Kıbrıs Rum Gazetelerinden 23.07.2026

HARAVGİ GAZETESİNİN ANA HABERİ

Bu Aldatmaca Tutmayacak

AKEL Videogate Dosyasını Meclis’e Taşıyor, Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Talep Ediyor

AKEL, Videogate meselesini Meclis gündemine taşıyarak tam şeffaflık, hesap verebilirlik ve ceza soruşturmasını yürüten müfettişin hazırladığı raporun tamamının kamuoyuna açıklanmasını talep ediyor.

AKEL Milletvekili Yorgos Lukaidis, gönderdiği mektupla Meclis Kurumlar Komitesi'nin olağanüstü toplanmasını ve raporun yalnızca mutlak surette gerekli bölümleri çıkarılarak Komite üyelerine iletilmesini istedi.

AKEL, Cumhurbaşkanlığı'nın olayla ilgili bir örtbas girişimi içerisinde olduğunu öne sürerken, hazırlanan raporu da bir parodi olarak nitelendiriyor.

Parti, raporun kara siyasi para, çıkar ilişkileri ağı ve siyasi sorumluluklarla ilgili ciddi sorulara yanıt vermediğini savunuyor.

Öte yandan Black Cube'un, elindeki tüm görüntü ve ses kayıtlarının gerçekliğinin doğrulandığını açıklaması da yeni soru işaretlerini beraberinde getirdi.

*

ALİTHİA GAZETESİNİN ANA HABERİ

Kamuoyunun Vicdanını Yaralayan Gelişmeler

Videogate Dosyasında Meclis, Kapatılmak İstenen Konuları Yeniden Gündeme Taşıyor

Pashalidis’in Videogate Açıklaması

Hükümet, beraat kararını bir başarı olarak sunmakta ve kutlamakta acele ederken, Hukuk Dairesi olası yolsuzluk ve nüfuz ticareti suçlarına ilişkin incelemelerini sürdürmeye devam ediyor.

Meclis, Kurumlar Komitesi’ni olağanüstü toplantıya çağırırken, raporun tamamının Komite üyelerine sunulmasını talep ediyor. Çünkü kamuoyuna yapılan açıklama, olayla ilgili birçok kritik soruyu yanıtsız bıraktı.

Kurumlara duyulan güveni yeniden tesis etmek amacıyla hazırlandığı belirtilen bir rapor, tam da güvenilirliği konusunda ortaya çıkan soru işaretleri nedeniyle şimdi Meclis’in gündemine taşınıyor.

Öte yandan Black Cube, soruşturmayı yürüten ceza müfettişinin vardığı temel sonuçlara itiraz ediyor ve görüntü materyalinin gerçekliğinin Kıbrıs Cumhuriyeti makamları tarafından doğrulandığı yönündeki görüşünü her gün yeniden dile getiriyor.

Black Cube ayrıca, soruşturma dosyasındaki tüm görüntü ve ses kayıtlarının özgün ve değiştirilmemiş olduğunun Kıbrıs Cumhuriyeti yetkilileri tarafından teyit edildiğini savunmayı sürdürüyor.

*

POLİTİS GAZETESİNİN ANA HABERİ

Eski Bakanlar Hakkında Hukuk Dairesi İnceleme Başlattı

Lakkotripis ve Lillikas Nüfuz Ticareti Şüphesiyle İncelenecek

Eski bakanlar Yorgos Lakkotripis ile Yorgos Lillikas, Videogate soruşturması kapsamında elde edilen 26 saatlik görüntü ve ses kayıtlarında, Black Cube ajanlarıyla hizmet sağlanması ve aracılık konularını görüşürken yer alıyor.

Kendilerini büyük yatırımcılar olarak tanıtan Black Cube ajanlarıyla yaptıkları temaslar nedeniyle iki eski bakanın dosyası incelemeye alınacak.

Pashalidis’in raporunu değerlendirmekle görevlendirilen Hukuk Dairesi ekibi, Lakkotripis ve Lillikas’ın nüfuz ticareti suçunu işleyip işlemediklerini araştıracak. Nüfuz ticareti, ağır yolsuzluk suçları arasında değerlendiriliyor.

Öte yandan Meclis Kurumlar Komitesi, 31 Temmuz’da olağanüstü toplanacak.

Toplantıda, hazırladığı raporda ortaya çıkan çelişkiler nedeniyle Pashalidis’in Komite’ye çağrılarak açıklama yapması bekleniyor.

Bununla birlikte, söz konusu raporun kamuoyuyla paylaşılması veya Meclis’e sunulması öngörülmüyor.

*

FİLELEFTHEROS GAZETESİ bugün Elektrik Kesintisi Endişesinin Büyüdüğünü bildiriyor sd.

Elektrik Kurumu'na ait santrallerde meydana gelen arızalar, dün aşırı sıcakların etkili olduğu saatlerde elektrik kesintilerine neden oldu. Elektrik talebinin yüksek, üretim kapasitesinin ise sınırlı olması nedeniyle bugün de sistem üzerindeki baskının devam etmesi bekleniyor.

Aslında enerji konularını yakından takip etmeyen vatandaşlar bile, son iki yıldır Kıbrıs’ta elektrik üretiminde kapasite sorunu yaşandığını biliyordu. Bu nedenle kesintisiz elektrik arzı, özellikle yoğun tüketimin yaşandığı saatlerde herhangi bir arıza meydana gelmemesine bağlı hale gelmiş durumda.

Buna rağmen yetkililer, doğal gazın devreye girmesini ve elektrik bağlantı projelerinin hayata geçirilmesini bekleyerek gerekli adımları zamanında atmadı.

Dün akşam ise sistem üzerindeki baskı arızalarla birlikte daha da arttı.

Elektrik Kurumu’na ait iki santralde meydana gelen arıza nedeniyle, evler ve işletmeler için dönüşümlü elektrik kesintileri uygulandı. Kesintiler yaklaşık 20 dakika sürdü.

Dün üretimde yaklaşık 25 megavatlık bir açık oluştuğu belirtilirken, Vasiliko ve Dikelya santrallerindeki sorunların giderilememesi halinde bugün arz açığının daha da büyümesinden endişe ediliyor.

*

POLİTİS

Amiyandos: Monte Karlo’dan Sessizliğe

Kıbrıs’ın dağlık bir köyü bir maden sayesinde nasıl refahın simgesi haline geldi? Onu inşa eden aynı uluslararası çevre neden sonunda çöküşüne yol açtı? Ve bugün, Kıbrıs yeniden kendi dışında alınan jeopolitik kararların sonuçlarını yaşarken, bu hikâye bize ne öğretebilir?

Maria Yeorgiu’nun bir yazısı

Bu yazı yalnızca Trodos’taki Amiyandos madenine ilişkin tarihsel bir geriye bakış değil. Aynı zamanda Amiyandos’u aşan bir soruya yönelik bir analizdir: Bir ekonomi, neredeyse tamamen tek bir dayanağa ya da uluslararası kabul gören tek bir anlatıya yaslandığında ne olur? Ve bu kabul geri çekildiğinde süreç ne kadar hızlı gelişebilir?

Pitsilya bölgesinde, Pelendri’nin üst taraflarından sonra yol yükselirken manzara aniden değişir. Bir zamanlar burada dağlık Kıbrıs’ın en zengin köylerinden biri bulunuyordu. Bugün ise neredeyse hiçbir şey yok. Birkaç harap bina, çatısı çökmüş birkaç ev ve geride ne kaldıysa yutmuş olan ağaçlar... Burası Yukarı Amiyandos köyü.

Bir Dağ Nasıl Sanayiye Dönüştü

Organize madencilik faaliyetleri 1904 yılında, Cyprus Asbestos Company’nin Trodos yamaçlarında, deniz seviyesinden 1.500 metre yükseklikte krizotil amyant çıkarmaya başlamasıyla başladı.

İşletme hakkı ilk yıllarda birkaç kez el değiştirdi. 1905 yılında haklar, diğer şirketlerin yanı sıra, yatağa yatırım yapan ilk İngiliz olmayan yabancı sermaye örneklerinden biri olan İtalyan Compagnia Mineraria di Cipro’ya geçti. Haklar 1919’da yeniden el değiştirdi ve nihayet 1934 yılında, ağırlıklı olarak Britanya sermayesine ait Cyprus Asbestos Mines Ltd CAM’a 99 yıllığına kiralandı.

Böylece maden, daha ilk yıllarından itibaren Kıbrıs’a yatırım yapmak için gelen yabancı sermaye için bir çekim merkezi haline geldi. Bu durum, bugün ekonomi politikası terminolojisinde sıkça kullanılan “yabancı yatırımlar” kavramından çok daha önce yaşanmıştı.

CAM, daha sonra, o dönemi yaşayanların hatırladığı şekliyle madeni inşa etti: Yaklaşık 13 kilometrekarelik bir alana yayılan, Avrupa’nın en büyük krizotil amyant yatağı.

Madenin etrafında adeta yoktan bir köy var oldu. Kıbrıs’ın dört bir yanından madene işçi geliyordu. Bunların önemli bir bölümü yakın mesafedeki Pelendri’dendi. Yerleşim yeri en parlak döneminde 10 bin nüfusa ulaştı.

1950 yılına kadar çalışmalar büyük ölçüde insan gücüyle yürütüldü. Bu nedenle çok sayıda işçiye ihtiyaç duyuluyordu.

1963 yılında madenin hemen yanında dokuz katlı bir zenginleştirme tesisi açıldı. Burada cevher kırılıyor, eleniyor, pnömatik ayırma işleminden geçiriliyor ve sonunda değerli krizotil lifleri, yani beyaz asbest elde ediliyordu.

Üretimin ölçeği etkileyiciydi. Özellikle makineleşmenin ardından, en yoğun yıllarda yılda 5 milyon tondan fazla kaya çıkarılıyordu. Bir ton ticari amyant üretilebilmesi için ise 150 tonu bulan bir kaya miktarının işlenmesi gerekiyordu.

Madenin işletildiği tüm bu dönem boyunca, yani 1904’ten 1988’e kadar, ortalama oran yaklaşık 130’a 1 düzeyindeydi. Başka bir ifadeyle, toplam 130 milyon ton kaya işlenerek yaklaşık 1 milyon ton lif elde edildi.

Bugün görülen dev krater, manzaranın bir abartısı değil sıradan bir matematik sonucudur.

Amyantın gayrisafi yurt içi hasılaya katkısını özel olarak ölçmüş olan bir veri bulunmuyor. Ancak ölçeği anlamaya yardımcı olacak güçlü göstergeler var.

1960’ların başında tarım ile madencilik ve taş ocakçılığı birlikte hesaplandığında Kıbrıs’ın gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 25’ini oluşturuyordu. Aynı zamanda ekonomik olarak aktif nüfusun yüzde 45’inden fazlasına istihdam sağlıyordu.

Bu tablo içerisinde Amiyandos madeni, adanın en büyük ve en kârlı madencilik işletmesi olarak, tek bir şirket için olağanüstü büyüklükte bir paya sahipti.

Ancak bu işletme dağların arasında dış dünyadan kopuk bir bölge değildi. Gerçek uluslararası bağlantılara sahip bir ihracat merkezi olarak faaliyet gösteriyordu.

İlk yıllarda cevher, yaklaşık 30 kilometre uzunluğundaki teleferik sistemiyle Limasol’a taşınıyordu. Bu, 20’nci yüzyılın başlarındaki Kıbrıs için neredeyse eşi benzeri görülmemiş bir uygulamaydı.

Buradan ise ürün onlarca ülkeye gönderiliyordu.

Amyant o dönemde dünyanın en fazla talep gören sanayi hammaddelerinden biriydi ve ticareti onlarca yıl boyunca Kıbrıs’a önemli miktarda döviz kazandırdı.

Bir Zamanların, Bugün pek Az Kişinin Hatırladığı Hayat Biçimi

Madenin etrafında zamanla neredeyse kendi kendine yeten bir toplum kuruldu. Okullar, sağlık merkezi, otel, kiliseler ve dükkânlar, iş hayatının ritmine göre şekillenmişti. Hemen yanındaki ikiz köy Aşağı Amiyandos’ta ise ticari hayat erken dönemlerden itibaren, yolculara ve işçilere hizmet veren bir kahvehane ve hanla başlamıştı bile.

Topluluk en parlak döneminde 10 bin nüfusa ulaştı. Bu rakam, Pitsilya bölgesindeki bir dağ köyü için olağanüstü büyüklükteydi ve maden etrafında oluşan insan ve sermaye akışının gücünü tek başına gösteriyordu.

Madenin kendisi de fiilen yatırımcılar için bir çekim merkeziydi. Yabancı sermaye, teknik bilgi ve yönetici kadrolar, işletmeyi geliştirmek amacıyla sürekli olarak Kıbrıs’a geliyordu. Bu durum, günümüzde ülkenin farklı sektörlerde faaliyet gösteren uluslararası şirketleri çekmesine benzer bir tablo ortaya çıkarıyordu.

Bölgeye yaptığım son ziyarette, muhtar Kostas Protopapas, Peder Spiridonas ve Petros Evloyimenos, yani burada doğup büyümüş ve yaşananları hâlâ tüm ayrıntılarıyla hatırlayan insanlar, bana eski yerleşim yerini bizzat gezdirdiler.

Büyük bir içtenlikle anılarını benimle paylaştılar, bir zamanlar burada var olan yaşamı yad ettiler. Madenin ve toplumun ihtiyaçlarını karşılayan kendi elektrik üretim istasyonundan, yabancı yöneticilerin varlığı sayesinde farklı dillerle kurulan temastan, hatta işçilerin beceri ve dayanıklılıklarına göre seçildiği bir sistemden söz ettiler.

Onları dinlerken, aslında gözlerinin önünde okulun, sağlık merkezinin, dükkânların ve insanların bulunduğu eski görüntülerin canlandığını fark ettim. Benim sadece orman gördüğüm yerde onlar geçmişi görüyordu.

Onlar için, bütün çocukluklarını ve hayatlarını taşıyan bu topraklarda yeniden yürümek büyük bir duygusal deneyimdi.

Kesin olarak kayıt altına alınmış bir başka gerçek ise, 1948 yılında gerçekleştirilen 29 günlük grev. Maaş artışları ve çalışma hakları talebiyle düzenlenen bu grev sırasında 60'tan fazla işçi hapse atılmıştı.

Burası yalnızca bir iş yeri değildi. Kendi değerinin farkında olan bir toplumdu.

Bu nedenle Yukarı Amiyandos, halk hafızasında gayri resmî olarak bizim “Monte Karlo” olarak anılır oldu.

Bu isim, burada bir kumarhane ya da uluslararası bir lüks yaşam bulunduğu için değildi. Çevredeki ve tamamen tarıma dayalı dağ köyleriyle karşılaştırıldığında burada düzenli gelir, örgütlü bir yaşam, ticaret ve sürekli hareketlilik vardı.

Eskiden insanlar, “Amiyandos’ta yok yoktur” derdi.

Dağlık Kıbrıs için alışılmadık bir refah söz konusuydu. Ancak bu refah son derece kırılgan temeller üzerine kurulmuştu.

Refahın Ardındaki Bedel

İş tehlikeliydi, çalışma koşulları ağır ve amyant liflerine maruz kalınması, kronik solunum hastalıkları ve yıllar sonra ortaya çıkan kanserlerle mücadele eden onlarca, hatta belki de yüzlerce insan bıraktı geride.

1980’li yıllarda uluslararası bilim çevreleri ve kamuoyu, amyant kullanımına karşı kararlı bir tavır almaya başladı.

Talep çöktü, fiyatlar düştü ve şirket çıkış yolu bulamaz hale geldi.

Maden 1988 yılında kesin olarak kapatıldı.

Arkasında yalnızca çöken bir ekonomi değil, aynı zamanda adanın bugüne kadar gördüğü en büyük çevresel yaralardan birini ve adeta donuk bir ay yüzeyini andıran bir manzara bıraktı.

Yerleşim yeri bu sarsıntıya dayanamadı.

İkiz yerleşim Aşağı Amiyandos ayakta kalmayı başardı ve 2005 yılında iki toplum tek bir yerel yönetim altında, Amiyandos adıyla birleşti.

Zirve yıllarında 10 bin olan nüfus, 2011 nüfus sayımında sadece 261 kişi olarak kaydedildi. Bu sayı 2021 yılında 287’ye yükseldi.

Bu kişilerin büyük bölümü artık eski Aşağı Amiyandos yerleşiminde yaşamakta.

Maden çevresindeki eski yerleşim yerinde ise fiilen sürekli yaşayan hiç kimse kalmadı.

Geride kalanlar, birkaç terk edilmiş bina ve çatısı çökmüş birkaç evden ibaret.

Bunlar, bir zamanlar maden çevresinde onlarca ayrı mahalleden oluşan bir köyün gözle görülebilen son izleri.

Bir zamanlar sağlık merkezinin, hanın ve dükkânların bulunduğu yerlerde bugün ağaçlar yükseliyor.

Doğa, toprağını sessizce geri aldı.

Artık hiçbir şey, burada onlarca yıl boyunca yaşanan ihtişamı hatırlatmıyor.

Bu yeri ilk elden hatırlayan insanların sayısı çok az. Geriye yalnızca bölgede kalmış birkaç yaşlı ve büyürken ailelerinden dinledikleri hikâyeler sayesinde geçmişi bilenler kaldı.

Sonu Törenle Gelmeyen Bir Kapanış

Onlarca yıl boyunca Kıbrıs’ta faaliyet göstermiş belki de en kârlı sanayi işletmesi olan bir kuruluş, ne bir törenle kapandı ne de düzenli bir geçiş planı takip ederek. Uluslararası bilim çevreleri ve dünya kamuoyu ona sırtını döndüğü için kapandı.

Tek bir kaynağa ya da uluslararası kabul gören tek bir algıya dayanan hiçbir “imparatorluk”, zirvede ne kadar güçlü görünürse görünsün, dokunulmaz değildir.

9 Temmuz 2026 tarihinde Invest Cyprus, Lefkoşa’da 14’üncü Uluslararası Yatırım Ödülleri’ni düzenledi ve Accor, Coral/Shell Cyprus, Hartmann Group, Kraken, Premium Access Cyprus, Reconiq Software ve SayGames gibi uluslararası şirketleri, “Kıbrıs ekonomisinin gelişimine katkılarından” dolayı onurlandırdı.

Aslında bu, bir asır önce Amiyandos’u inşa eden mantığın aynısıdır: İş imkânları ve uluslararası bağlantılar getiren yabancı sermaye ve güven.

Elbette ki asbest hiçbir zaman Kıbrıs’ın tek kaynağı olmadı.

Aynı dönemde Kıbrıs madencilik sektörü, kökenleri antik çağlara kadar uzanan ve sonunda metalin adını da veren Skuriotissa bakırına, kromit üretimine ve tarıma dayanıyordu. Narenciye, keçiboynuzu, şarap ve tahıllar da ekonominin önemli unsurları arasındaydı.

Ancak Amiyandos madeni, bu ekonominin en dinamik ve en kârlı dayanaklarından biriydi. Hem Kıbrıs ekonomisini hem de dağlık Pitsilya bölgesindeki yerel ekonomiyi onlarca yıl boyunca önemli ölçüde destekledi.

Bugün ile arasındaki fark ise, çağdaş Kıbrıs’ın artık bilinçli olarak birbirinden farklı çok sayıda sektöre yatırım yapmasıdır: Konaklama sektörü, denizcilik, enerji, dijital varlıklar, savunma teknolojileri ve oyun sektörü.

Bu yapı, Amiyandos gibi bütün bir toplumun tek bir sektöre bağımlı olduğu döneme kıyasla çok daha dengeli bir model oluşturuyor.

Uluslararası Toplum Başka Yöne Baktığında

Amiyandos’un hikâyesi yalnızca geçmişe ait değildir.

Modern Kıbrıs bunun en az iki farklı örneğini yaşadı.

İlki 2013 banka krizidir.

Finans sektörü, büyük ölçüde yabancı ve özellikle de Rus mevduatlarına dayanarak, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının kat kat üzerine çıkacak ölçüde büyümüştü.

Uluslararası toplum bu modelin sürdürülebilirliğini sorgulamaya başladığında mevduatlarda kesinti uygulandı, bankalar çöktü ve derin bir ekonomik durgunluk yaşandı.

Tıpkı Amyandos örneğinde olduğu gibi, zirvedeyken yenilmez görünen bir faaliyet alanı bir anda son derece kırılgan olduğunu ortaya koydu.

İkinci örnek ise çok daha yakın tarihlidir ve hemen yanı başımızda yaşanan savaştır.

2026’daki İsrail-İran çatışması sırasında, Ağrotur’daki Britanya üssü yakınlarına kadar ulaşan insansız hava aracı saldırıları, birkaç hafta içinde turizm sektörünü ciddi şekilde etkiledi.

Kıbrıs, turizme bağımlılık bakımından Avrupa’nın en yüksek oranlarından birine sahip ülkelerden biridir.

İstatistik Dairesi verilerine göre 2026 yılının ilk dört ayında turizm gelirleri yaklaşık yüzde 24 düştü. İlk beş ayda turist sayısında yaklaşık yüzde 13 azalma yaşandı. İsrail’den gelen turist sayısı ise mart ayında yüzde 90’ın üzerinde geriledi.

Amyandos’u unutulmaya gönderen mekanizmanın aynısı bugün yeniden ortaya çıkıyor, ancak bu kez onlarca yıl içinde değil, birkaç hafta içinde etkisini gösteriyor.

Olumlu olan taraf ise, günümüz Kıbrıs ekonomisinin artık daha çeşitlendirilmiş bir yapıya sahip olması nedeniyle bu tür sarsıntılara karşı daha dayanıklı olmasıdır.

Turizm baskı altındayken, profesyonel hizmetler, denizcilik ve teknoloji sektörleri ekonomik büyümeyi ayakta tutuyor.

Bu durum, tek bir sektörün kapanmasının bütün toplumun sonu anlamına geldiği Amyandos modelinin tam tersidir.

Üstelik hükümet de krizi uzaktan izlemiyor.

Mart 2026’da Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, toplam maliyeti 200 milyon avroyu aşan sekiz maddelik bir destek paketi açıkladı ve ekonomik istikrarı “ulusal güvenlik meselesi” olarak nitelendirdi.

Maliye Bakanı Makis Keravnos ise daha önceden, ihtiyaç duyulmadan önce devreye alınmaya hazır önlemler bulunduğunu söylemişti.

Bakanlık gelişmeleri günlük olarak takip ediyor ve farklı senaryolar üzerinde çalışıyordu.

Kıbrıs’ın son yıllarda yaşadığı ardı ardına krizler dikkate alındığında, bu yaklaşım ülkenin artık sürprizlerle karşılaşmamayı öğrendiğinin bir itirafı gibi görünüyor.

Mart ayında açıklanan paket kapsamında elektrikte KDV oranı yüzde 5’e düşürüldü, et ve balıktaki KDV sıfırlandı, akaryakıt vergileri azaltıldı, havayolu şirketlerine destek sağlandı ve tarımsal girdilere yüzde 15 sübvansiyon verildi.

Oteller için ise özellikle zor geçen aylarda faaliyetlerini sürdüren işletmelere çalışan maaşlarının yüzde 30’u oranında destek sağlandı.

Ülkenin uluslararası imajına da önem verildi. Avrupa Birliği liderlerinin gayriresmî zirvesi Ayia Napa’da düzenlenerek uluslararası kamuoyuna Kıbrıs’ın güvenli bir destinasyon olduğu mesajı verilmeye çalışıldı.

Bu, bir yüzyıl önce Amyandos’u kurtarmak için yapılanların tam tersiydi. Çünkü hiçbir şey yapılmamıştı.

Geriye Kalanlar ve Gelecekte Olabilecekler

Son yıllarda bölgede yeniden canlandırma çalışmaları yürütülüyor.

Yamaçların bir bölümü yeniden ağaçlandırıldı, eski ay yüzeyini andıran alan üzerinde bir botanik bahçesi oluşturuldu ve merkezdeki büyük kraterin yapay göle dönüştürülmesine ilişkin planlar gündeme geldi.

Ayrıca bazı altyapıların, Almanya’daki Zollverein gibi sanayi mirası alanları örnek alınarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği de tartışılıyor.

Böylece bölge artık maden değil, tarih “çıkaran” bir yer haline gelebilir.

Amiyandos sadece sanayi gerilemesinin hikâyesi değildir. Tek bir ekonomik dayanağa bağımlı toplumların ne kadar kırılgan hale gelebileceğini ve parlaklığın ne kadar hızlı bir şekilde sessizliğe dönüşebileceğini hatırlatan bir örnektir.

Aynı düşünce, daha geniş ölçekte günümüz Kıbrıs ekonomisi için de geçerlidir.

Jeopolitik istikrarsızlık, ağır darbe alan turizm sektörü, enerji maliyetleri ve hayat pahalılığı gerçek sorunlardır.

Ancak fırsatlar da var.

On yıl öncesine göre çok daha çeşitlendirilmiş bir ekonomi, güçlü kamu maliyesi göstergeleri, Avrupa Birliği içindeki konum ve adaya güven duyan yeni nesil uluslararası yatırımcılar bunların başında geliyor.

Amiyandos’un hikâyesi yalnızca kaybedilenler için yakılan bir ağıt değildir.

Aynı zamanda bir pusula.

2026 yılındaki Kıbrıs, en azından kâğıt üzerinde, 1988 yılındaki Amiyandos’un hiçbir zaman sahip olmadığı araçlara ve kolektif hafızaya sahiptir.

Son Güncelleme: 23 Temmuz 2026 - 14:44

Son Haberler

23 Temmuz
Kıbrıs Rum Gazetelerinden 23.07.2026
14:43
22 Temmuz
Kıbrıs Rum Gazetelerinden 22.07.2026
17:30
Türkiye, Doğu Akdeniz'de NAVTEX yayınladı
13:43
Sahte devletten Avrupa Parlamentosu kararına karşı BM'ye mektup
13:41
İtfaiye ekipleri teyakkuzda
10:23
Elektrik yeterliliği açısından zorluklar yaşanıyor
10:21
Omonia, Şampiyonlar Ligi sahnesine çıkıyor
10:11
ABD'nin İran'a yönelik sert saldırıları devam ediyor
10:07
Holguin: Guterres'in Kıbrıs ziyaretinin arifesinde Ankara'da
10:05
Kallas: AB, Kıbrıs sorunu konusunda BM'nin çabalarına bağlı
10:04
Hava sıcaklığı 43 dereceye kadar yükseliyor
10:01
Üniversite giriş sınavı sonuçları açıklanıyor
08:00
Tüm haberler

Video on Demand

Η υπηρεσία ΡΙΚFLIX δίνει την ευκαιρία στους τηλεθεατές που κατέχουν έξυπνες τηλεοράσεις οι οποίες υποστηρίζουν την εφαρμογή της υβριδικής τηλεόρασης (HbbTV) με τη χρήση του κόκκινου κουμπιού -που βρίσκεται στο κάτω μέρος του τηλεκοντρόλ- να μεταφέρονται σε διαδικτυακό περιβάλλον από όπου μπορούν να παρακολουθήσουν ετεροχρονισμένα τα προγράμματα του ΡΙΚ.

Όταν κάποιος τηλεθεατής είναι συντονισμένος στις συχνότητες της Επίγειας Ψηφιακής Πλατφόρμας (DVB-T) του ΡΙΚ και παρακολουθεί ΡΙΚ 1, ΡΙΚ 2 ή ΡΙΚ HD και ο δέκτης του υποστηρίζει την εν λόγω εφαρμογή, στο κάτω μέρος της οθόνης του θα παρουσιαστεί για λίγα δευτερόλεπτα ένα εικονίδιο που θα τον καλεί να πατήσει το κόκκινο κουμπί. Πατώντας το κόκκινο κουμπί, εισέρχεται στην πλατφόρμα ΡΙΚFLIX. Σε περίπτωση που ο τηλεθεατής θέλει να επανέλθει στη ζωντανή ροή εκπομπής θα πρέπει να ξαναπατήσει το κόκκινο κουμπί.