Kıbrıs Rum Gazetelerinden 10.08.2026

Filelefteros gazetesinin ana haberi:

Hristodulidis’ten DİSAKEL Çıkışı

2028 gölgesinde Hükümet - muhalefet çekişmes sertleşiyor

Hristodulidis’in hedefli çıkışı siyasi sahneyi hareketlendirdi

DİSİ ve AKEL’den öfkeli tepki, Letimbyotis ’ten yanıt

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, yarı devlet kuruluşlarına yapılan atamalarla ilgili tepkilere yanıt verirken kullandığı “DİSİ-AKEL” ifadesiyle DİSİ ve AKEL’e karşı yeni bir siyasi cephe açtı.

İki partinin sert tepkisi ve hafta sonu boyunca yaşanan karşılıklı açıklama savaşı yalnızca bugünü ilgilendirmiyor. Siyasi çekişmenin odağı şimdiden 2028’e çevrilmiş durumda ve bu gelişmeler, 2023 seçimlerinde yaşananların gölgesinde değerlendiriliyor.

*

Haravgi gazetesinin ana haberi de Cumhurbaşkanına yönelik eleştiriler s d.

AKEL: Cumhurbaşkanı başka söylüyor, başka yapıyor

Toplumun yeni güvencelere değil, liyakat ve hesap verebilirliğe ihtiyacı var

AKEL ve DİSİ ile hükümet arasında dün yeni bir siyasi çatışma yaşandı. Tartışma, Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’in yarı devlet kuruluşlarına yapılan atamalarla ilgili olarak kullandığı “DİSAKEL” ifadesi nedeniyle patlak verdi.

AKEL, atama “partisinin” sona ermemek yanı ısıra, aksine daha da yoğunlaştığını savundu. AKEL, Cumhurbaşkanı’nı şeffaflık, liyakat ve hesap verebilirlik konularındaki taahhütlerine bağlı kalmamakla suçladı.

DİSİ ise kendisinin AKEL ile özdeşleştirilmesi girişimini hakaret niteliğinde ve kutuplaştırıcı olarak değerlendirdi. Parti, görüş birliği içinde olduğu alanlarda hükümet politikalarına destek vermeyi sürdüreceğini de netleştirdi.

Hükümet Sözcüsü Konstandinos Letimbyotis ise verdiği yanıtta iki parti arasındaki siyasi örtüşmenin sürdüğünü savundu. Aynı zamanda DİSİ’yi Danışma Kurulu konusundaki tutumunu açıkça ortaya koymaya çağırdı.

*

Alithia gazetesinin ana haberi…

Cumhurbaşkanı her yanıt vermesi istendiğinde “DİSAKEL”i hatırlıyor

AKEL için çalışan DİSİ’liler söyleminden “DİSAKEL” söylemine

Nikos Hristodulidis, iki partinin ortak eleştirilerini seçim öncesi bir ortaklık olarak nitelendiriyor ve tartışmanın yönünü atamalarla ilgili sorulardan başka bir alana taşımaya çalışıyor.

Cumhurbaşkanı DİSİ mensuplarının 2023 yılında AKEL için çalıştığını öne sürmesinden beş gün sonra, DİSİ ve AKEL’in atamalar konusunda eleştiri yöneltmesi üzerine yeniden “DİSAKEL” söylemini gündeme getirdi.

Hükümet, Danışma Kurulu’nu savunurken yapılan tercihlerin yaklaşık yüzde 80’inin kendi önerileri doğrultusunda gerçekleştiğini öne sürdü. Ancak geri kalan yüzde 20’lik bölümde ne yaşandığı sorusu yanıtsız bırakıldı.

Cumhurbaşkanı’nın önceki hükümetlerin uygulamalarına yönelik göndermeleri ise seçim öncesinde verdiği liyakat ve şeffaflık sözlerini yerine getirip getirmediği sorusuna cevap oluşturmaktan uzak.

Nihayetinde seçim kampanyasını ilk başlatan kim oldu? Cumhurbaşkanı sürekli olarak 2028 yılına atıfta bulunurken, hükümet sözcü yardımcısı 26 Mayıs’ta yaptığı açıklamada sağduyunun aday olarak Nikos Hristodulidis’i işaret ettiğini söylemişti.

*

Politis gazetesinin ana haberi ise bu dönemin diğer çok tartışılan konusu GSI projesiyle ilgili…

Doğal gazdan gelir almayaüretimin başlamasının ardından 2028’de başlayacağız

GSI’ye bir adım daha yaklaşıldı

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 2028 yılında “Kronos” yatağında üretimin başlamasıyla birlikte, üç trilyon kübik fitten fazla miktarlara ulaşacak olan rezervlerden ilk gelirlerini elde etmesi bekleniyor.

Enerji Bakanı Mihalis Damyanos, Politis’e yaptığı açıklamada, söz konusu yatağın büyüklüğü nedeniyle ilk gelirlerin daha sınırlı olmasının beklendiğini söyledi. Bakan elde edilecek miktarların devlet ile şirketler arasında imzalanan sözleşmelerde belirlendiğini de ifade etti.

GSI konusunda ise Bakan, hükümetin Avrupa Yatırım Bankası’nın değerlendirme sürecini tamamlamasını beklediğini belirtti. Damyanos, böylece projeye ilişkin veriler konusunda daha net bir tablo ortaya çıkacağını söylerken, ülkenin elektrik alanındaki izolasyonuna çözüm bulunmasının gerekliliğini de vurguladı.

Bu arada Enerji uzmanı Haralambos Ellinas Fransız şirketi Meridian’ın, GSI’nin yüzde 66 hissesini ana hissedar olarak satın alma yönündeki son kararının, elektrik bağlantı projesinin uygulama aşamasına geçebileceğine dair güveni yeniden canlandırdığını söyledi.

*

Kıbrıs Rum gazetelerinin diğer haberlerinden bazıları…

Alithia Gazetesinden birkaç ön sayfa başlığıyla devam ediyoruz

Cumhurbaşkanlığı Holguin ile arasında da cephe açtı

Letimbyotis, Holguin’in ortaya koyduğu üç ön koşula yanıt verdi

Asgari düzeyde bile olsa iki liderin ilerleme kaydettiğine dair işaretler olmalı, sözde kalmamalılar

*

Hakan Fidan: Kıbrıs’taki istikrar Türk askerlerinin varlığından kaynaklanıyor

İki devletli çözüm en ideal çözüm modelidir

*

Hristodulidis kabul edilemez ve son derece bölücü

Hristodulidis’in İsaak ve Solomu’yu anma etkinliğindeki açıklamalarına DİSİ’den tepki geldi

Hristodulidis siyasi eleştirileri soğukkanlılık ve olgunlukla karşılayamadığını bir kez daha ortaya koydu

*

Ve bir araştırma haberi. Yine Alithia’dan…

Yoksulluk Kıbrıs’ta daimi ikamet sahibi oldu

Ekonomi büyüyor ama insanlar toplumun kıyısında kalmaya devam ediyor

Kıbrıs’ta yaklaşık 167 bin kişi, ekonomik büyüme ve işsizlikteki büyük düşüşe rağmen yoksulluk riski altında.

Kıbrıs, artık geçmiş krizlerin geçici bir sonucu olarak açıklanamayacak sosyal bir çelişkiyle karşı karşıya bulunuyor. Ekonomi büyüyor, işsizlik tarihi olarak en düşük seviyelere yaklaşıyor, gelirler artıyor ve kamu maliyesi fazla veriyor. Buna rağmen yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşayan insanların sayısı değişmiyor.

2025 Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’na göre yaklaşık 167 bin kişi, yani nüfusun yüzde 17,1’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyordu. Araştırma 2025 yılında gerçekleştirildi ve 2024 yılı gelirlerini kapsıyor.

Söz konusu oran, bir önceki yıl ile tamamen aynı seviyede kaldı. Ayrıca yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaki nüfus oranı son dört yıldır yüzde 17 civarında seyrediyor.

Bu istikrar bir açıdan dayanıklılık göstergesi olarak değerlendirilebilir. Çünkü Kıbrıs, aşırı maddi yoksunlukta ciddi bir sıçramayı önlemeyi başarıyor. Ancak aynı tablo, ekonomik büyümenin toplumun tüm kesimlerine yayılmasında yaşanan başarısızlık olarak da okunabilir.

Ekonomi daha fazla gelir üretirken, toplumun kıyısında yaşamaya devam eden insanların sayısında kayda değer bir azalma sağlanamıyor.

Verilere göre 2025 yılında yaklaşık 167 bin kişi yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaydı.

Güçlü ekonomik büyüme ve işsizlik oranındaki önemli gerilemeye rağmen oran yüzde 17,1’de kaldı.

Kadınlar daha dezavantajlı bir konumda bulunuyor. Kadınlarda yoksulluk veya sosyal dışlanma riski yüzde 18,7 olarak ölçülürken, erkeklerde bu oran yüzde 15,5 oldu.

Sosyal transferler kitlesel yoksulluğu önlemeyi başarıyor. Ancak mevcut sistem, insanları yoksulluktan çıkaran bir mekanizmadan çok, onları koruyan bir güvenlik ağı işlevi görüyor.

*

Haravgi gazetesinden:

TEPAK’tan yer hareketlerini izleme sistemi

Kıbrıs Teknoloji Üniversitesi TEPAK, heyelanlar, çökmeler ve diğer jeolojik risklerin daha etkin izlenmesi amacıyla Kıbrıs Yer Hareketleri Hizmeti CyGMS adlı yeni bir yer hareketleri izleme hizmetini devreye aldı.

Uydu ve yer gözlemlerini kullanan sistem, Kıbrıs genelindeki toprak hareketlerini düzenli olarak takip edecek ve devlet kurumlarına, yerel yönetimlere ve kritik altyapı işletmecilerine güncel veriler sağlayacak.

TEPAK Jeodezi Laboratuvarı Müdürü Prof. Hristodulos Danezis, hizmet sayesinde ilk kez Kıbrıs genelindeki yer hareketlerine ilişkin bilimsel ve güvenilir bir tablo elde edildiğini belirtti. Sistemin, vatandaşların korunmasına, yollar, köprüler ve barajlar gibi kritik altyapıların izlenmesine ve jeolojik risklere karşı daha doğru kararlar alınmasına katkı sağlaması bekleniyor.

Araştırmacıların da yararlanabileceği sistem, Avrupa Birliği destekli CyCLOPS+ projesi kapsamında geliştirildi.

*

Yasalar var ama kâğıt üzerinde kalıyor

Tüketiciler Derneği’nden fırsatçılık tepkisi

Aynı alışveriş sepetinde fiyat farkı yüzde 15,8’e ulaşıyor

Kıbrıs’ta hayat pahalılığı sürerken, Tüketiciler Derneği temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışları ve marketler arasındaki büyük fiyat farklarına dikkat çekti.

Elektronik Sepet e-kalathi verilerine göre Temmuz 2026’nın ikinci yarısında 805 üründe ortalama yüzde 10,6 oranında zam, 908 üründe ise ortalama yüzde 11,9 oranında indirim kaydedildi. En yüksek artışlar dondurulmuş hamur işleri ve pizzalarda yüzde 7,6, meyve sularında yüzde 6,6, çikolata ve makarnalarda ise yüzde 6,3 oldu.

Derneğin 12 marketteki 177 ortak ürün üzerinde yaptığı araştırma, aynı alışveriş sepetinde fiyat farkının yüzde 15,8’e ulaştığını ortaya koydu. Beş büyük market arasında bile farkın yüzde 7,6 seviyesinde olduğu belirtildi.

Tüketiciler Derneği Başkanı Marios Druşotis, fiyatların mevcut seviyelerini haklı gösterecek bir tablo görmediklerini belirterek, yetkili makamların 805 zam vakasını incelemesi ve mevcut yasaları uygulaması gerektiğini söyledi. Druşotis, “Yasalar var, ancak uygulanmıyor” dedi.

Dernek ayrıca tüketicilere, zamlanan ürünler yerine daha ucuz alternatifleri tercih ederek piyasada fiyatların aşağı çekilmesine katkı yapmaları çağrısında bulundu.

*

Tek bir belediyede 36 bin resmi nikâh

Çiftler neden Baf’ı tercih ediyor?

Düğün turizmi, Baf kazasının en güçlü turizm ürünlerinden biri olmayı sürdürüyor. Her yıl binlerce çift, medeni nikâhlarını kıymak için Baf’ı tercih ederken, bu durum hem belediyelere gelir sağlıyor hem de otellerden organizasyon şirketlerine kadar birçok sektöre ekonomik katkı yapıyor.

Baf genelindeki belediyelerin verilerine göre en büyük hareketlilik Akama, Yeroşibu ve Baf belediyelerinde yaşanıyor. Akama Belediyesi’nde 2026 yılında yaklaşık 750, 2027 yılında ise 800 medeni nikâh gerçekleştirilmesi bekleniyor. Yeroskipu Belediyesi’nde ise her yıl yaklaşık bin medeni nikâh kıyılıyor ve 2028 için rezervasyonlar şimdiden başladı. İngiltere başta olmak üzere İsrail, Polonya, Macaristan, Yunanistan, Amerika Birleşik Devletleri ve Kıbrıs’tan çiftler bölgeyi tercih ediyor. Rusya ve İsrail pazarlarında gerileme görülse de iptallerin sınırlı kaldığı belirtiliyor.

Baf Belediyesi de Medeni Nikâh Dairesi’nin faaliyete başlamasından bu yana 36 bin nikâh sayısına ulaşıldığını açıkladı. Belediye yetkililerine göre doğal güzellikler, kültürel miras, kolaylaştırılmış işlemler ve yüksek düzeyli turizm hizmetleri Baf’ı uluslararası alanda önemli bir nikâh turizmi merkezi haline getiriyor.

Poli Hrisohus Belediyesi’nde ise yılda 50 ila 70 arasında medeni nikâh kıyılıyor. Bölgedeki daha sınırlı turizm altyapısına rağmen nikâh turizminin önemli bir gelir ve tanıtım kaynağı olmaya devam ettiği belirtiliyor.

Talebin güçlü seyretmesi ve rezervasyonların gelecek yıllara uzanması nedeniyle düğün turizmi, Baf kazasının turizm ekonomisinin en istikrarlı alanlarından biri olmayı sürdürüyor.

*

DİSİ’den Hristodulidis’e: Madem “atama partileri” yapılıyordu, bu partilerde sen de vardın

Yarı devlet kuruluşlarına yapılan atamalar konusunda hükümet ile DİSİ arasındaki gerilim sürüyor. Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’in, geçmişte partilerin yarı devlet kuruluşlarındaki görevleri kendi aralarında paylaştığını söyleyerek son atamalarla ilgili eleştirileri savuşturmaya çalışması yeni bir tartışma başlattı.

DİSİ Sözcüsü Onufrios Kulla, Cumhurbaşkanı’na yanıt vererek, eğer geçmişte bir “atama partisi” yaşandıysa Hristodulidis’in de yaklaşık on yıl boyunca buna katıldığını söyledi. DİSİ ayrıca hükümeti, liyakat esaslı atamalar yaptığı yönünde vatandaşları yanıltmakla suçladı.

Hükümet Sözcüsü Konstandinos Letimbyotis ise DİSİ ve AKEL’in hükümete karşı aynı siyasi çizgide hareket ettiğini savundu. Letimbyotis, iki partinin aynı konuda, aynı argümanlarla ve eş zamanlı açıklamalar yaptığını söyledi.

Öte yandan AKEL, atamalardaki esas sorunun ortadan kalkmadığını belirterek, Cumhurbaşkanı’nın “atama partisi sona erdi” yönündeki açıklamasını reddetti. AKEL, bu uygulamaların sona ermek bir yana daha da yoğunlaştığını savundu ve Cumhurbaşkanı’nı seçim döneminde verdiği şeffaflık, liyakat ve hesap verebilirlik sözlerini yerine getirmemekle suçladı.

AKEL ayrıca, hükümetin Danışma Kurulu’nun tavsiyelerinden ayrıldığı durumlarda bunun gerekçelerini açıklama taahhüdünü de yerine getirmediğini öne sürdü.

*

MAKALE

POLİTİS

Ve yine POLİTİS’ten…

Vivian Avraamidu Plumbi tarafından yazıldı ve

Halı Altına Süpürdüklerimiz başlığını taşıyor

Kıbrıs sorunu hakkında ciddi konuşmak isteyen herkesin önce toplumda giderek yerleşen şu düşünceye cevap vermesi gerekiyor: “İdeal bir çözüme ulaşamıyorsak, belki de işleri olduğu gibi bırakmak daha iyidir. Bugünkü statüko, bütün sorunlarına rağmen, zor bir anlaşmadan daha güvenlidir.” Son aylarda, 1974 öncesinde yürütülen müzakereler üzerine okurken bu düşünceye farklı gözle bakmaya başladım.

O dönemde de müzakereler vardı, bugün de var. Nihai hedef de aynıydı: İki toplumun barış içinde ve kalıcı biçimde birlikte yaşayabilmesi. Ancak çok büyük bir fark bulunuyor. O günün müzakereleriyle bugünün müzakereleri aynı sorunu çözmeye çalışmıyor. Bu kulağa tarihsel bir ayrıntı gibi gelebilir. Oysa bugün statüko üzerine yürütülen tartışmaların neden çoğu zaman yanlış bir yerden başladığını açıklayan temel neden de budur.

1974 darbesine kadar iki toplum, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin işleyişinin nasıl iyileştirileceğini müzakere ediyordu. Dönemin kaynaklarına göre devletin temel kurumları konusunda önemli yakınlaşmalar sağlanmıştı. Anlaşmazlığın düğümlendiği nokta ise yerel yönetimlerin kapsamıydı. Bu mesele üzerinde anayasa uzmanları Mihalis Dekleris ile Orhan Aldıkatçı sistemli biçimde çalışıyordu. Hatta 13 Temmuz 1974'te son ortak metinlerini tamamlayıp müzakerecilere sundular. Metnin siyasi düzeyde ele alınması da 16 Temmuz için planlanmıştı.

Ancak önce darbe, ardından işgal geldi. Ve işte burada üzerinde durulması gereken en önemli nokta ortaya çıkıyor. O Temmuz yalnızca görüşmeleri kesintiye uğratmadı, görüşmelerin konusunu da değiştirdi. Sorun artık “ortak bir devlet nasıl daha iyi işler?” sorusu değildi. Mesele, toprak bakımından, siyasi olarak ve askeri açıdan bölünmüş bir devletin yeniden nasıl birleşebileceği sorusuna dönüşmüştü.

O günden sonra müzakerelerin haritası da değişti. Elbette hedef aynı kaldı; barış içinde birlikte yaşayabilmek. Ancak bu hedefe ulaşmak için çözülmesi gereken meseleler artık aynı değildi. 1974 öncesinde müzakerelerin en zor konusu yerel yönetimlerin kapsamıyken, bugün güvenlik, garantiler, yabancı askerlerin varlığı, toprak düzenlemeleri, mülkiyet, göçmenler ve yerlerinden edilmiş insanlar müzakere masasının en ağır dosyalarını oluşturuyor. Kısacası, bugün çözülmeye çalışılan sorunlar işgalin ve sonrasında ortaya çıkan durumun yarattığı sonuçlardır.

Bu nedenle statüko etrafında yürütülen tartışmaları yanıltıcı buluyorum. Çünkü statüko uykuya yatırılmış bir durum değildir. Daha iyi bir fikir bulunana kadar verilmiş bir mola da değildir. Kendi başına güvenlik sorununu çözmeyecek, mülkleri geri vermeyecek, göçmenlerin dönüşünü sağlamayacak, yabancı askerlerin varlığını sona erdirmeyecek ve işgalin sonuçlarını ortadan kaldırmayacaktır. Üstelik yerinde de durmayacaktır.

Geçen her yıl gerçekliği değiştiriyor. Yerleşik nüfus artıyor, demografik dengeler değişiyor, Türkiye adanın kuzeyindeki varlığını daha da pekiştiriyor. Aynı zamanda Cumhuriyetin kontrolündeki bölgelerde düşük doğum oranları ve demografik değişimler yeni gerçeklikler yaratıyor. Statüko, sanıldığı gibi mevcut durumu korumuyor; her gün biraz daha değiştiriyor. Belki de en trajik olanı, yeni kuşakların bu ülkenin olanaklarını sürekli daraltan bir gerçekliğin içinde büyümesi ve iki toplum arasındaki mesafenin her geçen yıl biraz daha açılmasıdır.

Elbette bu, herhangi bir anlaşmanın iyi olduğu ya da her önerinin kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Ancak sonsuza kadar bugünde kalamayacağımız anlamına gelir. Bunun için de önce insanların neden hâlâ statükoyu tercih ettiğini anlamamız gerekir. Belki de statükoya duyulan bağlılığın arkasında daha derin bir şey yatıyor: korku. Elli yıldır “öteki taraf” olarak görmeye alıştığımız bir toplumla yeniden birlikte yaşamak zorunda kalma korkusu.

Tarih bizi aynı adada yaşamaya mahkûm etti. Bu gerçeği değiştiremeyiz. Ama birlikte yaşamayı bir tehdit mi, yoksa zor ama gerekli bir çaba mı olarak göreceğimize karar verebiliriz. Sonuçta asıl mesele müzakerelerin zor olup olmadığı değildir. Onlar her zaman zordu ve büyük ihtimalle bundan sonra da zor olmaya devam edecek. Asıl soru şudur: İşgalin sonuçlarıyla yüzleşmenin başka bir barışçıl yolu var mı? Eğer yoksa, çözüm arayışını sürdürmek saflık değildir. Bu, bazı sorunların halının altına süpürülerek ortadan kaybolmadığını kabul etmektir. Çünkü çözüm olmadan geçen her gün de bir karardır. Ama bu karar, her şeyin olduğu gibi kalması kararı değildir; olayların, yönünü bizim belirlemediğimiz bir şekilde değişmeye devam etmesine izin verme kararıdır.

Son Güncelleme: 10 Ağustos 2026 - 16:52

Son Haberler

10 Ağustos
Kıbrıs Rum Gazetelerinden 10.08.2026
16:43
Yüksek sıcaklıklar nedeniyle "Kırmızı Kod"
10:29
Batı Avrupa'da rekor sıcaklıklar kaydedildi
10:27
Danimarka'da silahlı saldırı olayı
10:17
İran: ABD, Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için "tüm" koşulları kabul etmeli
10:15
Petrol fiyatları yükselişte
10:13
Doğalgazdan ilk gelirler 2028'de elde edilecek
10:12
09 Ağustos
Ioannidis: İsaak ve Solomou’nun fedakarlığı, kurtuluş mücadelesini sürdürme sorumluluğunu bize yükledi
15:04
Meteoroloji Dairesi, yeni bir sarı uyarı yayınladı.
15:02
Palmas: Tüm taraflar, müzakere masasına geri dönmek için samimi bir siyasi irade sergilemelidir
14:44
Letimbiotis: Guterres’in yeni konferans düzenleme niyeti, Kıbrıs sorununun özüne dönüş için perspektif yaratıyor
14:42
Menelaou: Kıbrıs meselesinde bir sonraki adım, genişletilmiş toplantının düzenlenmesi olacak
13:51
Tüm haberler

Video on Demand

Η υπηρεσία ΡΙΚFLIX δίνει την ευκαιρία στους τηλεθεατές που κατέχουν έξυπνες τηλεοράσεις οι οποίες υποστηρίζουν την εφαρμογή της υβριδικής τηλεόρασης (HbbTV) με τη χρήση του κόκκινου κουμπιού -που βρίσκεται στο κάτω μέρος του τηλεκοντρόλ- να μεταφέρονται σε διαδικτυακό περιβάλλον από όπου μπορούν να παρακολουθήσουν ετεροχρονισμένα τα προγράμματα του ΡΙΚ.

Όταν κάποιος τηλεθεατής είναι συντονισμένος στις συχνότητες της Επίγειας Ψηφιακής Πλατφόρμας (DVB-T) του ΡΙΚ και παρακολουθεί ΡΙΚ 1, ΡΙΚ 2 ή ΡΙΚ HD και ο δέκτης του υποστηρίζει την εν λόγω εφαρμογή, στο κάτω μέρος της οθόνης του θα παρουσιαστεί για λίγα δευτερόλεπτα ένα εικονίδιο που θα τον καλεί να πατήσει το κόκκινο κουμπί. Πατώντας το κόκκινο κουμπί, εισέρχεται στην πλατφόρμα ΡΙΚFLIX. Σε περίπτωση που ο τηλεθεατής θέλει να επανέλθει στη ζωντανή ροή εκπομπής θα πρέπει να ξαναπατήσει το κόκκινο κουμπί.