Kıbrıs Rum Gazetelerinden 02.09.2026

HARAVGİ gazetesinin ana haberi…

Cumhurbaşkanı işverenlerin arkasını kolluyor

OEV İhtiyat Fazlası Personel Fonu'na yapılan katkı payının azaltılmasını istedi

İşverenler ve Sanayiciler Federasyonu OEV İhtiyat Fazlası Personel Fonu'na yapılan katkı payının azaltılması talebini Cumhurbaşkanı'na iletmesi, Emekçi Halkın İlerici Federasyonu'nun (PEO) sert tepkisine neden oldu. Sendika, sosyal fonların üçlü sosyal uzlaşıların ürünü olduğunu vurgulayarak, sendikal hareketin katılımı ve onayı olmadan bu fonlarda değişiklik yapılamayacağı mesajını verdi.

PEO ayrıca Anastasiadis ve Hristodulidis dönemleri ile mevcut hükümet sürecinde işverenler lehine sürekli tavizler verildiğini, bunun çalışanlar açısından kayıplara, kamu kaynaklarının azalmasına ve sosyal fonların zayıflamasına yol açtığını savundu.

Sendikaya göre artık temel soru net: Hükümet bir kez daha işverenlerin taleplerine destek mi verecek, yoksa üçlü sosyal uzlaşıları ve çalışanların haklarını mı koruyacak?

*

Haravgi gazetesinin ana haberi

2028'e giden yol Kıbrıs sorununun gölgesinde şekilleniyor

Anita Dimitriu ile Averof Neofitu, bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçiminin siyasi çerçevesi ve gündemini ortaya koydu. Dimitriu, DİSİ'nin bağımsız bir siyasi öneri sunacağını yineleyerek, adayın parti üyeleri tarafından belirleneceğini ifade etti.

Neofitu ise kişisel siyasi hedeflerin önüne Kıbrıs sorununu koyarak, nihai kararını "çözümsüzlük mü, çözüm mü" ikilemi temelinde vereceğini belirtti. Neofitu, siyasette kişilerin değil, politikaların etrafında birleşilmesi gerektiğini vurguladı.

Farklı siyasi çıkış noktalarına sahip olmalarına rağmen her iki isim de ilkeler, kolektif hareket anlayışı ve partinin tarihsel rolüne vurgu yaptı.

*

filelefteros gazetesinin ana haberi

Akaryakıtta Yeni Zam Endişesi

Uluslararası petrol fiyatlarındaki yükseliş akaryakıt fiyatlarını yukarı çekmeye devam ediyor. Son günlerde benzinin litre fiyatı 1 sent, kalorifer yakıtının litre fiyatı ise 5 sent arttı. Ortalama fiyatlar benzinde 1,602 euro, motorinde ise 1,855 euro seviyesine ulaştı.

Son 50 günde kurşunsuz benzinin litre fiyatı 13,7 sent, motorinin litre fiyatı ise 28,9 sent yükseldi. Uzmanlar, mevcut vergi indiriminin sona ermesi halinde fiyatların benzinde 1,685 euroya, motorinde ise 1,938 euroya kadar çıkabileceğine dikkat çekiyor.

Brent petrolün varil fiyatının 94 doların üzerine yükselmesinde Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler ve küresel arz endişeleri etkili oldu. Hükümetin, 17 Eylül'de sona erecek akaryakıt vergisi indirimini Kasım ayına kadar uzatmayı değerlendirdiği belirtiliyor. Yetkililer, litre başına 8,33 sentlik vergi indiriminin sürmesinin tüketicileri daha yüksek fiyat artışlarından koruduğunu ifade ediyor.

*

POLİTİS gazetesinin ana haberi:

Kıbrıs hayat pahalılığında zirveye oynuyor

Eurostat, Ağustos Ayında Kıbrıs'ta Enflasyonu Yüzde 5,2 Olarak Tahmin Etti

Eurostat'ın Ağustos ayına ilişkin tahminlerine göre Kıbrıs'ta enflasyon yüzde 5,2 olarak gerçekleşti. Böylece Kıbrıs, Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında en yüksek enflasyona sahip ikinci ülke konumuna yerleşti.

Kıbrıs ekonomisi yoğun enflasyon baskısı altında kalmayı sürdürürken, fiyat artışlarının temel nedeni olarak enerji maliyetleri gösteriliyor. İstatistik Dairesi'nin Temmuz ayına ilişkin nihai verileri de enerji fiyatlarının genel fiyat endeksi üzerindeki en güçlü etkiye sahip olduğunu ortaya koydu.

Bu gelişmeler üzerine Maliye Bakanlığı, akaryakıtta uygulanan indirimli vergi uygulamasını Kasım ayı sonuna kadar uzatma yönünde adım atıyor. Ancak fiyatların halen yüksek seviyelerde seyretmesi endişeleri artırıyor. Akaryakıt İstasyonları Birliği Başkan Yardımcısı da yaptığı açıklamada mevcut durumun ciddi kaygı yaratmaya devam ettiğini belirtti.

*

Kıbrıs Rum gazetelerinin diğer öne çıkan başlıklarından seçmeler…

Filelefteros…

DİSİ Genel Merkezi'nde alarm zilleri çalıyor - Adaylık yarışı erken başladı

DİSİ'de cumhurbaşkanlığı seçimleri için parti içi resmi süreç henüz başlamamış olsa da, partinin aday belirleme yarışının fiilen start aldığı belirtiliyor. Parti içindeki farklı gruplar niyetlerini şimdilik geri planda tutmaya çalışsa da, yaklaşan seçimler öncesinde rekabetin giderek görünür hale geldiği ifade ediliyor.

Dünkü açıklamalar bu tabloyu ortaya koyuyordu. DİSİ Başkanı Anita Dimitriu, partisinin mevcut Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'i desteklemeyeceğinin kesin olduğunu söyledi. Öte yandan Averof Neofitu ise Kıbrıs sorununda yeni bir Guterres çerçevesinin ortaya çıkması ve stratejik bir anlaşma perspektifinin oluşması halinde Cumhurbaşkanı'nın yanında yer alacağını belirtti.

Averof Neofitu'nun açıklamaları ise Kıbrıs konusunda ilerleme sağlanamaması durumunda kendisinin cumhurbaşkanlığına aday olabileceği yönünde yorumlandı. Böylece DİSİ içinde, resmi süreç başlamadan önce adaylık ve seçim stratejilerine ilişkin tartışmaların hız kazandığı değerlendiriliyor.

*

Batı Nil Virüsü vakaları 6'ya yükseldi

Kıbrıs'ta Batı Nil Virüsü vakalarının sayısı artmaya devam ediyor. Yetkili makamlar bugün iki yeni vakanın daha doğrulandığını açıklarken, toplam vaka sayısı 6'ya yükseldi.

Sağlık yetkilileri, şimdiye kadar tespit edilen tüm hastaların hastanede tedavi altına alındığını bildirdi. Öte yandan, virüs şüphesi taşıyan iki kişiyle ilgili laboratuvar incelemeleri sürüyor ve test sonuçlarının beklendiği belirtildi.

Yetkili makamlar gelişmeleri yakından takip ederken, vatandaşlara sivrisineklerden korunmaya yönelik temel önlemlere uymaları çağrısında bulunuyor.

*

Baf'ta Hayvan Barınağı İçin Süreç Hızlandırılıyorv

Yeni Çevre ve Hayvan Refahı Komiseri İlias Mirianthus'un göreve başlamasının ardından, Baf bölgesinde yapılması planlanan yeni sahipsiz hayvan barınağı için yer belirleme ve inşaat süreci hız kazandı. Komiserin yerel makamlarla yürüttüğü temasların, projeye öncelik verildiğini gösterdiği belirtilirken, yetkililer sorunun önümüzdeki aylarda çözüme kavuşacağı görüşünde.

Baf Belediye Başkan Vekili Angelos Onisiforu, bölgede uygun bir tesisin bulunmaması ve sorunun giderek büyümesi nedeniyle konunun öncelikli olarak ele alındığını söyledi.

Barınakla ilgili çalışmalar, geçen mayıs ayında Baf Belediyesi'nde düzenlenen ve bölgedeki belediye başkanları, toplum temsilcileri, dönemin Çevre ve Hayvan Refahı Komiseri Antonia Theodosiu ile Simba Animal Aid hayvan hakları örgütü temsilcilerinin katıldığı toplantıyla somutlaştı.

Yapılan görüşmelerde, Baf bölgesindeki tüm belediye ve köylere hizmet verecek modern bir geçici hayvan barınağının kurulmasına yönelik güçlü destek teyit edildi.

Baf Belediye Başkan Vekili, gerekli işlemlerin hızla tamamlanarak barınağın 2027 yılı içinde hizmete açılmasının hedeflendiğini açıkladı.

*

POLİTİS gazetesinden…

Yasadışı Güneş Enerjisi Sistemleri: İki Ayda 22 Vaka Tespit Edildi, 110 Sistem İnceleniyor

Kıbrıs Elektrik İdaresi AİK'in Dağıtım Sistemi İşletmecisi tarafından Haziran ayından bu yana yürütülen denetimlerde, güneş enerjisi sistemlerine ilişkin 22 yasadışı bağlantı ve izinsiz kapasite artırımı tespit edildi. Aralarında büyük ticari tesislerin de bulunduğu sistemler şebekeden çıkarıldı.

Denetimler kapsamında ayrıca 110 güneş enerjisi sistemi daha inceleme altında bulunuyor. AİK, usulsüzlükleri tespit etmek için akıllı sayaç verileri, kurumun yazılım sistemleri ve uydu görüntülerinden yararlanıyor.

Yasadışı sistemlerin sahipleri para cezası ve soruşturma masraflarıyla karşı karşıya kalırken, AİK elektrik şebekesinin güvenli ve istikrarlı işletilmesi amacıyla denetimlerin süreceğini açıkladı.

*

MAKALE – Politis

Sevgili dinleyiciler, şimdi sizlerle Politis gazetesinde 23 Ağustos'ta yayımlanan Mihalis Stavru’nun kaleminden çıkan bir değerlendirme yazısını paylaşmak istiyoruz. Güncelliğini halen koruyan bu makalede, Kıbrıs sorununda tarafların izlediği yol, müzakerelerin geleceği ve güven yaratma konusunu ele alıyor. Yazıda, hem Rum tarafının hem de Kıbrıs Türk tarafının çözüm sürecini sürdürmek istediği, ancak gerekli siyasi iradeyi ortaya koyma ve karşılıklı güven oluşturacak adımları atma konusunda çekingen davrandığı görüşü dile getiriliyor. Birlikte bir göz atalım…

Çözüm Çıkmazından Bir ÇIKIŞ Arayışı

Yazan: Mihalis Stavru

2026 yılında Kıbrıs sorununu ele alış biçimimizde derin bir çelişki var. Bir yandan, çözümün bir gün gerçekleşecekse iki toplumun yeniden yakınlaşmasına dayanması gerektiği konusunda herkes hemfikir. Güven artırıcı önlemlerden, Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türkler arasındaki temasların artırılmasından ve ortak vatanda yeniden birlikte yaşamayı öğrenme gerekliliğinden söz ediyoruz. Öte yandan, insanları birbirine yaklaştırabilecek her girişim ortaya çıktığında tartışmalar yeniden alevleniyor.

Girne'de yapılması planlanan NEXUS Festivali'nin iptal edilmesi bunun son örneği oldu. Tepkiler elbette anlaşılabilir. Ancak bir konserin düzenlenmesi ya da ünlü sanatçıların sahneye çıkması ne işgali ne de mevcut durumu ortadan kaldırır. İnsanların Girne'ye ilişkin hafızası, özlemi ve aidiyet duygusu birkaç saatlik bir etkinlikle silinmez. Bu meselenin siyasi boyutu da vardır, tarihi de, hafızası da. İtirazlarını dile getirenlerin göz ardı edilemeyecek gerekçeleri bulunuyor. Ancak asıl soru, yalnızca itiraz etmekle yetinip yetinmediğimizdir. Çünkü mesele sadece neyi istemediğimiz değil, neyin gerçekleşmesini istediğimizdir. Ne yazık ki bu konuda toplum olarak hiçbir zaman yeterince cesur olamadık.

On yıllardır umutlarımızı büyük ölçüde diplomatik sürece bağladık. Bir sonraki beşli toplantıyı, bir sonraki görüşmeyi, bir sonraki ortak açıklamayı ve yeni bir fırsat penceresini bekleyip duruyoruz. Şimdi de 26 Ağustos'ta yeni görüşmeler yapılıyor. Oysa yarım asrı aşkın süredir çözümü konuşmamıza rağmen onu toplumsal bir gerçekliğe dönüştürebilmiş değiliz. Belki de en büyük eksikliğimiz budur.

İki toplumun insanlarını birbirine yaklaştırmak için gerçekte kaç somut adım attık? Kaç yeni geçiş kapısı açtık? Üstelik bunları çoğu zaman vatandaşların günlük yaşamını kolaylaştıracak doğal düzenlemeler olarak değil, tarihi tavizler gibi tartışıyoruz. Oysa gerçekten federal bir çözüm hedefleniyorsa, insanlar arasındaki temas denklemin dışında değil, tam merkezinde yer almalıdır.

Ortak vatan fikrine inanan birçok kişi bunu yıllardır dile getiriyor. Bunlardan biri de Sevgiül'dü. Daha fazla ortak kültürel etkinliğe, daha fazla spor organizasyonuna, gençleri bir araya getirecek daha fazla buluşmaya ve insanların siyasi kimliklerin ve önyargıların ötesinde birbirlerini tanıyabilecekleri daha fazla fırsata ihtiyaç olduğunu sürekli vurguluyordu.

Birlikte yaşamayı, siyasi bir hedef haline gelmeden önce günlük hayatın doğal bir parçası kılacak bir stratejiye ihtiyaç var. Sevgiül'e göre Kıbrıs sorunu yalnızca müzakere masasında çözülemez. Çözüm, her iki tarafta daha fazla insanın iş birliğini bir tehdit olarak değil, ortak bir geleceğin ön koşulu olarak görmeye başlamasıyla mümkün olabilir.

Elbette bunların Kıbrıs sorununu tek başına çözeceğini ya da Türkiye'nin tutumunu bir anda değiştireceğini kimse iddia etmiyor. Ancak bu tür girişimler, Kıbrıs sorununun çözümü yönünde gerçek bir iradenin bulunup bulunmadığını gösteren önemli adımlardır.

Ve artık bunu açıkça söylemenin zamanı gelmiştir.

Aradan 52 yıl geçmiş olsa bile.

*

MAKALE – Filelefteros

Okullarda “Din Okuryazarlığı”

Hristos Arvanitis

“Kapsayıcı” devlet okulunda bütün öğrenciler (sessizce ama bir o kadar da... gözle görülür biçimde) kapsanmazken.

Özgür ve demokratik bir devletin kamu okullarında bazı öğrencilerin, ebeveynleri ya da vasileri talep ettiği için bir dersten muaf tutulması nasıl açıklanabilir? Eğitim Bakanı’nın tanımladığı şekliyle Kıbrıs’taki gibi “kapsayıcı” bir okulda, bazı öğrencileri dışarıda bırakan dersler nasıl olabilir? Üstelik bunun gerekçesi, bu derslerin herkes için uygun olmamasıysa... Söz konusu meşhur kapsayıcı okul aslında herkes için uygun değildir anlamına geliyor olmasın?

Eğitim Bakanı Athena Mihailidu, kısa süre önce yayımladığı genelgede, Din Kültürü dersinin ve sabah yapılan toplu duanın gerekliliğine değindi. Ortodoks Hristiyan olmayan öğrenciler bu dersten muaf tutulabilecek. Sınıftan çıkacak ve başka bir gruba katılacaklar. Sabah duasında ise diğer öğrenciler topluca “Üçlü Tanrı’ya” dua ederken, onlar “sessizce kendi Tanrılarına” dua edecekler; ya da eğer bir tanrıları yoksa hiç kimseye etmeyecekler. Peki neden bu istisnalar var? Çocukların dünyadaki dinleri, bunların özelliklerini ve aralarındaki farkları öğrendiği varsayılan bir Din Kültürü dersi neden herkes için uygun olmasın? Çünkü gerçekte bu bir Din Kültürü dersi değil, Ortodoksluk dersidir.

Bakanın genelgesinde belirttiği gibi, “din eğitimi okullarımızın temel hedeflerinden biri olmaya devam ediyor.” Uygulamada bunun anlamı Ortodoks inancına yönelik eğitimdir. Peki laik bir devletin kamu okulunda dini telkin niteliği taşıyan bir dersin ne işi var? Yıllardır uygulandığı belirtilen zorunlu, açık ve toplu sabah duasının bu laik okulda yeri nedir? Bunlar, Bakanlığın hedeflediğini söylediği çok kültürlü ve kapsayıcı okul anlayışıyla nasıl bağdaşıyor? Gerçekten kapsayıcı bir okul, her öğrencinin dini geçmişine aynı ölçüde saygı göstermeli ve belirli bir inanca kamusal alanda ayrıcalık tanımaktan kaçınmalıdır. Üstelik kamu eğitim sistemi yalnızca çoğunluğa değil, dini ne olursa olsun her çocuğa aittir.

Bakana göre, “halkın kimliği Ortodokslukla ayrılmaz biçimde bağlantılıdır.” Ancak tam olarak kimdir bu, doğası gereği Ortodoks kabul edilen “halk”? Özellikle de eleştirel düşünme yetisi henüz gelişmemiş küçük bir çocuğu, bakanın tanımladığı bu “kimliğin” kalıplarına sokmaya kim hakkı olduğunu düşünebilir? Madem hepimiz doğuştan aynı “kimliğe” sahibiz, o zaman neden yetişkinler için de zorunlu toplu dualar olmasın? Bu kimlikle özdeşleşmeyenler de tıpkı öğrenciler gibi sessizce kendi tanrılarına dua edebilir ya da yüksek sesle, “laik” devletimizin hükümetinin bu otoriter saçmalıklardan vazgeçmesini dileyebilir. Çünkü bu tür uygulamalar bizi, hoşlanmadığımız din devletlerinin; mollaların, Taliban’ın, Yahudilerin ya da geçmişin otoriter rejimlerinin; örneğin cuntanın “Yunanistan Yunanların ve Hristiyanlarındır” anlayışına dayanan dönemi örneklerine tehlikeli biçimde yaklaştırıyor.

İşin komik yanı -gerçekten gülünecek bir şey varsa tabii- Kıbrıs’taki kurumun adının “Eğitim, Spor ve Gençlik Bakanlığı” olmasıdır. Yunanistan’da ise aynı kurum kendisini “Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı” olarak tanımlıyor. (“Din İşleri” ifadesindeki çoğul eki ikiyüzlüce; çünkü orada da kastedilen tek bir “doğru” din, yani ilmihal kurslarında da öğretilen din.) Görünen o ki, tek bir Ortodoks halkın ortak “kimliği” anlayışı orada da geçerli. Ancak Yunanistan Anayasası’nın 3. maddesi “egemen dinin Doğu Ortodoks Kilisesi’nin dini olduğunu” söylese de, 13. madde “din ve vicdan özgürlüğünün dokunulmaz olduğunu, bireysel ve siyasi haklardan yararlanmanın kişinin dini inançlarına bağlı olamayacağını” hükme bağlıyor. Kısacası, “egemen” olması herkes için zorunlu olması demek değildir.

Buna karşılık Zürih Anayasası, Kıbrıslıları iki ayrı topluluk içine hapsetti; yani bakanın sözünü ettiği iki ayrı “kimliğe”. Bu durum birlikte yaşamayı kolaylaştırmak bir yana, dil, köken ve geleneklerle birlikte ayrışmanın unsurlarından biri haline geldi. Oysa Bakanlığın müfredatına göre Din Kültürü dersinin amacı, “Ortodoks inancı ve ülkenin dini geleneğinin incelenmesi temelinde din okuryazarlığı kazandırmak”, böylece öğrencilerin “kendilerini, Üçlü Tanrı’nın eşsiz yaratımları olarak görmeleri ve başkalarıyla sevgi temelinde bir arada yaşayarak olgunlaşmaları; karşılıklı saygı ve iş birliği içinde yer almalarıdır. Ayrıca ders, fanatizm ve hoşgörüsüzlüğe karşı evrensel değerlerin geliştirilmesini hedeflemektedir.”

Oysa sevgi, iş birliği ve karşılıklı saygı yalnızca dini ya da sadece Ortodoks değerlere özgü değil ki. Bunlar evrensel insani değerlerdir ve bir kişi ister Hristiyan, ister Müslüman, ister Yahudi, ister ateist olsun olmasından bağımsız bunları benimseyebilir. Başkasına saygı duymak ya da bir çocuğun farklılıkları ne olursa olsun diğer insanları eşit kabul etmeyi öğrenmesi için bir tanrıya inanması ya da onun cezasından korkması gerekmez. Kaldı ki, insanın ne olduğunu söylemesi başka şey, yaptığını ve savunduğunu iddia ettiği değerleri nasıl uyguladığı başka şey. Bunu her gün görüyoruz. Eğer bir gün Kıbrıs’ı bölünmüş halde tutan engelleri ortadan kaldırmak istiyorsak, önce çocuklarımıza bu kalıcı insani değerlere saygıyı öğretmeliyiz. Okulun gerçek görevi budur. Dinler ise buna yardımcı olmak bir yana, birlikte yaşamın önünde bir engel daha oluşturuyor.

Son Güncelleme: 02 Eylül 2026 - 14:23

Son Haberler

02 Eylül
Kıbrıs Cumhuriyeti, deniz güvenliği konusunda acil bir geçici düzenlemeyi gündeme getiriyor
14:55
Bakanlar Kurulu, şiddetli hava olaylarından etkilenenlere mali yardım sağlanmasına karar verdi
14:54
Almanya: Leipzig’de yaşanan drone saldırısı girişiminden Rusya sorumludur
14:53
Marmara Denizi'nde 2 ticari geminin çarpıştı
14:52
Alabora olan katamaran 550 metre derinlikte tespit edildi.
14:50
Kıbrıs Rum Gazetelerinden 02.09.2026
14:22
01 Eylül
Maliye Bakanlığı, akaryakıtlar üzerindeki tüketim vergisinde 8,33 sentlik indirimin süresinin uzatılmasına karar verdi.
15:53
Cumhurbaşkanlığı : Kıbrıs-ABD ilişkileri, şimdiye kadar hiç olmadığı kadar yüksek bir seviyede
15:49
Ukrayna'nın başkenti Kiev art arda 6. gece güçlü patlamalar sarsıldı.
15:48
Netanyahu: Yunanistan ile imzalanan “Ahilleas Kalkanı” adlı anlaşma, İsrail tarihinin en önemli anlaşmalarından biri
15:46
Aglantzia: 18 yaşındaki bir gence yönelik cinayet teşebbüs vakası kapsamında 8 kişi gözaltına alındı.
15:44
İşgal bölgelerinde hayatta kalanları bulmaya yönelik arama çalışmaları devam ediyor
15:42
Tüm haberler

Video on Demand

Η υπηρεσία ΡΙΚFLIX δίνει την ευκαιρία στους τηλεθεατές που κατέχουν έξυπνες τηλεοράσεις οι οποίες υποστηρίζουν την εφαρμογή της υβριδικής τηλεόρασης (HbbTV) με τη χρήση του κόκκινου κουμπιού -που βρίσκεται στο κάτω μέρος του τηλεκοντρόλ- να μεταφέρονται σε διαδικτυακό περιβάλλον από όπου μπορούν να παρακολουθήσουν ετεροχρονισμένα τα προγράμματα του ΡΙΚ.

Όταν κάποιος τηλεθεατής είναι συντονισμένος στις συχνότητες της Επίγειας Ψηφιακής Πλατφόρμας (DVB-T) του ΡΙΚ και παρακολουθεί ΡΙΚ 1, ΡΙΚ 2 ή ΡΙΚ HD και ο δέκτης του υποστηρίζει την εν λόγω εφαρμογή, στο κάτω μέρος της οθόνης του θα παρουσιαστεί για λίγα δευτερόλεπτα ένα εικονίδιο που θα τον καλεί να πατήσει το κόκκινο κουμπί. Πατώντας το κόκκινο κουμπί, εισέρχεται στην πλατφόρμα ΡΙΚFLIX. Σε περίπτωση που ο τηλεθεατής θέλει να επανέλθει στη ζωντανή ροή εκπομπής θα πρέπει να ξαναπατήσει το κόκκινο κουμπί.