HARAVGİ GAZETESİNİN ANA HABERİ MM GS’nin iyi niyet misyonu raporuyla ilgili…
BM Genel Sekreteri Guterres’ten siyasi irade ve bağlılık çağrısı: Hristodulidis ve Erhürman’a “açık fikirli, esnek ve uzlaşmacı çalışın” mesajı
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, dün kamuoyuyla paylaşılan İyi Niyet Misyonu raporunda, iki lider arasındaki diyaloğun yoğunlaşmasını oluml bir gelişme olarak değerlendirdi.
Ancak Guterres, güven artırıcı önlemlerin uygulanmaması ve anlamlı müzakerelerin yeniden başlamaması halinde kalıcı bir çözümün/ ulaşılması zor bir hedef olmaya devam edebileceği uyarısında bulundu.
BM Genel Sekreteri, Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile Kıbrıs Türk toplumu lideri Tufan Erhürman’a mevcut ilerleme fırsatını değerlendirme çağrısı yaptı. Bu fırsatın kendiliğinden devam edeceğinin varsayılmaması gerektiğini vurguladı.
Guterres, iki liderden siyasi irade ve kararlılık göstermelerini, açık fikirli ve esnek bir biçimde ve uzlaşma ruhuyla çalışmalarını istedi.
BM Genel Sekreteri ayrıca iki tarafa, yeni geçiş noktalarının açılmasını engelleyen çıkmazların aşılması için yollar arama ve mevcut geçiş noktalarından insan ve mal dolaşımını kolaylaştırmak amacıyla iş birliği yapma çağrısını yineledi.
*
ALİTHİA GAZETESİ ANA HABERİNDE NATO TOPLANTISI KONUSUNU ELE ALIYOR:
NATO Zirvesi üzerinde gölgeler: Türkiye’nin jeopolitik değeri Avrupa’nın kırmızı çizgilerini sınava tabi tutuyor başlıklı haberinde Atina gazetesi dört ana başlık şeklinde konuyu özetlemiş.
Ankara, S-400 krizinden bu yana en büyük jeopolitik yükseliş hamlesini yapmaya çalışıyor.
Trump-Erdoğan görüşmesi, ABD’nin bölgeye yönelik stratejisinde yeni bir şekillenmeye yol açabilir.
İsrail’in tepkisi ise Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’daki dengelerin değişmesi endişesini yansıtıyor.
Lefkoşa ve Atina, Batı’nın Türkiye’ye yönelik yaklaşımında yeni bir dönemin kapısının aralanması ihtimaliyle karşı karşıya bulunuyor.
Filelefteros gazetesinde ise konuyla ilgili haberde
NATO Zirvesi’nin gölgesinde Kıbrıs sorunu konusunda gözler yandan Ankara’ya bakıyor
NATO Zirvesi ve Avrupa-Türkiye ilişkilerindeki mevcut ivme beraberinde gelişmeler getirebilir
Erdoğan, Costa ve Ursula ile görüşmesi öncesinde “Biz de Avrupa’nın bir parçasıyız” dedi, başlıklarının yer aldığını görüyoruz.
*
FİLELEFTEROS GAZETESİNİN ANA HABERİ
İnanılmaz usulsüzlükler - Fedonos soruşturmasında ceza soruşturması ihtimali
Baf Belediyesinde görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Fedonos dönemine ilişkin Sayıştay incelemesinde, olası ceza soruşturmasının gündeme gelebileceği belirtiliyor.
Sayıştay’da geçen cuma günü yapılan ve Sayıştay Başkanı Andreas Papakostandinu ile Baf Belediye Başkan Yardımcısı Angelos Onisiforu’nun da katıldığı olağanüstü toplantıda, belediyedeki mali uygulamalar ve kamu kaynaklarının olası kötü yönetimi ele alındı. Sayıştay Başkanı Papakonstantinu inceleme sırasında ceza gerektiren bir suç ya da mali usulsüzlük tespit edilmesi halinde dosyanın Başsavcılığa veya Yolsuzlukla Mücadele Bağımsız Otoritesine şikâyet edilmesi ihtimalini dışlamadı.
Öte yandan, görevden uzaklaştırılan Baf Belediye Başkanı Fedonos’un geçmişte almış olduğu kararlarla ilgili yeni bir dosya daha gündeme geldi. Baf Polis Müdürlüğü Ceza Soruşturma Şubesi, ahşap yapı sektöründe faaliyet gösteren bir iş insanının yaptığı şikâyet üzerine soruşturma yürütüyor.
Toplantıda en fazla üzerinde durulan konulardan biri de, imar istisnası karşılığında alınan dengeleyici katkılar oldu. İddialara göre, ek kat izni isteyen müteahhitlerden belirli bir bedel talep ediliyor, ancak bu paralar belediye kasasına girmiyor; bunun yerine belirli müteahhitlere yönlendirilerek belediye yararına projeler yapılması bekleniyordu.
Haberde ayrıca, bu konuyla ilgili Başsavcı Yorgos Savvidis ile Sayıştay Başkanı Andreas Papakostantinu’nun daha önce de temaslarda bulunduğunu hatırlatırız.
*
POLİTİS GAZETESİNİN ANA HABERİ
Yüksek fiyatlara rağmen emlak piyasasında hareketlilik: Limasol ilk sırada… Her üç alıcıdan ikisi Kıbrıslı
Kıbrıs Cumhuriyeti emlak piyasası, geniş çaplı ekonomik ve jeopolitik zorluklara rağmen büyüme ivmesini sürdürüyor. 2026 yılının ilk altı ayı, 2007’den bu yana en güçlü dönem olarak kayıtlara geçti.
Yüksek fiyatlara, ekonomik belirsizliğe ve jeopolitik krize rağmen emlak piyasasındaki yükseliş devam ediyor. Artışın başını ise Limasol çekiyor.
Tapu ve Kadastro Dairesi verilerine göre, Limasol’da fiyatlardaki yükseliş talebi azaltmadı. Haziran ayında kentte gerçekleşen 727 satışın 247’si yabancılara yapıldı. Bu rakam yaklaşık her üç satıştan birine denk geliyor. Yabancı alıcıların 168’i, yani yüzde 68’i Avrupa Birliği dışındaki ülke vatandaşlarından oluşuyor.
Alıcıların yüzde 66’sını ise Kıbrıslılar oluşturuyor. Tapu ve Kadastro Dairesi, Kıbrıslı alıcıların daha önce vatandaşlık yoluyla Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olup olmadığını belirleyemiyor.
Bazı Kıbrıslı alıcıların sonradan vatandaşlık alan yabancılar olduğu kabul edilse bile, veriler iç piyasanın emlak talebindeki temel güç olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Kıbrıs Gayrimenkul Değerleme Uzmanları Birliği Başkanı Polis Kurosidis, Politis gazetesine yaptığı açıklamada, emlak piyasasının yükseliş eğilimini sürdürdüğünü ve satışların beşinci yıl üst üste tüm kentlerde arttığını belirtti.
Kurosidis, satışların yüzde 50’den fazlasının Kıbrıslılara yapıldığını, bu oranın yüzde 60’a yaklaştığını ifade ederek, jeopolitik gelişmelere rağmen sektöre duyulan güvenin sürdüğünü ve bunun ekonominin olumlu seyrini yansıttığını ekledi.
*
DİĞER BAZI HABER SEÇMELERİ...
FİLELEFTEROS GAZETESİnden
Yapay zekâ destekli ilk trafik kameraları Lefkoşa'ya geliyor
Lefkoşa'da Grivas Digenis Caddesi'nde, kullanım dışı olan eski kameraların yerine yapay zekâ destekli iki yeni sabit trafik kamerası yerleştirilecek.
Yeni kameralar yalnızca araç kullanırken cep telefonu kullanımını tespit edecek. Yapay zekâ, sürücünün direksiyon başında cep telefonu tutup tutmadığını belirleyecek, ardından görüntüler görevli personel tarafından incelenecek. İhlalin doğrulanması halinde para cezası kesilecek.
Uygulama ilk etapta pilot proje olarak başlayacak, daha sonra diğer kentlerde de yaygınlaştırılacak.
Karayolları Trafik Müdürlüğü, sürüş sırasında cep telefonu kullanımının ve dikkat dağınıklığının, yollardaki ölümlü trafik kazalarının başlıca nedenlerinden biri olduğunu belirtti.
*
Rum mallarına ilişkin davada iade kararı
Fransa'daki Eks-an-Provans - Aix-en-Provence İstinaf Mahkemesi, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Avrupa Tutuklama emri kapsamında aradığı Litvanya vatandaşı bir kadının Kıbrıs'a iade edilmesine karar verdi.
Kadın, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kontrolü dışında bulunan bölgelerde Rum mallarının yasa dışı kullanımına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında aranıyordu ve Mayıs ayında Fransa'da tutuklanmıştı.
Kıbrıs Cumhuriyeti Hukuk Dairesi, kararın Avrupa Tutuklama emrinin uygulanması açısından önemli bir emsal oluşturduğunu belirterek, bunun Kıbrıs Cumhuriyeti ile Fransa makamları arasındaki hukuki iş birliği sonucunda alındığını açıkladı.
*
POLİTİS GAZETESİnden
Athalassa Parkı'nda ağaçlar kuruyor: Orman Dairesi iklim değişikliğini işaret etti
Lefkoşa’daki Athalassa Ulusal Orman Parkı’nda görülen ağaç kurumalarının, uzun süren kuraklık, yüksek sıcaklıklar ve iklim değişikliğinin etkilerinden kaynaklandığı açıklandı.
Orman Dairesi, bunun yalnızca Athalassa bölgesine özgü olmadığını, Kıbrıs genelinde görülen bir sorun olduğunu belirtti. Uzun süreli kuraklığın ağaçları zayıflattığı, bu nedenle zararlı böcek ve hastalıklara karşı daha savunmasız hale geldikleri ifade edildi.
Daire, kuruyan ve tehlike oluşturan ağaçların kaldırılması, zararlı böceklerin izlenmesi, hastalıklarla mücadele ve daha dayanıklı yerli türlerin dikilmesini içeren kapsamlı bir çalışma yürütüyor.
Yeni dönemde keçiboynuzu, menengiç, meşe, sakız ağacı ve servi gibi iklim koşullarına daha uyumlu türlere ağırlık verilecek. Ayrıca bitki örtüsünü desteklemek amacıyla geri dönüştürülmüş suyla sulama uygulaması da yaygınlaştırılacak.
Orman Dairesi, Athalassa’nın doğal olarak kurak bir bölge olduğunu, bugün başkentin önemli yeşil alanlarından biri haline gelmesinin uzun yıllara dayanan çalışmaların sonucu olduğunu vurguladı.
*
Baf Ormanı'nda başıboş köpekler endişeye yol açıyor
Baf Devlet Ormanı'nda başıboş ve kontrolsüz dolaşan köpeklerle ilgili olarak, sorunun yönetimi için ilgili kurumların katılımıyla koordinasyon toplantısı yapıldı.
Orman Dairesi tarafından düzenlenen toplantıda, ziyaretçilerin ve çalışanların güvenliği, yaban hayatının korunması ve hayvanların refahının sağlanması ele alındı.
6 Temmuz 2026’da gerçekleştirilen toplantının amacı, mevcut mevzuat çerçevesinde kurumlar arasında koordinasyonu sağlamak ve bu tür olayların yönetimi için net bir yol haritası belirlemekti.
Orman Dairesi, başıboş köpeklerin ormandaki varlığının yaban hayatı, kamu sağlığı ve insanların güvenliği açısından risk oluşturabileceğini belirtti. Ancak alınacak tüm önlemlerin yalnızca kanunlar çerçevesinde ve doğrudan risk oluşturan belirli durumlara yönelik uygulanacağını vurguladı.
Daire, hem orman ekosisteminin korunmasına hem de hayvanların refahına önem verileceğini, çözümün ilgili tüm kurumların iş birliğiyle ve yasal çerçevede belirleneceğini açıkladı.
*
Haravgi gazetesinden:
AKEL uyardı: “Kıbrıs elektriksiz kalma riskiyle karşı karşıya”
AKEL, enerji alanında hükümeti hareketsizlikle suçlayarak, Kıbrıs’ın elektrik arzında ciddi sorunlarla karşılaşabileceği uyarısında bulundu.
AKEL Enerji Bürosu Başkanı Vakis Haralambus, hükümetin somut çözüm üretmek yerine vaatlerle yetindiğini savundu. Parti, Vasiliko’daki gecikmelere, Kıbrıs’ın elektrik bağlantısı konusundaki belirsizliğe ve yüksek elektrik maliyetlerine dikkat çekti.
AKEL ayrıca doğal gaz yataklarının değerlendirilmesi konusunda da hükümeti eleştirerek, yatırım kararları alınmadan fazla beklenti yaratıldığını ileri sürdü.
Partiye göre Kıbrıs hâlâ enerji açısından izole durumda ve vatandaşlar ile işletmeler yüksek elektrik fiyatları ödemeye devam ediyor.
Bu arada DİSİ de Great Sea Interconnector projesi konusunda hükümet içinde ortak bir tutum olması gerektiğini belirtti.
*
Kıbrıs’ta ilk “Paskalya Köyleri” geliyor
Kıbrıs Turizm Müsteşarlığı, 2027 yılından itibaren “Paskalya Köyleri” projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Projenin amacı, Paskalya döneminde kırsal, dağlık ve uzak bölgelerde turizmi canlandırmak ve ülkenin turizm ürününü zenginleştirmek.
Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan proje kapsamında, 10 köy veya belediye “Paskalya Köyü” olarak belirlenecek. Bu bölgelerde Büyük Perşembe’den Tomas Pazarı’na kadar ziyaretçilere geleneksel ve kültürel deneyimler sunulacak.
Programda geleneksel Paskalya yemeklerinin hazırlanması, el sanatları, Epitafios süslemesi, geleneksel oyunlar, köy turları, Kıbrıs halk dansları, Bizans müziği, ikon sanatı ve doğa etkinlikleri gibi faaliyetler yer alacak. Köyler ayrıca yerel ürünlerin tanıtımı ve satışı için stantlar oluşturabilecek.
Turizm Müsteşarı Kostas Kumis, projenin Paskalya döneminde turizmi desteklemeyi, yerel ekonomilere katkı sağlamayı ve Kıbrıs’ın kültürel mirasını geleneksel deneyimler aracılığıyla tanıtmayı hedeflediğini söyledi.
Projeye katılım kriterleri ve başvuru süreciyle ilgili ayrıntıların ilerleyen dönemde açıklanacağı belirtildi.
*
Harabgi’nin elektronik sitesinden Aya Napa’da saldırıya uğrayan Kıbrıslı Türk yurttaş ile ilgili bir haber.
Aya Napa’daki 47 yaşındaki kişinin vefat ettiği haber fake news: Erhürman ölüm iddialarını yalanladı
Kıbrıs Türk toplumu lideri Tufan Erhürman, Aya Napa’da uğradığı saldırı sonucu ağır yaralanan 47 yaşındaki Kıbrıslı Türk’ün hayatını kaybettiği yönündeki sosyal medyada yayılan iddiaları yalanladı.
Erhürman yaptığı açıklamada, 47 yaşındaki kişinin hayatta olduğunu ancak sağlık durumunun kritik olmaya devam ettiğini belirtti.
Sosyal medyada yayılan ölüm iddialarının ardından iki toplumlu Sağlık Teknik Komitesi Kıbrıs Türk eş başkanı Duriye Deren Oygar ile iletişime geçtiğini aktaran Erhürman, Oygar’ın Kıbrıs Cumhuriyeti kontrolündeki bölgelerde bulunan hastaneyle görüştüğünü söyledi.
Erhürman, hastaneden iki farklı yetkili tarafından alınan bilginin, yaralının tedavisinin sürdüğü ve hayatını kaybetmediği yönünde olduğunu ifade etti.
Kıbrıs Türk toplumu lideri, vatandaşlara sosyal medyada doğrulanmamış bilgileri paylaşmamaları çağrısında bulunarak, 47 yaşındaki kişinin sağlık durumuyla ilgili gelişmelerin yalnızca resmi makamların açıklamalarından takip edilmesini istedi.
*
MAKALE
Nikos Katsuridis
Olgin’in iki tarafa açık mektubu ve şikâyetleri
BM Genel Sekreteri’nin girişimi devam ederken, bu aşamada Birleşmiş Milletler’in yanı sıra Avrupa Birliği, Türkiye, Yunanistan ve elbette Kıbrıs tarafı; Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıs’ın meşru hükümeti de sürece aktif biçimde dâhil görünüyor.
Tam da bu noktada Maria Angela Olgin Cuellar, iki tarafa hitaben bir açık mektup yayımlamayı tercih etti. Mektubun içeriğinden üç soru öne çıkıyor:
BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi bu adımı neden şimdi attı?
Ülkenin günlük gazeteleri bu mektubu nasıl karşıladı?
Kendisi “tarihî fırsat” olarak nitelediği bu sürecin ilerlemesinden kimi sorumlu tutuyor?
Olgin’in bu zamanı seçmesi, bana göre farklı yönlere baskı oluşturma hamlesi olarak okunmalı. Çünkü yılın yarısı geride kaldı ve 2026’nın ikinci yarısına girildi; bu dönem BM Genel Sekreteri Guterres’in görev süresinin sona erdiği ve yeni Genel Sekreter seçimine gidildiği dönemdir.
İkinci olarak mektup, kendi pozisyonunu da güvence altına almayı hedefliyor. Süreç ilerlerse, ortaya çıkacak başarıyı en yüksek oranda kendisine yazdıracağı bir zemin oluşturmak istiyor. Eğer süreç ilerlemezse de uluslararası kamuoyunun başarısızlığın sorumluluğunu başkalarına yüklemesini sağlayacak bir çerçeve kuruyor. Nasıl mı? Bunu da kendime göre açıklayacağım. Birazdan.
Olgin, kendi girişimlerinin ağırlık merkezini başka bir alana kaydırmaya çalışıyor. Bu girişimlerin bazıları, bana göre “kutunun dışında”. “Kutu” derken Kıbrıs sorununun Birleşmiş Milletler kararlarına dayanan çözüm temelini kastediyorum.
Şunu demek istiyorum.
Olgin, tartışma masasına oldukça “yaratıcı” ve “gevşek” bazı fikirler getiriyor. Oysa bu fikirler, BM ve AB kararlarında belirlenmiş çözüm temelinden oldukça uzak. Bu nedenle kendisine haksızlık yapıldığına dair şikâyet etmemeli. Masaya ne koyduğunu en iyi kendisi biliyor.
Ayrıca sadece kendisi değil, ülkenin tüm siyasi liderliği de bunun farkında. Sadece onlar değil; hem Kıbrıs Rum hem de Kıbrıs Türk toplumunda, onun “sivil toplum” düzeyinde seçtiği muhataplar da bu yaklaşımları çok iyi biliyor.
Ülkenin günlük gazeteleri mektubu şu şekilde karşıladı:
ALİTHİA: Hristodulidis ve Erhürman’a sert uyarılar.
a) Bu kez bu tarihî fırsatın değerlendirilmesi ve sürecin başarıyla tamamlanmasının sağlanması isteniyor.
b) Eğer temaslardan ve görüşmelerden memnun olunsaydı, böyle bir sert uyarıya gerek kalmazdı.
c) Yayınlar, her iki tarafta da söylenti ve yanlış algılardan doğan yorumlarla dolu.
Temel değerlendirme: Bir kez daha tüm sorumluluk iki topluma yükleniyor, asıl sorumlu olan Türkiye ise denklem dışında bırakılıyor.
HARAVGI: “Tarihî fırsatı değerlendirin.”
a) Güçlü güçler mevcut statükonun korunmasını hedefliyor.
b) “Geçmişin tutsağı olarak kalmayın.”
Temel değerlendirme: Türkiye yine kötü geçmişin denkleminden çıkarılıyor. Oysa bu geçmişin başlıca aktörüydü (tek başına değil elbette), ama aynı zamanda bugün de bu sürecin en önemli devam ettiricisi olmaya devam ediyor.
POLİTİS: Siyasi cesaret gerekir.
a) Statüko artık güvenli bir seçenek olmaktan çıktı.
b) “Tarihin yükü ağırdır ve bu yük bilgelik, empati ve cömertlikle taşınmalıdır.”
Temel değerlendirme: Yine tarih… Yine empati… Sanki mesele psikolojik bir meseleymiş gibi. Ve “cömertlik”… Ama kimden? İki toplumdan mı? Peki ya işgalci güç? O da cömert mi olmalı, olmamalı mı? Olacaksa neye göre cömert olacak? Güç kullanarak ele geçirilmiş Kıbrıs topraklarına mı? Uluslararası ve Avrupa hukukunun, devletlerarası ilişkileri düzenleyen ilke ve değerlere göre mi? Yoksa bu konuda hiçbir görüş yok mu?
FİLELEFTHEROS: Olgin’in, Kıbrıslıların değerlendirmesi gereken tarihî bir fırsata işaret ettiği belirtiliyor.
a) İki liderin, toplumlarının desteğiyle birlikte ortaya koyacağı sürekli ve samimi siyasi irade, başarılı bir sonucun temel şartı olmaya devam edecek.
b) Ayrıca bu belirsizlik ortamında mevcut statükoyu sürdürmek isteyen güçlü güçler bulunduğu ifade ediliyor.
Temel değerlendirme: Mevcut statükoyu yalnızca sürdürmek değil, kalıcı hale getirmek isteyen gücün kim olduğu unutuluyor. Ve bu güç Türkiye.
Açıkça görülmektedir ki Olgin’in Kıbrıs sorununa yaklaşımında kendine özgü bir yöntemi var. Bu yöntemin temel özelliği unutmadır. Bir bakıma… Holguin unutkan diyebiliriz. Türkiye’yi tamamen unutuyor. Oysa bu devlet, uluslararası hukuk ve uluslararası düzenin tüm ilkelerini ihlal etmiştir. BM’nin, kendisinin de temsil ettiği örgütün kararlarını tanımamakta, Avrupa Birliği kararlarını da reddetmektedir. BM tarafından öngörülen çözüm temelini kabul etmemektedir. Kıbrıs’ta iki devletli çözümü ya da egemen eşitlik üzerinden fiilî bölünmeyi savunmakta, federasyon çözümünü ölü ilan etmektedir.
Türkiye, kendi resmi söylemiyle Kıbrıs’ta statükonun sürmesini değil, iki devletli çözümle kalıcı ayrılığı hedeflemektedir. Buna rağmen Olgin’in yaklaşımı bu gerçeği dışarıda bırakmaktadır. Görüş alanı seçicidir. Sorumluluğu yalnızca iki toplum ve onların liderleri arasında görmektedir. Üstelik bu liderleri de seçici biçimde değerlendirmektedir. BM çerçevesini kabul eden taraf ile çözümü tıkayan tarafı aynı kefeye koymaktadır.
Elbette Olgin’e karşı haksız olmamak için şunu da belirtmek gerekir: Kıbrıs Rum tarafında bazı köşe yazılarında Kıbrıs sorunu bir “psikolojik mesele” gibi ele alınmakta, egemen eşitlik fikri ve Erhürman’ın “üç A” yaklaşımı dahi benimsenmektedir.
Bu yazıyı kapatırken en dikkat çekici ve kabul edilemez noktayı vurgulamak gerekir: BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs için kişisel temsilcisinin açık mektubunda Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs’a ilişkin kararlarına dair hiçbir atıf bulunmamaktadır.
*
Son Güncelleme: 07 Temmuz 2026 - 14:52
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/7/7/kibris-rum-gazetelerinden-07072026/