Kıbrıs Rum Gazetelerinden 08.07.2026

Filelefteros gazetesinin ana haberi:

Kalın bağırsak kanseri taramasında son kullanma tarihi geçmiş kitler: Doktorlar ve vatandaşlar tepkili, Sağlık Bakanlığı açıklama yaptı

Kıbrıs Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı'nın 50-70 yaş grubuna yönelik yürüttüğü kalın bağırsak kanseri tarama programında, bazı vatandaşlara son kullanma tarihi 30 Haziran 2026 olan numune kitleri ulaştı. Bu durum hem vatandaşlar hem de doktorlar arasında test sonuçlarının güvenilirliği konusunda endişe yarattı.

Sağlık Bakanlığı, yaklaşık 10 bin test kitinin toplu olarak postaya verildiğini, posta gecikmeleri nedeniyle bazı zarfların geç ulaştığını belirtti. Bakanlık, üretici firmanın reaktiflerin son kullanma tarihinden sonra bir ay daha güvenle kullanılabileceğini resmi olarak bildirdiğini açıkladı.

Buna rağmen isteyen vatandaşların Sağlık Bakanlığı'ndan yeni test kiti alabileceği ifade edildi. Süresi dolduğu için testini yaptıramayan veya zarfı geç teslim alan kişiler için de yeni kit verileceği kaydedildi.

Haberde ayrıca, eski adres bilgileri nedeniyle yaklaşık 1.000 test zarfının Sağlık Bakanlığı'na geri döndüğü, bunun programın işleyişini olumsuz etkilediği belirtildi.

Programın ise, özellikle yüksek yaz sıcaklıklarının numunelerin güvenliğini riske atması nedeniyle sonbahar ortasına kadar geçici olarak durdurulacağı bildirildi.

*

Politis gazetesinin ana haberi

Mahkeme dışı para cezaları artık yol ortasında tebliğ edilecek

320 bin ceza tebliğ edilemedi, şimdi yetkililer koşturuyor

Trafik cezalarının faturası yıllar sonra geliyor

Kamera ile trafik denetim sistemi tarafından aylar, hatta yıllar önce tespit edilen trafik ihlallerine ilişkin para cezaları bugün binlerce sürücünün karşısına çıkıyor. Bugüne kadar tebliğ edilemeyen yaklaşık 320 bin mahkeme dışı para cezası nedeniyle birçok vatandaş, daha önce haberdar olmadığı ihlaller için para cezası ödemek ve biriken ceza puanlarıyla karşı karşıya kalıyor. Bazı sürücüler, ceza puanlarının birikmesi nedeniyle sürücü belgelerini kaybetme riskiyle karşı karşıya bulunuyor.

Bu tablo, hem kamera denetim sisteminin işleyişi hem de sürecin yönetilme biçimi konusunda ciddi soru işaretleri yaratırken, Polis bekleyen dosyaları sonuçlandırmak amacıyla yoğun bir çalışma yürütüyor.

Politis gazetesinin edindiği bilgilere göre, Ağustos ayının sonunda devreye girecek yeni sistemle birlikte trafik polisi, kullandığı taşınabilir terminaller aracılığıyla sürücünün bekleyen mahkeme dışı para cezası olup olmadığını anında kontrol edebilecek. Cezalar, sürücünün durdurulduğu anda yol üzerinde doğrudan tebliğ edilebilecek.

Yakın zamana kadar mahkeme dışı para cezaları posta yoluyla tebliğ ediliyordu. Ancak posta gecikmeleri, teslim edilemeyen tebligatlar ve çeşitli idari aksaklıklar nedeniyle yüz binlerce ceza yıllarca beklemede kaldı. Gazetenin dikkat çektiği temel soru ise, bu kadar büyük bir ceza birikiminin nasıl oluştuğu ve bunun sorumluluğunu kimin taşıdığı.

*

Haravgi gazetesinin ana haberi:

Biliyorlar ama çözüm üretemiyorlar

Enerji Bakanı kabul etti: Doğal gaz olmadan Kıbrıs elektriksiz kalma riskiyle karşı karşıya

Hükümetin Enerji alanındaki kritik projelerde izlediği uygulamalar, planlama eksikliğini bir kez daha ortaya koyuyor. Enerji Bakanı, Temsilciler Meclisi önünde yaptığı açıklamada, doğal gazın Kıbrıs’a ulaşmaması halinde ülkenin 2030 yılından itibaren elektrik arzında ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacağını kabul etti.

Bu açıklama, hükümetin tehlikenin farkında olduğunu ancak bu tehlikeyi gidermeye yönelik güvenilir bir plan ortaya koyamadığını gösterdiği için hükümeti zor durumda bırakıyor.

Sorun, Kıbrıs Elektrik Kurumu’nun Dekelya’daki üretim ünitelerinin 2029 yılının sonuna kadar devreden çıkarılması gerektiği gerçeği nedeniyle daha da acil hale geliyor.

Sipariş edilen yeni jeneratörlerin mevcut ünitelerden daha düşük kapasiteye sahip olduğu ve ilgili Meclis komitesine sunulan bilgilere göre, doğal gaz olmadan mevcut üretim ünitelerinin yerini tamamen doldurmalarının mümkün olmadığı belirtildi.

Dün Temsilciler Meclisi’nin ilgili komitesinde gerçekleştirilen toplantıda; Vasiliko doğal gaz projesi, enerji depolama, elektrik bağlantısı ve Dekelya’daki üretim ünitelerinin değiştirilmesi konuları ele alındı.

AKEL milletvekili Andreas Paşurtidis, Temsilciler Meclisi’ndeki enerji görüşmelerinin, ülkede hâlâ kapsamlı bir enerji planlamasının bulunmadığını ortaya koyduğunu söyledi.

Paşurtidis, net takvimler ve somut taahhütler yerine genel açıklamalar yapıldığını belirterek, “Eskiden elektriğin maliyetinin ne zaman düşeceğini konuşuyorduk; şimdi ise 2029’dan sonra ülkenin yeterli elektriğe sahip olup olmayacağını konuşuyoruz” dedi.

Vasiliko doğal gaz projesi, enerji depolama, elektrik bağlantısı ve Dikelya’daki üretim ünitelerinin yenilenmesi konularında durumun tamamen kontrol altında olduğu izleniminin oluşmadığını ifade eden AKEL milletvekili, enerji arz güvenliği konusunda endişelerini dile getirdi.

Hükümet, 2027’ye kadar yaklaşık 450 MW enerji depolama kapasitesine ulaşmayı hedeflerken, projelerin zamanında tamamlanıp tamamlanamayacağı ve ülkenin gelecekteki enerji ihtiyacını karşılayıp karşılamayacağı konusundaki soru işaretleri sürüyor.

*

DİĞER HABERLERDEN SEÇMELER

Haravgi gazetesinin elektronik sayfasından…

Kıbrıs Sorunu: Yeniden başlatma süreci ve önündeki engeller

Kıbrıslı Rum müzakereci Menelaos Menelau, Astra radyosuna yaptığı açıklamada Kıbrıs sorununun çözümü için müzakerelerin yeniden başlaması ve geriye kalan mesafenin aşılması amacıyla öncelikle tüm tarafların, üzerinde uzlaşılan çözüm temelindeki bağlılıklarını yeniden teyit etmeleri, yani federasyon çerçevesine bağlılıklarını ortaya koymaları ve “müzakerelerin kazanımlarının” korunması gerekiyor, dedi.

Menelaos Menelau, “Kıbrıs Türk toplumu liderliğinin değişmesine ve daha önce duyduğumuz; egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü gibi tezlerden, siyasi eşitlik yönündeki bir yaklaşıma doğru bir değişim yaşanmasına rağmen, federasyona ilişkin kapsamlı bir yeniden teyit henüz gerçekleşmiş değil. Özellikle de Türkiye tarafından dile getirilen iki devletli çözüm tezlerinin devam ettiğini görüyoruz” dedi.

Menelau, Birleşmiş Milletler’in çabasının, şimdiye kadar elde edilen kazanımların yeniden teyit edilmesi ve böylece geriye kalan konulara odaklanılabilmesi olduğunu ifade etti.

Kıbrıslı Rum müzakereci ayrıca, Kıbrıs sorununda bundan sonraki adımların nasıl ilerleyeceği konusunda, Maria Angela Holguin Kıbrıs’a döndükten sonra daha fazla netlik sağlanacağını belirtti.

Güven Oluşturucu Önlemler ve yeni geçiş noktalarının açılması konusunda bir anlaşmaya varılamamasıyla ilgili olarak Menelau, “Rum tarafı ilk adım olarak Lefkoşa’nın surlar içindeki bölgesinde yayalar için bir geçiş noktası açılmasını önerdi” dedi. Ve Kıbrıs Türk tarafının tutumu ise bunun yeterli olmadığı ve bu nedenle kabul edilemeyeceği yönünde olmaya devam ediyor” şeklinde ekledi.

Diğer geçiş noktalarına ilişkin öneriler hakkında Menelaos Menelau, Birleşmiş Milletler tarafından uzlaşı sağlayıcı öneriler sunulduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Bu öneriler, ilk aşamada Mia Milia geçiş noktası ile Athienu – Piroi - Eğlence geçiş noktalarının açılmasını kapsayan bir adım atılmasına olanak sağlayacaktı. Bu öneriler bizim tarafımızdan kabul edildi. Eğer Kıbrıs Türk tarafı tarafından da kabul edilirse, söz konusu geçiş noktaları açılabilecek.”

*

Yine Haravgi’den…

Tekne bağlama alanları yedi yıldır “donmuş” durumda – Sayıştay devletin atıl kaldığını ve gelir kayıplarını tespit etti

Sayıştay, gezi tekneleri için bağlama alanlarının ruhsatlandırılmasındaki uzun gecikmeler nedeniyle kamuya ait deniz alanlarının atıl kaldığını ve devletin gelir kaybına uğradığını açıkladı.

Sayıştay’ın raporuna göre, Bakanlar Kurulu tarafından 2018-2019 yıllarında belirlenen birçok bağlama alanında, aradan yedi yıldan fazla süre geçmesine rağmen geliştirme süreci ilerlemedi. Bu durumun hem kalkınma fırsatlarını engellediği hem de devletin bu alanlardan gelir elde etmesini önlediği belirtildi.

Raporda, yönetim izinlerinin ekonomik değer kazandığı ve bazı izinlerin devredildiği, ancak devletin yıllık ücretleri tahsil edemediği vurgulandı.

2023 yılında hazırlanmasına karar verilen yasa değişikliğinin hâlâ ilerletilmediğine dikkat çeken Sayıştay; yeni düzenlemenin hızla Meclis’e sunulmasını, yatırımcıların yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde tahsislerin geri alınmasını ve alanların uzun süre atıl kalmasını önleyecek süre sınırı getirilmesini önerdi.

*

Politis gazetesinden:

Kıbrıs Denizcilik Müsteşarı Londra’dan mesaj verdi: Kıbrıs denizciliği güçlü ve sürdürülebilirdir

Kıbrıs, sürdürülebilirlik, güvenlik ve uluslararası iş birliğine odaklanarak küresel denizcilik merkezi olma konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. Marina Hacimanoli, Londra ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, Kıbrıs’ın dünyanın önemli denizcilik güçlerinden biri olmaya devam ettiğini ve uluslararası denizcilik politikalarının şekillenmesinde aktif rolünü sürdüreceğini belirtti.

Kıbrıs Denizcilik Müsteşarlığı tarafından Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) merkezinde düzenlenen etkinlikte, Kıbrıs’ın uluslararası denizcilik sektöründeki rolü öne çıkarıldı.

Hacimanoli, küresel denizciliğin karşı karşıya olduğu en önemli konuların karbonsuzlaşma, deniz güvenliği, deniz çevresinin korunması olduğunu vurguladı ve bunların ancak uluslararası iş birliği ve gerçekçi ortak çözümlerle ele alınabileceğini ifade etti. Kıbrıs’ın, insan faktörünü merkeze alarak sürdürülebilir ve rekabetçi bir denizcilik sektörü için politikalar geliştirmeye devam edeceğini söyledi.

Ziyaret kapsamında Suudi Arabistan Genel Ulaştırma Otoritesi Başkanı ile de görüşen Hacimanoli; denizcilikte rekabet gücü, yeşil dönüşüm, deniz güvenliği ve deniz çevresinin korunması konularını ele aldı. Ayrıca iki ülke arasında bir Mutabakat Zaptı oluşturulması ve denizcilik alanındaki iş birliğinin artırılması konusunda görüş birliğine varıldı.

Hacimanoli, Londra’daki temaslarında denizcilik şirketleriyle de görüştü.

*

Ve Filelefteros gazetesinden:

Kıbrıs’ta balon balığı (lagosefalos) ile mücadele: 150 balıkçı 103 ton avladı

Kıbrıs sularında yaklaşık 20 yıldır bulunan istilacı balon balığı, özellikle son dönemde kamuoyunda sıkça tartışılan bir konu haline geldi. Ancak Kıbrıs Balıkçılık ve Deniz Araştırmaları Dairesi’ne göre, türün ülkedeki varlığı boyunca Kıbrıs sahillerinde insanlara yönelik hiçbir saldırı kaydedilmedi. İnsan sağlığı açısından bilinen risk, balığın tüketilmesinden kaynaklanıyor. Balon balığı, vücudunda bulunan tetrodotoksin adlı güçlü sinir zehiri nedeniyle tüketildiğinde ciddi zehirlenmelere yol açabiliyor. Bu zehir için bilinen bir panzehir bulunmuyor. Kıbrıs’ta bu tür kaynaklı kayıtlı zehirlenme olayı 2016 yılında iki kişide görülmüş ve olumlu sonuçlanmıştı. Balığın ticareti ve tüketimi yasalarla yasaklanmış durumda.

Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz’e ulaşan Hint-Pasifik kökenli istilacı bir balık olarak tanımlanıyor. Hızlı yayılması, farklı çevre koşullarına uyum sağlayabilmesi ve sınırlı sayıda doğal düşmana sahip olması nedeniyle deniz ekosistemi üzerinde etkili oluyor. Balon balığının en önemli etkilerinden biri kıyı balıkçılığı üzerinde görülüyor. Güçlü çene yapısı sayesinde ağlara ve yakalanan balıklara zarar vererek balıkçıların ekonomik kayıplar yaşamasına neden oluyor. Bu nedenle Kıbrıs’ta balon balığının etkilerini azaltmak amacıyla 2024–2029 dönemini kapsayan bir destek programı uygulanıyor. Programın toplam bütçesi 1 milyon 395 bin € olarak belirlendi. Profesyonel balıkçılara, avladıkları balon balığı için kilogram başına 4,73 € ödeme yapılıyor. Programa şu ana kadar 11 balıkçı grubu ve yaklaşık 150 balıkçı katıldı. Bu kapsamda denizden yaklaşık 103 ton balon balığı çıkarıldı ve balıkçılara toplam 487 bin € ödeme yapıldı. Balıkçılık ve Deniz Araştırmaları Dairesi, hedefin bu balığı tamamen ortadan kaldırmak değil, özellikle büyük ve üreyen bireylerin avlanması yoluyla popülasyon üzerindeki baskıyı artırmak olduğunu belirtti.

*

Politis gazetesinden

Minas Stilianu imzasını taşıyıyor

Kıbrıslı Rum Reddiyeciliği: Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kuruluşundan 1974’e Kadar başlığı altında kaleme alındı.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1960 yılında kurulması, Kıbrıs tarihinin en önemli olaylarından biri ve bugüne kadar adanın yaşadığı tek mutabakata dayalı çözüm oldu. Ama bu devlet, kuruluşundan itibaren sorunlarla karşı karşıya kaldı. Çünkü onu kuranlar, hiçbir zaman gerçekten ona inanmadı. Bu nedenle devletin işleyişi bozuldu; iki toplumlu yapı zamanla Kıbrıslı Rumların ağırlıkta olduğu bir yapıya dönüştü. Kıbrıslı Türk toplumunun büyük bölümü ise Kıbrıs Türk milliyetçiliğinin dayattığı koşullar sonucunda kapalı bölgelere ve gettolara çekildi veya çekilmek zorunda kaldı.

O dönemde Kıbrıslı Rum halkı, üzerinde mutabakata varılmış yükümlülüklerin yerine getirilmemesine karşı hiçbir zaman gösteri ya da protesto gerçekleştirmedi. Bu durum, ülkesinin aşınmasını pasif biçimde izleyen, sert Makariosçu liderliğin bir yurttaşı ve takipçisi haline gelen, ancak aktif bir vatandaş olmayan bir toplum ortaya çıkardı.

Kuruluş sürecindeki çelişkiler

1959 yılında Grivas’a gönderilen bir mektupta, EOKA’nın Lefkoşa bölge sorumlusu ve daha sonra Makarios’un ilk hükümetinde güçlü İçişleri Bakanı olan Polikarpos Yorgacis’in ifadeleri dikkat çekiciydi. Antlaşmalara karşı çıkan Grivas’ın yanında olduğunu belirten Yorgacis, “bir askeriniz olarak alacağınız her kararın yanında olacağım” diyerek bağlılığını ifade ediyordu. Yorgacis, kendini askeri bir çizgide gördüğünü, siyasi karmaşaya dahil olmak istemediğini ve siyasi liderliğin kaos yarattığını savunuyordu. Londra Antlaşması sırasında yaşananları ise “üzücü şeyler” olarak değerlendiriyordu.

Yorgacis, EOKA mücadelesinin devam etmesi gerektiğine inanıyordu. Ancak örgütün dağılmasından sonra Grivas’ın ayrışma kararına katılmadı ve yeni kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde bakan oldu. Aynı zamanda Akritas adlı yarı askerî örgüt içinde de yer aldı. Böylece iki toplumlu bir devlette görev yaparken, aslında iki toplumlu işbirliğini reddeden bir siyasi çizgiyi sürdürdü.

Benzer bir durum Tassos Papadopulos için de geçerliydi. Birinci Makarios hükümetinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olan Papadopulos, Zürih Anlaşması’nı reddeden isimler arasındaydı. Buna rağmen bakanlık görevini kabul etti. Grivas’a yazdığı mektupta bazı delegeleri eleştiren Papadopulos, aynı zamanda anlaşmayı savunmuş ve halk iradesine vurgu yapmıştı. Daha sonra 2004 yılında Annan Planı’nı reddettiğinde de benzer bir siyasi çizgi izledi.

1960–1963: İki toplumlu yapının aşınması

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında Temsilciler Meclisinde Kıbrıs Türk toplumuna yönelik yaklaşım giderek sertleşti. 1961 yılında Lefkoşa milletvekili Vasos Lisaridis, Kıbrıslı Türkleri “aşırı derecede zayıf bir azınlık” olarak tanımladı ve Meclis üyelerini sert biçimde eleştirdi. Aynı dönemde Petros Stilianu da Kıbrıslı Türkleri “azınlık” olarak nitelendirerek anayasal statülerini görmezden geldi. Makarios da benzer bir söylem kullandı. 1962 yılında yaptığı açıklamada: “Kıbrıs yeni bir devlettir, yeni bir millet değildir. Kıbrıslı Rumlar Yunan, Kıbrıslı Türkler Türk gibi hisseder.” ifadelerini kullandı.

Bu anlayış, iki toplum arasında ortak bir siyasi kimlik ve güven oluşmasını zorlaştırdı. Belediyeler sorunu ve 13 maddelik öneri

Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası, iki toplum için ayrı belediyeler kurulmasını öngörüyordu. Ancak bu konuda uzlaşma sağlanamadı. 1962 yılında ilgili yasanın reddedilmesi, anayasal düzenin önemli sorunlarından biri haline geldi. 1963 yılında Makarios’un sunduğu 13 maddelik anayasa değişikliği önerisi ise krizi daha da derinleştirdi. Kıbrıs Türk liderliğinin uyarılarına rağmen ortak bir uygulama sağlanamadı ve iki toplum arasındaki siyasi gerilim giderek arttı.

1963–1964 çatışmaları ve devlet kurumlarından çekilme

1963–1964 çatışmalarının ardından Kıbrıslı Türkler devlet kurumlarından çekildi ve kapalı bölgelere yöneldi. Böylece Kıbrıs Cumhuriyeti’nin başlangıçta öngörülen iki toplumlu yönetim yapısı fiilen değişmeye başladı.

1965 yılında Meclis Başkanı Glafkos Kleridis, Kıbrıslı Türk milletvekillerinin geri dönüş talebini kabul etmedi.

1968 görüşmeleri ve 1974’e giden yol

1968 yılında başlayan toplumlararası görüşmeler sırasında Kıbrıs Türk tarafı önemli tavizler verdi. Rauf Denktaş, Makarios’un 13 maddelik önerisinin büyük bölümünü kabul etmeye hazırdı. Ancak Makarios, yerel özerklik modelini reddetti.

1974 yılında Mağusa’da hazırlanan teknik anlaşma taslağı da uygulanamadı. 15 Temmuz darbesi ve ardından 20 Temmuz müdahalesi, bu sürecin sona ermesine neden oldu.

Ve günümüze kadar

Kıbrıslı Rum reddiyeci çizgi günümüze kadar etkisini sürdürdü. Kıbrıs siyasi hayatının büyük bölümü bu kültürü yeniden üretti ve toplumda yeniden birleşme konusunda güvensizlik yarattı.

1974 sonrasında sunulan çözüm planları reddedildi. Bu durum, Kıbrıs sorununun çözüm sürecindeki en önemli siyasi engellerden biri olarak varlığını sürdürüyor.

Son Güncelleme: 08 Temmuz 2026 - 13:39

Son Haberler

08 Temmuz
Kıbrıs Rum Gazetelerinden 08.07.2026
13:28
07 Temmuz
Şam'ı ziyaret eden Macron'un konakladığı otelin yakınında bir dizi patlama meydana geldi.
14:28
Cumhurbaşkanı, uzun yıllar aradan sonra Kıbrıs meselesinde bir hareketlenme olduğunu görüyor
14:20
NATO Zirvesi, çok sayıda lider ve üst düzey yetkilinin katılımıyla bugün ve yarın Ankara’da düzenleniyor.
14:09
Cumhurbaşkanı, yarın AB Konseyi Kıbrıs Başkanlığı’nın değerlendirilmesi konusunda basın toplantısı düzenleyecek.
13:58
Kıbrıs Rum Gazetelerinden 07.07.2026
13:56
Fransa: Le Pen’in cumhurbaşkanlığı seçimlerine adaylığı konusunda dönüm noktası niteliğinde bir karar
13:54
Savunma Bakanı: Askere alınacak her yeni kişiye saygı gösterilmesi tartışılmaz bir konudur
13:52
Guterres’in Avrupa Birliği’ne ilişkin açıklamaları siyasi açıdan büyük önem taşıyor
13:50
İş Teftiş Dairesi, yüzme havuzlarında kimyasal ürünlerin kullanımına dikkat edilmesini tavsiye etti.
13:46
Orman Dairesi: Ağaçların kuruma sorunu Kıbrıs genelinde görülen bir olgudur
13:44
Hukuk Dairesi: Litvanya uyruklu kişinin tutuklanmasına ilişkin Fransa Temyiz Mahkemesi’nin kararı önemlidir
13:41
Tüm haberler

Video on Demand

Η υπηρεσία ΡΙΚFLIX δίνει την ευκαιρία στους τηλεθεατές που κατέχουν έξυπνες τηλεοράσεις οι οποίες υποστηρίζουν την εφαρμογή της υβριδικής τηλεόρασης (HbbTV) με τη χρήση του κόκκινου κουμπιού -που βρίσκεται στο κάτω μέρος του τηλεκοντρόλ- να μεταφέρονται σε διαδικτυακό περιβάλλον από όπου μπορούν να παρακολουθήσουν ετεροχρονισμένα τα προγράμματα του ΡΙΚ.

Όταν κάποιος τηλεθεατής είναι συντονισμένος στις συχνότητες της Επίγειας Ψηφιακής Πλατφόρμας (DVB-T) του ΡΙΚ και παρακολουθεί ΡΙΚ 1, ΡΙΚ 2 ή ΡΙΚ HD και ο δέκτης του υποστηρίζει την εν λόγω εφαρμογή, στο κάτω μέρος της οθόνης του θα παρουσιαστεί για λίγα δευτερόλεπτα ένα εικονίδιο που θα τον καλεί να πατήσει το κόκκινο κουμπί. Πατώντας το κόκκινο κουμπί, εισέρχεται στην πλατφόρμα ΡΙΚFLIX. Σε περίπτωση που ο τηλεθεατής θέλει να επανέλθει στη ζωντανή ροή εκπομπής θα πρέπει να ξαναπατήσει το κόκκινο κουμπί.