Haravgi gazetesinin ana haberi:
Kadınlar Düşük Ücretlere Mahkûm
Kadınlarla erkekler arasındaki ortalama gelir farkı aylık 400 avroya yaklaşıyor
Ücret eşitsizliği Kıbrıs’taki iş gücü piyasasında varlığını koruyor. Verilere göre erkeklerin ortalama kazancı 2 bin 776 avroya ulaşırken kadınların ortalama kazancı 2 bin 378 avroda kalıyor. Böylece ortaya aylık 398 avro, yıllık ise 4 bin 776 avroluk fark çıkıyor.
Aynı zamanda kadınların yüzde 37,4’ü 1.500 avronun altında gelir elde ederken bu oran erkeklerde yüzde 31,1 olarak kaydedildi. Öte yandan 6 bin avronun üzerinde gelir elde edenlerin oranı kadınlarda yüzde 3,8’de kalırken erkeklerde yüze 7,2’ye ulaşıyor.
AKEL Milletvekili Yorgos Kukumas, ücret şeffaflığına ilişkin Avrupa Birliği direktifinin uygulanmasının hızlandırılmasını istedi. Kukumas, Kıbrıs mevzuatının söz konusu direktife uyum sürecinin öngörülen süre içinde tamamlanamadığına dikkat çekti.
*
Filelefteros gazetesi Kıbrıs sorunu manşetten veriyor.
Ankara Denklemde Yok
Türkiye’nin İtirazları ve Kıbrıs Türk Toplumu Liderliğinin Tutumu Guterres’in Önündeki Başlıca Engeller
Hükümet Sözcüsü Letimbyotis: Hristodulidis-Guterres Görüşmesi Kritik Önem Taşıyor
Yakınlaşmalar belgesinin akıbeti konusunda hâlâ herhangi bir gelişme bulunmuyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs sorunuyla ilgili yeni bir üçlü veya çok taraflı toplantı düzenleyebilmesi için elindeki tüm parçaların tamamlanmış olması gerekiyor. Şu ana kadar oluşan tabloya göre süreç Ankara’nın katılımı olmaksızın şekillenirken, Erhürman ise temkinli tutumunu sürdürüyor.
Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’in BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve María Ángela Holguín ile gerçekleştireceği görüşmelerin önemine dikkat çekiliyor.
Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümet Sözcüsü Konstandinos Letimbyotis, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun üst düzey haftasının yılın en önemli diplomatik etkinliği olduğunu belirterek, Kıbrıs sorununun ve kapsamlı müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik çabaların New York temaslarının merkezinde yer aldığını söyledi.
Letimbyotis, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in 24 Eylül'de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşeceğini, öncesinde ise Genel Sekreter'in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin ile bir araya geleceğini açıkladı.
Cumhurbaşkanının görüşmelere, güven artırıcı önlemler, müzakere yöntemi ve Kıbrıs sorununun özüyle ilgili önerilerle katılacağını belirten Letimbyotis, hedeflerinin BM Genel Sekreteri'nin öngördüğü genişletilmiş bir toplantının yapılmasını sağlamak ve bunun kapsamlı müzakerelerin yeniden başlaması için sıçrama tahtası olmasına katkıda bulunmak olduğunu vurguladı.
Üçlü bir görüşme ihtimaline ilişkin soruyu yanıtlayan Letimbyotis, şu ana kadar böyle bir toplantının planlanmadığını ancak böyle bir olasılığa olumlu yaklaştıklarını söyledi. Gerekirse New York'taki temasların uzatılmasının da değerlendirildiğini ifade etti.
Letimbiotis ayrıca Holguin'in önümüzdeki salı günü Hristodulidis, çarşamba günü ise Kıbrıs Türk toplumu lideri Erhürman ile görüşeceğini belirtti.
Yakınlaşmalar belgesine ilişkin ise Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen çalışmalarla ilgili bilgilendirilmeyi Holguin'den beklediklerini, konunun salı günkü görüşmede ele alınacağını söyledi.
*
Politis gazetesinin ana haberi
Eski Bir Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Tanınmış İş İnsanlarına Ait Vergi Dosyalarının Çalınması İddiası Araştırılıyor
Hukuk Dairesi, eski bir Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına ve tanınmış iş insanlarına ait vergi beyannamelerinin çalınması iddiasıyla Vergi Dairesinde görev yapan üst düzey bir yetkili hakkında kısa süre önce ceza soruşturması başlatılması talimatı verdi.
Soruşturmanın, söz konusu vergi dosyalarının şantaj amacıyla kullanılıp kullanılmayacağını da ortaya koyması bekleniyor.
Belgeler, ilgili görevli tarafından, Vergi Dairesinde yolsuzluk bulunduğu ve kendisine karşı intikam amaçlı bir tutum sergilendiği yönündeki iddialarını Yolsuzlukla Mücadele Kurumu önünde desteklemek amacıyla kullanıldı.
İddiaların incelenmesi amacıyla kurum üç avukatı inceleme görevlisi olarak görevlendirdi.
İnceleme görevlileri, vergi beyannamelerinin söz konusu görevlinin elinde yasa dışı şekilde bulunduğunu bilmelerine rağmen şikâyetleri araştırdı ve iddiaların temelsiz olduğu sonucuna vardı.
Yolsuzlukla Mücadele Kurumu da durumu Vergi Dairesi Başkanlığına bildirdi ve vergi dosyalarını yeniden daireye teslim etti.
*
Alithia gazetesinin ana haberi çözülemeyen sorunlardan Larnaka Liman ve Marinası inşası…
Larnaka Limanı ve Marinasında Tam Çıkmaz
2024’te Kition şirketine yetişeceğini söyleyen Hükümet Eylül 2026’ya gelindiğinde hâlâ hukuki çerçeve arıyor
Hızlı ilerleme sözü verdiler durgunluk verdiler
Ulaştırma Bakanı Aleksis Vafeadis, devlet müdahalelerinin Eylül 2026’da tamamlanacağını açıklamıştı. Buna karşın Kition’un altyapı çalışmalarının Haziran 2024’te başlaması ve Mart 2027’de tamamlanması planlanıyordu.
Plan B süreci; liman ile marinanın ayrılması, devlet projeleri ve bir yatırım fonu modeli gibi farklı seçeneklerden geçti. Ancak iki yıl sonra yeniden tek ve bütünleşik bir planlama modeline dönüldü.
Mayıs ayında proje Limanlar İdaresine verildi. Temmuz ayında 415 milyon avroluk bir yol haritası açıklandı. Buna rağmen bugün hâlâ gerekli hukuki dayanak aranıyor.
Larnaka Belediyesi, Larnaka Kaza Özyönetim Örgütü, ve Larnaka Ticaret ve Sanayi Odası çeşitli örgütler ile milletvekilleri süreçte artık durgunluk yaşandığını dile getiriyor ve hükümetin daha önce verdiği güvenceler temelinde destekledikleri bu planlama konusunda açıklama bekliyor.
*
MAKALE
Politis, 19.09.2026
Kiryakos Pieridis
Guterres Mesafesini Koruyor, AB Sessizliğini Sürdürüyor
Gerçekler, Nikos Hristodulidis'in izlediği politika hakkında ciddi soru işaretleri yaratıyor. Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı geçen mart ayında Kıbrıs sorununun çözümü için bir “Guterres girişimi” açıkladı. Hatta bu yılın sonuna kadar bir çözüm planı sunulması ihtimalini de dışlamadı. Ancak Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Kıbrıs sorununda Avrupa Birliği'nin olası rolüne ilişkin tek kelime etmedi. AB, Birleşmiş Milletler'in "birincil sorumluluğunu" tanıdığını ve süreçte aktif rol oynamaya hazır olduğunu söylüyor, ancak Guterres henüz yeşil ışık yakmış değil. Peki AB neyin üzerinde çalışacak?
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 16 Eylül'de yaptığı açıklamada Kıbrıs sorununda "geçmişin hatalarının tekrarlanamayacağını" söyledi. Genel Kurul marjında New York'ta iki liderle ayrı ayrı görüşecek, ancak henüz ortak bir üçlü görüşme için randevu vermiyor. Çünkü kendi ifadeleriyle "yapılması gereken daha çok iş var."
Aynı gün Strazburg'da Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Birliği'nin Durumu başlıklı yıllık konuşmasında Kıbrıs'a en küçük bir atıfta bulunmadı. Bu durum Kıbrıslı Avrupa Parlamentosu üyelerinin tepkisini çekti, ancak itirazlar yanıtsız kaldı.
New York ve Strazburg'da yaşanan bu iki gelişme birbiriyle bağlantılı. Kıbrıs sorunu yaklaşık on yıldır uluslararası gündemin kıyısında kalmaya devam ediyor. Sorunun etrafındaki dinamikler yalnızca değişmemekle kalmıyor, Guterres'in görev süresinin sonuna yaklaşılması ve Orta Doğu'daki jeopolitik rekabet nedeniyle daha da kötüleşme riski taşıyor.
Gerçekler, Hristodulidis'in politikası hakkında ciddi sorular yaratıyor. Cumhurbaşkanı mart ayında bir "Guterres girişimi" ilan etmiş, mayıs ayında ise yıl sonuna kadar bir çözüm planı sunulabileceğini söylemişti. Buna karşılık Von der Leyen, Kıbrıs sorununda Avrupa'nın rolüne ilişkin tek kelime etmedi. BM'nin temel sorumluluğunu kabul ediyor, aktif rol oynamaya hazır olduğunu belirtiyor, ancak Guterres henüz böyle bir sürece onay vermiş değil.
Söylemler ve Gerçeklik
Yaşananlar, söylenenlerle sahadaki gerçeklik arasındaki mesafeyi ortaya koyuyor. Temmuz ayının sonunda Guterres, Lefkoşa'da başarılı bir genişletilmiş "5+1" konferans toplanabilmesi için bazı ön koşullar ortaya koydu. Bunlar; öz, yöntem ve güven artırıcı önlemler konularında ilerleme sağlanmasıydı. Ancak onun ifadesiyle taraflar "yeterince hazırlıklı" değildi.
Ardından Cumhurbaşkanı Hristodulidis ile Kıbrıs Türk toplumu lideri Tufan Erhürman arasında Lefkoşa'da gerçekleştirilen üç görüşmede ilerleme sağlanamadı. Güven artırıcı önlemler konusunda bile somut sonuç ortaya çıkmadı. Bunun üzerine Guterres, New York'ta üçlü görüşme ihtimalini de devre dışı bıraktı.
Guterres'in "yapılması gereken daha çok iş var" sözleri, kendisinin belirlediği asgari hedefle bağlantılı. Bu hedef, Crans Montana'ya kadar sağlanan yakınlaşmaları kayıt altına alan bir belgenin hazırlanması. Bu belge, görev süresi sona ermeden önce geride bırakmak istediği miras olarak görülüyor.
Haftalardır Kanadalı anayasa uzmanı John McGarry yakınlaşmaların kayda geçirilmesi üzerinde çalışıyor. Ancak bu süreç bile ciddi zorluklarla karşılaşıyor. BM'nin elinde yakınlaşmaların kayıtları bulunmasına rağmen, bunların bağlayıcı bir belgeye dönüşmesi için iki tarafın onayı alınabilmiş değil. Tarafların pozisyonu, ne kadar paradoksal görünse de değişmedi:
"Her konuda anlaşma sağlanmadıkça hiçbir konuda anlaşma sağlanmış sayılmaz ve hiçbir şey belgeye geçirilmiş kabul edilemez."
BM geçmişteki bu hatayı yeniden yapmak istemiyor. Guterres, Eylül 2017'de Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporda Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne ilişkin özün büyük ölçüde ortaya çıktığını ve tarafların temel konularda stratejik bir anlayışa çok yaklaştığını yazmıştı.
Bugün ise BM, yakınlaşmaların yeniden kelime kelime müzakere edilmesi gerektiği görüşünü kabul etmiyor. Holguin'in ifadesiyle hazırlanmakta olan belge, BM arşivlerinde yakınlaşma olarak kayıtlı bulunan unsurları yansıtacak.
Yakınlaşmalar Belgesi
Bugün artık "anlaşmazlıklardan" ve "ayrışmalardan" söz eden kişi Nikos Hristodulidis'in kendisi. İlginç olan, AKEL'in 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki adayı ve dönemin müzakerecisi Andreas Mavroyannis'in de yakınlaşmaların kayıt altına alınmasına mesafeli yaklaşması.
Mavroyannis, ALFA televizyonuna verdiği röportajda BM'nin yakınlaşmaları kayda geçirmekte ısrarcı olmasını talihsiz bir tercih olarak niteledi. Ona göre bu durum, her yakınlaşmanın gerçekte ne anlama geldiğine ilişkin sonu gelmeyen tartışmalar yaratacak.
Kıbrıs Rum liderliğinin BM nezdinde geçmişte üzerinde uzlaşılan konularla ilgili oldukça ağır bir sicili bulunuyor. Ancak şimdi daha da büyük bir çelişkiyle karşı karşıya.
Hem Hristodulidis hem de Mavroyannis geçmişte Crans Montana'da çözümün çok yakınına gelindiğini kabul etmişti. Mavroyannis bunu "kıl payı", Hristodulidis ise "son anda" sözleriyle ifade etmişti.
Buna rağmen bugün BM kayıtlarında yer alan bazı unsurlar sorgulanıyor. Üstelik bu itirazlar yalnızca tarafların önerilerine değil, dönemin BM Genel Sekreteri'nin ve o zamanki Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide'nin önerilerine kadar uzanıyor.
Diplomatik Kurnazlıklar
Bu kayıtlara karşı kendi yorumlarını öne sürüyorlar. Aynı anlayışla dönemin Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis'in Crans Montana sonrasında ortaya attığı "iki ayrı Guterres çerçevesi vardı" tezini de savundular. Buna göre biri 30 Haziran, diğeri ise 4 Temmuz 2017 tarihli iki farklı çerçeve bulunuyordu.
Aynı diplomatik kurnazlıklarla dönemin Kıbrıs Türk toplumu lideri Mustafa Akıncı'nın 30 Nisan 2018'de yaptığı bir öneri de reddedildi. Akıncı, 30 Haziran tarihli Guterres Çerçevesi'nin değişiklik yapılmadan stratejik anlaşma olarak kabul edilmesini önermişti.
Bugün Guterres, aynı çelişkileri sürdüren muhataplarla karşı karşıya bulunuyor. Bu durum Kanadalı anayasa uzmanının ortak kabul görecek bir kayıt oluşturma çabasını da zorlaştırıyor.
Hristodulidis'in izlediği politikanın bedeli artık görünür hâle gelmiş durumda. Genel Sekreter mesafesini koruyor ve görev süresinin sonuna yaklaşırken giderek daha sert uyarılarda bulunuyor.
Pratikte, BM tarafların "ciddi müzakereler" için hazır olduğuna ikna olmadıkça süreçte yeni bir adım atılmayacak.
Boş Dosya
AB de BM'nin tarafların açık ve geri dönülmez biçimde taahhütte bulunduğunu doğrulamaması hâlinde harekete geçmeye istekli görünmüyor.
Avrupa Komisyonu'nun Kıbrıs sorunu özel temsilcisi olarak atanan Raffaele Fitto, göreve gelmesinden bu yana Kıbrıs'a yalnızca birkaç saatlik bir ziyaret gerçekleştirdi.
Avrupa Komisyonu açısından Kıbrıs dosyası gerçekte 2017'den beri boş durumda. Çünkü Kıbrıs Rum liderliği, Kıbrıs Türk toplumunun Avrupa Birliği müktesebatına uyumuna yönelik teknik komitenin çalışmalarını askıya aldı.
Aynı durum, dönemin Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker'in kişisel temsilcisi olarak BM ekibiyle birlikte çalışan Peter Van Nuffel'in hazırladığı çalışmalar için de geçerli. Söz konusu çalışmaların amacı, olası bir çözümün Avrupa Birliği müktesebatıyla uyumluluğunu incelemekti.
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB Konseyi dönem başkanlığı sırasında bile hükümet, olası bir çözümün ekonomik ihtiyaçlarının yeni AB bütçesinden karşılanması konusunu gündeme getirmedi.
Buna karşılık Avrupa Komisyonu kendi inisiyatifiyle harekete geçerek, 2028-2034 dönemi için Kıbrıs Türk toplumuna sağlanan mali yardımın 240 milyon avrodan 440 milyon avroya çıkarılmasını önerdi. Yazarın vurguladığı gibi, bu girişim hükümetten değil doğrudan Komisyon'dan geldi.
*
MAKALE
Politis, 20.09.2026
Stefanos Evripidu
New York'a Beklentisiz Gidiyorlar: Kıbrıs Sorununda Çok Söylem, Az İlerleme
Üç görüşmenin ardından somut bir sonuç elde edilememesi, her iki liderin de ilerleme sağlama konusundaki kararlılığına ilişkin sorular gündeme getiriyor.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in iki ay önce Kıbrıs'tan ayrılmasından bu yana yapılan üç görüşmeden de somut bir sonuç çıkmadı. İki lider New York'a, ortaya koyabilecekleri kayda değer bir ilerleme olmadan gidiyor. En temel konularda bile ilerleme sağlanamaması, tarafları çıkmazda tutan unsurun ne olduğu sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Tarafların her biri özel görüşmelerde sorumluluğu karşı tarafa veya Ankara'ya yüklüyor. Ancak her iki liderin de Kıbrıs sorununun çözümünü en yüksek öncelik ve stratejik hedef olarak gördüğünü varsayarsak, asıl soru başka bir yerde duruyor: Engel her neyse, onu aşmak için ne yapmayı planlıyorlar?
Erhürman, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuzeydeki kültürel ve sportif etkinlikleri engellemeye yönelik girişimlerinin yarattığı "güven erozyonuna" vurgu yapıyor. Bir çocuğun futbol topuna tekme atmayı öğrenmesinin herhangi bir yapının tanınması anlamına gelemeyeceğini savunuyor. Guterres, New York'ta üçlü veya "5+1" formatında bir toplantı ihtimalini dışlayan açık değerlendirmesini ortaya koyduğunda ise Erhürman'ın bundan neredeyse memnuniyet duyduğu görüldü. Çünkü bu açıklama, koşullar olgunlaşmadan toplantı yapılmaması ve geçmişteki hataların tekrarlanmaması yönündeki kendi yaklaşımıyla örtüşüyordu.
Hristodulidis ise sürekli olarak hareketlilik yaşanacağı mesajını veriyor. Bunu kimi zaman Avrupa Birliği'nin devreye girmesiyle, kimi zaman Avrupa Birliği-Türkiye ilişkileri üzerinden, kimi zaman da BM veya liderlerin girişimleri aracılığıyla ima ediyor. Belki gerçekten de yeni gelişmeler yakındır. Ancak aynı beklentinin sürekli yinelenmesi, bu iddiayı giderek daha az inandırıcı hâle getiriyor. Birkaç ay önce Kıbrıs sorununda uzun ve hareketli bir yaz yaşanacağını söylemişti. Eylül yağmurları geldi, ancak bu öngörü gerçekleşmedi.
Yenidüzen'e verdiği röportajda Hristodulidis, Erhürman ile yöntem ve özle ilgili konuların büyük ölçüde çözüldüğünü, geriye yalnızca güven artırıcı önlemlerin kaldığını söyledi. Ona göre bunlar yeni bir "5+1" toplantısının ön şartı değil. Kıbrıs Türk tarafı ise her iki değerlendirmeye de katılmayacaktır. Maria Angela Holguin de Guterres'in güven artırıcı önlemler konusunda ilerleme sağlanması gerektiğini söylerken gerçekten bunu kastettiğini açıkça ifade etmişti.
Geçen hafta Hristodulidis, New York'ta üçlü ya da farklı formatta bir görüşme ihtimalinin kapısını aralık bıraktığında, Guterres tartışmaya fiilen son noktayı koydu ve "Yapılması gereken daha çok iş var" dedi. İki liderin son görüşmesinden sonra Hristodulidis, 19 başlıkla ilgili yeni fikirler ortaya koyduğunu ve Erhürman'ın bunları doğrudan reddetmediğini açıkladı. Bir kez daha iyimserlik payı bırakarak gerekirse New York'ta daha uzun süre kalacağını da söyledi. Buna rağmen, iki liderden herhangi birinin kullandığı söylemin ilerleme ihtimali konusunda güçlü bir güven verdiğini söylemek zor.
Bütün bunlar, dokuz yıldır hareketsiz durumda bulunan barış sürecini yeniden canlandırma çabalarını nerede bırakıyor?
Müzakere sürecine yakın bir kaynağa göre, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerindeki iyileşmeyi Kıbrıs sorunundaki ilerlemeyle ilişkilendirme girişimi çıkmaza girmiş durumda. Türkiye-Yunanistan ilişkileri yeniden gerginlik sürecine giriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2028 seçimlerine odaklanmış durumda. Aynı durum Hristodulidis için de geçerli. Erhürman ise aralık ayı başında yapılacak "milletvekilliği" ve "yerel yönetim" seçimleri yaklaşırken giderek daha fazla iç siyasete yöneliyor.
Bugünkü tabloya bakacak olursak; Guterres ve kişisel temsilcisi Holguin yıl sonunda görevlerinden ayrılacak. Politis'e konuşan çeşitli kaynaklara göre, görev süresi sona ermeden önce Guterres Kıbrıs sorununu yeniden harekete geçirmek ve halefine üzerinde çalışabileceği bir süreç bırakmak istiyor.
Ancak bunun için tüm tarafların gerçekten ilerlemeye hazır olduğuna dair açık işaretler görmek istiyor. Son beş yılda üç genişletilmiş toplantı toplamış bir isim olarak, zamanını bir kez daha boşa harcamak niyetinde değil. İlk toplantı sürecin tamamen kopmasını önledi. İkinci toplantıda bazı güven artırıcı önlemler üzerinde uzlaşı sağlandı, ancak bunların uygulanması zor oldu. Üçüncü toplantı ise genel olarak başarısız kabul edildi.
Guterres çok şey istemiyor. Ancak liderlerden açık ve net bir siyasi irade göstermelerini bekliyor. Şu ana kadar bunun gerçekleştiğini söylemek kolay değil.
New York'ta liderler önce Holguin, ardından da Guterres ile ayrı ayrı görüşecek. Eğer taraflar arasında bir yakınlaşma sağlanır ve aradaki mesafe daralırsa, yeni bir gelişmenin önünü açabilecek bir fırsat doğabilir. Ancak mevcut durumun sürmesi hâlinde başarısızlığın sorumluluğu her iki liderin de omuzlarında olacak; bunun sonuçları ise her iki toplum açısından farklı şekilde hissedilecek.
Bu arada, gerek söylemleriyle gerekse atacakları somut adımlarla, atmosferi iyileştirmek için her iki liderin de yapabileceği çok daha fazla şey bulunuyor.
Son Güncelleme: 21 Eylül 2026 - 13:23
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/9/21/kibris-rum-gazetelerinden-21092026/