Filelefteros gazetesinin ana haberi:
Hükümet, "Mafya Devlet" soruşturmasında geri adım atmadı: Çarşamba günü kesinleşecek beş kişilik soruşturma ekibi hemen işe koyulacak
Hükümet, “Mafya Devlet” dosyasının cezai soruşturması için oluşturulan beş kişilik bağımsız soruşturma ekibi konusunda son günlerde yükselen eleştirilere rağmen geri adım atmadı. İstifa eden Hristos Milonopulos’un yerine Yunan hukukçu İlias Anagnostopulos’un atanmasının Çarşamba günü Bakanlar Kurulu tarafından onaylanması bekleniyor.
Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından soruşturma ekibi resmen göreve başlıyor. Ekipte yer alan Vasilios Skuris ile İlias Anagnostopulos’un hafta içinde Kıbrıs’a gelerek üç Kıbrıslı soruşturmacıyla ilk koordinasyon toplantısını yapması bekleniyor. Toplantıda soruşturmanın çalışma usulleri ve görev çerçevesi belirlenecek.
Soruşturmacılara, Yolsuzlukla Mücadele Bağımsız Otoritesi’nin raporu ile yaklaşık 3 bin sayfalık ifade ve delil dosyası elektronik ortamda teslim edilecek. İlk aşamada ekip, kapsamlı inceleme yaparak cezai soruşturmanın yol haritasını oluşturacak.
Hristos Milonopulos, geçmişte Focus davasında iş insanı Mihalis Zolotas’ın avukatlığını yapmış olması nedeniyle oluşan hukuki ve siyasi baskılar sonrasında istifa etti. Muhalefet, yeni atanan İlias Anagnostopulos’un da geçmişte üstlendiği bazı davaları gündeme getirerek eleştirilerini sürdürüyor. Hükümet ise çıkar çatışması bulunmadığını savunarak benzer nitelikte hukukçuların bulunmasının zor olduğunu, ekibin oluşturulabilmesi için yaklaşık 50 hukukçudan olumsuz yanıt alındığını belirtti.
Seçilen hukukçuların mesleki ve bilimsel yeterlilikleri nedeniyle görevlendirildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanlığı “Mafya Devlet” soruşturmasının beş kişilik ekiple planlandığı şekilde yürütülerek tüm iddiaların eksiksiz şekilde aydınlatılmasını hedeflediğini ifade etti.
*
Politis gazetesinin ana haberi:
Üçüncü bir eski milletvekili daha Yolsuzlukla Mücadele Kurumu’nun incelemesinde: 1,3 milyon euro mercek altında
Eski EDEK milletvekilleri Marinos Sizopulos ve Yorgos Varnavas’ın ardından Yolsuzlukla Mücadele Bağımsız Kurumu üçüncü bir eski milletvekilini daha inceleme altına aldı.
Söz konusu incelemede, 1,3 milyon euro tutarındaki ulusal ve Avrupa Birliği fonlarının olası dolandırıcılık ve zimmete para geçirme suçlarıyla ilgili olarak araştırıldığı belirtildi. Fonların, eski milletvekilinin kurduğu ve tek hissedarı olduğu bir şirket üzerinden yönlendirildiği ifade edildi.
Yolsuzlukla Mücadele Kurumu, dosyanın soruşturmasını eski yargıç Sotiris Liasidis ile avukat Nikolas Konstandinu ’ya verdi. Aynı isimlerin daha önce Marinos Sizopulos hakkında yolsuzluk iddialarıyla ilgili dava açılması yönünde rapor hazırladığı kaydedildi.
Eski yargıç Sotiris Liasidis’in ayrıca Yorgos Varnavas dosyasını da inceleyecek olan “Mafya Devlet” ceza soruşturmacıları ekibinde yer aldığı bildirildi.
*
Alithia gazetesinin ana haberi:
Hristodulidis hükümetinde enerji ve maliye arasında görüş ayrılığı – Projenin tamamını negatif değerlendiren Keravnos GSI’ı rafa kaldırdı, Enerji Bakanı Damianos milyarlarca euro görüyor
Enerji Bakanı Damianos’un, meslektaşı tarafından Lefkoşa’yı resmen temsil edip etmediğine dair herhangi bir netleştirme yapmadan yapılan açıklamanın öylece geçmesine izin verdiği belirtildi.
Mihalis Damianos, dikkatini doğal gaza yönelterek 15 yıllık bir perspektifte 10 milyar euro gelir sağlayacağı yönünde iddialı bir öngörü ortaya koydu.
Maliye Bakanı Makis Keravnos’un elektrik bağlantı projesine ilişkin güncellenmiş çalışma hakkındaki açıklamalarının ise Cumhurbaşkanı’nın pozisyonlarıyla çeliştiği ifade edildi. Keravnos’un, GSI projesine yönelik olumlu bir tablo görmediği belirtildi.
*
Haravgi gazetesinin ana haberi:
Athalassa Hastanesi çöküş sınırında: Hastaların tedavi koşulları ve personelin çalışma şartları için acil durum çağrısı - Doluluk %200’e yaklaştı, OΚİPY’den yanıt yok
Psikiyatri hemşireleri, Athalassa Hastanesi’nde hastaların bakım koşulları ile personelin çalışma şartlarının kritik seviyeye ulaştığını ve acil durum yaşandığını söyledi. Hemşire sendikaları PASYNO ve PASYDY, doluluk oranının %187’ye yükseldiğini, bazı hesaplamalara göre %200’ü aştığını açıkladı.
PASYNO’ya bağlı psikiyatri hemşireleri temsilcisi Domitios Skurupatis, ülkedeki tek kamu psikiyatri hastanesinde durumun giderek kötüleştiğini, sorunun yalnızca yatak doluluğu değil aynı zamanda ciddi personel eksikliği olduğunu ifade etti.
Skurupatis, uygun olmayan koğuşların kapatılmasının ardından hastanenin kapasitesinin düştüğünü, geçmişte 120–130 yatakla hizmet veren kurumda bugün yalnızca 90 yatağın kullanılabildiğini söyledi. Artan ruh sağlığı vakaları ve madde kullanımındaki artışın mevcut sistemi zorladığını da ekledi.
Sendika temsilcileri, 40’tan fazla hemşire kadrosunun boş olduğunu, ancak atama listesinde yalnızca dört kişinin bulunduğunu belirtti ve bu pozisyonların derhal doldurulmasını talep etti.
PASYDY temsilcisi Andreas Andreu ise doluluk oranının haziran başındaki %150 seviyesinden %187’ye çıktığını, bazı hesaplamalara göre ise %200’ü aştığını açıkladı. Andreu, 123 hastanın normalde 60 yatak kapasiteli alanlarda, üç koğuşa yerleştirildiğini söyledi.
*
Diğer haberlerden…
Politis
Aya Napa: Şiddetli saldırıya uğrayan 47 yaşındaki kişinin Kıbrıslı mensubu olduğu belirlendi – Tufan Erhürman’dan müdahale
Kıbrıslı Türk olduğu belirlenen 47 yaşındaki erkek, Pazar günü şafak vakti Aya Napa’da uğradığı şiddetli saldırının ardından Lefkoşa Genel Hastanesi’nde entübe olarak tedavi altına alındı.
Kıbrıs Türk toplumu lideri Tufan Erhürman, olayla ilgili yaptığı açıklamada, kuzeydeki yetkililerin olayın hemen ardından bilgilendirildiğini, yaralının ailesiyle ve iki tarafın yetkili makamlarıyla temas halinde olunduğunu belirtti. Erhürman ayrıca, 47 yaşındaki kişinin sağlık durumunun ve saldırıya ilişkin soruşturmanın yakından takip edildiğini ifade ederek, yaralıya acil şifalar diledi.
Ağır ancak stabil durumda tedavi gören 47 yaşındaki kişi, Pazar sabahı saat 06.00 civarında alınan bir ihbar üzerine Aya Napa’da yaralı halde yolda bulundu. Önce Mağusa Genel Hastanesi’ne kaldırıldı, burada yapılan incelemede beyin kanaması geçirdiği ve kafatası tabanında kırık olduğu tespit edildi. Durumunun ciddiyeti nedeniyle entübe edilerek Lefkoşa Genel Hastanesi’ne sevk edildi.
Mağusa İlçe Polis Müdürlüğü soruşturmayı sürdürürken, saldırganların tespit edilip yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği bildirildi.
Haravgi gazetesinin elektronik sayfasında biraz önce yayınlanan bir habere göre ise sd Aya Napa’da saldırıya uğrayan Kıbrıslı Türk’e yönelik saldırı ile bağlantılı olarak İsveç pasaportu taşıyan üç kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Edinilen bilgilere göre, olayla bağlantılı dördüncü bir kişi daha aranıyor.
Yapılan tutuklamalarda 18 yaşlarında üç kişi gözaltına alınarak soruşturma kapsamında ifadelerin işlemlerinin tamamlanması için işlemlere başlandı.
Şüpheliler Mağusa İlçe Mahkemesi’ne çıkarılarak tutukluluk kararı talep edildi.
*
MAKALE
Haravgi
Neofitos Neofitu
Kıbrıs sorununda ortaya çıkan yeni fırsat penceresi kaçırılmamalı
Birkaç gün sonra, EOKA B ile Atina Cuntası’nın gerçekleştirdiği hain darbenin ve ardından Türkiye’nin askeri müdahalesi ile vatanımızın bugüne kadar süren işgalinin üzerinden 52 yıl geçmiş olacak. Aradan geçen 52 yıla rağmen Kıbrıs sorunu hâlâ çözülemedi. Oldubittiler kalıcı hale geliyor. Bölünmüşlük kökleşiyor. Zaman bizim lehimize işlemiyor; aleyhimize işliyor. Ne kadar çok gecikirsek, yeniden birleşme ihtimali de o kadar uzaklaşıyor.
Eğer çözüm konusunda acelesi olması gererken bir taraf varsa, o da bizim tarafımızdır. Bunun farkına varmalıyız. Yarım yüzyılı aşkın bir süredir yeni nesiller bölünmüş bir vatanda büyüyor. Yarı işgal ve güvensizlik koşulları içinde yaşıyor.
Artık karar verme zamanı geldi. Önümüzde bir fırsat penceresi var. Anlamlı müzakerelerin yeniden başlaması için gerekli koşullar mevcut. Bu fırsatı değerlendirmeli ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin aktif katkısıyla üzerinde uzlaşılmış bir çözüm için çalışmalıyız.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in, “mevcut statükonun korunmasını isteyen güçlüler var” sözleri ise ayrıca düşündürücüdür. Evet, böyle güçler var. Ancak çözüm için, yeniden birleşme ve barış isteyen Kıbrıs halkının büyük çoğunluğunun iradesi üstün gelmelidir.
Siyasi liderlik, içinde bulunulan koşulların gerektirdiği sorumluluğu üstlenmelidir. Bu fırsat da kaçırılırsa, bunun tarih önünde ağır bir sorumluluğu olacaktır. Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, sürece kararlılıkla, tutarlılıkla ve yapıcı bir anlayışla yaklaşmalı; aynı yaklaşımı Türk tarafından da talep etmelidir.
Önümüzdeki haftalar belirleyici olacak. Dar parti hesaplarına yer yok. İletişim odaklı siyasi manevralara da yer yok. Çözüm ve vatanımızın yeniden birleşmesi için gerekli zeminin oluşması amacıyla ulusal uzlaşıya, birlikteliğe ve ortak çabaya ihtiyaç var. Holguin’in de vurguladığı gibi, yenilenmiş ve samimi bir diyalog gerçek anlamda ilerlemenin yolunu açabilir.
Önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile Kıbrıs Türk toplumu lideri Tufan Erhürman, nihai tutumlarını Holguin’e sunacak. Ardından Holguin, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ni bilgilendirecek ve böylece Kıbrıs sorununa ilişkin genişletilmiş gayri resmî konferansın toplanması süreci başlayacak.
Kıbrıs Rum tarafı konferansa açık ve net tutumlarla, siyasi iradeyle ve gerçek anlamda müzakereye hazır olarak katılmalıdır. Türk tarafının da aynı doğrultuda karşılık vermesi halinde anlaşmanın yolu açılabilir. Yakınlaşmalar da var, müzakere birikimi de var. Geriye kalan, siyasi iradenin ortaya konulması; üzerinde uzlaşılamayan konuların karara bağlanması ve tüm Kıbrıslıların yararına olacak kapsamlı, sürdürülebilir ve işler bir çözümün tamamlanmasıdır.
*
MAKALE
Filelefteros
Aristos Mihailidis
5 Temmuz 2026,
Haydi çocuklar, ortak refah ve güvenlik dolu bir gelecek tasarlayalım
Maria Angela Olgin, Kıbrıslılara “ortak refah ve güvenliği koruyacak ve kendi çıkarlarını ve haklarını saygıyla gözeten ortak bir gelecek tasarlamaya” çağrı yaparken, onlara yardımcı olmak için bazı konuları da netleştirmelidir:
Bu geleceği hangi Kıbrıslılar tasarlayacak?
Bu gelecek hangi çıkar ve haklara saygı gösterecek?
Herkesin mi, yoksa sadece Türkiye’nin savunduğu çıkar ve hakların mı?
Çünkü bu günlerde, ortak geleceğin Kıbrıs Türk toplumu tarafından kontrol edilen tarafında peş peşe açıklamalar yapıldı ve bu açıklamalar, “bilgelik, empati ve cömertlik ile yaklaşılması” gerektiğini söylenen tarih yükünü taşıması gereken tek tarafın Kıbrıslı Rumlar olduğu izlenimini yaratıyor.
Gerçekte Kıbrıslı Rumlardan, diğer tarafa karşı bilgelik, empati ve cömertlik göstermeleri istenirken, karşı taraftan hiçbir şekilde benzer bir karşılık görme hakkına sahip olmadan bunu yapmaları bekleniyor.
Türkiye adına yönetim yürüten sözde Kıbrıs Türk toplumu yönetimi temsilcileri (Üstel, Ertuğruloğlu ve diğerleri), Kıbrıslı Rumların birlikte ortak refah ve güvenlik içinde bir gelecek tasarlamaya davet edildiği bu günlerde, ne istediklerini ve neyi hedeflediklerini daha da açık şekilde ortaya koyuyor.
Ve duyduklarımızın ortak gelecek, empati ya da benzeri kavramlarla hiçbir ilgisi yok.
Farklı çevrelerden geçtiğimiz günlerde son derece net mesajlar geldi; ancak bunların başında sözde Kıbrıs Türk toplumu başbakanı Ünal Üstel yer alıyor.
Peki, birlikte sadece ortak geleceği tasarlamakla kalmayıp aynı zamanda yaşayacağımız bu kişiler bize ne söylüyor?
“Bizim için 2020’den sonra federasyon defteri kapanmıştır. Artık bizim için adada çözüm iki devlet temelinde olabilir.” diyor.
“Bir kırmızı çizgimiz vardır. Garantör ülke Türkiye’dir. Türkiye’nin etkin ve fiilî garantisini içermeyen hiçbir anlaşmayı imzalamıyoruz ve imzalamayacağız.” diyor.
“Kıbrıslı Rumlara sınırlarımızın dışında bir çakıl taşı bile vermiyoruz. Toprak vermiyoruz, vatanımızdan vazgeçmiyoruz, ne devletimizi ne de bayrağımızı terk ediyoruz.” diyor.
Bunlar ve benzeri çok sayıda ifade… Ama bunlar bile kafası az da olsa çalışan her insanın şunu sorgulaması için yeterli: Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Türk toplumu tarafından talep edilen meşruiyeti, izolasyonların kaldırılmasını, tanınmayı, uluslararası temsiliyeti, doğrudan ticareti, doğrudan uçuşları, Avrupa Birliği entegrasyonunu, “egemen eşitliği”, eşit uluslararası statüyü ve bir adada parya olmaktan çıkmaları için gerekli diğer tüm unsurları empatiyle sunması için herhangi bir motivasyonu var mı?
Eğer ortak gelecek iki devlet olacaksa, Türkiye’nin garantisi ve askeri varlığı esas olacaksa ve Kıbrıslı Rumlara “bir çakıl taşı” bile geri verilmesi söz konusu değilse, peki biz “birlikte” tam olarak neyi tasarlayacağız? Kıbrıs Türk toplumunun geleceğini mi? Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki keyfî çıkarlarının geleceğini mi?
Gerçekte bizden istenen budur. Mevcut fiilî durumun meşrulaştırılmasına rıza göstermemiz, Kıbrıs’ın Türkiye’ye bırakılması, adanın tamamının Türkiye’nin kontrolüne girmesi; ancak buna karşılık Kıbrıs Rum tarafı için bu sözde kazan-kazan düzenlemede hiçbir faydanın garanti edilmemesi.
Olgin şöyle diyor: “Güven, ancak iki tarafın düşünce ve eylemlerini birleştirerek anlaşmazlıklarını ve farklılıklarını kalıcı olarak çözmeleriyle hâkim olabilir.”
Artık ne saçmalıklar duyuyoruz! Üstel ve Ertuğruloğlu ile düşüncelerimizi ve eylemlerimizi birleştireceğiz. Hatta Erdoğan ile bile! Birlikte düşüneceğiz; öldürerek, işkence ederek, tecavüz ederek ve Kıbrıslı Rumları yerinden ederek ele geçirilen toprakların kendilerine ait olduğunu ve vatanlarından bir çakıl taşını bile vermeyeceklerini mi düşüneceğiz?
Bir Kıbrıslı Rum bize söyleyebilir mi — hatta isteyerek kendi iradesiyle boyunduruk altına girmeyi seçip zorla boynuna boyunduruk geçirilmesinden kurtulduğunu sananlardan biri bile olabilir — Kıbrıs Türk toplumu işgalin meşrulaştırılmasını kabul etmesi halinde Kıbrıslı Rumlar ne kazanacak?
Sakın “en nihayet çözüm kazanılacak” demesinler; çünkü açık konuşalım, onu da kazanmayacaklar.
Son Güncelleme: 06 Temmuz 2026 - 16:17
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/7/6/kibris-rum-gazetelerinden-7351339/