Haravgi gazetesinde emeklilik reformu meselesi var.
Emeklilik yaşının ve primlerin artırılmasına kırmızı çizgi
Sendikalar yeni yükleri reddediyor
OEV ve KEVE emeklilik yaşının yükseltilmesi önerisini yeniden gündeme getirdi.
Maliye Bakanı'nın Çalışma Danışma Kurulu toplantısına katılmasına rağmen, sendikaların emeklilik reformuna ilişkin talep ettiği ekonomik veriler dün de paylaşılmadı. Söz konusu veriler, reformun beş yıllık dönemde yaratacağı maliyeti kapsıyor ve önerilen değişikliklerin etkilerinin net biçimde değerlendirilebilmesi açısından gerekli görülüyor.
Bu arada OEB ve KEBE, emeklilik yaşı konusunu yeniden gündeme taşıdı. Temsilcileri, prim artışı ihtimalinin yanı sıra yasa tasarısında emeklilik yaşının yükseltilmesine imkan tanıyacak düzenlemelerin de yer alması gerektiğini savundu.
PEO Genel Sekreteri Sotirula Haralambus ise böyle bir tartışmanın reform için başlangıçta üzerinde uzlaşılan temel ilkeleri ortadan kaldıracağını belirterek sendikaların tutumunun net olduğunu vurguladı: Ne emeklilik yaşının yükseltilmesi ne de primlerde yeni artışlar kabul edilebilir.
Çalışma Danışma Kurulu'nun bir sonraki toplantısı gelecek perşembe günü yapılacak.
*
Fileleftheros
Yurt dışında tedavi görmek isteyenlerin çile süreci
Borçlanma, geciken devlet desteği ve güncelliğini yitirmiş kriterler…
Hükümet sorunu tespit etti, Cumhurbaşkanı değişiklik sözü verdi
Her yıl ihtiyaç duydukları tedaviyi almak için yurt dışına gitmek zorunda kalan yüzlerce aile hem psikolojik hem de ekonomik açıdan yıpranıyor. Aileler bir yandan Kıbrıs’taki evlerinin giderlerini karşılamak, diğer yandan yurt dışında ikinci bir konutun masraflarını üstlenmek zorunda kalıyor, kira ödemelerini peşin yapıyor ve tazminat ya da geri ödeme alabilmek için aylarca bekliyorlar.
Yanısıra bazı ebeveynler, hasta çocuklarına ya da eşlerine refakat edebilmek için işlerinden ayrılmak zorunda kalıyor. Gelirlerini kaybetmelerine rağmen devlet ihtiyaç değerlendirmelerini hâlâ önceki yılın gelirine göre yapmayı sürdürüyor.
Sağlık Bakanlığı tarafından sağlanan mali desteğin gecikmesi nedeniyle birçok aile, yakınlarının yurt dışındaki tedavi sürecini finanse edebilmek için binlerce euroluk kredi kullanmak zorunda kalıyor.
*
Politis’in ana haberinde Akamas var s d.
Akamas Daha Erişilebilir ve Ziyaretçi Dostu Oluyor
Sıkı kriterlerle altı hizmet ve bilgilendirme merkezi oluşturulacak
Orman Dairesi, Akamas’taki ziyaretçi trafiğini düzenleyecek, baskıyı yönetilebilir noktalarda toplayacak, düzensiz kullanımı azaltacak ve güvenliği artıracak altyapıların teknik şartnamelerini tamamladı.
Önceki planlarda öngörülen on dört merkez yerine, Aspros Potamos, Avakas, Lara'nın güney koyu, Smiyes, Afrodit Hamamları ve Fontana Amorosa bölgelerinde altı dinlenme, hizmet ve bilgilendirme merkezi kurulacak.
Sıkı kısıtlamalar çerçevesinde büfe, kantin, tuvalet, bilgilendirme noktaları ve gölgelikler gibi hizmetler sunulacak. Tüm bunlar, düşük çevresel ve yapısal etkiye sahip, ortak mimari ve teknik anlayışla tasarlanmış bütünleşik bir altyapı sistemi içerisinde hayata geçirilecek.
*
Alithia
Yalanı örtmeye çalışırken durumu daha da kötüleştirdiler
Hükümet, Cumhurbaşkanı'nın makam aracı alımından haberdar olduğunu kabul etti. Şimdi ise yalnızca teknik şartnameleri bilmediğini savunuyor.
Yannis Antoniu, Cumhurbaşkanı'nın daha önce kullandığı "bilmiyordum" ifadesinin hatalı bir anlatım olduğunu öne sürerek, Cumhurbaşkanı'nın aslında yalnızca teknik şartnameleri kastettiğini iddia etti.
Ancak bu açıklama, hükümetin kamuoyunu yanıltmasının artık sınır tanımadığı yönündeki eleştirileri daha da güçlendirdi.
Averof Neofitu, AKEL ve Hrisis Pandelidis, Cumhurbaşkanlığı'nın açıklamalarını çürüterek Cumhurbaşkanı'nın tutumunu eleştirdi.
DİSİ, AKEL, DİKO ve ELAM yeni makam aracı için öngörülen 595 bin euroluk ödeneğin serbest bırakılmasına onay verirken, ALMA Hareketi öneriye karşı oy kullandı.
*
Haravgi’den bazı seçmeler…
Sofia Makri Hristodulu: “EDEK klinik olarak ölmüş değil, partiyi yeniden ayağa kaldırmalıyız”
EDEK'in yeni başkanı Sofia Makri Hristodulu, ASTRA radyosuna yaptığı açıklamada, partinin önündeki zorlukların çok olduğunu ancak partinin yeniden ayağa kaldırılması gerektiğini vurgulayarak, bazı çevrelerin iddia ettiği gibi EDEK'in "klinik olarak ölmüş" bir parti olmadığını söyledi.
Hristodulu, kimsenin işlerin kolay olacağını düşündüğü yönünde bir yanılgı içinde olmadığını söyledi. Buna rağmen EDEK'in köklü ve tarihsel öneme sahip bir parti olduğunu vurgulayan EDEK’in yeni başkanı, partinin geçmişte önemli katkılar sunduğunu, özellikle Kıbrıs sorunu konusunda bundan sonra da etkili rol oynamayı sürdüreceğini ifade etti.
Önlerinde seçimli kurultaya kadar uzanan üç aylık süreç bulunduğunu belirten Hristodulu, bu süre içinde hayata geçirilmesi gereken üç ya da dört temel hedef olduğunu kaydetti. Hiçbir sorunun görmezden gelinmeyeceğini vurgulayan Hristodulu, hiçbir konunun halının altına saklanılmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
Hristodulu ilk olarak ekim ayında tüzük kurultayının, ardından aralık ayında genel kurultayın yapılacağını açıkladı, mali denetim konusunda ise net mesajlar verdi. Parti maliyesinin denetleneceğini belirten EDEK Başkanı, bunun Kıbrıs genelindeki parti kongresinde alınan ve tüm parti organlarını bağlayan kararlardan biri olduğunu ifade etti.
*
Saat Başı Ücretle Çalışanların Grevi Kesinleşti
Bir Temizlik Görevlisi Sadece 850 Euro Alıyor,
Kamuda görev yapan saat ücretli çalışanlar, 17 Eylül'de ülke genelinde 24 saatlik greve gidecek.
PASYEK-PEO Genel Sekreteri Stavros Andreu'nun Astra Radyosu'na yaptığı açıklamaya göre, dün gerçekleştirilen toplantıda işveren tarafının gerçek anlamda diyalog kurma niyeti taşımadığı görüldü. Andreu, işverenlerin müzakereler boyunca dile getirdikleri tutumu yinelediklerini söyledi.
Andreu, devletin işveren sıfatıyla bu kadar düşük ücretlerle çalıştırılan bir çalışan grubunu bünyesinde tutmaya devam edemeyeceğini belirtti. Durumu örneklemek için, bir temizlik görevlisinin ay sonunda eline geçen net gelirin 850 euronun bile altında olduğunu vurguladı.
Hükümetin saat ücretli çalışanların kaygı ve ihtiyaçlarına kulak vermediğini söyleyen Andreu, maaşların artırılması konusunda anlamlı bir müzakereye girilmediğini ifade etti. Ayrıca işe giriş ücretlerinin de yukarı yönlü revize edilmesi gerektiğini, böylece çalışanlara yeterli ve insanca yaşamaya elverişli ücretler sağlanabileceğini kaydetti.
*
Sınıflar Bu Yıl da "Fırın" Gibi: Orta öğretim Öğretmenleri Sendikası OELMEK'ten Eğitim Bakanlığı'na Tepki
Okullardaki klima sorunu bu yıl da çözülemedi. Daha önce yapılan açıklamalara ve verilen takvimlere rağmen çok sayıda sınıfta hâlâ çalışır durumda klima bulunmuyor.
OELMEK yüksek sıcaklıklar altında öğrenci ve öğretmenlerin dersliklerde zor şartlar altında olmaya devam ettiğini belirterek alarm verdi. Sendika, aşırı sıcak altında ders işlenirken "modern ve insani bir okuldan" söz edilemeyeceğini vurguladı.
OELMEK, klima meselesinin bir konfor değil, sağlık, güvenlik ve insanca eğitim ile çalışma koşulları konusu olduğunu ifade etti.
Sendika ayrıca Eğitim Bakanlığı'nı hedef alarak, gecikmeler için sürekli mazeret üretilmesini eleştirdi. Teknik ve altyapısal sorunların devlet tarafından önceden öngörülüp zamanında çözülmesi gerektiğini belirten OELMEK, "Mazeretler sınıflardaki sıcaklığı düşürmüyor, ne öğrencileri ne de öğretmenleri rahatlatıyor" dedi.
*
AİK'ten Kaçak Güneş Paneli Denetimi: 77 Kontrolde 22 İhlal Tespit Edildi
Kıbrıs Elektrik Kurumu (AİK), izinsiz güneş enerjisi sistemlerine yönelik denetimlerinde ilk sonuçları açıkladı. Şüpheli görülen 110 tesisin 77'sinde yapılan kontrollerde 22 usulsüz fotovoltaik kurulum tespit edildi.
AİK, denetimlerden önce yapılan uyarıların ardından bazı işletme ve mülk sahiplerinin ruhsatsız sistemleri ya tamamen söktüğü ya da izinsiz eklenen panelleri kaldırdığı görüşünde. Buna rağmen kurum, kaçak kurulumların sayısının açıklanan rakamların üzerinde olabileceğini değerlendiriyor.
Şu ana kadar tespit edilen ihlallerin büyük bölümü oteller, restoranlar ve ticari işletmelerde görüldü. Konutlara yönelik denetimlerin ise ilerleyen dönemde başlaması bekleniyor.
AİK, kaçak sistem tespit edilmesi halinde güneş enerjisi tesisini şebekeden derhal ayırıyor ve mülk sahibine 200 avroluk inceleme masrafı yansıtıyor. Ayrıca her ihlal vakası Enerji Düzenleme Kurumu'na (RAEK) bildiriliyor.
Kurum, elektrik şebekesine bağlı tüm güneş enerjisi sistemleri için önceden izin alınmasının ve gerekli denetimlerin yapılmasının zorunlu olduğunu hatırlattı.
*
MAKALE
Politis 8.09.26
Stavros Andoniu
"Bosna Kasabı" ve Bizim Savaş Suçlularımız
Stavros Antoniu
Sırbistan hükümeti ve toplumun geniş bir kesimi neden gerçekleri kabul etmiyor ve Ratko Mladić'in savaş suçlarından mahkûm edilmiş olmasını görmezden gelmekte ısrar ediyor?
Dün Sırbistan'da bir savaş suçlusu askerî ve devlet töreniyle toprağa verildi. Bosna Kasabı olarak bilinen Ratko Mladić'in cenazesi kamu kaynaklarıyla düzenlendi. Bosnalı Sırpların eski askerî lideri, ulusal kahraman gibi uğurlandı.
Sırp medya organları, yüzlerce hatta binlerce Sırp vatandaşının Belgrad'daki bir Ortodoks kilisesinde kurulan taziye ziyaretine katıldığını gösteren görüntüler yayımladı. Cenazede Sırp hükümetinden bakanlar ve Rusya'nın Sırbistan Büyükelçisi de hazır bulundu.
Sırp hükümetinin bu tavrı Avrupa Birliği açısından akıl almaz bir durumdur. Dün AB Dış İlişkiler Servisi'nin sözcüsü, "Savaş suçlularının yüceltilmesine, soykırımın inkârına ve tarihsel revizyonizme ne Avrupa Birliği'nde ne de Sırbistan gibi üyelik adayı ülkelerde yer vardır" açıklamasını yaptı. Balkanlar'ın bazı ülkelerinden ve Sırbistan içindeki siyasi partilerden de sert tepkiler geldi.
Hatırlamayanlar için, Ratko Mladić 8 Haziran 2021'de Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, onu 1995 yılında Srebrenitsa'da yaklaşık 8 bin Bosnalı Müslümanın öldürülmesini kapsayan soykırım suçundan mahkûm etti. Ayrıca Bosna-Hersek genelinde Bosnalılara ve Hırvatlara yönelik baskı ve zorla yerinden etme eylemlerinden, Saraybosna kuşatması sırasında sivilleri terörize etmekten ve NATO bombardımanları sırasında Birleşmiş Milletler barış gücü personelini rehin tutmaktan da suçlu bulundu.
Bir savaş suçlusuna nasıl kahraman muamelesi yapılabilir? Bir ülkenin hükümeti ve toplumunun büyük bir bölümü nasıl olur da yaşananları inkâr eder, Ratko Mladić'in savaş suçlarından aldığı mahkûmiyeti dikkate almamakta ısrar eder?
Bunun cevabı milliyetçilik olgusunun içinde yatıyor. Bu ideoloji, insanların bazı eylemlerin suç olduğunu görebilmesini engeller. İnsanların muhakemesini öylesine bulandırır ki, sivillerin öldürülmesini vatana hizmet olarak görmeye başlarlar. Barbarlığın kapısını aralar.
Kıbrıs'ta da buna benzer çok sayıda savaş suçlusu vardır. Tabi onlar Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından mahkûm edilmedi; çünkü hiçbir zaman o mahkemenin önüne çıkarılmadılar. Eğer Kıbrıs'taki iki toplum adaleti sağlama yönünde bir irade göstermiş olsaydı, pek çoğu çok ağır suçlamalarla yargılanabilirdi.
Ne Rum tarafı ne de Türk tarafı, Türk istilasından önce ve istila sırasında sivil katillerinden hesap sordu. Her iki taraf da suçları örtbas etti ya da en azından suçluların cezasız kalmasına göz yumdu; çünkü kurbanlar karşı toplumdandı. Toplu cinayetler kahramanlık olarak sunuldu ve buna karşı çıkan her görüş, bugün bile ihanet olarak damgalanıyor. Dolayısıyla Sırpların tavrı bize o kadar da yabancı değil.
Dehşet verici olan sadece Rumlara karşı işlenen suçlar olamaz. Kıbrıslı Türklerin öldürülmesini kahramanlık olarak gören anlayış ise kabul edilemezdir. Zira suç, kurbanın milliyetine göre farklı bir anlam kazanmıyor.
*
Son Güncelleme: 08 Eylül 2026 - 15:35
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/9/8/kibris-rum-gazetelerinden-08092026/