizmaların oluşturulmasıdır."
Ortak mekanizmalar konusunda emin değilim ama geri kalanların tamamı bizzat Erhürman’ın talepleri. Önce bu talepleri ortaya koydu, sonra da onları kabul ettiğini ilan etti! Uzlaşmacılık adına gerçekten etkileyici bir yöntem.
Geriye kalan yedinci başlık geçiş noktaları. Erhürman bu konuda bazı meselelerin olduğunu ve bunları da görüşmeye hazır olduğunu söylüyor. Ama bu da yine Türk tarafının talebi. Bu konu, karşılıklılık ilkesi temelinde değil, Mia Milia'da bir geçiş noktasının açılmasının her iki toplum için de karşılıklı yarar sağlayacağı savıyla Tatar tarafından gündeme getirilmişti. Erhürman da aynı çizgiyi sürdürmeye devam ediyor. Görüşmeye hazır olduğunu söylediği o "bazı meseleler" de aslında karşı tarafın istediği ve yıllardır tartışılan geçiş noktalarına ilişkin. Kendisi bir yıldır bu konuyu görüşüyor; fakat selefinin ve işgal ordusunun pozisyonlarından bir milim bile uzaklaşmış değil.
Dolayısıyla, yedi başlığın altısında anlaşmaya hazır olduğunu söylemesi apaçık bir aldatmacadır. Sürecin hangi biçimde olursa olsun nihai düzenlemesine birkaç gün içinde New York'ta yaklaşılırken ve kendisi de olumlu bir atmosfer yaratılmasını öne çıkarırken, milletin aklıyla alay edercesine kendi sözde uzlaşmacılığını öne çıkarmaya çalışıyor. Böylece, sanki karşı taraf altı başlıkta uzlaşmaya hazır değilmiş gibi bir görüntü vermek istiyor.
Üstelik bu başlıklar arasında, kendisinin tanımadığı Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığının ve onun aracılığıyla Avrupa Birliği vatandaşlığının, karma evlilik yapmış yerleşimcilerin çocuklarına verilmesi talebi de bulunuyor. Bunun bir Güven Yaratıcı Önlem olmayabileceğini ama bir insan hakları meselesi olduğunu söylüyor.
Oysa insan hakları meselesi olan ve kökeninde işgal olgusunun yattığı daha pek çok sorun var. Rumlara ilişkin meseleler söz konusu olduğunda bize bunların Kıbrıs sorunu çözüldükten sonra ele alınacağı söyleniyor. Bu durumda, Erhürman'ın yerleşimcilere verdiği seçim vaatlerini yerine getirmek istemesi uğruna diğer bütün meseleleri görmezden mi geleceğiz?
Politis gazetesinden…
Pissuri'deki Köpekler Plajı'na sadece yarım saatlik mesafedeki noktadan 380 kilo çöp toplandı
Pissuri'de bugün 14 kişi güçlerini birleştirerek, #potavristou programı kapsamında, ihmal edilmiş Akrolimnos Plajı'nı temizledi. Yarım saat gibi kısa bir sürede, Akrolimnos Pissuri'de bulunan ve "köpekler plajı" olarak bilinen sahilden toplam 380 kilo çöp toplandı.
Temizlik kampanyasına Pissouri Nursery School, Acpelia, American University of Beirut – Mediterraneo, Pissuri Hava Üssü, AvGi Procopiou'nun köpeği Dukki ve AKTI Proje ve Araştırma Merkezi katıldı.
Toplam 14 gönüllü, doğal güzelliğine rağmen büyük miktarda atıkla kirlenmiş olan bu plajı temizlemek için bir araya geldi.
AKTİ Araştırma ve İnceleme Merkezi açıklamasında, karşılaştıkları manzarayı şöyle değerlendirdi:
"Büyüleyici bir yer ama her taraf çöp dolu. Bu görüntü gerçekten hayal kırıklığı yaratıyor."
Plaj, çevrede karşılaşılan çöpler konusunda bireysel sorumluluğun önemine dikkat çekmek amacıyla yürütülen #potavristou programı kapsamında seçildi.
Kampanyanın mesajı ise oldukça net:
"Çöpü gördüğüne göre, #potavristou yani uzan ve onu yerden al."
Açıklamada, gerçekleştirilen çalışmanın doğal alanlarda ne kadar büyük miktarda çöp birikebildiğini ortaya koyduğu, aynı zamanda kurumlar, organizasyonlar, okullar ve vatandaşların ortak bir amaç etrafında birleştiğinde önemli sonuçlar elde edebileceğini gösterdiği vurgulandı.
*
MAKALE
Filelefteros
Stefanos Evripidu
Zehirli bulutlar iki taraf arasında ayrım yapmaksızın gidip geliyor: Atık krizi tüm Kıbrıs'ı tehdit ediyor
Geçtiğimiz pazar günü Koutsoventis'teki atık yönetim tesisinde çıkan büyük yangın, yalnızca kuzeyi değil tüm adayı etkileyen ciddi çevre ve halk sağlığı sorunlarını yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre yangın sonucu ortaya çıkan zehirli gazlar ve kirletici bulutlar ateşkes hattını tanımıyor; rüzgârın yönüne bağlı olarak hem kuzeye hem güneye taşınabiliyor.
Son üç ay içinde tesiste ikinci kez yangın çıkması, sorunun boyutunu gözler önüne serdi. Her yangında ağır metaller ve diğer tehlikeli maddeler içeren toksik dumanlar atmosfere yayılıyor. Geçen pazar günü yaşanan yangında da zehirli bulut sadece çevrede yaşayanları değil, bir süreliğine ateşkes hattının güneyindeki bölgeleri de etkiledi. Buna rağmen ne resmi bir uyarı yayımlandı ne de halka korunma talimatı verildi. Yakın zamanda devreye alınan acil durum uyarı sistemi de kullanılmadı.
Uzmanlar, kalıcı bir çözüm bulunana kadar iki toplumun ortak önlemler alabileceğini vurguluyor. Çevre Teknik Komitesi'nin, yangın bölgelerinde kullanılmak üzere mobil hava kirliliği ölçüm üniteleri kurulmasını önermesi bekleniyor. Böylece yetkili makamlar bilimsel verilere dayanarak halka zamanında bilgi verebilecek; gerekli durumlarda insanların evlerinde kalmaları veya belirli bölgelerin geçici olarak tahliye edilmesi mümkün olabilecek.
Başarısızlığa dönüşen bir proje
Koutsoventis Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi'nin inşasına 2012 yılında başlandı. Avrupa Birliği, bu projeyle Türk toplumuna, Dikomo'daki sorunlu ve büyük çöp sahasının yerine modern bir atık yönetim sistemi kazandırmayı hedefliyordu. AB finansmanıyla tesis; çöplerden çıkan gazın toplanıp enerji üretiminde kullanılabileceği sistemler ve sızıntı sularını arıtacak altyapılarla donatıldı.
Ancak yıllar içinde özel işletmecilerin yetersiz yönetimi ve etkin denetim eksikliği nedeniyle tesis amacına uygun işletilemedi. Atıklar düzenli şekilde toprakla örtülmedi, oluşan gazlar toplanmadı, sızıntı suları arıtılmadı ve tesis zamanla devasa bir vahşi depolama alanına dönüştü.
Bu nedenle özellikle sıcak dönemlerde biriken gazlar kolaylıkla tutuşabiliyor. Yüzeydeki yangınlar fark edilip söndürülebilirken, toprağın altında yavaş yavaş devam eden yangınlar haftalarca fark edilmeden sürebiliyor. Bu süreçte karbon monoksit, ince partiküller, ağır metaller ve dioksinler atmosfere salınıyor.
Bölge sakinleri yıllardır tesiste her yıl yangınlar çıktığını söylüyor. Sorunun etkileri yalnızca hava kalitesiyle sınırlı değil; yeraltı sularını, yüzey sularını, tarımı ve yaban hayatını da tehdit ediyor.
AB finansmanı durdurdu
Sorunun bir nedeni tesisin düzgün işletilmesi için gereken mali kaynakların yetersizliği olarak gösteriliyor. Ancak bazı uzmanlar asıl problemin hesap verebilirlik eksikliği olduğunu savunuyor. Onlara göre, AB tarafından finanse edilen projeler tamamlandıktan sonra kuzeyde uluslararası denetimin olmaması ciddi bir boşluk yaratıyor.
Bazıları ise tesisin beklenenden çok daha hızlı dolmasının nedenlerinden birinin kontrolsüz nüfus hareketleri olduğunu belirtiyor.
Kararlaştırılan standartların uygulanmaması sonucunda Avrupa Komisyonu, birkaç yıl önce atık yönetimi alanındaki yatırımlarını durdurdu. Bugün Türk tarafı, atık yönetimi yatırımları ve kötüleşen durumun düzeltilmesi konusunda büyük ölçüde Türkiye'nin desteğine ihtiyaç duyuyor. Türkiye Çevre Bakanı geçen yıl bu konuda girişimlerde bulunma sözü vermişti.
"Çocuklarımız zehirli duman soluyor"
Haber Kıbrıs gazetesi yazarı Hüseyin Ekmekçi, sosyal medya paylaşımında tesisin kötü yönetildiğini belirterek, ortaya çıkan durum nedeniyle "çocuklarımızın zehirli duman soluduğunu" söyledi.
Ekmekçi'ye göre tesis "sürekli yanan ve zehirli kirlilik yayan bir canavara" dönüşmüş durumda. Yangının söndüğü düşünüldüğünde bile yer altında yanma devam ediyor. Bu nedenle tesisteki sıcak noktaların tespiti için termal harita çıkarılmasını ve yangınların tamamen söndürüldüğünün doğrulanmasını istedi.
Ekmekçi ayrıca sorunun yalnızca çevresel değil, aynı zamanda halk sağlığı, yönetişim ve denetim meselesi olduğunu vurgulayarak, milyonlarca euroya mal olan bir tesisin çökmesine izin verildiğini ifade etti.
2023 Temmuz ayında yaşanan bir başka yangında ise yerel temsilci Hüseyin Amcaoğlu, uluslararası standartlara göre inşa edilen tesisin kontrolsüz bir atık döküm alanına dönüştüğünü söylemiş ve bunun AB ile sorunlara yol açarak çevre projelerine verilen finansmanın askıya alınmasına neden olduğunu belirtmişti.
Alınması gereken önlemler
Çevre Teknik Komitesi Eş Başkanı Mihalis Loizidis, geçen pazar günü çıkan yangının oluşturduğu zehirli bulutun Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kontrolündeki bölgelere de ulaştığını açıkladı.
Loizidis'e göre öncelikli hedef, vatandaşların kirletici maddelere uzun süre maruz kalmasını önlemek. Yanık kokusunun yoğun hissedildiği durumlarda insanların evlerinde kalmaları, kapı ve pencereleri kapatmaları ve aktif karbon filtreli hava temizleme cihazları kullanmaları tavsiye ediliyor.
Halk bilgilendirilmeli
Çevre mühendisi Loizidis, önümüzdeki hafta Türk toplumundaki meslektaşlarıyla görüşerek tehlikeli hava kirleticilerini ölçebilecek mobil bir izleme ünitesi kurulmasını ele alacağını açıkladı. Böyle bir ekipman, yangın çıkan herhangi bir bölgeye hızla gönderilebilecek.
Amaç, atmosferde ölçülen tehlikeli maddelerin seviyelerine göre uygulanacak net bir eylem planı hazırlamak. Düşük seviyelerde halkın evlerinde kalması tavsiye edilirken, daha yüksek ölçümlerde geçici tahliyeler gündeme gelebilecek.
Loizidis ayrıca Türk toplumundaki sivil toplum kuruluşlarının kalıcı hava kalitesi izleme sistemleri kurulmasını talep ettiğini, benzer ekipmanların Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kontrolündeki bölgelerde de gerekli olduğunu belirtti.
Kısacası hava kirliliği siyasi sınır tanımıyor. Bu nedenle adanın tamamında halkın soluduğu havanın kalitesi konusunda düzenli ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesi gerekiyor.
Son Güncelleme: 18 Eylül 2026 - 15:04
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/9/18/kibris-rum-gazetelerinden-18092026/