ALİTHİA GAZETESİNİN ANA HABERİ
Sağduyuyla Çelişen Rapor
Videogate: Çelişkiler, Belirsiz Yanıtlar ve Dayanaktan Yoksun Sonuçlar
Pashalidis’in Kamuoyuna Yaptığı Açıklamalar Yeni Soru İşaretleri Yarattı
Dün açıklanan bulgular toplumda şaşkınlık yarattı. Ekonomik çıkar sağlandığı halde suç unsurunun bulunmadığı, gerçek görüntülerin gerçek olmadığı yönünde değerlendirildiği ve bir hibrit saldırıdan söz edilmesine rağmen saldırının arkasındaki kişi ya da kişilerin hâlâ belirlenemediği sonucuna varılması dikkat çekti.
Görünen o ki olayda yalnızca siyasi etikle ilgili ciddi meseleler değil, ceza hukuku açısından değerlendirilmesi gereken unsurlar da bulunuyor. 23 III/2000 sayılı yasa, bir kişinin nüfuzunu kullanacağı iddiasıyla menfaat sağlamasını suç olarak düzenliyor. Bunun için nüfuzun fiilen kullanılmış olması veya hedeflenen sonucun elde edilmiş olması gerekmiyor.
Hukukçular, soruşturmacının ortaya koyduğu gerekçelerin hukuki temelden yoksun olduğunu savunuyor. Black Cube da raporda yer alan temel değerlendirmelere itiraz ederken, raporun tamamının kamuoyuna açıklanması yönündeki talepler giderek güçleniyor.
Bu versiyon hem Alithia'nın eleştirel tonunu koruyor hem de Kıbrıslı Türklerin dinlediği bir radyo bülteninde daha doğal duyuluyor.
*
HARAVGİ GAZETESİNİN ANA HABERİ
Örtbas Kokusu Taşıyan Muğlak Söylemler
Videogate: Hukukçular Ekonomik Çıkar, Nüfuz Ticareti ve Hibrit Saldırı Konularında Sorular Yükseltiyor
Soruşturmacı Andreas Pashalidis tarafından yürütülen cezai soruşturmanın tamamlanmasının ardından raporun tamamının kamuoyuna açıklanması yönündeki baskılar giderek artıyor.
Rapor herhangi bir cezai sorumluluk tespit etmezken, dosyada ileri sürülen iddiaları muğlak söylemlere ve gösterişli ifadelere bağlıyor.
Öte yandan Black Cube, kamuoyuna sunduğu video ve diğer kanıtların gerçek olduğunu savunmayı sürdürüyor. Böylece materyalin güvenilirliği konusundaki tartışmalar da devam ediyor.
AKEL, soruşturmacıya sert eleştiriler yönelterek tutumunun bağımsız bir araştırmacının rolüyle bağdaşmadığını, daha çok bir hükümet sözcüsünün yaklaşımını andırdığını savunuyor.
Parti ayrıca Andreas Pashalidis’in A.A.D.İ.P.A Başkanlığı'na yeniden atanması konusunu yeniden gündeme getiriyor ve bunun ciddi bir çıkar çatışmasına işaret ettiğini öne sürüyor.
AKEL, “Cumhurbaşkanlığı’nı soruşturmakla görevlendirilen kişi, aynı Cumhurbaşkanı tarafından yeniden görevlendirildi” ifadelerini kullanarak bunun soruşturma sürecinin bağımsızlığı konusunda haklı soru işaretleri yarattığını belirtiyor.
*
POLİTİS GAZETESİNİN ANA HABERİ
Black Cube Yolsuzluk Görüşünde Israr Ediyor
Videogate'in Arkasındaki Şirket Ceza Soruşturmacısının Bulgularını Sorguluyor
Videogate davasına ilişkin rapor, Hukuk Dairesi tarafından mercek altına alındı
İki kişi olası yolsuzluk eylemleri nedeniyle incelemeye alınacak. Değerlendirme, tartışmalı videoda kayda geçen eylemler, verilen izlenimler, vaatler, açıklamalar ve genel davranışlar üzerinde yoğunlaşacak.
Black Cube adına 26 saatlik görsel ve işitsel materyali Başsavcı'ya teslim eden ceza hukuku uzmanı Andonis Dimitriu, şirketin yetkililerinin ifade vermesinden önce materyalin gerçekliğinin doğrulanmasını şart koştuklarını açıkladı.
Bu açıklamalar, bağımsız ceza soruşturmacısı Andreas Pashalidis'in videonun montajlanmış olduğu yönündeki değerlendirmelerini sorgular nitelikte görülüyor.
Black Cube, dün yaptığı açıklamada olayın bir hibrit saldırı değil, bir yolsuzluk vakası olduğunu savunmayı sürdürdü. Şirket böylece Andreas Pashalidis'in değerlendirmelerine açık şekilde karşı çıktı.
*
Fileleftros gazetesinden kısa kısa…
Yakıt İstasyonu İşletmecileri vurguladı: Bu Sadece Başlangıç
Yakıt istasyonu işletmecileri, akaryakıt tankerlerinde bir sistem uygulanmasına ilişkin taleplerini değerlendirmesi için hükümete bir haftalık süre tanıdı.
*
Atama Sistemi: Eğitimde Yoğun Temas Trafiği
Eğitim alanındaki atama sistemiyle ilgili temaslar ve istişareler sürüyor.
OLTEK, atanacaklar listesinin kaldırılması için iki şart öne sürdü.
Üç eğitim örgütü bugün bir araya gelerek konuyu ele alacak.
*
Yüksek Mahkeme Kararı
İranlı 16 Aylık Tutukluluğun Ardından Serbest Bırakıldı
Mahkeme, kişinin sınır dışı edilmesine yönelik gerçekçi bir imkân bulunmadığına ve ülkesine geri gönderilmesinin halen mümkün olmadığına hükmetti. Bunun sonucunda İranlının derhal serbest bırakılmasına karar verildi.
*
Kabine Değişikliğine Doğru - DİKO Sekretaryası İsimler Konusunda Bilgilendirme İstiyor
DİKO Sekretaryası dün toplandı ancak kabine değişikliğiyle ilgili isimleri görüşmedi.
Sekretarya, konuya ilişkin bilgilendirme beklediğini belirtirken, nihai tutumunu daha sonra açıklayacağını kaydetti.
*
Elektronik Davalar 2027'den İtibaren Başlıyor - Yeni IJustice Sistemi
Yeni platform, davaların elektronik ortamda yönetilmesine ve hâkimler, avukatlar ile vatandaşlar arasında belge alışverişine olanak tanıyor.
Sistemin amacı adalet hizmetlerinin daha hızlı yürütülmesi ve bürokrasinin azaltılması olarak gösteriliyor.
*
Yeni Limasol Alışveriş Merkezi Öncesinde Hangi Projeler Zorunlu?
İznin verilebilmesi için zorunlu yol projelerinden oluşan bir paket onaylandı. Söz konusu projelerin, alışveriş merkezinin faaliyete başlamasından önce başvuru sahipleri tarafından planlanıp inşa edilmesi gerekiyor.
*
Fidan’ı İkna Etmeye Gidiyor - Holgin’den Guterres’in Ziyaretini Kurtarma Girişimi
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'a gelmesinden bir gün önce Olgin Ankara'da olacak.
Olgin, Hakan Fidan ile görüşmek üzere Ankara'ya giderek olumlu bir yanıt almayı umuyor. Amaç, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin çok taraflı bir konferans düzenleneceğini açıklayabilmesine imkân sağlamak.
*
POLİTİS GAZETESİNden…
Elektrik Sistemine Sıcak Hava Sınavı
Yüksek sıcaklıklar elektrik sisteminin dayanıklılığını zorlarken, Dekelya Elektrik Santrali'ndeki iki jeneratör hâlâ devre dışı.
Sistem işletmecisi olağanüstü bir üretim planı hazırlarken, Kıbrıs Elektrik Kurumu çalışan sendikaları sistemin yeterliliği konusunda hükümetten yanıt bekliyor.
*
Çapraz Organ Nakli - Bir Bilinmeyenler Zinciri Kızımı Kurtardı
İsrail'de çapraz organ nakli yöntemiyle böbrek alan ilk reşit olmayan Kıbrıslı hasta 16 yaşındaki Fotini'nin annesi, Politis gazetesine konuştu.
Anne, “Böbreğimi tanımadığım birine verecek olmam benim için önemli değildi. Başka bir insanın da aynı şeyi benim Fotini'm için yapacağını biliyordum” dedi.
*
Deniz Yollarında Ablukalar
Enerji İçin Üçlü Tehdit
Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz ve Karadeniz... Dünyanın hayati öneme sahip üç deniz ulaşım güzergâhı, gezegenin en tehlikeli bölgeleri arasına girmiş durumda.
*
Türkiye’de Özel CHP'ye Veda Etti
CHP'den ayrıldığını ve kendi siyasi partisini kuracağını duyurdu.
*
HARAVGİ GAZETESİnden…
Engelli Bir Çocuğun Yer Aldığı Videoya Sert Tepkiler
TikTok platformunda dolaşıma sokulan bir video tepkilere neden oluyor.
Videoda Down sendromlu reşit olmayan bir kişinin, onur zedeleyici davranışlarda bulunmaya teşvik edildiği görülüyor.
*
Herkes İçin Plaj Operasyonu
Larnaka-Dekelya yolu üzerindeki plajda, Deniz Kulübü yakınlarında karavan ve geçici yapıların kaldırılması amacıyla geniş kapsamlı bir operasyon gerçekleştirildi.
*
ALİTHİA GAZETESİNden…
Ticaret Elektronik Bir Labirentte Kayboldu
İthalat sistemi nedeniyle Limasol Limanı'ndaki gümrük işlemlerinde kaos...
Gümrük Komisyoncuları Birliği, on aydır süren sistem aksaklıklarından, teslimatlardaki gecikmelerden, ek depolama maliyetlerinden ve tedarik zinciri üzerindeki baskıdan şikâyet ediyor.
*
Guterres Öncesinde Ankara Sınavı - Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Ziyareti Öncesinde Olgin Brüksel ve Ankara'da
Olgin ile Fidan arasında yapılacak görüşme, Türkiye'nin niyetlerinin anlaşılması açısından belirleyici görülüyor.
Antonio Guterres, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ve Kıbrıs Türk toplumu lideri Ersin Tatar ile önce ayrı ayrı, ardından da ortak bir görüşme gerçekleştirecek.
Temel hedef, bir kez daha niyet beyanlarıyla yetinilmemesi, somut kararların ortaya çıkması olarak gösteriliyor.
*
MAKALE
HARAVGİ
Hangi Yunan Cumhuriyeti?
Mihalis Mihail
Bazen insanlar sevinç ya da heyecan içinde öyle sözler sarf eder ki, kullandıkları kelimeler aslında söylemek istediklerinden çok daha fazlasını ortaya koyar. Çünkü kelimeler hiçbir zaman tarafsız değildir. Bir bakış açısını, bir ideolojiyi ve bir düşünce biçimini yansıtır. Çoğu zaman da resmî siyasi açıklamalarda açıkça dile getirilmeyen düşünceleri gün yüzüne çıkarır.
20 Temmuz günü ELAM Milletvekili Sotiris Yoannu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 20. Zırhlı Tugay Kışlası'nda 1974 tankçılarını onurlandırmaktan gurur duyduğunu belirtti. Buraya kadar hiç kimsenin itiraz edebileceği bir durum yok.
Ancak aynı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
"Bugün, 1974'ün o kara Temmuz günlerinde Yunan Cumhuriyeti'nin toprak bütünlüğünü korumak için ön safta yer alan tankçıları onurlandırdık."
Sorulması gereken soru çok basittir:
Hangi "Yunan Cumhuriyeti"?
1974 yılında tankçılar Yunan Cumhuriyeti'nin değil, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin toprak bütünlüğünü savunmak için savaştı. Kıbrıs Cumhuriyeti ise Kıbrıs'taki uluslararası alanda tanınan tek devlettir.
Bu ifade gözden kaçırılabilecek sıradan bir dil sürçmesi değildir. Mesele sadece coğrafi ya da dilsel bir tanımlama da değildir. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devlet varlığının özüne dokunan bir yaklaşımdır.
Peki bu gerçekten talihsiz bir ifade hatası mı, yoksa ELAM'ın Kıbrıs Cumhuriyeti'ni nasıl gördüğünü yansıtan bir tanımlama mı?
Bu soru özellikle de partinin kamuoyu önünde tek devlet çözümünü savunduğu düşünüldüğünde son derece yerindedir. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti eğer bir "Yunan Cumhuriyeti" olarak görülüyorsa, o zaman bağımsız ve egemen bir devlet olarak değil, daha geniş bir Helen ulusal alanının parçası olarak değerlendiriliyor izlenimi ortaya çıkar.
Bu nokta özellikle önemlidir. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti, Helenizmin işgale karşı sahip olduğu en güçlü siyasi ve hukuki silahtır. Avrupa Birliği'nin ve Birleşmiş Milletler'in üyesi olan, uluslararası toplum tarafından tanınan devlettir.
Lefkoşa'nın işgalin sona erdirilmesi ve insan haklarının yeniden tesis edilmesi yönündeki talepleri de tam olarak bu uluslararası hukuki statüye dayanmaktadır. Bu statünün küçümsenmesi ya da dolaylı biçimde sorgulanması ulusal davayı güçlendirmez. Tam tersine, onun en önemli kurumsal dayanağını zayıflatır.
Çelişki daha da belirgin hâle geliyor. Çünkü Sayın Yoannu'nun kendisi de Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bir milletvekilidir. Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'na bağlılık yemini etmiş, uluslararası alanda bağımsız bir devlet olarak tanınan bir ülkenin kurumlarına hizmet etmektedir. Bu devlet ne Yunanistan'ın ne de başka herhangi bir devletin parçasıdır.
Siyasette kelimelerin ayrı bir ağırlığı vardır. Kelimeler yalnızca dilsel tercihler değildir; düşünce biçimlerini ve öncelikleri de ortaya koyar.
İşte bu nedenle söz konusu ifade görmezden gelinebilecek bir ayrıntı değildir.
*
MAKALE
Filelefteros
Kostas Venizelos
Erdoğan İyi Niyet Adımları Atıyor Ama Kendisi Bunun Farkında Değil!
Her yıl istila ve devam eden işgalin yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen şenlikler için Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işgal bölgelerine gelmemesi, bazıları tarafından Kıbrıs sorunundaki gelişmeler ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs’a yapacağı ziyaretle bağlantılı bir adım olarak değerlendirildi.
Kolay inananlar için Erdoğan’ın 20 Temmuz’da işgal bölgelerinde bulunmaması bir "iyi niyet göstergesi" olarak da yorumlanabilir. Hani şu herkesin gördüğü ama Erdoğan’ın kendisinin görmediği iyi niyet adımlarından biri... Belki de gelmemesi diplomatik bir izlenim oyununun parçasıdır. Belki de bütün bu senaryolarla hiçbir ilgisi yoktur ve sadece işgal bölgelerine gitmemeyi tercih etmiştir. Bunların aslında çok da önemi yok. Her şey sahada belli olacak ve sonuç, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 27-29 Temmuz tarihlerinde gerçekleştireceği Kıbrıs ziyaretinden sonra görülecek.
Bilindiği gibi Recep Tayyip Erdoğan, yerine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı gönderdi. Türk hükümetinde Kıbrıs dosyasından sorumlu kişi de odur. Yani "işgal bölgeleri projesini" takip eden yetkili. Onu, kendisinin söyleyeceklerini söylemesi için gönderdi. Ankara'nın yıllardır dile getirdiği görüşleri yinelemesi için gönderdi. Yani "adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün yolunun, iki devletin egemen eşitliği ile eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesinden geçtiğini" söylemesi için gönderdi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs’a gelişinden birkaç gün önce, Yılmaz bu ziyarete ilişkin tek kelime etmedi. Buna karşılık Lefkoşa’ya, hatta Paris’e savunma anlaşmaları konusunda açık bir uyarı göndermekte gecikmedi. Türkiye’nin, Kıbrıs’ı yeni askerî yapılanmaların içine dahil etmeye çalışanları "yakından ve büyük dikkatle" izlediğini söyledi. Bunları söyleyen kişi, işgal gücünün temsilcisidir.
Yılmaz, tesadüfen değil, işgalci mantığını yansıtan bir söylem kullandı. İşgal bölgelerini Türkiye’nin büyük vizyonlarının bir parçası hâline getirdi. İşgal bölgelerinde yaptığı konuşmada,
"Türkiye Yüzyılı aynı zamanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de yüzyılı olacaktır"
ifadelerini kullandı.
Aynı zamanda, "ilerici" ve "çözüm yanlısı" Tufan Erhürman da, "anlaşmaya hazır" olduğunu söylerken şartlar ve ön koşullar ortaya koyuyor. Müzakereler başlamadan önce yapılmasını istediği bir listesi var. Ve bütün bunlar gerçekleştirildiğinde büyük ihtimalle işgal tarafının müzakerelere girmesi için bir neden kalmayacak. Çünkü temel hedeflerinin önemli bir kısmını elde etmiş olacak. En başta da boşanmanın şartlarını.
Erhürman, yıllardır sonuç alınamadan tartışılan Güven Arttırıcı Önlemler üzerinde ısrar ediyor. Bu da Kıbrıs sorununun özünün, yani Türkiye'nin Kıbrıs topraklarını işgal etmeyi sürdürmesinin tartışılmamasını sağlamanın bir yoludur. Meselenin özüne hiç değinmiyor. Zaten bu günlerde işgal yıl dönümü nedeniyle verdiği mesajlarda da özden söz etmedi. Uzun zamandır hazır olduğunu söyleyen kişi, nasıl bir çözüm istediğini bile açıklamadı.
Kıbrıslı Türkler, Türkiye’nin yayılmacı hedeflerinin mağdurudur. Ankara’nın politikalarını ilerletebilmesi için kullanılmaktadırlar. Türkiye’nin büyük vizyonunun unsurlarından biri hâline getirilmiş durumdadırlar ve bu vizyon onların çıkarlarına hizmet etmemektedir.
Bunu ilk bilenler de Ankara’nın işgal bölgelerindeki temsilcileridir, çünkü bu politikayı uygulamakla görevlidirler. Kimileri bunu isteyerek yapar, kimileri ise istemeden.
Ancak bunun işgal gücü açısından hiçbir önemi yok.
Onun istediği tek şey, kendi politikasının uygulamak.
Son Güncelleme: 22 Temmuz 2026 - 17:32
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/7/22/kibris-rum-gazetelerinden-22072026/