Kıbrıs Rum Gazetelerinden

ΑΝΑ HABERLER

HARAVGi

GUTERRES KIBRIS SORUNUNU BİZZAT ÜSTLENİYOR - Müzakerelerin yeniden başlaması ve yeni bir gayriresmî çok taraflı konferans hedefiyle Kıbrıs’ta kritik temaslarla dolu üç gün

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 27-29 Temmuz tarihlerinde Kıbrıs’a gelerek Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ve Kıbrıs Türk toplumu lideri Tufan Erhürman ile ayrı ayrı görüşecek.

Guterres’in ziyaretinin amacı, Kıbrıs sorunundaki barış sürecini canlandırmak ve müzakerelerin yeniden başlaması için gerekli zemini değerlendirmek olacak. Kendisine, Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs dosyasını yürüten üst düzey ekibi de eşlik edecek.

Program kapsamında 29 Temmuz’da Lefkoşa’daki Birleşmiş Milletler yerleşkesinde üçlü bir toplantı yapılması bekleniyor. Hedef, taraflar arasında yeterli yakınlaşma sağlanması ve Kıbrıs sorununa ilişkin yeni gayri resmî çok taraflı konferansın tarih ve yerinin açıklanması.

Kıbrıs Türk medya araçlarında çıkan bazı haberlere göreyse Guterres’in ayrıca iki toplumlu Teknik Komiteler ve sivil toplum temsilcileriyle de görüşmesi bekleniyor. Bu ziyaret, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri olarak göreve başlamasından bu yana Kıbrıs’a gerçekleştireceği ilk ziyaret olacak.

Bu arada AKEL, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs ziyaretini olumlu karşıladı. Astra radyosunun sabah programında konuşan AKEL Meclis Sözcüsü Yorgos Lukaidis, Ulusal Konsey’in ziyaret öncesinde toplanması gerektiğini söyledi.

Lukaidis, yeni fikirler yerine müzakerelerin Kran Montana’da kaldığı yerden yeniden başlaması gerektiğini dile getirdi. Kıbrıs sorununda 9 yıldır süren çıkmazın en uzun durgunluk dönemi olduğunu belirtti ve AKEL’in çözüm müzakerelerinin yeniden başlaması için çalışacağını ifade etti. Lukaidis yeni önerilerin müzakere sürecinde bugüne kadar elde edilen kazanımları tehlikeye atabileceği uyarısında bulundu.

*

FİLELEFTHEROS GAZETESİNİN ANA HABERİ

Guterres’ten Son Hamleler: 27-29 Temmuz’da tüm ekibiyle Kıbrıs’a geliyor

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Birleşmiş Milletler’deki görev süresinin sonuna yaklaşırken, 2017’den bu yana devam eden Kıbrıs sorunundaki çıkmazın aşılması umuduyla son girişimlerini devreye koyuyor.

Bu çerçevede Guterres, 27-29 Temmuz tarihleri arasında Kıbrıs’ı ziyaret edecek. Ziyaret sırasında kendisine, Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs sorununu takip eden ekibinin tamamı eşlik edecek.

Guterres’in bu ziyareti, bir Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin son 16 yıl içinde Kıbrıs’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor.

*

POLİTİS gazetesi manşetinde ilgili gelişmeyi Antonio Guterres’ten Kararlılık Mesajı: Kıbrıs sorununu gündemden düşürmüyor, hedefinde beşli konferans var şeklinde değerlendiriyor. Haberde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs’a yapacağı ziyaret, Kıbrıs sorununa yönelik çabaların sürdürüldüğüne dair güçlü bir mesaj olarak yansıtılıyor. Guterres’in temel hedefinin, Eylül ayında yapılması planlanan ve sonuç odaklı olması amaçlanan kritik bir gayri resmî beşli konferansın içeriğini şekillendirmek olduğu belirtiliyor.

Diplomatik kaynaklar, bu ziyaretin aynı zamanda Genel Sekreter’in son dönemde Türk tarafıyla gerçekleştirdiği temaslarla da bağlantılı olduğu görüşünde.

Guterres, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ve Kıbrıs Türk toplumu lideri Tufan Erhürman ile yapacağı ayrı ve ortak görüşmelerin yanı sıra, sivil toplum temsilcileriyle de bir araya gelerek tarafların gerçek anlamdaki esneklik payını değerlendirmeyi hedefliyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin bu temaslarla, Kıbrıs sorununda ilerleme sağlanabilmesi için tüm tarafları sorumluluklarıyla yüz yüze getirmeye çalışacağı ifade ediliyor.

*

ALİTHİA

Guterres Kıbrıs sorununda çıtayı yükseltiyor - BM Genel Sekreteri inisiyatifi bizzat üstleniyor ve 27 Temmuz’da Kıbrıs’a geliyor başlıklı ana haberinde ise Antonio Guterres’in sürece kişisel olarak müdahil olması, yeni bir genişletilmiş konferansın toplanabilmesi ve kapsamlı müzakerelerin yeniden başlaması için gerekli koşulların oluşturulması çabasıyla bağlantılı görülüyor. Diplomatik hareketliliğin artması; Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorununa özel temsilci ataması, Maria Angela Holgin’in yürüttüğü temaslar ve Birleşmiş Milletler, söz konusu yeni fikirlerle ilgili iddiaları şu ana kadar doğrulamış olmasa da ortaya atılan yeni fikirlere ilişkin bilgilerle aynı döneme denk geliyor.

*

HARAVGİ GAZETESİNİN internet sayfasında bugün yer almış bir habere göre

Mağusa Belediyesi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs’a yapacağı ziyareti memnuniyetle karşılarken, ziyaretin Birleşmiş Milletler’in Güvenlik Konseyi kararlarının eksiksiz uygulanmasına yönelik bağlılığını yeniden teyit etmesine ve Mağusa meselesinin uluslararası hukuk ile insan haklarına saygı açısından taşıdığı hayati önemin bir kez daha gündeme gelmesine katkı sağlamasını beklediğini açıkladı.

Belediye tarafından cuma günü yayımlanan açıklamada, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin adadaki varlığının, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik sürecin yeniden başlamasına somut katkı sunacağı yönündeki beklenti dile getirildi. Açıklamada, çözüm sürecinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın ilkeleri temelinde ilerlemesi gerektiği vurgulandı.

Belediye, Genel Sekreter’in ziyaretinin, müzakerelerin yeniden başlaması ve Kıbrıs sorununda adil, sürdürülebilir ve işleyebilir bir çözüme giden koşulların oluşturulması açısından kritik bir dönemde gerçekleştiğine dikkat çekti.

Kapalı Maraş konusuna da değinilen açıklamada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 550 sayılı 1984 tarihli ve 789 sayılı 1992 tarihli kararlarının yürürlükte olmaya devam ettiği hatırlatıldı. Söz konusu kararların, kapalı bölgeye yasal sakinleri dışında kişilerin yerleştirilmesine yönelik her türlü girişimi kabul edilemez olarak değerlendirdiği belirtildi.

Ayrıca bu kararların, yasal sakinlerin güvenli şekilde geri dönüşünün sağlanabilmesi için kapalı bölgenin idaresinin Birleşmiş Milletler’e devredilmesini öngördüğü ifade edildi.

*

Bir başka habere göreyse de…

AKEL, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin yaklaşan Kıbrıs ziyaretini memnuniyetle karşılıyor

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs sorununa ilişkin İyi Niyet Misyonu çerçevesinde gerçekleştireceği Kıbrıs ziyareti, AKEL tarafından memnuniyetle karşılandı.

AKEL açıklamasında şunları kaydetti:

AKEL, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, Kıbrıs sorununa ilişkin İyi Niyet Misyonu çerçevesinde Kıbrıs’a gerçekleştireceği yaklaşan ziyareti memnuniyetle karşılamaktadır. Temennimiz ve umudumuz, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin ziyaretinin, Kıbrıs sorununda bugün yaşanan tehlikeli çıkmazın aşılması yönündeki çabalara ivme kazandırması, müzakerelerin üzerinde uzlaşılan temel ve çerçeve temelinde yeniden başlamasının önünü açması, işgalin sona ermesi ve ülkemiz ile halkımızın yeniden birleşmesine katkı sağlamasıdır.

AKEL, bu vesileyle bir kez daha, müzakere sürecinde bugüne kadar elde edilen tüm kazanımların ve Guterres Çerçevesi’nin korunmasının hayati önem taşıdığını vurgulamaktadır. AKEL’e göre müzakereler, 2017 yılında kesintiye uğradığı noktadan, geriye kalan meseleler temelinde ve Guterres Çerçevesi doğrultusunda devam etmelidir.

AKEL, Kıbrıs sorununda ilkelere dayalı bir çözümün, ülkemizi işgalden ve bölünmüşlükten kurtarabilecek, halkımızı barış ve kalıcı güvenlik içinde bir geleceğe taşıyabilecek tek seçenek olduğunu ifade etmektedir.

MAKALE, Politis gazetesi

Hristos Yeoryiu

Neden BM Genel Sekreteri iki liderle Lefkoşa’da görüşmeyi tercih ediyor?

Kıbrıs sorununa yönelik çabadan vazgeçmiyor

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Lefkoşa’ya yapacağı ziyaret, yaz sonundan önce yeni bir genişletilmiş gayri resmî beşli konferansın toplanma ihtimalinin henüz görünmediği bir dönemde gerçekleştiği için dikkat çekici bazı özellikler taşıyor.

Bunların başında, son derece büyük beklentiler ve aynı ölçüde zorluklar içeren sürecin canlı tutulması çabası geliyor. Bu çerçevede Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Kıbrıs sorununun yeniden uzun süreli bir durgunluk dönemine girmesini önlemek için elinden geleni yaptığı mesajını veriyor.

Kısacası Guterres’in ay sonunda Lefkoşa’da bulunacak olması, Birleşmiş Milletler girişiminin hâlâ aktif olduğunu teyit ediyor. Yeni bir çok taraflı toplantıya ilişkin ilk planlamalar, onun arzu ettiği takvim içerisinde gerçekleşecek gibi görünmese de, bölgedeki varlığını fırsata çevirerek iki tarafla doğrudan temas kurmaya geliyor. Böylece sürecin yeniden başlaması yönündeki çabalara siyasi ağırlık koymaktaki kararlılığını da ortaya koyuyor.

Amacı yalnızca iki tarafın zaten bilinen görüşlerini bir kez daha kayda geçirmek değil. Aynı zamanda gerçek anlamda ne ölçüde esneklik payı bulunduğunu, kırmızı çizgilerin nerede yer aldığını ve geçmişteki anlaşmazlıkların tekrarlanacağı bir toplantıdan öteye geçebilecek yeni bir genişletilmiş gayri resmî beşli konferans için gerekli asgari koşulların oluşup oluşmadığını görmek istiyor.

Böyle bir konferansın hedefi, geçmişteki görüş ayrılıklarını yeniden sıralamak değil, sürecin daha anlamlı ve daha özlü bir sonraki aşamasına giden yolu açmak olmalıdır. En azından Guterres ve Kişisel Temsilcisi Maria Angela Olgin’in inandığı ve gerçekleştirmeye çalıştığı şey budur.

Bunun yanında, Genel Sekreter’in sivil toplum temsilcileriyle de bazı temaslarda bulunmayı hedeflemesi mümkündür. Bu, güçlü bir sembolik değer taşıyan bir adım olacaktır. Guterres, sürecin yalnızca iki lideri ilgilendiren bir konu olmadığını, daha geniş siyasi ve toplumsal desteğe ihtiyaç duyduğunu göstermeye çalışıyor.

Bu şekilde hem konuya yönelik ilgiyi canlı tutmayı hem de gelecekteki olası müzakereleri destekleyebilecek üretken toplumsal ve siyasi kesimleri güçlendirmeyi amaçlıyor.

Yeterli değil...

Aynı zamanda diplomatik kaynaklar, Guterres’in bu ziyareti gerçekleştirme kararının son dönemde Türk tarafıyla ve özellikle de Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yaptığı temaslarla da bağlantılı olduğu değerlendirmesinde bulunuyor.

Bu görüşmelerin Türk tarafının pozisyonlarında dikkat çekici bir değişiklik yarattığı söylenemese de, Genel Sekreter’in çevresinde çabaların terk edilmesini gerektirmeyecek bazı işaretlerin görüldüğü ifade ediliyor.

Ankara, Kıbrıs sorununda ilerleme sağlanmasını Avrupa Birliği ile ilişkilerindeki daha geniş kapsamlı gelişmelerle ilişkilendirmeyi sürdürüyor. Ancak Genel Sekreter, bu gerçeğin siyasi düzeyde yönetilebileceği bir alanın hâlâ mevcut olduğu görüşünde görünüyor.

Bu açıdan bakıldığında Lefkoşa ziyareti, sürece dahil tüm taraflara yönelik bir mesaj niteliği taşıyor. Bu mesaj, Guterres’in çabaya kişisel olarak bağlı kalmayı sürdürdüğüdür.

Guterres, anlamlı bir müzakere sürecinin yeniden başlamasına imkân verecek koşullar oluşana kadar hareketliliği korumayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporlarda da ortaya koyduğu istikrarlı tutumla uyumludur.

Genel Sekreter raporlarında, tüm zorluklara rağmen Birleşmiş Milletler’in görevinin çözüm perspektifini açık tutmak olduğunu vurguluyor. Esasen tarafları sorumluluklarıyla yüz yüze bırakırken, özellikle sahada gerekli koşulların oluşturulmasının, anlamlı müzakere sürecini tamamlayıcı önemli bir adım olduğuna işaret ediyor.

Hristos Yeoryiu

MAKALE

FİLELEFTEROS

ANDREAS PİMBİŞİS

İKİ BÖLGELİ İKİ TOPLUMLU FEDERASYON SONUÇTA BİR UZLAŞI MI?

Kıbrıs sorunu ne zaman siyasi bir tartışmanın konusu olsa, ortada hep aynı temel soru dolaşır: “Nasıl bir çözüm istiyoruz?”

Çünkü ne kadar tuhaf görünse de, on yıllardır süren müzakerelere ve tartışmalara rağmen bugün hâlâ “istediğimiz çözüm nedir?” sorusuna açık ve net bir yanıt verilmiş değil.

Sıradan vatandaşlar olarak saatlerce, hatta günlerce tartışabiliriz; federasyon mu daha iyidir, üniter devlet mi, yoksa bazılarının ifade ettiği şekliyle “normal devlet” mi? Ve doğal olarak herkes, siyasi partilerde bulunan insanların Kıbrıs sorununa ilişkin daha net bir görüşe sahip olduğunu, sonuçta da bir uzlaşı ihtiyacı nedeniyle belirli bir çözüm modeline yönelindiğini düşünebilir.

Geçtiğimiz günlerde DİSİ Parlamento Sözcüsü olarak ilk ciddi konuşmasını Temsilciler Meclisi kürsüsünden yapan Dimitris Dimitriu’yu dinliyordum. Dimitriu, “İki Bölgeli İki Toplumlu Federasyon bir uzlaşı değildir” dedi.

Ardından da şu ifadeleri kullandı:

“Bu bir geri adım değildir. Bu, uluslararası alanda meşru kabul edilen, Avrupa Birliği ilkeleriyle uyumlu, işgali sona erdiren, vatanı özgürleştiren ve yeniden birleştiren tek formüldür. Bunun dışındaki tüm seçenekler ise bölünmenin farklı isimlerle ifade edilmesidir.”

İşte bu “İki Bölgeli İki Toplumlu Federasyon bir uzlaşı değildir” ifadesi beni biraz şaşırttı.

Çünkü hatırladığım kadarıyla DİSİ yetkililerinin yıllar boyunca yaptığı açıklamalarda, İki Bölgeli İki Toplumlu Federasyonun özünde bir uzlaşı olduğu söylenirdi.

Bu nedenle biraz araştırmaya karar verdim ve DİSİ içerisinde eski ve yeni isimlerin bu konuda ne söylediklerine baktım.

Önce DİSİ’nin eski başkanı Averof Neofitu’dan başlayalım. Kıbrıs sorunuyla ilgili görüşleri zaman zaman şaşkınlık yaratabilecek Neofitu, bir röportajında şunları söylüyordu:

“İki Bölgeli İki Toplumlu Federasyonu kabul etmiş olmamız, başlı başına acı verici ve tarihî bir uzlaşıdır.”

Başka bir noktada ise şu ifadeyi kullanıyordu:

“Biz gerçekçiyiz ve tarihî bir uzlaşı bulmamız gerektiğini biliyoruz.”

Şimdi de Nikos Anastasiadis’e bakalım.

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak göreve başlarken Temsilciler Meclisi’nde yaptığı konuşmada Anastasiadis, “İki Bölgeli İki Toplumlu Federasyonun acı verici uzlaşısı...” ifadesini kullanmıştı.

DİSİ içerisinde Kıbrıs sorununa ilişkin oldukça net görüşleriyle bilinen eski Avrupa Parlamentosu üyesi Panayotis Dimitriu da bir makalesinde şöyle yazıyordu:

“Ancak henüz şunu idrak etmiş değiliz: Bu acı verici uzlaşı, İki Bölgeli İki Toplumlu Federasyonun ta kendisidir.”

Peki Dimitris Dimitriu burada kendi partisiyle çelişiyor mu?

Yoksa bugün partisinin benimsediği yeni yaklaşımın sözcüsü mü?

DİSİ Başkanı Annita Dimitriu ise geçen mart ayında verdiği bir röportajda şunları söylemişti:

“Siyasi eşitliğe dayalı, işgal askerlerinden ve garantilerden arındırılmış İki Bölgeli İki Toplumlu Federasyon, uluslararası toplum tarafından tanınan, Birleşmiş Milletler kararlarında yer alan ve ülkemizin yeniden birleşmesine ve özgürleşmesine gerçekçi biçimde yol açabilecek tek çözüm temelidir.”

Peki yıllardır parti yöneticilerinin sık sık dile getirdiği “Demokratik Seferberlik’in görüşleri vardır” söylemi bugün nerede duruyor?

Partinin internet sitesine, Kıbrıs sorunu bölümüne baktım.

Yaklaşık yüz kelimelik kısa bir metin var. Ancak Kıbrıs sorununun çözümünün hangi biçimde olması gerektiğine dair herhangi bir ifade bulunmuyor.

DİSİ’nin internet sitesinde 2022 manifestosu da yer alıyor.

“Kıbrıs Sorunu” başlıklı bölümde şu ifade kullanılıyor:

“1976 yılından bu yana imzalanan bir dizi uluslararası anlaşmayla İki Bölgeli İki Toplumlu Federasyon uzlaşısını kabul etmiş bulunuyoruz.”

Demokratik Seferberlik’in Kıbrıs sorununun çözüm modeline ilişkin yaklaşımının doğru mu yanlış mı olduğu, elbette herkesin kendi siyasi görüşüne ve değerlendirmesine göre farklı şekillerde yorumlanabilir.

Ancak belki de önce yanıtlanması gereken asıl soru şudur:

İster DİSİ’de olsunlar ister başka bir siyasi partide, biri çıkıp bize açıkça anlatmalı:

İki Bölgeli İki Toplumlu Federasyon sonuçta bir uzlaşı mıdır?

Eğer değilse, o zaman nedir?

Andreas Pimbişis

Son Güncelleme: 17 Temmuz 2026 - 14:43

Son Haberler

17 Temmuz
Çin hiçbir zaman ABD seçimlerini etkilemeye çalışmadı
15:35
Haralambidis: Sağlık sektörü, tüm Avrupa Birliği için stratejik bir öncelik
15:30
Koumis: Kıbrıs'ta turizm istikrarlı bir şekilde ilerliyor
15:28
Guterres, 27-29 Temmuz tarihleri ​​arasında Kıbrıs'ta olacak
15:26
"Mafya Devleti" araştırma ekibinde "herhangi bir çıkar çatışması söz konusu değil"
15:13
Sendika hastalık izninin kötüye kullanılmasının önlenmesinden yana ama...
15:11
Odessa'da yeni Rus saldırıları
14:59
İran, Katar'daki ABD üssüne saldırı düzenledi
14:51
Diagne, BM Güvenlik Konseyi'ne kapalı kapılar ardında bilgi verdi
14:48
Letimbiotis: Guterres'in Kıbrıs'a yapacağı ziyaret çok önemli
14:46
Kıbrıs Rum Gazetelerinden
14:41
Yeni bir sarı alarm
14:01
Tüm haberler

Video on Demand

Η υπηρεσία ΡΙΚFLIX δίνει την ευκαιρία στους τηλεθεατές που κατέχουν έξυπνες τηλεοράσεις οι οποίες υποστηρίζουν την εφαρμογή της υβριδικής τηλεόρασης (HbbTV) με τη χρήση του κόκκινου κουμπιού -που βρίσκεται στο κάτω μέρος του τηλεκοντρόλ- να μεταφέρονται σε διαδικτυακό περιβάλλον από όπου μπορούν να παρακολουθήσουν ετεροχρονισμένα τα προγράμματα του ΡΙΚ.

Όταν κάποιος τηλεθεατής είναι συντονισμένος στις συχνότητες της Επίγειας Ψηφιακής Πλατφόρμας (DVB-T) του ΡΙΚ και παρακολουθεί ΡΙΚ 1, ΡΙΚ 2 ή ΡΙΚ HD και ο δέκτης του υποστηρίζει την εν λόγω εφαρμογή, στο κάτω μέρος της οθόνης του θα παρουσιαστεί για λίγα δευτερόλεπτα ένα εικονίδιο που θα τον καλεί να πατήσει το κόκκινο κουμπί. Πατώντας το κόκκινο κουμπί, εισέρχεται στην πλατφόρμα ΡΙΚFLIX. Σε περίπτωση που ο τηλεθεατής θέλει να επανέλθει στη ζωντανή ροή εκπομπής θα πρέπει να ξαναπατήσει το κόκκινο κουμπί.