Politis Gazetesinin Ana Haberi
Bir Adım İleri, Üç Adım Geri – Dijital Televizyondaki Karmaşanın Ardından Geçici Çözümlere Başvuruyorlar
Dijital televizyon yayıncılığı konusunda yaşanan karmaşanın ardından devlet geri adım atıyor. Yetkililer, kamuoyunun televizyonlarını Hellas Sat'ın yeni yayın sistemine uyarlayabilmesi amacıyla Velister üzerinden yeniden yayına geçilmesini öngören yeni bir üç aylık geçiş dönemi açıklamaya hazırlanıyor.
Özel televizyon kanallarının yayın sinyalinden artık sorumlu olan Hellas Sat, Velister'e ait verici ve teknik ekipmanı devralmış durumda. Ancak bu sistemlerin yeniden devreye alınıp alınamayacağı ve herhangi bir teknik sorun yaşanmadan çalışıp çalışmayacağı halen belirsizliğini koruyor.
Habere göre hükümet, hâlâ net bir plan ortaya koyabilmiş değil. Geçici çözüm olarak Velister'in yeniden devreye alınmasına yönelirken, bu geri adımın sorunları kalıcı olarak çözüp çözmeyeceği de bilinmiyor. Ayrıca, yeni üç aylık geçiş süresi sonunda izleyicilerin özel televizyon kanallarını sorunsuz şekilde izleyebileceğine ilişkin de herhangi bir güvence verilemiyor.
*
Alithia gazetesinin ana haberi…
Türkiye, işgal altındaki bölgeye doğal gaz getiriyor – Doğal gaz boru hattının oluşturulmasına ilişkin mutabakat zaptı imzalanacak
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, projenin önemine dikkat çekmek amacıyla imza törenine Cumhurbaşkanı Yardımcısı ile bakanları gönderiyor.
Habere göre imzalanacak mutabakat zaptı, Türkiye ile Kıbrıs Türk toplumundaki doğal gaz şebekesini doğrudan birbirine bağlayacak bir boru hattının oluşturulmasını öngörüyor. Gazete, söz konusu hattın Türkiye ile adanın kuzeyindeki enerji altyapısını birbirine bağlayacağını ve enerji akışlarının kontrolünü tamamen Türkiye'nin eline vereceğini savunuyor.
Öte yandan haberde, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin enerji alanındaki projelerde hâlâ ilerleme sağlayamadığı vurgulanıyor. Özellikle Vasiliko’daki doğal gaz terminali projesi ile bu terminalde kullanılması planlanan Promitheas adlı yüzer depolama ve yeniden gazlaştırma gemisiyle ilgili sürecin bir türlü tamamlanamadığına atıf yapılıyor.
Gazete, Türkiye'nin Kıbrıs Türk toplumuna yönelik doğal gaz bağlantısı projesinde adım atarken, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kendi enerji projelerinde hâlâ somut ilerleme kaydedemediği görüşünü öne çıkarıyor.
*
Fileleftheros Gazetesinin Ana Haberi
Almadan vermeyecek – Erdoğan’ın, yorgunluk gerekçesiyle tutumu Kosta ve Ursula’yı şaşkına çevirdi – Türkiye’den dengeleri değiştirecek hamle – Ankara, Avrupa Birliği ile ilişkilerde önce adım atılmasını istiyor
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği ile ilişkiler konusunda ilerleme sağlanması karşılığında Kıbrıs sorununda bir jest yapmaya hazır olduğu yönünde herhangi bir mesaj vermedi.
Erdoğan, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Kosta ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile yaptığı görüşmede Kıbrıs konusunda olumlu bir yaklaşım sergilemekten uzak bir tutum ortaya koydu.
Habere göre Erdoğan, Kıbrıs sorununda ilerleme sağlanabilmesi için Brüksel’den önce somut adımlar ve güven verici göstergeler talep etti. Ankara’nın beklentisinin, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkilerde öncelikle karşılık bulacak gelişmeler yaşanması olduğu belirtiliyor.
Erdoğan’ın bu tutumunun mevcut dengeleri değiştirdiği ve Birleşmiş Milletler’in gayriresmî beşli konferansın toplanması yönündeki beklentilerini de etkilediği ifade ediliyor.
Gazete, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarının, Kıbrıs sorununda yakınlaşma sağlanabileceğine ilişkin yapılan hesapları yeniden gündeme getirdiğini yazıyor.
Öte yandan, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Kıbrıs başlıklı tartışmalar sürerken, Ankara’dan Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs kararına tepki geldi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu kararını “geçersiz ve dayanaksız” olarak nitelendirerek, kararda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs’taki rolüne ilişkin ifadeleri reddetti.
Ankara ayrıca, Avrupa Parlamentosu kararında 1974 olayları sırasında Türk güçlerine atfedilen suçlar ve kadınlara yönelik cinsel şiddet iddialarıyla ilgili değerlendirmelere karşı çıktı. Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusunda tarafsızlıktan uzaklaştığını savunan Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Avrupa kurumlarının meseleye tek taraflı yaklaştığını ileri sürdü.
*
Haravgi Gazetesinin Ana Haberi
EDON’un 38’inci Gençlik Festivali bu akşam sona eriyor - EDON’un 38’inci Pankıbrıs Gençlik ve Öğrenci Festivali bugün sona eriyor. Kapanış Vasilis Papakostandinu ile olacak
Festivalin Merkez Sahnesi’nde bu akşam Vasilis Papakostandinu sahne alacak. Konser açılışı Fuse grubu ile olacak. Halk Sahnesi’nde ise Paspartu grubu ile geleneksel bir eğlence düzenlenecek.
AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu, dün gece yaptığı konuşmada EDON Festivali’nin; kayıtsız kalmayan, önemseyen, sorgulayan, hayal kuran ve talepleri için mücadele eden gençlerin hâlâ var olduğunun canlı bir kanıtı olduğunu söyledi.
Stefanu, bu yıl AKEL’in kuruluşunun 100’üncü yılının kutlandığını belirterek, bunun 100 yıllık tarih, mücadele, katkı ve faaliyet anlamına geldiğini ifade etti.
AKEL’in tüm tarihinin halkın en önemli kazanımlarıyla bağlantılı olduğunu söyleyen Stefanu; çalışanların hakları, ülkenin ilerlemesi, toplumun refahı, sosyal adaletin güçlendirilmesi, faşizme karşı demokrasinin savunulması, Türkiye’nin askeri varlığının sona erdirilmesi ve ülkenin yeniden birleşmesi için verilen mücadelelere vurgu yaptı.
Stefanu, AKEL’in 100’üncü yılının geçmişe duyulan bir özlem yıldönümü olmadığını, tarihi geleceğe taşıma yolunda bir başlangıç olduğunu belirterek, geleceğin gençlere ait olduğunu söyledi.
Festivalin ikinci gününden görüntülerde ise Merkez Sahne’de Dimitris Mesimeris ve Miltiadis Paschalidis’in izleyicileri coşturduğu, Halk Sahnesi’nde ise Melina Aslanidu’nun sahne aldığı aktarıldı.
*
Gazetelerin diğer haberlerinden seçmeler...
HARAVGİ’den
AKEL: NATO Zirvesi Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre şekillendirildi
AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu: Kıbrıs sorununda çözüm sürecine NATO’nun dahil olmasına hayır
AKEL, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’ni eleştirerek, alınan kararların ve verilen mesajların uluslararası ilişkilerde askerileşmeyi artırdığını, Türkiye’nin rolünü güçlendirdiğini ve Kıbrıs açısından yeni endişeler yarattığını savundu.
Parti, zirveyi “Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş” olarak nitelendirerek, yüksek askeri harcamaların, savunma sanayisinin güçlendirilmesinin ve Ukrayna’daki savaşın tırmanmasının küresel barış açısından risk oluşturduğunu ileri sürdü.
AKEL, ABD Başkanı Donald Trump’ın ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik olumlu mesajlarının yanı sıra, Ankara’nın Avrupa güvenliğindeki rolüne ilişkin açıklamaların Türkiye’nin ABD, NATO ve Avrupa Birliği nezdinde stratejik olarak güçlendiğini gösterdiğini savundu.
Partiye göre bu gelişmeler, Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki tutumu değişmeden yaşanıyor. AKEL, Kıbrıs’taki mevcut durumun ve uluslararası hukuk ihlallerinin sürdüğünü belirterek, ABD-NATO faktörünün Kıbrıs sorununda çözüm sağlayacağı yönündeki beklentilerin boşa çıktığını ileri sürdü.
AKEL ayrıca NATO’nun Kıbrıs sorununda herhangi bir rol üstlenmesine veya Kıbrıs Cumhuriyeti’nin NATO’ya katılmasına karşı olduğunu yineledi. Parti, Türkiye’nin NATO içindeki konumu nedeniyle Kıbrıs’ın güvenlik sisteminde yer alamayacağını savundu.
*
Logginos: “Kıbrıs’a ait hava araçlarının Fransa’ya katkısı büyük”
Fransa’daki büyük orman yangınlarıyla mücadeleye destek veren Kıbrıs’a ait iki yangın söndürme uçağının bugün son görevlerini yapması ve yarından itibaren Kıbrıs’a dönüş sürecinin başlaması bekleniyor.
Kıbrıs Sivil Savunma Ulusal Koordinatörü Tuğgeneral Nikos Longinos, Kıbrıs tarafından gönderilen hava araçlarının yangının kontrol altına alınmasına ve yeniden başlayan yangınlarla mücadeleye önemli katkı sağladığını söyledi.
Uçakların Fransa’nın güneybatısındaki Perpignan Havalimanı merkezli görev yaptığını belirten Logginos, Kıbrıs’ın iki uçağını göndermesine rağmen ülkede yangınlara karşı tam hazırlığın sürdüğünü ifade etti. Kıbrıs’ta 11 hava aracının hazır bulunduğunu, üslerdeki araçların da gerektiğinde kullanılabileceğini kaydetti.
Logginos, yangınlarla mücadelede başarının yalnızca hava aracı sayısına değil; rüzgâr, sıcaklık, nem, arazi yapısı ve bitki örtüsü gibi birçok etkene bağlı olduğunu vurguladı.
Avrupa Birliği’nin rescEU mekanizması kapsamında yapılan yardımların ülkelerin talepleri ve mevcut imkânlarına göre koordine edildiğini belirten Logginos, Kıbrıs’ın Fransa’ya destek gönderebilmesinin ülkede büyük aktif yangınların bulunmaması sayesinde mümkün olduğunu söyledi.
*
Filelefteros gazetesinden
Atalassa Hastanesinden çıktıklarında hastalar desteksiz kalıyor: Ruh sağlığı sisteminde boşluklar ve önyargı sürüyor
Atalassa Hastanesi’nde tedavi gördükten sonra bazı hastaların desteksiz kaldığı, hatta evsiz duruma düştüğü belirtildi. Meclis Sağlık Komitesi’nde yapılan görüşmelerde, ruh sağlığı hastalarının ve ailelerinin yaşadığı sorunlar, sistemdeki eksiklikler ve kurumlar arasındaki yetki tartışmaları gündeme geldi.
Ruh sağlığı hastaları ve ailelerini temsil eden kuruluşların temsilcisi, ailelerin hem hastalıkla hem de toplumdaki önyargıyla mücadele ettiğini söyledi. Zorunlu yatış kararlarıyla ilgili sürecin de sorunlu olduğunu belirten temsilci, mahkemelerin çoğu zaman hastanın kendisine veya çevresine zarar verme aşamasına gelmeden karar vermediğini savundu.
Temsilci, ailelerin çoğu zaman yalnız bırakıldığını belirterek, ruh sağlığı alanında ailelere yönelik kurumsal bir destek mekanizmasının bulunmadığını söyledi. “Bazı evler küçük kurumlara dönüşüyor, odalar küçük bakım alanları haline geliyor” diyerek ailelerin yeterli eğitim ve yönlendirme alamadığını vurguladı.
Çocuk Hakları Komiseri Elena Perikleus ise istismar mağduru çocukların ihtiyaç duydukları desteğe her zaman ulaşamadığına dikkat çekti. Bir ebeveynin onay vermemesi halinde, hatta bu kişinin istismardan sorumlu kişi olması durumunda bile, bazı destek hizmetlerinin sağlanamadığını belirtti.
Toplantıda devlet kurumları arasındaki sorumluluk paylaşımı da tartışıldı. Sosyal Refah Bakanlığı ile ruh sağlığı hizmetlerinden sorumlu kurumlar arasında yetki alanları konusunda anlaşmazlık yaşanırken, milletvekilleri iki bakanlığa ve ilgili kurumlara sorumluluklarını netleştirme çağrısı yaptı.
Atalassa Hastanesi’ndeki yoğunluğun azaltılması için pazartesiden itibaren Lefkoşa ve Limasol’daki ruh sağlığı birimlerinde yatak kapasitesinin artırılacağı açıklandı. Yeni ruh sağlığı hastanesinin ikinci aşaması için hazırlanan projenin maliyetinin 30 ila 40 milyon avro arasında olması öngörülüyor.
*
MAKALE
Filelefteros
NATO ve Kıbrıs sorunu: DİSİ ve AKEL’in kaçındığı tartışma
Andreas Pibişis
NATO yeniden siyasi tartışmanın gündemine girdi. Belki de Türkiye’de düzenlenen zirve nedeniyle. Erdoğan da bu zirveyi Türk hegemonyasının sergilendiği kişisel bir şova dönüştürmek istedi.
NATO’nun Kıbrıs’taki siyasi tartışmaya konu olması ilk kez yaşanmıyor. Ancak her seferinde aynı çekişmeye, yani sonunda konunun özünden uzaklaşan DİSİ-AKEL tartışmasına geri dönülüyor.
İki partinin sloganlarla yürüttüğü genel bir tartışmanın ötesinde, DİSİ ve AKEL’in Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin ile yaptıkları görüşmelerde hangi görüşleri ortaya koyduklarını duymak daha ilginç olurdu.
Çünkü edinilen bilgilere göre Holguin, görüştüğü tüm taraflarla Kıbrıs’ın NATO’ya katılması ve bunun mevcut garanti sisteminin yerine geçmesi konusunu da ele aldı.
Dış politikada yan bir konu olmaktan çıkan NATO meselesi, bazı yayınlarda da görüldüğü üzere, Birleşmiş Milletler’in ya doğrudan görüştüğü ya da muhatapların nabzını yokladığı planların merkezine yerleşmiş görünüyor.
Şu ana kadar, NATO’nun 1960 garanti sisteminin yerini alıp alamayacağı konusunda gerçek anlamda bir tartışma yapılmış değil. Oysa artık ölü bir sistem olan bu yapı, Kıbrıs sorununda bir anlaşmaya ulaşılmasının önünde de engel olarak duruyor.
AKEL’in, NATO’nun dahil olacağı bir garanti sistemi değişikliği konusunda şu anda açık bir pozisyonu var.
AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu, AB üyesi ülkelerin büyükelçileriyle yaptığı görüşmede NATO’nun herhangi bir şekilde sürece dâhil edilmesine karşı olduğunu açık biçimde ortaya koydu ve “böyle olması durumunda AKEL’i unutun” mesajı verdi.
Stefanu aynı zamanda, kendi partisinin desteği olmadan Kıbrıs sorununda bir çözüme ulaşmanın zor olacağını vurguladı. Nabız yoklayan çevrelere değindi ancak ne Holguin’in ne de başka bir kişinin adını anmayı tercih etti.
AKEL, 1960 garanti sisteminin NATO’nun dahil olacağı yeni bir sistemle değiştirilmesi senaryosuna şiddetle karşı çıkıyor. Parti, böyle bir yaklaşımın BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in çerçevesine ters düştüğünü savunuyor. Söz konusu çerçeve, garantilerin tamamen kaldırılmasını, tek taraflı müdahale hakkının sona erdirilmesini ve çözümün uygulanması için askeri araçlar içermeyen bir mekanizmanın oluşturulmasını öngörüyor.
DİSİ ise Stefanu’nun açıklamasına tepki göstererek AKEL’i “ideolojik takıntılarla” hareket etmekle suçladı.
Ancak meselenin özüne ilişkin olarak, Holguin’in DİSİ Başkanı Annita Dimitriu ile yaptığı görüşmeden de görüldüğü üzere, DİSİ net bir pozisyon ortaya koymuyor.
DİSİ açıklamasında, “DİSİ, Kıbrıs sorununun çözümünün, güvenlik meselelerinin ve NATO’ya katılım perspektifinin, başka dönemlere ait ideolojik filtreler aracılığıyla değil, yalnızca ulusal çıkar, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ve vatandaşlarının güvenliğinin sağlanması temelinde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyor” ifadelerine yer verdi.
Ancak parti, mevcut garanti sisteminin NATO garantileriyle değiştirilmesini destekleyip desteklemediği konusunda doğrudan bir yanıt vermedi.
DİSİ ile AKEL arasındaki siyasi ve ideolojik yaklaşımların ötesinde soru aslında oldukça basit:
NATO, garanti sisteminin yerini alabilir ve tek taraflı müdahale hakkını ortadan kaldırabilir mi?
Hukuki ve teknik açıdan NATO, üyesi olmayan bir ülkeye garanti sağlayamaz. Dolayısıyla “garantör olarak NATO” fikrine dayalı herhangi bir çözüm, ya çözüm sonrasında birleşmiş Kıbrıs’ın NATO’ya katılmasını ya da klasik garanti çerçevesinin dışında özel bir mekanizmanın oluşturulmasını gerektirir.
Siyasi ve pratik açıdan ise tek taraflı müdahale hakkının kaldırılması, Guterres çerçevesine zaten dâhil edilmiş bir hedef olarak görülüyor.
Ancak karşı çıkanlara göre temel risk, mevcut müdahale hakkının resmen kaldırılması değil; bunun yerine Türkiye’nin tam üye olarak belirleyici bir konuma sahip olduğu NATO karargâhları ve sorumluluk bölgeleri gibi yapılar aracılığıyla daha az görünür yeni bir etki mekanizmasının ortaya çıkmasıdır.
Bu müdahale hakkının kaldırılması konusunda herkes aynı görüşte: Hem DİSİ, hem AKEL hem de hükümet.
AKEL ile DİSİ ve hükümet arasındaki anlaşmazlık ise, NATO’nun böyle bir değişimin gerçekleşmesi için uygun araç olup olmadığı noktasında yaşanıyor.
Başka bir ifadeyle tartışma, bunun aynı dengesizliğin yeniden üretilmesine yol açmadan mümkün olup olmayacağı üzerinde düğümleniyor.
Son Güncelleme: 10 Temmuz 2026 - 16:16
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/7/10/kibris-rum-gazetelerinden-10072026/