Filelefteros gazetesinin ana haberi...
Milletvekilliği seçimleri: Adaylık başvuruları başlıyor – Anita Dimitriu: İhtiyacımız olan temsilciler hazır – Stefanos Stefanu: AKEL toplumun güvencesidir – Nikolas Papadopulos: DİKO protesto partisi değil – Liderler atıl seçmeni son bir çabayla sandığa çekmek için sahada
Bugün, 2026–2031 dönemi için yarışacak yüzlerce aday açısından kritik bir gün. Adaylık başvuruları tüm kazalarda resmi olarak yapılıyor.
Milletvekilliği seçimleri 24 Mayıs Pazar günü yapılacak. Öngörülen rakamlar gerçekleşirse, aday sayısında Kıbrıs Cumhuriyeti tarihinde yeni bir rekor kırılacak. Seçim Dairesi’nin ilk verilerine göre en az 745 adayın başvurması bekleniyor. Her aday 500 avro harç yatırıyor.
Adaylıklar yazılı olarak sunulacak ve ilgili seçim çevresinden dört seçmenin imzasını taşıyacak. Başvuruda bu imzalardan ikisi öneren, ikisi destekleyen olarak yer alacak.
Oy pusulaları 9 Mayıs’ta basılacak. Lefkoşa için beyaz, Limasol için sarı, Mağusa için mavi, Larnaka için pembe, Baf için yeşil ve Girne için turuncu renk kullanılacak.
*
Haravgi gazetesinin ana haberi:
Küçükbaş hayvancılık hayatta kalmayla yok olma arasında – Tarım örgütleri acil ve adil tazminat ödemesi talep ediyor
Tarım örgütleri PEK, EKA, Kıbrıs Çiftçiler Birliği ve Yeni Tarımsal Hareket, Cumhurbaşkanı’na sundukları bir muhtıra ile küçükbaş hayvan yetiştiricilerine acil ve adil tazminat ödenmesini talep etti. Örgütler, yetiştiricilerin umutsuz bir durumda bulunduğunu vurguladı.
Aynı zamanda, Athienou bölgesindeki hayvan yetiştiricilerinin durumu da son derece kötü olarak değerlendiriliyor. Belediye Başkanı Kiryakos Kareklas, geçen cumartesi günü iki koyun çiftliğinde hastalık vakalarının tespit edildiğini açıkladı.
Kareklas ayrıca, geçmişte hastalığa yakalanmış ve aşılanarak bağışıklık kazanmış hayvanların da itlaf edilmemesi meselesinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği konusunu gündeme getirdi.
Etkilenen bölgelerdeki çiftlik sayısının yaklaşık 110 olduğu belirtilirken, toplam kayıpların küçükbaş hayvan popülasyonunda yaklaşık yüzde 10, koyun ve keçilerde yaklaşık yüzde 3 ve diğer kategorilerde ise yaklaşık yüzde 8 seviyesinde olduğu ifade edildi.
*
Alithia gazetesinin ana haberi...
Durum kontrol dışı – Tarım örgütlerinin şap hastalığı konusunda hükümete tepkisi artıyor
Şap hastalığından etkilenen küçükbaş hayvan yetiştiricileri, aradan 76 gün geçmesine rağmen hâlâ herhangi bir tazminat ödemesi almadıklarını belirtiyor. Yetiştiriciler, ciddi gelir kaybı yaşadıklarını ve artık doğrudan hayatta kalma sorunu ile karşı karşıya olduklarını ifade ettiler.
Bölgede öfkenin giderek tırmandığı, üreticilerin sabrının tükendiği ve uzun süreli protesto eylemlerine hazırlanıldığı bildiriliyor. Tarım örgütlerinin bugün alacakları yeni eylem kararlarını açıklaması bekleniyor.
Öte yandan, hastalığın yayılımına ilişkin tartışmalar da sertleşmiş durumda. Hayvanları gizlice çift kabinli araçlarla taşıyarak virüsün farklı bölgelere yayılmasına neden olan kişilerin “biyoterörist” olarak nitelendirildiği ifade edildi. Bu tür hareketlerin salgının kontrol altına alınmasını daha da zorlaştırdığı vurgulandı.
*
Politis gazetesinin ana haberi…
Sıkılan her kurşun kişisel sorumlulukla sıkılır – Polislerin hizmet silahı kullanımına daha sıkı çerçeve
Polis Genel Müdürü, hizmet silahlarının kullanımına ilişkin talimatları yeniden düzenledi. Yeni düzenlemeden, araç lastiklerine ateş açılmasını meşrulaştıran paragraf çıkarıldı. Aynı zamanda, kabahat veya trafik suçu işleyen kişileri durdurmak amacıyla ateş açılmaması yönünde tavsiyeler de yer aldı.
Gözden geçirilmiş polis talimatına göre, hizmet silahının kullanılması zorunlu görülen durumlarda silahın mümkün olduğunca öldürmek için değil, yaralamak amacıyla kullanılması öngörülüyor.
Özellikle uyarı ateşi açılması konusu ayrıca vurgulanıyor; bunun ciddi yaralanma veya ölüm riski taşıdığı belirtiliyor. Böyle bir durumda ilgili polis memurunun kişisel sorumluluk taşıdığı ve yaptığı işlemi gerekçelendirmek zorunda olduğu ifade ediliyor.
*
Rum gazetelerinin diğer haberlerinden seçmeler…
Alithia gazetesinden bir haber:
Elektrikte sözde ucuzlama – Kıbrıs’ı Avrupa’da fiyat düşüşü örneği olarak gösteriyorlar
Hükümetin elektrik faturaları üzerinden yükselen hayat pahalılığını bu kez seçici verilerle gölgelemeye yönelik yeni bir algı yönetimi çabası yürütüldüğü belirtiliyor.
Kıbrıs’taki tüketicilerin yalnızca yüksek enerji fiyatlarına değil, aynı zamanda bu gerçekliği gizlemeye dönük bir izlenim yaratma stratejisine de maruz kaldığı belirtilen haberde ülkenin Avrupa Birliği içinde elektrik fiyatlarını düşüren bir örnek olarak sunulduğuna ancak bunun seçilmiş veriler üzerinden yapıldığına dikkat çekiliyor.
Alithia’nın haberine göre yapılan sunumlarda, 2025 yılının ikinci yarısında Kıbrıs’ta elektrik fiyatlarının yüzde 14,7 oranında düştüğü ve bunun üye ülkeler arasında en yüksek düşüş olduğu vurgulanıyor. Ayrıca bu eğilimin, Avrupa Birliği genelinde fiyatların genel olarak istikrar kazandığı bir dönemde öne çıktığı ifade ediliyor.
*
Haravgi gazetesinden:
Polis 2025’te çocuk istismarı dosyalarında 60 mahkûmiyet kararı verildiğini açıkladı
Polis İletişim Birimi 2025 yılı içinde çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarına ilişkin toplam 60 mahkûmiyet kararı verildiğini açıkladı.
Açıklamada, her bir sayının arkasında derinlemesine soruşturulmuş bir dosya bulunduğu belirtilerek, Hassas Kişilerle İlgili Vakaları Yönetim Alt Birimi’nin sistematik çalışma, uzmanlık ve profesyonellikle her dosyayı sonuca ulaştırmayı hedeflediği ifade edildi.
Polisin önceliğinin çocukların korunması olduğu vurgulanarak, çok yönlü bir yaklaşımla hem hızlı ve etkili soruşturma yürütüldüğü hem de çocuk dostu soruşturma yöntemleri uygulandığı belirtildi. Her aşamada mağdurlara destek sağlandığı kaydedildi.
Ayrıca Hope For Children CRC Policy Center ve “Çocuk Evi” ile iş birliği içinde mağdurların yanında saygı, özen ve sorumlulukla durulduğu ifade edilerek, çocukların korunmasının herkesin ortak sorumluluğu olduğu vurgulandı.
*
Kıbrıs Cumhuriyeti’nde yabancıların toprak edinmesine ilişkin düzenleme ihtiyacına dikkat çekildi
Temsilciler Meclisi’nde AKEL milletvekili Aristos Damyanu, Limasol kaza sınırına bağlı Trozena köyünde İsraillilerin köyde arazi satın almasının ardından ziyaretçilere erişimin engellendiği yönündeki iddialar hakkında devletin açıklama yapması gerektiğini ifade etti.
Radyo ASTRA’nın Sabah Yayını’na konuşan Damyanu, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin özgür bölgelerinde kimsenin serbest dolaşımı engelleyemeyeceğini ve bunun yasadışı olduğunu vurguladı.
Damyanu, AKEL’in hazırladığı yasa teklifine de değinerek, teklifin incelenme sürecinin tamamlandığını söyledi. Yeni Meclis’in Haziran ayında bu düzenlemeyi yeniden gündeme alarak Genel Kurul’a taşıması gerektiğini belirtti. Söz konusu yasa teklifinin, yabancıların Kıbrıs toprağı edinmesine ilişkin daha düzenli ve makul bir çerçeve oluşturmayı hedeflediğini ifade etti.
Ayrıca, bazı kişilerin geniş araziler, köylerin tamamı, sahiller, havaalanları, limanlar ve askeri alanlar gibi büyük ölçekli mülkleri kontrolsüz şekilde satın almasının sürdürülemez olduğunu vurguladı.
Bu durumun ekonomi açısından risk oluşturduğunu ve Kıbrıs halkının uygun fiyatlı araziye erişimini zorlaştırdığını dile getiren Damyanu, Kıbrıs toprağının nasıl ve kimler tarafından edinildiğinin ciddi şekilde sorgulanması gerektiğini söyledi.
*
Filelefteros’tan…
Baf Kaza Özerk İdare Kurumu: Baf’ta su rezervleri umut verici – Mavrokolimbos barajı dolu, tarım sektörü için kontrollü iyileştirme imkânı
Baf kaza bölgesindeki su durumu önemli ölçüde iyileşmiş durumda. Baf Kaza Özerk İdare Kurumu Başkanı Haralambos Pittokopitis’e göre mevcut veriler umut verici bir tablo ortaya koyuyor. Ancak bu durum, suyun dikkatli kullanımı ihtiyacını ortadan kaldırmıyor.
Pittokopitis yaptığı açıklamada, bölgedeki güncel su durumu dikkate alındığında göstergelerin olumlu olduğunu belirtti. Mavrokolymbos barajının tamamen dolu olduğunu ve yaklaşık 2 milyon metreküp su rezervi bulunduğunu ifade etti.
Asprokremos barajına ilişkin olarak ise doluluk oranının yaklaşık %40 seviyesinde olduğunu, bunun geçen yılki yaklaşık %24’lük orana göre belirgin bir artış olduğunu söyledi. Ayrıca Kuklia ve Potima’daki deniz suyu arıtma tesislerinin tam kapasiteyle çalıştığını belirtti. Kuklia tesisinde günlük yaklaşık 20.000 metreküp, Potima tesisinde ise 12.000 metreküp su üretildiği kaydedildi.
Pittokopitis, Asprokremos’taki su arıtma tesisinin kapasitesinin de artırıldığını ve artık günlük 32.000 ila 42.000 metreküp su sağlayabildiğini, bunun da bölgenin su imkanlarını güçlendirdiğini ifade etti. Bu verilerin, Su Geliştirme Dairesi ve Tarım Bakanlığı’nın birincil sektöre su tahsisi konusunda daha esnek hareket edebilmesine imkân tanıyacağını vurguladı.
Bununla birlikte sulama kısıtlamalarının tamamen kaldırılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, ancak geçen yıla kıyasla daha fazla suyun üreticilere verilebileceğini belirtti.
Son olarak tüm tüketicilere açık bir mesaj veren Pittokopitis, olumlu koşullara rağmen suyun hâlâ çok değerli bir kaynak olduğunu vurguladı. İsrafın önlenmesi, aşırı tüketimin sınırlandırılması ve su kayıplarının azaltılması gerektiğini söyleyerek, suyun dikkatli ve bilinçli kullanılması çağrısında bulundu.
*
Politis’ten bir haber:
Elon Musk’un uydu zinciri Kıbrıs semalarında yeniden etkiledi
Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX’e ait Starlink uydularının etkileyici “zincir” görüntüsü, Pazar gecesi Kıbrıs’ın gece gökyüzünü aydınlatarak vatandaşlarda büyük ilgi ve hayranlık uyandırdı.
Saat 21:30’dan kısa bir süre sonra, onlarca parlak nokta gökyüzünde kusursuz bir dizilim halinde hareket ederken görüldü. Ufuk boyunca çapraz bir çizgi oluşturan bu ışıklar net şekilde ayırt edilebildi.
Görüntüler ve videolar sosyal medyayı doldurdu. Kıbrıs’ın farklı bölgelerinden kullanıcılar, aynı manzarayı neredeyse eş zamanlı olarak gözlemlediklerini bildirerek olayın geniş bir alandan görülebildiğini doğruladı.
Uydular, fırlatıldıktan sonra “tren” şeklinde birlikte hareket ediyor ve yaklaşık 550 kilometre yüksekliğe ulaştıklarında normal yörüngelerine yerleşiyor. Bu aşamadan sonra birbirlerine yayılıyor ve çıplak gözle kolayca görülemiyorlar.
Starlink şirketi, yüzlerce uydudan oluşan bir ağ üzerinden internet hizmeti sağlıyor. Bu sistem, özellikle hızlı internet erişimi olmayan uzak bölgelerde yaşayanlar için etkili bir çözüm olarak öne çıkıyor.
Uydular, daha yüksek hızlar sağlamak amacıyla Dünya’ya yakın yörüngede bulunuyor. Ancak bu nedenle küresel kapsama için çok sayıda uyduya ihtiyaç duyuluyor.
*
MAKALE
2020 krizinde Kurtarma Fonu vardı. Peki yeni kriz için ne var?
imza: Hrisantos Manoli
Filelefteros gazetesi
ABD ile İran arasında gerçek anlamda müzakere zemini oluşturma çabaları sonuç vermemeye devam ederken, Hürmüz Boğazı’ndaki istikrarsızlık da kalıcı hale gelmiş görünüyor. Trump, ateşkesin bozulmadığını savunsa da “Boğazlarda Özgürlük Operasyonu”na devam edeceğini söylüyor. İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri’ni hedef alması ise Avrupa ekonomileri açısından endişeleri daha da büyütüyor. Kristin Lagard’ın kısmen yatıştırıcı açıklamaları bile bu tabloyu dağıtmaya yetmiyor.
Bugün Avrupa Birliği için asıl mesele, krize ne ad verileceği değil, krizin kendisi. Enerji ekseninde derinleşen bu yeni dalga, çok sayıda lider, ekonomist ve analistin uyarılarına rağmen büyümeye devam ediyor. Ve ortak görüş şu: Bu tablo uzadıkça kötüleşecek. Savaş sona erse bile ekonomilerin “eski normale” dönmesi kısa sürede mümkün değil.
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Kristin Lagard, 30 Nisan’daki açıklamasında Avrupa’nın henüz durgunluk ile enflasyon durumuna girmediğini söyledi. Ancak tabloyu da parlak göstermedi: yüksek enflasyon zaten mevcut, düşük büyüme ise kronikleşmiş durumda. Ona göre kritik eşik, işsizliğin yükselmesi. Ama soru açık: Enflasyon ve durgunluk bu hızla sürerse, işsizlik ne kadar gecikebilir?
Brüksel’den gelen yanıt ise Lagard’ın çizgisiyle örtüşmedi. AB Ekonomi Komiseri Valdis Dombrovskis, durumu açıkça “stagflasyon şoku” yani durgunluk ile enflasyon bir arada olarak tanımladı. Enerji fiyatlarının Avrupa ekonomisinin tüm damarlarına yayıldığını, büyümeyi bastırırken enflasyonu yukarı ittiğini söyledi. Daha da önemlisi Avrupa artık dar bir alanda hareket ediyor, dedi.
Yüksek borç seviyeleri, yüksek faiz ortamı ve artan savunma harcamaları… Hepsi birlikte AB’nin manevra alanını ciddi biçimde daraltmış durumda. Dombrovskis’in uyarısı netti: “Geçmiş hatalar tekrarlanamaz.”
Burada gözler ister istemez geçmişe yöneliyor. Yaklaşık 350 milyar euroluk hibe ve benzeri büyüklükte düşük faizli kredi paketleriyle Avrupa ekonomileri ayakta tutulmuştu. Kurtarma Fonu bu dönemin simgesiydi. Ancak artık Brüksel’den gelen mesaj açık: Bu modelin tekrarı yok.
Ursula von der Leyen bunu açıkça dile getirdi. Ekstra büyük ölçekli destek paketleri gündemde değil. Üstelik Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gibi bazı liderlerin ısrarına rağmen.
Almanya cephesi ise çok daha sert. Friedrich Merz, Avrupa ortak borçlanması ve yeni Eurobond fikrine kapıyı tamamen kapatıyor. Mesajı net: “Elimizdekilerle yetineceğiz.”
Tüm bu tablo şunu gösteriyor: Avrupa, yeni bir krizle karşı karşıya ama eski refleksleri kullanma imkânı artık yok.
Ve asıl soru burada ortaya çıkıyor: Tamponlar tükendiğinde, geriye ne kalacak?
Büyük ihtimalle daha az destek, daha sıkı bütçeler ve daha sert bir ekonomik gerçeklik.
*
Son Güncelleme: 06 Mayıs 2026 - 16:18
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/5/6/basin-ozetleri-06052026/