Kıbrıs Rum Gazetelerinden 03.09.2026

Fileleftheros Gazetesinin Ana Haberi

Su Yönetimi İçin Yıllık 235 Milyon Euro

Kıbrıs'ın 2050'ye Kadar Su İhtiyacını Karşılayacak Yeni Plan Onaylandı

Bakanlar Kurulu, Kıbrıs'ın yağışlara bağımlılığını tamamen ortadan kaldırmayı ve 2050 yılına kadar su ihtiyacını güvence altına almayı hedefleyen yeni su yönetimi planını onayladı.

Plan kapsamında yıllık 500 bin metreküp tuzdan arındırılmış su üretiminin maliyetinin 235 milyon euro olacağı hesaplanıyor. Aynı zamanda Yermasoya'da planlanan yüzer tuzdan arındırma tesisinden vazgeçilirken, Aya Napa'daki tesis projesi de kesin olarak iptal edildi. Bunun yerine üç yeni kalıcı tuzdan arındırma tesisinin kurulması hedefleniyor.

Su Geliştirme Dairesi, uzun vadeli tuzdan arındırma planı kapsamında, ülkenin içme ve kullanma suyu ihtiyacının 2050 yılına kadar tamamen tuzdan arındırılmış sudan karşılanmasını öngören temel senaryoya ilişkin stratejik fizibilite çalışmasının hazırlanması için ihaleye çıktı.

Söz konusu çalışma, planlanan yeni projelere gerçekten ihtiyaç olup olmadığını ve halen kullanılan mobil tuzdan arındırma tesislerinden kaçının kalıcı ya da yedek kapasite olarak faaliyetini sürdüreceğini belirleyecek.

*

Politis Gazetesinin Ana Haberi

Avrupa ile Rusya Arasında Soğuk Savaş Gerginliği

Almanya Moskova'yı Saldırı Girişimiyle Suçluyor

Almanya, Ağustos ayının başında Leipzig Havalimanı'na yönelik bir saldırı girişiminden Moskova'yı resmen sorumlu tuttu. Berlin yönetimi, Alman güvenlik makamlarının bulgularına ve iki şüpheliye ilişkin verilere dayanarak suçlamalarını açıkladı.

Gelişmeler üzerine Almanya, Bonn'daki Rus Konsolosluğunu kapattı ve Rusya'ya yönelik yeni Avrupa Birliği yaptırımlarının hayata geçirilmesi için girişim başlattı.

Avrupa Birliği ve NATO, yaşananları devlet destekli terörizm ve Ukrayna'ya verilen desteği zayıflatma girişimi olarak değerlendirirken, Moskova ise suçlamaları reddederek bunların asılsız olduğunu savundu ve karşı önlemler alınacağı uyarısında bulundu.

*

Haravgi Gazetesinin Ana Haberi

Cumhurbaşkanlığı'nda Bisikletle Geziyorlar

AKEL'den Hayat Pahalılığıyla Mücadele İçin Yeni Çağrı

AKEL, akaryakıtta uygulanan düşük tüketim vergisinin kapsamının genişletilmesi, çifte vergilendirmenin kaldırılması, piyasadaki denetimlerin sıkılaştırılması ve sosyal politikaların güçlendirilmesine ilişkin önerilerini yeniden gündeme taşıdı.

AKEL yetkililerinden Haris Polikarpu, Maliye Bakanlığının "Kıbrıs'ta benzinin Avrupa Birliği'ndeki en düşük ikinci fiyata sahip olduğu" yönündeki değerlendirmesine tepki göstererek hükümetin hayat pahalılığının toplum üzerindeki etkilerini kavrayamadığını savundu.

Öte yandan akaryakıt istasyonu işletmecileri, motorin fiyatının litre başına 2 euroya kadar çıkabileceği uyarısında bulundu. Temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışlarının ise bazı kalemlerde yüzde 90'a ulaştığı belirtiliyor.

*

Alithia Gazetesinin Ana Haberi

Ciddi Görüşmeler Olmadan Yeni 5+1 Toplantısı Yapılmayacak

Birleşmiş Milletler Yeni Genişletilmiş Toplantı İçin Somut İlerleme Şartı Arıyor

Birleşmiş Milletler, yeni genişletilmiş 5+1 toplantısının otomatik olarak gerçekleştirilmeyeceğini ve bunun öncesinde somut hazırlık çalışmalarının yapılması gerektiğini net biçimde ortaya koydu.

BM Genel Sekreteri'nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin'in, temaslarda kaydedilen ilerlemeler ve çözülemeyen konular hakkında Antonio Guterres'i bilgilendirmek üzere New York'a gitmesi bekleniyor. Taraflar haftalık temaslar konusunda uzlaşmış olsa da, henüz bekleyen konularda somut anlaşmalara ulaşılamadı.

Girne açıklarındaki deniz faciası nedeniyle ertelenen süreçte dikkatler 9 Eylül'de yapılacak görüşmeye çevrildi. Bu tarihte Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile Kıbrıs Türk toplumu lideri Ersin Tatar bir araya gelecek.

Gözler artık, yeni genişletilmiş 5+1 toplantısının önünü açabilecek görüşmelerin içeriğine ve ortaya çıkacak sonuçlara çevrilmiş durumda.

*

*

Kıbrıs Rum gazetelerinde öne çıkan haberlerden bazı seçmeler…

Filelefteros’tan…

70 Karton Sigarayla Yakalandı

Birleşik Krallık'a Gitmek Üzereydi, 4 Bin 200 Euro Ceza Ödedi

Larnaka Havalimanı'nda görevli Gümrük Dairesi yetkilileri, aldıkları istihbaratın değerlendirilmesi sonucu Birleşik Krallık'a gitmek üzere havalimanında bulunan 57 yaşındaki bir Kıbrıslı Türk yolcuyu denetledi.

Yolcunun bavulunda, sigaranın zararlarına ilişkin Yunanca ve Türkçe sağlık uyarıları bulunmayan, ayrıca güvenlik işareti ve izlenebilirlik kodu taşımayan büyük miktarda sigara tespit edildi. Yetkililer, bunun gümrük vergisi ve diğer yükümlülükleri ödenmemiş ürünler olduğuna işaret ettiğini belirtti.

Yapılan kontrolde yolcunun bagajında, her biri 200 sigara içeren toplam 70 karton sigara bulundu.

Suçüstü yakalanan yolcu tutuklanırken, bagajına ve sigaralara el konuldu. Daha sonra, davanın mahkemeye taşınmadan uzlaşmayla sonuçlandırılmasına yönelik talebinin kabul edilmesi üzerine 4 bin 200 euro ödeyerek serbest bırakıldı. El konulan sigaraların ise ilgili prosedür uyarınca imha edileceği belirtildi.

*

Filelefteros’tan…

1974 Esirleri Listesine Usulsüz Şekilde Girdiler, Yıllarca Ödenek Aldılar

Sayıştay İncelemesi Sonrası Polis Soruşturması Başlatıldı

1974 savaş esirleri listesine usulsüz şekilde dahil edilmiş olabilecek kişilerin ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalması bekleniyor. Söz konusu kişilerin, listede yer almalarını gerekçe göstererek her altı ayda bir verilen bin euroluk ödeneği aldığı belirtiliyor.

1974 Kıbrıs Savaş Esirleri Derneği Başkanı Vasos Hristu, Fileleftheros gazetesine yaptığı açıklamada, eski bir Cumhurbaşkanlığı Komiserinden aldığı bilgilere göre listelere yaklaşık 60 ila 70 kişinin dahil edilmiş olabileceğini söyledi.

Örgütlü savaş esirleri, bu kişilerin tamamının usulsüz şekilde listeye girdiğini iddia etmediklerini, ancak gerçekten savaş esiri olup olmadıklarının belirlenmesi için kapsamlı bir inceleme yapılmasını talep ettiklerini belirtiyor.

Öte yandan Hristu, derneğin yedi üyesinin kendisiyle temasa geçtiğini ve savaş esirleri listesinde yer almalarına rağmen ödeneklerinin kesilmesinden şikâyet ettiklerini aktardı.

Hristu, savaş esiri statüsünün belirlenmesinde ciddi bir karmaşa yaşandığını da ifade etti. Buna göre, Kızılhaç'ın resmi kayıtlarının yanı sıra Milli Muhafız Ordusu ve İçişleri Bakanlığı tarafından tutulan farklı listeler de bulunuyor ve bu durum kimin gerçekten savaş esiri olarak kabul edildiği konusunda belirsizlik yaratıyor. Hristu’nun açıklamasına göre, aslında geçerli sayılması gereken tek listenin Kızılhaç kayıtları çünkü Türk ordusu tarafından serbest bırakılan her savaş esiri anında Kızılhaç kayıtlarına işlenmişti.

*

Politis’ten…

Girne'deki facia siyasi krizi de beraberinde getirdi: Arıklı'nın partisi "hükümetten" çekildi

Girne açıklarında meydana gelen Filo Jet faciasının ardından Kıbrıs Türk toplumunda siyasi gelişmeler hız kazandı. Yeniden Doğuş Partisi'nin (YDP) "hükümetten" çekilme kararı aldığı açıklandı.

YDP Başkanı Erhan Arıklı, partisinin Parti Meclisi'nin aldığı kararla "hükümetten" ayrılma yönünde karar verdiğini söyledi. Arıklı, söz konusu kararın yazılı olarak "başbakan" Ünal Üstel'e bildirileceğini belirtti.

Arıklı ayrıca, uzun zamandır mevcut "hükümetin" Kıbrıs Türk toplumunu seçime götürmesi gerektiği görüşünü taşıdığını ifade etti.

*

Politis’ten sağlık alanıyla ilgili bir gelişme…

Sarı Ambulansların Ardından Beyaz Ambulanslar Geliyor: Ne Zaman Çağrılacaklar, Kimleri Taşıyacaklar?

Kıbrıs'ta ambulans hizmetlerinde yeni bir döneme geçiliyor. Ulusal Ambulans Kurumu, acil vakalar ile planlı hasta nakillerini birbirinden ayıracak yeni uygulamayı hayata geçirmeye hazırlanıyor.

Yeni düzenlemeyle birlikte sarı ambulanslar acil vakalara müdahale edecek, beyaz ambulanslar ise planlı hasta nakillerinde kullanılacak. Böylece acil durumlara müdahale eden ambulansların ve ekiplerin, bugün önemli ölçüde zaman alan planlı hasta taşımacılığı nedeniyle görevlerinden uzak kalmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.

Mevzuatın uygulanmasına yönelik hazırlıklar sürerken, sürecin Kasım ayı sonuna kadar tamamlanması amaçlanıyor.

*

Haravgi gazetesindeki Yannis Kakaris imzalı yazıdan alıntılar…

Belli ki Toplumla Arada Bir Uçurum Var...

Hayat pahalılığı artık aile bütçeleri üzerinde geçici bir baskı olmaktan çıkmış durumda. Binlerce hanenin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen günlük bir gerçeğe dönüşmüş bulunuyor.

Kıbrıs'taki enflasyonun yüzde 5,2 ile Euro Bölgesi ortalaması olan yüzde 3,3'ün belirgin biçimde üzerinde olması da bunun açık göstergelerinden biri.

İstatistiklerin arkasında, vatandaşların her gün markette, akaryakıt istasyonunda ve faturalarında karşılaştığı gerçek fiyatlar bulunuyor. Enerji fiyatları son bir yılda yüzde 14,3 arttı. Akaryakıttaki zamlar sürüyor. Hatta motorinin litre fiyatının 2 euroya ulaşabileceği yönünde uyarılar yapılıyor.

Kıbrıs Tüketiciler Birliği'nin verilerine göre e-Kalathi kapsamındaki bin 434 üründe ortalama yüzde 10,4'lük fiyat artışı yaşandı. Düşük gelirli çalışanlar, emekliler ve dar gelirli aileler için bu yalnızca bir fiyat artışı değil; hangi temel ihtiyaçtan vazgeçeceklerine karar vermek zorunda kalmaları anlamına geliyor.

Hükümet, Kıbrıs'ta benzinin Avrupa Birliği'ndeki en düşük ikinci fiyata sahip olduğunu söylüyor. Ancak asıl sorulması gereken soru başka: Bu fiyatlar hangi gelir düzeyiyle ve hangi satın alma gücüyle karşılaştırılıyor?

Ekonomi yalnızca büyüme oranlarıyla ya da bütçe fazlalarıyla ölçülemez. Esas ölçüt, çalışanların maaşlarıyla insanca yaşayabilmesi, emeklilerin faturalarını ödeyebilmesi ve ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesidir. Hayat pahalılığı rakamlardan ibaret değil. Hükümet göstergelere bakıyor, vatandaş ise satın alma gücünün eridiğini hissediyor. Ekonominin gerçek ölçütü de insanların günlük yaşamıdır.

*

*

Gelelim günün makalesine sd. Politis gazetesinden seçtik… Stefanos Evripidu'nun Kıbrıs sorunundaki son sürece ilişkin kaleme aldığı analiz yazısını paylaşıyoruz.

Siyasi İrade Testi: Kıbrıs Sorununda Küçük Adımlar, Büyük Beklentiler

Her iki taraf da sürecin ilerleyebileceğini görüyor. Ama güven yaratılması ve çıkmazın aşılması için gerekli siyasi bedeli ödemeye henüz hazır görünmüyorlar.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 29 Temmuz'da Kıbrıs'tan ayrılırken iki lidere, somut sonuçlar üretecek yeni bir genişletilmiş toplantının koşullarını oluşturmaları çağrısında bulunmuştu. Dört hafta sonra iki lider, Guterres'in ziyaretinden bu yana ilk kez bir araya geldi.

Bu görüşme bir dönüm noktası yaratmadı. Ancak süreci de çıkmaza sürüklemedi. Taraflar haftalık görüşmeler yapılması konusunda uzlaşırken, Sivil Toplum Danışma Kurulu'nun oluşturulması yönünde de bir adım daha attı ve Yürütme Komitesi'nin on üyesinin belirlenmesinde anlaşmaya vardı.

Bu komitenin oluşturulması prensipte zaten uzun zamandır kabul edilmişti. Dolayısıyla artık asıl mesele uygulamaya geçilmesidir. İki liderin süreci ne kadar sürede tamamlayacağı ve ilk aşamada 100 üyeden oluşması öngörülen Sivil Toplum Danışma Kurulu'nu ne zaman hayata geçireceği merak ediliyor.

Görüşme

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, görüşmenin ardından iyimser bir tablo çizerek sürecin "doğru yönde ilerlediğini" söyledi.

Kıbrıs Türk toplumu lideri Tufan Erhürman ise daha temkinli bir yaklaşım benimsedi. Son dönemde yaşanan gerginliğin gölgesinde yapılan görüşmede, Kıbrıs Cumhuriyeti tarafının Kıbrıs Türk toplumunda düzenlenmesi planlanan diplomatik, kültürel ve sportif etkinliklere yönelik girişimlerine de değindi.

Bununla birlikte görüşme, tarafların temel pozisyonlarında herhangi bir değişiklik yarattığını göstermedi.

Hristodulidis, mülkiyet başlığının toprak konusu ile, yönetim başlığının ise güvenlik ve garantilerle ilişkilendirilmesini öngören bir müzakere yöntemi önerdiğini açıkladı. Ancak bu yaklaşım, her iki tarafın da yaşamsal önemde gördüğü başlıklar arasında bağlantı kurulması girişimi olarak değerlendirilebilir.

Erhürman ise siyasi eşitliğin pazarlık konusu olamayacağını savundu. Kıbrıs Türk toplumu tarafına göre siyasi eşitlik, müzakerelerin başlangıç noktasında kabul edilmesi gereken bir ilkedir. Aksi halde ne müzakere yönteminde, ne geçmiş yakınlaşmaların değerlendirilmesinde ne de temel başlıklarda ilerleme sağlanabilir.

Süreç

Müzakere başlıklarının paketler halinde ele alınması fikri ilk kez Hristofyas-Talat döneminde ortaya atılmış, Anastasiadis-Akıncı görüşmelerinde ise daha somut bir çerçeveye kavuşmuştu.

Kran Montana'da Antonio Guterres, Kıbrıs'a özgü bir durumla karşılaştı: En küçük ayrıntıların bile ayrı ayrı müzakere edilmesi.

Eski bir yetkilinin alaycı ifadesiyle taraflar, federal binalarda her toplumdan kaç temizlik görevlisinin çalışacağını bile görüşmüşlerdi. Buna karşılık federal hükümetin nasıl işleyeceği konusunda hâlâ uzlaşmaya varılamamıştı.

Guterres, temel başlıkların birbirine bağlı olduğunu gördü ve bunların ortak bir çerçeve içerisinde paralel biçimde ele alınmasını istedi. Mantık basitti: Temel anlaşmazlıklar aynı anda ele alınırsa, diğer sorunların aşılması kolaylaşabilir ve süreç yeniden çıkmaza sürüklenmeyebilirdi.

Başarılı olsaydı, dünyanın en uzun süreli anlaşmazlıklarından birinin çözüm yolunu açabilirdi.

Aslında farklı başlıkların paralel biçimde müzakere edilmesi mantıksız değildir. Ancak bu yaklaşım sürecin önemli bir zayıflığını da ortaya koymaktadır. Kıbrıslı Rumların yönetime daha az önem verdiği ya da Kıbrıslı Türklerin güvenlik ve garantileri ikinci plana attığı söylenemez.

Bunlar her iki toplum için de hayati öneme sahip konulardır. Bu nedenle bunları bir sıfır toplamlı oyunun unsurları gibi ele almak, taraflar arasında güven oluşturulmasını zorlaştırıyor.

Bu yüzden daha katılımcı bir sürece ihtiyaç vardır. Vatandaşların kaygılarını ortaya koyacak, bu kaygıların nedenlerini inceleyecek ve gerçekçi çözüm yolları arayacak mekanizmalara ihtiyaç duyuluyor.

Gerçek katılım eksikliği kabul edilip giderilmezse, bu barış girişiminin de başarısızlıkla sonuçlanması riski bulunuyor.

Uluslararası deneyimler, vatandaşların daha aktif katılımının barış süreçlerine meşruiyet kazandırdığını gösteriyor. Böylece ortaya çıkacak bir anlaşma, yalnızca liderlerin değil, toplumların da sahiplendiği ortak bir kazanıma dönüşebiliyor.

Kuzey İrlanda'dan Güney Afrika'ya kadar birçok örnek bunu farklı ölçülerde kanıtladı.

Sivil Toplum Danışma Kurulu da sürecin olumlu işaretlerinden biri olarak sunuluyor. Ancak şimdiden oluşan izlenim, bu yapının toplumsal katılımı artırma çabasından çok, kolayca duyurulabilecek bir başarı olarak görülmüş olabileceği yönündedir.

Geçmişte de sayısız komite ve kurul oluşturuldu. Önemli öneriler ortaya kondu. Ancak bunların büyük bölümü sonunda raflarda kaldı.

Bu nedenle asıl önemli olan, liderlerin bu yeni yapıyı nasıl değerlendireceği ve önlerindeki zor tercihleri iki toplumla ne ölçüde paylaşacağıdır.

Taraflar Süreci Nasıl Görüyor?

Kıbrıs Cumhuriyeti tarafına göre BM, Kran Montana'nın son anına kadar uzanan müzakere birikimini içeren dosyayı tamamlayacak.

Bu dosyada yalnızca üzerinde uzlaşı sağlanan noktalar değil, müzakereler sırasında ortaya konulan sözlü ve yazılı pozisyonlar da yer alacak. Belge daha sonra iki tarafa iletilecek.

Ardından BM Genel Sekreteri yeni bir genişletilmiş toplantı çağrısı yapacak ve taraflar müzakerelere kaldıkları yerden devam edilip edilmeyeceğini değerlendirecek. Karşılıklı mutabakat sağlanması halinde yeni değişiklikler de gündeme gelebilecek.

Kıbrıs Türk toplumu tarafı ise farklı bir yaklaşım ortaya koyuyor.

  1. Güven Yaratıcı Önlemler

Öncelikle liderlerin, vatandaşların günlük yaşamını iyileştirmek için birlikte çalışabileceklerini göstermeleri gerekiyor.

  1. Yöntem

Siyasi eşitlik konusunda ilkesel uzlaşı sağlanmalı. Dönüşümlü başkanlık ve etkin katılım kabul edilmeli, ayrıntılar daha sonra düzenlenmelidir.

Geçmiş yakınlaşmaların varlığı da ilkesel olarak kabul edilmeli; belge ve ayrıntılara ilişkin tartışmalar daha sonraya bırakılmalıdır.

Ayrıca bir takvime ihtiyaç olduğu konusunda da ilkesel anlaşma sağlanmalıdır.

Bunun yanında, başta uluslararası toplum olmak üzere ilgili taraflardan, olası bir çözümün Kıbrıslı Rumlar tarafından reddedilmesi halinde Kıbrıslı Türklerin yeniden aynı konumda bırakılmayacağı yönünde güvenceler verilmesi talep ediliyor.

  1. Esas Konular

Bu aşamaya ilişkin şimdiye kadar fazla şey söylenmiş değil. Ortada yalnızca BM kararları temelinde siyasi eşitliğe yapılan ortak vurgu bulunuyor.

Genel Değerlendirme

Müzakereleri başlatmak zor değil. Geçmişte bunu birçok kez gördük. Asıl mesele onları başarıyla sonuçlandırabilmektir.

Kıbrıs Cumhuriyeti tarafının yaklaşımı nispeten basit görünüyor. Mantık şu: Görüşmeler başlasın, Ankara'da da gerekli irade ortaya çıksın, gerisi gelir.

Ancak Kıbrıs Türk toplumuyla güven ve iş birliği ilişkileri geliştirmeye yeterince önem verildiğini söylemek zor. Bu durum hem söylemlerde hem de uygulamalarda kendini gösteriyor.

Hristodulidis, Kıbrıslı Türkler lehine tek taraflı güven yaratıcı önlemlerden söz ediyor, ancak bunları hayata geçirmek için gerekli adımları atmıyor.

Ayrıca toplumun olası bir çözüme hazırlanması gerektiği yönünde de güçlü bir çaba görülmüyor. Hakim anlayış, vatandaşların herhangi bir anlaşmayla ancak ortaya çıktığında karşılaşacağı yönünde.

Öte yandan Kıbrıs Türk toplumu tarafının tercih ettiği yol da sorunlardan tamamen arınmış değil.

Yeni geçiş noktaları etrafındaki tartışmalar yıpratıcı hale geldi. Güven yaratıcı önlemler her iki toplum için de somut yarar üretmelidir.

Erhürman da hem tek taraflı adımlardan kaçınıyor hem de Kıbrıslı Rum toplumuna doğrudan seslenmiyor. Örneğin Maronitlerin köylerine dönmesine izin verebilir ya da sembolik bir adım olarak Maraş'ın eski sakinlerine geri dönüş çağrısı yapabilirdi.

Görünen o ki iki lider de ne kendi kamuoyları karşısında ne de Ankara nezdinde siyasi maliyet üstlenmek istiyor.

Oysa karşı tarafa somut yarar sağlayacak adımlar atılmadan ve iki toplum arasındaki güven güçlendirilmeden ilerleme sağlanması mümkün görünmüyor.

Üstelik dönüşümlü başkanlık ve etkin katılım gibi konularda daha başlangıçta kesin uzlaşı talep edilmesi de dengeli bir yaklaşım izlenimi vermiyor. Çünkü her iki toplumun da kendi kırmızı çizgileri bulunuyor.

Sonuç

Dünya ve özellikle içinde yaşadığımız bölge giderek daha karmaşık hale geliyor. Her şeyin bugünkü haliyle devam edebileceği düşüncesi, hangi taraftan gelirse gelsin, yanıltıcı olabilir.

Asıl mesele ne Guterres'i ikna etmek ne de Ankara'nın tutumunun değişmesini beklemektir. Bunların ikisi de gerekli olabilir, ancak yeterli değildir.

Gerçek ihtiyaç, adanın her yanında vatandaşlarla dürüst bir diyalog kurulması ve onların görüşlerinin gerçekten dinlenmesidir.

Mesele, her toplumun kendi içinde ve iki toplum arasında güven ve iş birliği ilişkileri kurabilmesidir.

Liderlere gelince...

Güven ortamını oluşturmaya başlamaları gerekiyor. Başarı şansını artırmak istiyorlarsa, birlikte çalışabileceklerini somut biçimde göstermeliler.

Karşı tarafın tezlerini benimsemek için değil, ortak yarara hizmet eden hedeflere ulaşmanın yollarını bulmak için.

Bunu başarabilirlerse, kolay kolay durdurulamayacak yeni bir ivme yaratabilirler.

Son Güncelleme: 03 Eylül 2026 - 13:33

Son Haberler

03 Eylül
Kıbrıs Rum Gazetelerinden 03.09.2026
13:31
02 Eylül
Kıbrıs Cumhuriyeti, deniz güvenliği konusunda acil bir geçici düzenlemeyi gündeme getiriyor
14:55
Bakanlar Kurulu, şiddetli hava olaylarından etkilenenlere mali yardım sağlanmasına karar verdi
14:54
Almanya: Leipzig’de yaşanan drone saldırısı girişiminden Rusya sorumludur
14:53
Marmara Denizi'nde 2 ticari geminin çarpıştı
14:52
Alabora olan katamaran 550 metre derinlikte tespit edildi.
14:50
Kıbrıs Rum Gazetelerinden 02.09.2026
14:22
01 Eylül
Maliye Bakanlığı, akaryakıtlar üzerindeki tüketim vergisinde 8,33 sentlik indirimin süresinin uzatılmasına karar verdi.
15:53
Cumhurbaşkanlığı : Kıbrıs-ABD ilişkileri, şimdiye kadar hiç olmadığı kadar yüksek bir seviyede
15:49
Ukrayna'nın başkenti Kiev art arda 6. gece güçlü patlamalar sarsıldı.
15:48
Netanyahu: Yunanistan ile imzalanan “Ahilleas Kalkanı” adlı anlaşma, İsrail tarihinin en önemli anlaşmalarından biri
15:46
Aglantzia: 18 yaşındaki bir gence yönelik cinayet teşebbüs vakası kapsamında 8 kişi gözaltına alındı.
15:44
Tüm haberler

Video on Demand

Η υπηρεσία ΡΙΚFLIX δίνει την ευκαιρία στους τηλεθεατές που κατέχουν έξυπνες τηλεοράσεις οι οποίες υποστηρίζουν την εφαρμογή της υβριδικής τηλεόρασης (HbbTV) με τη χρήση του κόκκινου κουμπιού -που βρίσκεται στο κάτω μέρος του τηλεκοντρόλ- να μεταφέρονται σε διαδικτυακό περιβάλλον από όπου μπορούν να παρακολουθήσουν ετεροχρονισμένα τα προγράμματα του ΡΙΚ.

Όταν κάποιος τηλεθεατής είναι συντονισμένος στις συχνότητες της Επίγειας Ψηφιακής Πλατφόρμας (DVB-T) του ΡΙΚ και παρακολουθεί ΡΙΚ 1, ΡΙΚ 2 ή ΡΙΚ HD και ο δέκτης του υποστηρίζει την εν λόγω εφαρμογή, στο κάτω μέρος της οθόνης του θα παρουσιαστεί για λίγα δευτερόλεπτα ένα εικονίδιο που θα τον καλεί να πατήσει το κόκκινο κουμπί. Πατώντας το κόκκινο κουμπί, εισέρχεται στην πλατφόρμα ΡΙΚFLIX. Σε περίπτωση που ο τηλεθεατής θέλει να επανέλθει στη ζωντανή ροή εκπομπής θα πρέπει να ξαναπατήσει το κόκκινο κουμπί.