Politis Gazetesinin Ana Haberi
Öğrencilere Destek Lüks Oldu
Bakanlıklar bütçe kalemlerini hesaplıyor, okullarda ise sorunlar büyüyor. Psikolog eksikliği ciddi boyutlara ulaşırken, okullar şiddet ve öğrencilerin giderek artan ihtiyaçlarıyla baş etmeye çalışıyor.
Eğitim Psikolojisi Hizmetleri’nde yaklaşık 114 bin öğrenciye karşılık yalnızca 67 psikolog görev yapıyor. Bu da yaklaşık her 1.700 öğrenciye bir psikolog düştüğü anlamına geliyor. Aynı dönemde, öğrenciyi psikoloğa yönlendirme sayısı, beş eğitim yılı içinde, yaklaşık yüzde 47 arttı ve 43 bini aştı.
Şiddet, suça yönelim, ağır duygusal zorluklar ve öğrenme güçlükleri ile bağımlılık davranışları, okullardaki psikolojik destek ihtiyacını katlayarak artırıyor.
Eğitim Bakanlığı üç yıllık süreçte 60 yeni kadro talep etti. Bunların 20’sinin 2027 yılında açılması öngörülüyor. Maliye Bakanlığı ise ek kaynak ayrılmaksızın yalnızca 10 kadro önerdi. İlk 20 kadro için gereken tutar sadece 210 bin euro olmasına rağmen, bu kaynak bugüne kadar sağlanamadı.
*
Fileleftheros Gazetesinin Ana Haberi
Eğitimde Zor Denklem
Okullarda bugün başlayan yeni eğitim yılına, öğretmen atama sistemi ve performans değerlendirmesi konusunda süren tartışmalar damga vuruyor.
Ortaöğretimde yaklaşık 46 bin 500 öğrenci bugün yeniden ders başı yaptı. Yeni eğitim yılı başlarken iki önemli konu gündemdeki yerini koruyor.
Eğitimde öğretmen atama sistemi ile öğretmenlerin performans değerlendirilmesine ilişkin düzenlemeler, Eğitim Bakanlığı ile eğitim örgütleri arasında görüş ayrılıklarına yol açmaya devam ediyor.
Bakanlığın güncellenmiş önerisinin beklenmesiyle birlikte, öğretmen atama sistemine ilişkin diyalog sürecinde önümüzdeki dönemin kritik olacağı belirtiliyor.
*
Haravgi Gazetesinin Ana Haberi
Emeklilerin Sesine Kulak Verin
Emeklilere insanca yaşam sağlayacak bir reform talebi
Kıbrıs Emekliler Birliği EKYSY Genel Sekreteri Eftihios Papamihail, Haravgi’ye yaptığı açıklamada, hükümetin emeklilik reformuna ilişkin şu ana kadar sunduğu önerilerden duydukları hayal kırıklığını dile getirdi.
Papamihail, önerilerin özellikle düşük gelirli emeklilerde oluşturulan beklentilerin çok gerisinde kaldığını söyledi. Beş yıla yayılan maaş artışlarının bugünkü ihtiyaçlara yanıt vermediğini belirten Papamihail, elektrik, gıda ve ilaç maliyetlerindeki artışın emeklilerin gelirleri üzerinde ağır baskı oluşturduğunu vurguladı.
Temel hedefin hiçbir emeklinin yoksulluk sınırının altında yaşamaması olması gerektiğini ifade eden Papamihail, düşük gelirli emeklilere ekonomik destek amacıyla ödenen özel yardımın önemli ölçüde artırılmasını istedi.
Papamihail ayrıca yüzde 12’lik düzenleme önerisinin EKYSY’yi tatmin etmediğini belirtti ve dul erkeklerin aleyhine oluşan adaletsizliğin de giderilmesini talep etti.
“Gerçek bir emeklilik reformu istiyoruz” dedi.
*
Alithia Gazetesinin Ana Haberi
Hiç zorlanmadan Kolaylıkla Yalan Söylüyor
Alithia’nın manşetinde hedefte Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis var.
Nikos Hristodulidis, yeni zırhlı makam aracına ilişkin harcamanın onaylandığı Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. Daha sonra ise konuyu basından öğrendiğini söyledi.
16 Temmuz’da Bakanlar Kurulu, yeni zırhlı makam aracına ilişkin harcamanın karşılanmasını onayladı. Toplantıya Nikos Hristodulidis başkanlık etti.
Cumhurbaşkanı 5 Eylül’de yaptığı açıklamada, “Bu konuyu ben bu sabah basından öğrendim, böyle bir durumdan haberim yoktu” dedi.
Hristodulidis, 2023 yılında devlet araçları alımının gerekçeleri konusunda bizzat açıklama istemiş, harcamalarda kısıntı ve mali disiplin çağrısında bulunmuştu.
Temsilciler Meclisi Maliye Komitesi bugün, 595 bin euroluk ödeneğin serbest bırakılmasını kapalı oturumda ele alacak.
*
SEÇMELER
Haravgi’den…
Kukumas: Servet ve aşırı kârlar vergilendirilirse kaynak bulunur
AKEL, emeklilik reformu yasa tasarısının Meclis'e sunulmasının ardından metnin tamamını incelemeyi bekliyor. AKEL Milletvekili ve Parti Sözcüsü Yorgos Kukumas, parti heyetinin bugün Çalışma Bakanı ile görüşeceğini açıkladı.
Kukumas, reform tartışmalarında asıl sorunun, Kıbrıs'ta on binlerce emeklinin yoksulluk sınırında yaşaması olduğunu söyledi. Kıbrıs'ın, emekli olduktan sonra çalışmak zorunda kalan emeklilerin oranında Avrupa'nın üst sıralarında bulunduğunu belirten Kukumas, Avrupa'da emekli maaşlarının ortalama gelirin yüzde 60'ına ulaştığını, Kıbrıs'ta ise bu oranın yüzde 40'ta kaldığını ifade etti.
Hükümetin bir yandan işverenlere milyonlarca euroluk İhtiyat Sandığı fazlasını bırakmayı tartışırken, diğer yandan emeklilere zam konusunu gündeme getirdiğini söyleyen Kukumas, yoksulluk sınırının 14 yıldır 794 euro olarak gösterilmesini de eleştirdi.
Kaynak tartışmalarına değinen Kukumas, servet ve aşırı kârların vergilendirilmesi yönünde siyasi irade ortaya konulması halinde gerekli kaynakların bulunağını savundu.
*
Fileleftheros'tan Haberler…
Kıbrıs Genelinde Büyük Üzüntü: Mari'de Hayatını Kaybeden İkizlerin Annesi Popi Hristoforu Vefat Etti
Mari'deki ölümcül patlamada 11 Temmuz 2011'de yaşamını yitiren ikiz kardeşler Hristos ve Miltos Hristoforu'nun annesi Popi Hristoforu, 6 Eylül Pazar günü öğleden sonra hayatını kaybetti.
Popi Hristoforu son yıllarda kanserle mücadele ediyordu. Ancak yaşam onu çok daha önce ağır bir şekilde sınamıştı. Yıllar boyunca iki evladını kaybetmenin tarif edilemez acısını taşıdı ve çocuklarının anısının yaşatılması ile adaletin sağlanması için uzun, zorlu ve kararlı bir mücadele verdi.
Vefat haberi Kıbrıs toplumunda ve devlet kurumlarında derin üzüntü yarattı. Milletvekili Efthimios Diplaros da yaptığı paylaşımda, çocuklarını kaybetmenin acısını hiçbir zaman atlatamayan kahraman bir anne olarak nitelendirdiği Popi Hristoforu'nun vefatının ardından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
*
Avcılar mevzi kapmak için palet bırakıyor: Yasadışı yemleme ölüm istasyonlarına dönüşüyor. Fassa çekmek için yapılan uygulamalar muflon ve tavşanları da tehlikeye atıyor
Bazı avcılar, av sırasında daha iyi sonuç almak amacıyla yasa dışı ve keyfi uygulamalara başvuruyor. Bunlardan biri de kırsal alanlara kontrolsüz şekilde yem bırakılması. Çok sayıda avcı, özellikle bu av sezonunda hedef türlerden biri olan fassayı bölgeye çekmek için buğday, mısır, börülce, bakla ve yer fıstığı gibi yiyeceklerle besleme noktaları oluşturuyor.
Bir diğer kabul edilemez uygulama ise avcıların bazı noktaları önceden sahiplenmesi. Günler öncesinden ağaçlara palet ve çeşitli malzemeler bağlayarak mevzi ayırıyor, böylece başka avcıların o noktalara yerleşmesini engelliyorlar. Daha sonra gelen avcılar bu işaretlere aldırmadan bölgede kalırsa, mevziinin kendilerine ait olduğunu öne süren kişilerle karşı karşıya geliyorlar.
Yetkili makamlar, Kıbrıs Avcılık ve Yaban Hayatı Koruma Federasyonu'nu bilgilendirerek, hem önceden sahiplenilen av mevzileri için bırakılan malzemelerin hem de yemleme noktalarının sökülüp imha edileceğini bildirdi.
*
Politis’ten…
GSP'de olaylar: Tribünden atılan pil 10 yaşındaki bir kız çocuğunu yaraladı
APOEL ile AEL arasında dün GSP Stadı'nda oynanan karşılaşma sırasında yaşanan olaylarda 10 yaşındaki bir kız çocuğu başından yaralandı. Babasıyla birlikte maçı izleyen çocuğa, polisin verdiği bilgiye göre AEL tribününden atılan bir pil isabet etti. Lefkoşa Devlet Hastanesi'ne kaldırılan çocuğa ilk müdahale yapıldıktan sonra taburcu edildi.
Maçın ardından, söz konusu pili tribünden attığı yönünde tanıklık bulunan bir kişi tutuklandı.
Olaylar sırasında Çevik Kuvvet'te görevli bir polis memuru da AEL taraftarlarının saldırısına uğrayarak yaralandı. Hastanede tedavi edilen polis memuru daha sonra taburcu edildi.
Öte yandan, maç öncesinde stada yürüyen bir grup APOEL taraftarı, kuzey otoparkında bulunan AEL taraftarlarına çeşitli cisimler attı. Polis müdahalesiyle olaylar kısa sürede kontrol altına alındı.
Stadyum girişindeki kontroller sırasında üzerinde meşale bulunan bir kişi de tutuklanırken, güvenlik bariyerlerini itip yere düşürdükleri öne sürülen iki AEL taraftarının stada girişine izin verilmedi.
*
MAKALE
Politis 06.09.2026
Panayiotis K. Mavros
Eski Eğitim Müfettişi ve Eğitim Bakanlığı Birinci Derece Yetkilisi
Federal Kıbrıs Cumhuriyeti
Halkın, Türk ve Rum toplumlarının barış içinde yaşayacağı ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nde refahı getirecek iki bölgeli, iki toplumlu federal Kıbrıs'a inanmasının zamanı gelmiştir. Böyle bir Kıbrıs, adamızı yeryüzünde bir cennete dönüştürecektir.
BM Genel Sekreteri geldi, gördü ve gitti; ancak bize bir kez daha “5+1” için fırsat verdi. Bunun şartı, iki toplumun liderlerinin görüşmeleri aracılığıyla gerçekten çözüm istediğimizi kanıtlamamızdır. Liderler, yeni geçiş noktalarının açılması için çaba göstermeli ve Kıbrıs sorununa yönelik ciddi müzakerelere hazır olduklarını ortaya koyacak yakınlaşmalar hakkındaki görüşlerini ifade etmelidir.
Unutmayalım ki Erhürman, Tatar değildir ve Türkiye diplomatik nedenlerle Anastasiadis'in önerdiği iki devlet tezinde ısrar etse de onun federal çözümden yana olduğu açıktır. Erdoğan ise, amacına ulaşmak için iki hatta üç sandala birden ayak basması gerekse bile, Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini göstermiştir.
2004 yılında önümüze talihli bir fırsat çıkmıştı. Erdoğan Annan Planı'nın yıllardır çözülemeyen Kıbrıs sorununa son vereceğine inanmıştı. Biz ise gülünç bir şekilde HAYIR dedik ve fırsat kaçtı. Böylece Federal Kıbrıs Cumhuriyeti hayalinin gerçekleşmesi için ikinci bir fırsat beklemeye başladık. Hiç belli olmaz.
Doğrusu, geçmişteki günahları ve ne pahasına olursa olsun ikinci dönem elde etmeye dönük saplantılı eğilimi nedeniyle Cumhurbaşkanı'nın çözüm için mücadele edeceğine hiçbir zaman inanmadık. Çocuklarımızın, onun çocuklarının ve torunlarımızın bu topraklarda yaşayabilmesini istiyorsak, Cumhurbaşkanı kazan-kazan esasına dayalı bir çözümün gerekliliğini dün kavramış olmalıydı. Aksi takdirde nesiller boyu lanetlenecektir.
Gerçi 26 Ağustos 2026'da Erhürman ile yaptığı ilk görüşmede bacadan yükselen gri benekli beyaz duman izleri gördüğümüzü söyleyebilirim. Peki ya sonra?
Kötümserlik
Cumhurbaşkanı'nın destekçilerinin fanatik bir şekilde federasyon karşıtı olduğunu düşündüğümüzde, nasıl iyimser olabiliriz diye kendimize soruyoruz.
Cumhurbaşkanı'nın geri adım atma arzusu da fazla gecikmeden ortaya çıktı. Çünkü işgal altındaki bölgelerdeki müzik festivali ile futbol turnuvasını iptal ettirmek için olağanüstü çaba göstermemizin hiçbir nedeni yoktu. Tam tersine, söz konusu etkinliklerin iptali için böylesine hırçın davranmasaydık iyi niyetimizi göstermiş olurduk.
İşgal altındaki bölgelerin tanınmasıyla ilgisi olmayan etkinliklerin iptaline yönelerek vatanı nasıl yeniden birleştirebiliriz? Hayranı oldukları şarkıcıları ve futbolcuları izleme sevincini ellerinden aldığımız genç Kıbrıslı Türklerin duygularını hayal edebiliriz. Ve bunu iki kelimeyle ifade edebiliriz: Sınırsız nefret.
Güvenlik adına adanın askerileştirilmesine ve çeşitli ittifaklara ilişkin hayallerle yaşadık; ta ki Türkiye bizi denizde de kuşatıp uykumuzdan uyandırana kadar.
NATO'nun en güçlü ordusuna karşı müttefiklerin tek bir kurşun bile atmaya cesaret edemeyeceği ortaya çıktı. Bugün topraklarımızda adeta hediye edilmiş Amerikan üsleri bulunan ABD bile bunu yapmaz. Çünkü Türkiye, ABD açısından son derece önemli jeostratejik bir müttefiktir. Yunan-Türk ilişkileri de bunun kanıtıdır.
Hangi sözde devlet?
İşte bu yüzden Federal Kıbrıs Cumhuriyeti'ni kurmak için cesarete ihtiyaç vardır; çünkü tek umudumuz budur.
Aradan 52 yıl geçti ve budanmış adamız hırsızların ve sahte vatanseverlerin sözde devletine dönüştü. Adalet kurumu alay konusu haline gelmiş durumda. Sözde devletimizin 10-12 güçlü ailesinin oluşturduğu klikler denetimsiz biçimde hareket ediyor. Halkımız ise kayıtsız; çözüm konusunda tek kelime eden yok.
"Büyükler" açısından bakıldığında, Kıbrıs Cumhuriyeti esasen ancak iki toplumu da kapsayan yeniden birleşmeyle gerçek bir devlet haline gelecektir.
1974'ten 52 yıl sonra hâlâ Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tanınmış olmasıyla övünüyoruz. Oysa gerçekte, hırsızların ve sahte vatanseverlerin süper güç gibi sunduğu, eksik bir devletçikte yaşıyoruz. Bu yüzden herkes bizi küçümsüyor.
Halkın, Türkiye'ye maliyet çıkarma adına milliyetçilik bayrakları sallayan ve aptalca stratejiler savunan hayalperest sahte vatanseverleri gülünç duruma düşürmesinin zamanı gelmiştir.
Bu nedenle Cumhurbaşkanı, kendisini iktidara taşıyan aşırı vatansever milliyetçi-şoven çevreleri görmezden gelerek siyasi eşitliğe ve dönüşümlü başkanlığa dayalı iki bölgeli, iki toplumlu federasyon yolunda ilerlemelidir. Çünkü onlar, kritik anlarda alınan yanlış kararlar nedeniyle bu talihsiz ve sefil vatana ve genel olarak Helenizme büyük zarar vermiş, vermeye de devam etmektedir.
Halkın, Türk ve Rum toplumlarının barış içinde yaşayacağı ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nde refahı getirecek iki bölgeli, iki toplumlu federal Kıbrıs'a inanmasının zamanı gelmiştir. Böyle bir Kıbrıs, adamızı yeryüzündeki bir cennete dönüştürecektir.
Ne yazık ki, ciddi müzakerelerin başlaması halinde bunun son şansımız olduğuna inanıyorum. İşgal altındaki bölgeler Türkleşmiş, ayrıca İslamlaştırılmaları yönünde ciddi çabalar gösterilmiştir; bu nedenle yeniden birleşme hayali artık erişilemez görünmektedir.
*
MAKALE
POLİTİS 05.09.2026
Kıbrıs Rum siyasetinde uzun yıllar etkili olmuş avukat ve Milletvekili, federal çözüm yanlısı, DİSİ kökenli liberal siyasetçi HRİSTOS PURGURİDİS
Çözüm İsteyenlerin Rolü
Kıbrıs sorununun çözümü, DİSİ ile AKEL'in ortak zeminde buluşması olmadan mümkün değildir. Ayrıca Kıbrıs sorununun çözümünü hayatının hedeflerinden biri olarak gören solcu olmayan herkes için AKEL bir "öcü" değil, Kıbrıs'ın selameti için verilen mücadelede çok önemli bir rol oynayan siyasi bir güçtür.
Ağustos tatilinin ardından yazılarıma dönerken, eski Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis'in, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylık arayışına giren DİSİ yöneticilerinin "hırslarını sınırlamaları gerektiği" yönündeki açıklamalarıyla ve "iktidar partisi" söylemi gibi diğer gevezelikleriyle ilgilenmeyi düşünüyordum.
AKEL "Canavarı"
Bu niyetim, eski Cumhurbaşkanı'nın görüşlerine büyük değer verdiği bilinen bazı üst düzey DİSİ yöneticilerinin benzer görüşler ortaya koymasıyla daha da güçlendi. Bu isimlerden biri olan Haris Yeorgiadis, daha da ileri giderek AKEL adını taşıyan "canavarın" yeniden iktidara gelmesi tehlikesini gündeme taşıdı.
Haris Yeorgiadis'in, Cumhurbaşkanı Hristodulidis ve destekçilerinden yükselen DİSİ-AKEL suçlamalarını duyup bundan memnuniyet duyan DİSİ çevrelerinden biri olması oldukça muhtemeldir. Ancak bunları bir sonraki yazıda ele alacağım.
"Yazılımı" Değiştirmeliyiz
Bugün yalnızca şunu mümkün olan en açık biçimde söylemek istiyorum: DİSİ-AKEL olmadan Kıbrıs sorununun çözümü olmayacaktır. Ayrıca Kıbrıs sorununun çözümünü hayatının hedefi olarak gören her solcu olmayan kişi için AKEL bir öcü değil, Kıbrıs'ın selameti mücadelesinde çok önemli bir role sahip siyasi bir güçtür.
Bu mücadelenin başarı şansına sahip olabilmesi için ise "yazılımımızı" değiştirmemiz gerekiyor.
Türkiye'nin kontrol etmediği bölgelerde yaşayanların büyük çoğunluğu, düşünce biçimimizi ve tercihleri büyük ölçüde şekillendiren çok sayıda kalıp yargının egemen olduğu bir ortamda doğup büyüdü. Bunlar, algıladığımız uyarıları ve bilgileri işleyen, çoğu zaman farkında olmadığımız bir zihinsel "yazılım" oluşturuyor ve düşünmeye gerek kalmadan otomatik hareket etmemizi sağlıyor.
Bu yazılımın içine, "Türkiye her şeyi istiyor", "Türkiye bütün adayı ele geçirme hedefinden vazgeçmeyecek", "Kıbrıslı Türkler Türkiye'nin maşalarıdır" gibi düşünceler ve daha birçok benzer görüş yerleşmiş durumda. Kıbrıs sorununun çözümüne büyük çoğunluk bu hazır kalıplarla yaklaşıyor.
Sonuç olarak, "onlar orada, biz burada" anlayışı neredeyse bir dogmaya dönüşmüş durumda. Kıbrıslı Türklerle birlikte yaşamamızın ve Kıbrıs'ı birlikte yönetmemizin imkânsız olduğuna inanıyoruz.
Gemi Faciası ve Alçaklıklar
Ve yavaş yavaş trajik bir noktaya geldik.
Girne açıklarında bir tekne battı. Hayatını kaybedenler arasında Kıbrıslı Türk yurttaşlarımız ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları vardı. Bunun ardından sosyal medyada eşi benzeri görülmemiş bir alçaklık sergilendi.
Bu paylaşımların sayısının hiçbir önemi yoktur. Bir tek Kıbrıslı Rumun bile Kıbrıslı Türk yurttaşlarımız hakkında böylesine alçakça düşünmesi bile fazlasıyla ağırdır.
Cumhurbaşkanı'na Destek
Bu paylaşımlardan hareketle vurgulamak istediğim konuya geliyorum.
Hepimiz biliyoruz ki Sayın Guterres'in girişimi sürmektedir. Amaç, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik esaslı müzakerelerin başlayabilmesi için gerekli koşulları oluşturmaktır.
Siyasi yelpazenin her kesiminden, özellikle de DİSİ'den çok sayıda önde gelen siyasetçi, çözüm müzakerelerinde Cumhurbaşkanı Hristodulidis'e her türlü desteği vermeye hazır olduklarını açıklıyor.
Bu açıklamaların doğruluğunu uzun uzadıya tartışmayacağım. Elbette kim olursa olsun her Cumhurbaşkanı'na hem ulusal davamızın çözümüne yönelik görüşmelerde hem de iç yönetime ilişkin konularda destek verilmelidir.
Ancak bu destek, Cumhurbaşkanı doğru yönde ilerlediğinde verilmelidir. Kıbrıs konusunda da gerçekten çözüm bulmak için müzakere ettiğinde, seçimlere kadar zaman kazanmak için değil.
Yanlış Değerlendirme
Birkaç ay önce Cumhurbaşkanı'nın Kıbrıs konusundaki tutumunun beni olumlu yönde şaşırttığını yazmıştım.
Aradan geçen sürede ise bu değerlendirmemin yanlış olduğu sonucuna vardım.
Gerçekten çözüm isteyen bir kişi, Piroyi geçişi konusundaki kabul edilemez tutumu bahane ederek başka geçiş kapılarının açılmasını torpillemezdi.
Çözüm İklimi Yaratmak
Daha da önemlisi, gerçekten çözüm isteyen bir kişi, müzakerelerle eş zamanlı olarak "onlar orada, biz burada" anlayışını tersine çevirecek bir kampanya başlatırdı.
İlk hedef kitlesi de kendi destekçileri olurdu.
ELAM'lılardan söz etmiyorum. Onların kendilerine özgü hayalci görüşleri var.
DİKO'lulardan, eski DİSİ'lilerden ve diğer küçük partilerin mensuplarından söz ediyorum. Bunların birçoğu, karşılaştıkları insanları sistemli biçimde çözüme karşı zehirliyor. Aynı durum DİSİ kadroları için de geçerlidir.
Kıbrıs sorununa gerçekten çözüm bulunmasını isteyen bütün partiler ve siyasi şahsiyetler artık şunu anlamalıdır: Bu yönde yapabilecekleri en önemli hizmet, toplumda bir çözüm iklimi yaratmaktır.
Ne yazık ki bu yönde kayda değer hiçbir şey yapılmıyor.
Hiç kimse tarafından.
Cumhurbaşkanı her retçiyi kucaklıyor, öpücükler dağıtıyor ve gülümsüyor. AKEL yeniden yakınlaşma faaliyetlerini belirgin biçimde azaltmış durumda. DİSİ'nin üst düzey yöneticileri ise Cumhurbaşkanı çözüm yoluna girerse onu destekleyeceklerini söylemekle yetiniyor.
"Cumhurbaşkanı'nı müzakerelerde destekliyoruz" türünden dağınık açıklamalar, safların gözlerine kül serpmekten ve aklı başında her vatandaşla alay etmekten başka bir şey değildir.
Eğer çözüm istiyorsak; özgün ve yaratıcı düşünceye, küçük ve büyük resmi birlikte görebilmeye, olaylara kalıpların dışından bakabilmeye, zihinsel tuzaklardan, alışkanlıklardan, saplantılardan ve sorunumuzu yarım yüzyıldan uzun süredir çözümsüz bırakan diğer bütün engellerden kurtulabilmeye ihtiyacımız var.
Son Güncelleme: 07 Eylül 2026 - 15:14
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/9/7/kibris-rum-gazetelerinden-07092026/