Kıbrıs Rum Gazetelerinden

FİLELEFTEROS GAAZETESİNİN ANA HABERİ:

Dairelerde Büyük Artış

Konut amaçlı apartman projelerine verilen inşaat izinlerinde yüzde 86 yükseliş

Piyasa, artan talep ve hayat pahalılığını dikkate alarak konut arzını artırıyor.

İstatistik Servisi verilerine göre, 2026 yılının Ocak-Nisan döneminde verilen inşaat izinlerinin sayısı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 35,1 arttı.

Bununla birlikte, konut amaçlı apartman projelerine ilişkin izinlerde çok daha güçlü bir artış kaydedildi. 2025 yılında 2 bin 789 olan daire sayısı, 2026 yılının aynı döneminde 5 bin 184'e yükseldi. Bu da yüzde 85,9'luk bir artış anlamına geliyor.

Buna göre, önümüzdeki dönemde piyasaya sunulacak yeni daire sayısının oldukça yüksek olması bekleniyor. Artan konut arzının, mevcut konut stokunun güçlendirilmesine önemli katkı sağlaması, talebin daha iyi karşılanmasına yardımcı olması ve konut fiyatları üzerindeki baskının azaltılmasına destek vermesi öngörülüyor.

*

POLİTİS GAZETESİNİN ANA HABERİ

Vergi soruşturmalarında kapsam genişliyor

Üç kişilik komite, "mafya devleti" soruşturmasında adı geçen kişi ve şirketleri mercek altına aldı

"Mafya devleti" iddialarına ilişkin yürütülen ceza soruşturmasına paralel olarak, Vergi Dairesi bünyesinde üç kişilik bir komite oluşturuldu. Komitenin görev kapsamında, Yolsuzlukla Mücadele Kurumu'nun raporunda adı geçen tüzel ve gerçek kişilerin vergi suçları işlemiş olabileceği yönündeki iddiaları araştırması bulunuyor.

Politis gazetesinin edindiği bilgilere göre, Yolsuzlukla Mücadele Kurumu'nun hacimli raporunun incelenmesinin ardından, olası vergi suçlarına ilişkin bazı bulguların bulunduğu değerlendiriliyor. Soruşturmanın odağında, eski Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis ile aile ve iş çevresinden bazı kişilerin yer almasının beklendiği belirtiliyor.

Vergi suçlarına ilişkin incelemede, ekonomik kazançlar ve para transferlerine dair tüm atıflar ile olası para hareketleri ve para akışlarına ilişkin tüm bilgiler mercek altına alınmış durumda. Araştırma kapsamında, raporda yer alan mali nitelikli tüm unsurların ayrıntılı biçimde inceleneceği ifade ediliyor.

*

Haravgi gazetesinin ana haberi:

Emekli maaşi yaşamaya yetmiyor…

AKEL: Emeklilik sisteminde gerçek bir reform ve emeklilere destek zamanı.

Kıbrıs, emekli maaşı geçinmeye yetmediği için çalışmaya devam eden emeklilerin oranında Avrupa'nın en yüksek seviyesini kaydediyor.

AKEL, on beş yıldır 794 avro seviyesinde kalan yoksulluk sınırının yeniden belirlenmesini ve İstatistik Dairesi'nin hesaplaması doğrultusunda en az 1.103 avroya çıkarılmasını talep ediyor.

Aynı zamanda, emekli maaşlarında uygulanan %12'lik aktüeryal kesinti konusunda adil bir çözüm bulunmasını ve eşleri 2018'den önce vefat etmiş erkek dul eşlere yönelik haksızlığın giderilmesini istiyor. Mevcut durumda bu kişiler dul aylığı alma hakkına sahip değil.

AKEL ayrıca, bugün çalışanların yalnızca %27'sini kapsayan İhtiyat Sandıklarının, toplu iş sözleşmeleri aracılığıyla tüm çalışanları kapsayacak şekilde genişletilmesini talep ediyor.

Yaşlı bireylerin insana yakışır emekli maaşlarına ve kaliteli bir yaşam sürme hakkına sahip olduğu vurgulanırken, bunun sağlanabilmesi için gündemdeki emeklilik sistemi reformunda köklü ve ilerici değişikliklerin yapılması gerektiği ifade ediliyor.

*

Alithia gazetesinin ana haberi…

İzmaritleri yakaladık, levrekleri bıraktık

Kalo Horyo yangını raporunda sorumluluk alt kademelere yükleniyor

Kalo Horyo Atış Sahası'nda 27 Temmuz'da meydana gelen yangına ilişkin Milli Muhafız Ordusu tarafından yürütülen idari soruşturma tamamlandı. Elde edilen bilgilere göre, soruşturmayı yürüten tuğgeneralin rütbesinin altında bulunan bazı Milli Muhafız Ordusu mensuplarına disiplin sorumluluğu yüklenmesi bekleniyor.

Bilgilere göre soruşturmada, üst düzey komuta kademesinden ziyade daha düşük rütbeli personelin sorumluluğuna odaklanıldığı değerlendiriliyor.

Dikkat çeken bir diğer unsur ise soruşturma raporunun Savunma Bakanı'na, Milli Muhafız Ordusu Komutanı aracılığıyla iletilmiş olması oldu. Söz konusu komutan, Kalo Horyo Atış Sahası'nda yaşanan olayın ardından kamuoyu önünde sorumluluğu üstlenmişti.

Bu arada, Kalo Horyo Atış Sahası'nda mühimmat imha çalışması sırasında çıkan yangınla ilgili Polis tarafından yürütülen ceza soruşturması da tamamlandı. Dosyanın bu hafta içinde Başsavcılık Hukuk Dairesi'ne sunulması bekleniyor.

*

SEÇMELER

Rum basınında öne çıkan diğer haber, değerlendirme ve açıklamalardan...

Haravgi’den birkaç haber…

Doktorlar tatilde, eczaneler kapalı, 137 parti ilaç toplatıldı: Hastalar ne yapacak?

Remedica'nın 12 farklı ilaca ait 137 partiyi toplatma kararı, hastalarda endişeye yol açtı. Kararın tatil dönemine denk gelmesi nedeniyle birçok doktorun izinli olması ve eczanelerin büyük bölümünün kapalı bulunması, hastaların bilgiye ve hizmete erişimini zorlaştırıyor.

İlaç Dairesi ile örgütlü hasta dernekleri, hiçbir hastanın doktoruna danışmadan tedavisini kesmemesi çağrısında bulundu.

Sağlık Sigortası Kurumu, toplatılan ilaçların yerine kullanılabilecek alternatiflerin belirlenmesi ve ek seçeneklerin temin edilmesi için çalışma yürüttüğünü açıkladı.

Yetkililer, hastaların kendi başlarına alternatif ilaç seçmemelerini ve kullandıkları ürün etkilenen partiler arasında yer alıyorsa doktorları veya eczacılarıyla görüşmelerini istedi.

Remedica ise toplatma kararının önleyici amaçla alındığını ve şu aşamada endişe yaratacak bir durum bulunmadığını bildirdi.

*

AKEL'den hükümet ve Başsavcılığa sert eleştiri

Druşotis'e yönelik hukuk desteği araştırılıyor, Hristodulidis'e giden nakit bağışlar unutuldu

AKEL, gazeteci Makarios Druşotis meselesinde Başsavcılık ile Nikos Hristodulidis hükümetini "aşırı gayret" ve "seçici hassasiyet" göstermekle suçladı.

Parti, yetkili makamların Druşotis dosyasında hızlı hareket ettiğini savunurken, geçmişte kamuoyunda tartışma yaratan diğer önemli dosyalarda aynı kararlılığın gösterilmediğini öne sürdü.

AKEL, Druşotis’in hukuk mücadelesine destek amacıyla vatandaşlar tarafından yapılan mali katkıların araştırılmasını eleştirerek, Hristodulidis'in seçim kampanyasıyla ilgili nakit bağış iddialarını gündeme getirdi ve "İkiyüzlülük taşmış durumda" ifadelerini kullandı.

Parti ayrıca, Druşotis'e yönelik girişimlerin amacının gazeteciyi itibarsızlaştırmak ve ondan intikam almak olduğunu savundu.

*

PEO ve SEK'ten kapsamlı emeklilik reformu çağrısı

İhtiyat Sandıkları'nın reforma dahil edilmesini isteyen sendikalar, hükümetin takvimine ilişkin çekincelerini de dile getirdi

PEO Genel Sekreteri Sotirula Haralambus ile SEK Genel Sekreteri Andreas Matsas, emeklilik reformunun kapsamlı olması, emekli maaşlarının yeterliliğini güvence altına alması ve İhtiyat Sandıkları'nı da kapsaması gerektiğini belirtti.

Her iki sendika da, Ağustos ortasına gelinmesine rağmen sosyal tarafların reform yasa tasarısını hâlâ görmemiş olmasına dikkat çekerek hükümetin takvimine ilişkin endişelerini dile getirdi.

Haralambus, emekli maaşları ve emeklilik haklarında gerilemeye karşı olduklarını vurgulayarak, düşük emekli maaşlarının artırılması, yüzde 12 kesintisinin düzenlenmesi ve düşük gelirli emeklilere yönelik desteğin gözden geçirilmesinin reformun temel unsurları arasında yer alması gerektiğini söyledi.

Matsas ise yasa tasarısının 20 Eylül'e kadar Temsilciler Meclisi'ne sunulmasının artık gerçekçi görünmediğini belirterek, İhtiyat Sandıkları'nı içermeyen bir düzenlemenin kapsamlı reform olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti.

PEO ve SEK, erken emeklilikte yüzde 12 kesintisi konusunun da düşük emekli maaşları ve emeklilere yönelik devlet desteğiyle birlikte reform görüşmelerinin temel başlıklarından biri olduğunu vurguladı.

*

MAKALE

HARAVGİ

Söz konusu olan sayılar değil, insan hayatlarıdır

Konstandinos Zahariu

Hükümet, emeklilik reformu için hedefler, tarihler ve takvimler belirledi. Ancak Ağustos ayının ortasına gelinmiş olmasına rağmen hâlâ masaya koymadığı en önemli şey ortada yok: yasa tasarılarının kendisi.

İşte tam da burada Kıbrıs'a özgü o tanıdık durum ortaya çıkıyor. Sosyal taraflardan, hükümetin belirlediği takvime yetişmeleri bekleniyor; ancak aynı sosyal tarafların, sağlıklı değerlendirme yapabilmeleri için ihtiyaç duydukları tüm bilgiler hâlâ önlerinde bulunmuyor.

Oysa emeklilik reformu bir hız yarışı değildir. Bu reform, insanların çalışma hayatları sona erdiğinde hangi gelirle yaşayacaklarıyla ilgilidir. Bu nedenle asıl mesele belirli bir tarihe uyulup uyulmaması değil, reformun içeriğinin ne olacağı ve çalışanlar ile emekliler açısından nasıl sonuçlar doğuracağıdır.

Sorular hâlâ yanıt bekliyor. Yüzde 12 kesintisi konusunda ne yapılacak? Soruna gerçek bir çözüm mü bulunacak, yoksa meseleyi olduğu gibi bırakacak teknik bir düzenleme mi yapılacak? Binlerce emeklinin en temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlandığı bir dönemde düşük emekli maaşları konusunda nasıl bir adım atılacak? Düşük gelirli emeklilere yönelik destek planının geleceği ne olacak? Ve en önemlisi, ikinci sütunu oluşturan İhtiyat Sandıkları dışarıda bırakılırken buna nasıl "kapsamlı reform" denebilecek?

Asıl mesele de burada yatıyor. Reform, çalışanlar ve emekliler üzerindeki etkisine göre değerlendirilmelidir; bir yasa tasarısının Temsilciler Meclisi'ne birkaç hafta erken ya da geç sunulmasına göre değil.

Formüllerin, aktüeryal çalışmaların ve rakamların arkasında unutulmaması gereken bir gerçek var. Emekli maaşı, herhangi bir hükümetin iyi niyet göstergesi değildir. Onlarca yıl boyunca ödenen primlerle kazanılmış bir haktır.

Bu nedenle yapılacak her değişiklik, mevcut haklarda gerileme yaşanmayacağını güvence altına almalı, düşük emekli maaşlarını gerçekten güçlendirmeli ve insanların onurlu bir yaşam sürmesine yetecek bir emeklilik geliri sağlamalıdır.

Hükümetin takvim belirleme hakkı vardır. Ancak ayrıntıları henüz tam olarak ortaya konmamış bir çerçeve için aceleyle uzlaşı talep etme hakkı yoktur.

Günün sonunda kimse yasa tasarısının 20 Eylül'de mi, yoksa birkaç hafta sonra mı sunulduğunu hatırlamayacak.

Ama herkes emekli maaşının hesabına yatınca ne kadar geldiğini çok iyi hatırlayacak.

*

Filelefteros’tan…

Erhürman: Kıbrıs sorununda yeniden müzakere zemini oluşuyor

Çözüm modelinin adını değil, içeriğini konuşmalıyız. Türkiye olmadan 5+1 toplantısı mümkün değil

Kıbrıs Türk toplumu lideri Tufan Erhürman BİR Kıbrıs Türk kanalına verdiği bir röportajda, Kıbrıs sorununda yeniden müzakere zemininin oluşmaya başladığını belirterek, Türkiye'nin katılımı olmadan 5+1 formatında bir toplantının düzenlenmesinin mümkün olmadığını söyledi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in son ziyaretini başarılı olarak nitelendiren Erhürman, Guterres'in adaya ne "tatil" ne de "çözüm" için geldiğini, Güven Yaratıcı Önlemler, müzakere yöntemi ve öz konusunda çalışma yapılmasını istediğini ifade etti. Sonuç odaklı müzakereden yana olduğunu belirten Erhürman, BM Genel Sekreteri'nin yaklaşımının da bu yönde olduğunu savundu.

26 Ağustos'ta Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile görüşeceğini söyleyen Erhürman, Guterres'in ziyaretinin ardından haftada en az bir kez görüşme yapılmasını önerdiğini belirtti.

Güven Yaratıcı Önlemler kapsamında görüşmelerin geçiş kapıları ve mayınların temizlenmesi üzerinde yoğunlaştığını ifade eden Erhürman, Hristodulidis'i New York'ta üzerinde uzlaşı sağlananlardan farklı geçiş noktaları gündeme getirerek anlaşmaya varılmasını engellemekle suçladı. Mayınların temizlenmesi konusunda ise Hristodulidis'in tankların varlığını gerekçe göstererek konuyu çözüm sonrasına bıraktığını ileri sürdü.

Kıbrıs Rum mallarının kullanımı nedeniyle yapılan tutuklamalara da değinen Erhürman, Hristodulidis'in "gerekirse tutuklarız" açıklamasının, tutuklamaların siyasi olduğunun göstergesi olduğunu savundu. Cumhurbaşkanının hukuku siyasi bir araç olarak kullandığını itiraf ettiğini de iddia etti.

Çözüm modeli tartışmalarına ilişkin olarak Erhürman, modelin adının değil, içeriğinin, geçiş döneminin ve toplumların yaşamını kolaylaştıracak adımların konuşulması gerektiğini söyledi.

Erhürman ayrıca Türkiye ile eşgüdüm içinde hareket etmekten başka seçenek bulunmadığını belirterek, Türkiye'nin onay vermediği hiçbir çözüm anlaşmasının yürürlüğe giremeyeceğini öne sürdü. Uluslararası gelişmelerin ise ilk kez Kıbrıs sorununun çözümünün bölgesel istikrar açısından gerekli olduğu yönünde bir algı yarattığını savundu.

Ertuğruloğlu ve Taçoy'dan destek

Tahsin Ertuğruloğlu, tarafların Kıbrıs sorununun tanımı konusunda uzlaşamadığını, bu nedenle yıllardır süren müzakerelerin sonuç vermediğini savundu.

Hasan Taçoy ise mülkiyet davaları ve tutuklamaların olumsuz bir ortam yarattığını öne sürerek, bu adımların adil ve kalıcı bir çözüm perspektifini uzaklaştırdığını iddia etti.

*

Diğer gazetelerin ilgili başlıkları

Haravgi: Erhürman, Hristodulidis'in New York'ta üzerinde uzlaşı sağlananlardan farklı geçiş noktalarını gündeme getirdiğini öne sürdü

Alithia: Erhürman, Guterres'in verdiği görevler için haftalık görüşmeler yapılması gerektiğini açıkladı

Kıbrıs Türk toplumu lideri, BM Genel Sekreteri'nin ayrılmadan önce iki tarafa da düzenli temas ve çalışma gerektiren görevler verdiğini söyledi

Hristodulidis ile Erhürman arasındaki son görüşme 29 Temmuz'da yapılırken, bir sonraki görüşme 26 Ağustos için planlandı

Politis: Tufan Erhürman Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri değerlendirdi

Erhürman, yeni bir siyasi dinamizm ve yeniden anlamlı müzakereler için zemin oluştuğunu savunurken, Güven Yaratıcı Önlemler konusunda Cumhurbaşkanı Hristodulidis'i farklı öneriler ortaya koymakla suçladı

*

MAKALE

FİLELEFTEROS

Hrisantos Manoli

Averof dediydi

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in ziyaretinin ardından Cumhurbaşkanı, Ağustos ayının tamamının yeni bir 5+1 konferansına hazırlıkla geçeceğini, bu nedenle de tatile çıkmayacağını açıklamıştı. Doğrusu, bütün bu hazırlık sürecinin kameralar önünde, adeta canlı yayında yürütüleceğini beklemiyorduk.

Öte yandan Cumhurbaşkanı, BM Genel Sekreteri'nin işaret ettiği istikamette sonuç alınabilmesi için her gün çalışma yürütüleceğini söylerken, en azından hükümetle muhalefetin günlerini karşılıklı sataşmalar ve kamuoyu önünde birbirlerine laf yetiştirmekle geçirmeyeceğini düşünmüştük. En azından bu kadarını.

Eğer Kıbrıs Cumhuriyeti tarafı bugünlerde gerçekten çalışıyorsa, üstelik bunu Kıbrıs Türk tarafı ve BM yetkilileriyle koordinasyon içinde yapıyorsa, bundan düzenli olarak haberdar edilmeyi de isteriz. Mesele söylenenlere inanmamak değil. Yeni bir konferansın toplanabilmesi ve başarılı olabilmesi için hazırlık yapıldığına inanıyoruz. Ama bu çabanın bir parçası olmak da istiyoruz; hiç değilse bilgilendirilerek. Tribün de sıcak tutulmalı.

Guterres'in ziyaretinin ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda siyasi parti liderleriyle bir toplantı yapıldı. Cumhurbaşkanı bilgi verdi. Fidias da yavaş yavaş Kıbrıs sorununu anlamaya başladı ve edindiği yeni bilgileri takipçileriyle paylaşacağını söyledi.

Ulusal Konsey toplantısından sonra siyasi liderler alışıldık açıklamalarını sırayla yaptılar. DİSİ ile AKEL'in, Cumhurbaşkanı'nı yeni müzakerelerin kaldığı yerden yeniden başlaması yönünde destekleyeceklerini açıklamaları ise kayda değerdi.

Ama o günden sonra partilerden Kıbrıs sorunuyla ilgili ne bir açıklama duyduk ne de bir çıkış gördük.

Kıbrıs sorunu adeta sırra kadem bastı.

Üstelik ortada yaz rehaveti de yok. Bir gün enerji konusu yüzünden birbirlerine giriyorlar, ertesi gün yarı kamu kuruluşları, danışma kurulu ya da kabine değişikliği nedeniyle kavgaya tutuşuyorlar.

Kıbrıs sorunu söz konusu olduğunda ise ses seda yok.

Yoksa herkes 2028 başkanlık seçimleri için başlattığı erken seçim kampanyasında Kıbrıs sorununu şimdilik bir kenara mı bıraktı? Yoksa artık bu konunun siyasi karşılığı olmadığına mı karar verdiler? Eğer öyleyse büyük yanılıyorlar.

Bu sütunun görüşüne göre, Kıbrıs sorununun, hepimizin geleceği ve varlığı açısından taşıdığı hayati öneme rağmen sürekli geri plana itilmesinin siyasi sorumluluğu muhalefetten çok Cumhurbaşkanı'na aittir.

Kısır muhalefet anlayışına artık alıştık. Önemsiz meseleler üzerinden koparılan fırtınalar kimseyi şaşırtmıyor.

Ama Cumhurbaşkanı'ndan beklentimiz farklıdır.

Guterres'in ziyaretinin yarattığı ivmeden ve görev süresinin sonuna yaklaşmasından da yararlanarak, Kıbrıs sorunu için yeni, kararlı ve her gün sürecek bir mücadelenin bayrağını herkesten önce onun kaldırmasını bekliyoruz.

Cumhurbaşkanı'nın son üç yılda ortaya koyduğu çabaları inkâr etmiyoruz. Nitekim Guterres'in, başarı ihtimali bulunması halinde yeni bir 5+1 konferansı toplamaya karar vermesinde bu çabaların payı vardır.

Cumhurbaşkanı'nın da bu hazırlık sürecinin başarıya ulaşmasını istediğinden kuşkumuz yok.

Biz sadece ertesi gün kendi söylediklerini hatırlatıyoruz:

Her gün çalışılacaktı.

Peki bu çalışma yapılıyor mu?

Yapılıyorsa biri çıkıp anlatsın.

Müzakereciler görüşüyor mu?

İki lider hiç olmazsa telefonla konuşuyor mu?

Yoksa bir araya gelmeye vakit bulabilmeleri için Ağustos'un da geçmesini mi bekleyeceğiz?

Averof Neofitu geçen gün son derece yerinde iki tespitte bulundu:

"Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye'nin de sorumluluğu yok değildir. Ancak ne yazık ki onlar mevcut durumdan rahatsız değiller. Buna karşılık oyalanmanın bedelini biz ödüyoruz. Çünkü bölünmüşlük her geçen gün biraz daha betonlaşıyor."

Ve ardından şunu ekledi:

"Eğer hükümet ve muhalefet, danışma kurulu ve yarı kamu kuruluşlarındaki atamalar konusunda gösterdikleri gayretin aynısını Kıbrıs sorunu için de gösterseydi, bugün ülkemiz açısından çok daha iyi bir yerde olabilirdik."

Averof dediydi.

*

Letimbyotis: Hedef, kırsalda yaşayan ve geleceğe güvenle bakan köyler yaratmak

Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümet Sözcüsü Konstandinos Letimbyotis, kırsal bölgelerdeki köylerin desteklenmesi ile geliştirilmesinin önemine dikkat çekerek, hedeflerinin bu yerleşimlerin "canlı, üretken ve geleceğe dönük" yapısını korumak olduğunu söyledi.

Çarşamba akşamı Tala Köyünde düzenlenen bir etkinliğe katılan Letimbyotis, yerel organizasyonların toplumsal yaşamın canlı tutulmasında önemli rol oynadığını belirtti.

Letimbyotis, kırsal kalkınmanın ancak yaşamın sürdüğü ve gelecek perspektifi bulunan topluluklarla mümkün olabileceğini ifade ederek, bu bölgelerin güçlendirilmesinin hükümetin öncelikleri arasında yer aldığını kaydetti.

Yaz aylarında köylerde düzenlenen etkinliklerin insanları bir araya getirdiğini söyleyen Letimbyotis, bu organizasyonların hem yerel toplumsal bağları güçlendirdiğini hem de bölgenin güzellikleri ile insanlarının tanıtımına katkı sağladığını belirtti.

Son Güncelleme: 13 Ağustos 2026 - 13:36

Son Haberler

13 Ağustos
Kıbrıs Rum Gazetelerinden
13:33
Kolombiya: Şiddetli depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 265'e yükseldi
12:52
Trump: ABD, Hürmüz Boğazı üzerinde tam kontrol sahibidir
12:51
İsrail Katz: İsrail birlikleri Lübnan, Suriye ve Gazze’de kalacak
12:50
Polis, kredi teklifiyle ilgili yeni bir internet dolandırıcılığı vakasını soruşturuyor
12:48
Meteoroloji Dairesi, bugün için de aşırı yüksek sıcaklık dolayısıyla sarı uyarı yayınladı.
12:43
12 Ağustos
Apollon Limasol avantajını kullanamadı
10:40
Ukrayna, petrol tankerlerine yönelik saldırıları askıya aldı
10:38
Hayvan otelleriyle ilgili rapor Eylül ayında hazır olacak
10:37
Ioannou: Bakanlık kimseyi avlamıyor ve kimsenin yok edilmesini amaçlamıyor
10:34
Trodos Cumhurbaşkanlığı konutu halka açılıyor
10:31
Nadir görülen tam güneş tutulması bugün gerçekleşecek
10:27
Tüm haberler

Video on Demand

Η υπηρεσία ΡΙΚFLIX δίνει την ευκαιρία στους τηλεθεατές που κατέχουν έξυπνες τηλεοράσεις οι οποίες υποστηρίζουν την εφαρμογή της υβριδικής τηλεόρασης (HbbTV) με τη χρήση του κόκκινου κουμπιού -που βρίσκεται στο κάτω μέρος του τηλεκοντρόλ- να μεταφέρονται σε διαδικτυακό περιβάλλον από όπου μπορούν να παρακολουθήσουν ετεροχρονισμένα τα προγράμματα του ΡΙΚ.

Όταν κάποιος τηλεθεατής είναι συντονισμένος στις συχνότητες της Επίγειας Ψηφιακής Πλατφόρμας (DVB-T) του ΡΙΚ και παρακολουθεί ΡΙΚ 1, ΡΙΚ 2 ή ΡΙΚ HD και ο δέκτης του υποστηρίζει την εν λόγω εφαρμογή, στο κάτω μέρος της οθόνης του θα παρουσιαστεί για λίγα δευτερόλεπτα ένα εικονίδιο που θα τον καλεί να πατήσει το κόκκινο κουμπί. Πατώντας το κόκκινο κουμπί, εισέρχεται στην πλατφόρμα ΡΙΚFLIX. Σε περίπτωση που ο τηλεθεατής θέλει να επανέλθει στη ζωντανή ροή εκπομπής θα πρέπει να ξαναπατήσει το κόκκινο κουμπί.