Kıbrıs Rum gazetelerinden 03.7.2026

FİLELEFTEROS GAZETESİNİN ANA HABERİ

Mafya Devlet soruşturması tartışmaların gölgesinde başladı

"Mafya Devlet" kitabına ilişkin Yolsuzlukla Mücadele Kurumu’nun raporunun ardından, olası cezai sorumlulukları araştıracak beş ceza soruşturmacısı Bakanlar Kurulu tarafından görevlendirildi. Ancak ekip, bazı üyeler hakkında ortaya atılan çıkar çatışması iddiaları nedeniyle daha göreve başlamadan tartışmaların odağına yerleşti.

Eleştirilerin merkezinde, geçmişte Focus davasında Mihalis Zolotas'ın avukatlığını yapan Hristos Milonopulos bulunuyor. Milonopulos, Focus dosyasıyla ilgili soruşturmaya katılmayacağını açıklasa da, hukukçular bunun tarafsızlık konusundaki endişeleri gidermediğini savunuyor. Lefkoşa Barosu Başkan Yardımcısı Nikolas Kursaris'in ekipte yer alması da eleştiri konusu oldu.

Hükümet Sözcüsü Konstantinos Letimbyotis, soruşturmanın Polis ile iş birliği içinde yürütüleceğini ve soruşturmacılara gerekli desteğin sağlanacağını açıkladı. Ancak soruşturma sonunda cezai kovuşturma açılıp açılmayacağına kimin karar vereceği ve soruşturmacıların hukuki denetiminin nasıl sağlanacağı konusundaki belirsizlik devam ediyor.

*

ALİTHİA GAZETESİNİN ANA HABERİ…

DİSİ kamu savcısı ısrarını konusundaki sürdürüyor – Neden “Mafya Devlet” davasının ilerleyişinde gölge oluşmaması

Bakanlar Kurulu, Yolsuzlukla Mücadele Kurumu’nun “Mafya Devlet” ile ilgili raporundaki bulguların incelenmesi için beş kişilik bağımsız ceza soruşturmacısı ekibini atadı.

DİSİ, bu gelişmeyi memnuniyetle karşıladığını açıklarken, bağımsız bir kamu savcısı atanmadıkça sürecin tamamlanmış sayılmayacağını vurguladı.

Hukuk çevreleri ise en kritik meselenin, olası cezai kovuşturmalar konusunda karar yetkisinin kimde olacağı ve sürecin nasıl yönetileceği olduğunu belirtiyor.

Öte yandan, atanan isimlerden biriyle ilgili geçmiş mesleki bağlantılar nedeniyle olası bir çıkar çatışması ihtimaline dair ilk çekinceler de gündeme gelmiş bulunuyor.

*

Politis gazetesinin ana haberi

“Mafya Devlet” soruşturmasına beş isim – “Mafya Devlet” dosyasında gölge tartışması

“Mafya Devlet” davasında ceza soruşturmasının başlangıcı, Bakanlar Kurulu tarafından beş ceza soruşturmacısının atanmasıyla artık esas aşamaya geçti. Soruşturmacılar, Yolsuzlukla Mücadele Kurumu’nun raporundaki bulguları inceleyecek.

Seçilen isimlerin ağırlığı dikkat çekerken, ekipte iki hukuk profesörü ve Yolsuzlukla Mücadele Kurumu’na bağlı iki hukuk araştırmacısının yer aldığı belirtiliyor. Ancak atamalar, özellikle Hukuk Profesörü Hristos Milonopulos hakkında ortaya çıkan çıkar çatışması iddiaları nedeniyle gölgelendi.

Milonopulos’un, geçmişte Focus davasıyla ilgili mesleki bağlantısı nedeniyle, soruşturma bu dosyayla ilgili bölümünden çekileceği açıklandı.

Öte yandan, Cumhurbaşkanlığı tarafından atama öncesi olası çıkar çatışmalarının yeterince incelenip incelenmediği konusu da ayrıca tartışma yarattı.

*

Haravgi gazetesinin ana haberi:

Elektrik kesintisi riski uyarısı – Vasiliko skandalı için ciddi alarm – AKEL Genel Sekreteri’nden Kıbrıs’ta elektrik ve enerji için endişe verici SOS

Vasiliko’daki doğal gaz terminali projesi, siyasi tartışmaların merkezinde kalmaya devam ediyor. Projenin gecikmesi nedeniyle, 2030 sonrası dönemde elektrik yetersizliği yaşanabileceği uyarıları yapılıyor.

AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu, konuyu “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin en büyük skandallarından biri” olarak nitelendirdi. Projenin tamamlanamamasının vatandaşlara yüksek elektrik maliyeti yüklediğini ve ülkenin pahalı enerji üretimine bağımlı kaldığını söyledi.

Stefanu ayrıca, 2029’a kadar elektrik üretim sisteminden önemli kapasitenin devreden çıkacağını, bunun zamanında telafi edilmemesi halinde 2030 sonrası ciddi elektrik arz sorunu doğabileceğini belirtti.

Ayrıca 2018–2025 yılları arasında vatandaşların karbon emisyon hakları için yaklaşık 1,2 milyar euro ödediğini ifade etti.

DİSİ cephesinden Yorgos Pamboridis, proje yönetiminde siyasi sorumluluklar bulunduğunu kabul etti. Odiseas Mihailidis ise projenin zaten sorunlu devralındığını ancak son yıllardaki uygulamaların sorunu daha da büyüttüğünü ve mali yükü artırdığını savundu.

Projenin ne zaman tamamlanacağı ve gecikmenin maliyetini kimin üstleneceği temel sorusu ise hâlâ yanıt bekliyor.

*

SEÇMELER

Haravgi’den:

YENİ TEHLİKE: Kıbrıs kıyılarında zehirli deniz kestaneleri – Diadema setosum yayılıyor

Kıbrıs kıyılarında, balon balığı ve aslan balığının ardından şimdi de Diadema setosum türü deniz kestanelerinin artışı dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu türün yayılmasının hem bilim insanları hem de denize girenler açısından endişe yarattığını belirtiyor.

İncelemelere göre, 30 santimetreyi aşabilen uzun dikenlere sahip bu tür, hafif toksin içerdiği için temas halinde son derece acı verici yaralanmalara neden olabiliyor.

En çok görüldüğü bölgeler arasında Baf kaza sınırları içindeki Poli Hrisohu ve Laçi sahilleri ile dalgakıranlar ve kayalık kıyılar yer alıyor. Türün, Süveyş Kanalı üzerinden Hint Okyanusu kökenli olarak Doğu Akdeniz’e yayıldığı ifade ediliyor.

Bilim insanları, deniz suyu sıcaklığındaki artışın bu türün Kıbrıs’ta yerleşmesini ve çoğalmasını kolaylaştırdığını vurguluyor. Aşırı avlanma ve deniz ekosistemindeki değişimlerin de balon balığı ve aslan balığı gibi yabancı türlerin yayılmasını hızlandırdığı belirtiliyor.

Uzmanlar ayrıca, yeni türün 2016’dan bu yana hızla arttığını ve yerli deniz kestanesi popülasyonunu baskı altına aldığını ifade edildi. Bazı bölgelerde yerli türlerin neredeyse kaybolduğu bildirildi.

*

Politis gazetesinden:

Maliye Bakanı Makis Keravnos: Nikos Şakolas’ın ülke kalkınmasına katkısı belirleyiciydi

Maliye Bakanı Makis Keravnos, iş insanı Nikos Şakolas’ın vefatı nedeniyle yazılı bir açıklama yaparak derin üzüntü duyduğunu ifade etti.

Keravnos, Şakolas’ı Kıbrıs’ın sosyoekonomik yaşamına büyük katkı sağlamış, zeki ve girişimci bir iş insanı olarak nitelendirdi.

Açıklamasında Şakolas’ın çalışkanlığı ve öngörüsüyle ülkenin gelişimine önemli katkılar sunduğunu, istihdam yarattığını ve ekonomik hayata destek verdiğini belirtti. Ayrıca kamu yararına projeler ve hayır faaliyetleriyle topluma kalıcı katkılar sağladığını vurguladı.

Maliye Bakanı, Şakolas’ın mirasının gelecek nesiller için bir referans noktası olacağını da ifade etti.

*

Filelefteros’tan

Aegean, bugün Baf–Atina uçuşlarını başlatıyor

Aegean Havayolları, Atina ile Baf arasındaki uçuşlarını bugün yeniden başlatıyor. Şirket, uzun bir aranın ardından Baf Uluslararası Havalimanı’na dönüş yapmış oldu.

Yeni düzenlemeye göre Baf–Atina hattında haftada üç uçuş gerçekleştirilecek. Bu bağlantının, hem Kıbrıs içi hem de Aegean’in Avrupa ağı üzerinden özellikle Almanya ve Kuzey Avrupa ülkelerine erişimi kolaylaştırması bekleniyor.

Yerel yetkililer, uçuşların yeniden başlamasını memnuniyetle karşılarken, ilerleyen dönemde Baf Havalimanı’ndaki Aegean faaliyetlerinin daha da genişlemesini umduklarını açıkladı.

*

MAKALE

Politis

Yannis Seytanidis

Otellerin büyük kısmı ruhsatsız faaliyet gösteriyor - 23%’ü tam izinli, 22%’si geçici izinle

“Eğer mevzuat uygulanamaz olarak değerlendiriliyorsa, bunun revize edilmesi için öneriler sunulmalıdır” uyarısında bulunan Sayıştay Başkanı Andreas Papakonstandinu.

Sayıştay’ın Turizm Müsteşarlığına ilişkin özel raporu, otellerin ruhsatlandırılması sorununu ortaya koyuyor. Bugün otellerin büyük çoğunluğunun faaliyeti verilen süre uzatmaları sayesinde mümkün oluyor. Son verilen uzatma 2026 yılı sonu itibarıyla sona eriyor. 27 Nisan 2026 itibarıyla kayıtlı 728 otel ve turistik konaklama tesisinden yalnızca %23’ünün tam işletme ruhsatı bulunurken, %22’si geçici ruhsatla faaliyet gösteriyor ve %55’i tam yasal uygunluk dışında kalıyor.

Sayıştay Başkanı, mevzuata uyulmamasının hoşgörü algısı yarattığını, uyumsuzluğu teşvik ettiğini ve kurallara uyan işletmeler aleyhine eşitsiz rekabet koşullarını sürdürdüğünü belirtiyor. Ayrıca sürekli verilen uzatmaların, gerçek bir sonuç doğurmadan kalıcı bir uygulamaya dönüştüğünü ifade ediyor. Turizm sektörünün etkilenebileceği gerekçesiyle mevzuatın sıkı uygulanmamasının kabul edilemez olduğunu vurguluyor. Eğer mevzuat uygulanamaz olarak değerlendiriliyorsa, bunun revize edilmesi için gerekli önerilerin sunulması gerektiğini belirtiyor.

Denetim, otellerin ve turistik konaklama tesislerinin ruhsatlandırılmasını, teşvik planlarını ve Turizm Müsteşarlığının kontrol mekanizmalarını inceliyor. 2019 yılında çıkarılan yasanın öngördüğü beş yıllık uyum süresine rağmen yalnızca %5 oranında uyum sağlandığı, bunun ardından sürekli uzatmalar ve geçiş düzenlemeleri yapıldığı belirtiliyor. Sayıştay, bu uygulamanın uyumu zayıflattığını ve “geçici yasalılık” algısını kalıcı hale getirdiğini ifade ediyor.

Sayıştay, Turizm Müsteşarlığında yönetim ve kontrol zafiyetleri bulunduğunu, bilgi sistemlerinin yeterince kullanılmadığını ve iç denetimin zayıf olduğunu tespit ediyor. Daha da önemlisi, mevzuatın öngördüğü yaptırımların uygulanmadığı, ruhsatsız tesisler için kapatma veya yaptırım mekanizmalarının işletilmediği belirtiliyor. Bu durumun, turizm sektöründe “sorun yaratmama” yaklaşımıyla bağlantılı olduğu ve fiilen bir hoşgörü ortamı oluşturduğu değerlendiriliyor.

Turizm Müsteşarlığı, ilgili konuda paydaşlarla istişarelerin sürdüğünü ve hedefin uzun süredir devam eden ruhsatlandırma sorununu çözerek yasal uyumu, güvenliği ve eşitliği sağlamak olduğunu belirtiyor. Ayrıca denetim sonrası yeni bir geçiş rejimi getirildiği ifade ediliyor.

Buna göre, otel işletmelerine 31 Aralık 2026’ya kadar geçiş süresi tanınıyor. Bu tarihe kadar ruhsatını tamamlamayan işletmeler, yalnızca sağlık ve güvenlik belgelerini sunmaları halinde geçici olarak faaliyet gösterebiliyor.

Uyum sağlayan işletmeler 28 Şubat 2027’ye kadar faaliyetlerine devam edebiliyor. Uyum sağlamayanların ise 31 Aralık 2026’dan sonra faaliyetlerini durdurmaları gerekiyor. Ayrıca 28 Şubat 2027’ye kadar yangın güvenliği sertifikası veya eşdeğer belgenin sunulması ve bunun en az 31 Aralık 2028’e kadar geçerli olması zorunlu tutuluyor. Uyum sağlanmaması halinde faaliyetler yasa dışı sayılıyor.

Müsteşarlık, uyum sağlayan ve sağlamayan işletmelerin aynı şekilde değerlendirilmediğini, yalnızca uyum sürecine girenlere geçici haklar tanındığını vurguluyor.

Ayrıca sorunun 30 yılı aşkın süredir devam ettiği, birçok otelde imar ihlalleri ve kaçak yapılaşma ile bağlantılı olduğu belirtiliyor. Yetkililer, tüm ilgili kurumlarla yapılan istişarelerle sorunun kalıcı olarak çözülmesinin hedeflendiğini ve turizm sektöründe yasal düzen, güvenlik ve eşitliğin sağlanmasının amaçlandığını ifade ediyor. “Mevzuatın uygulanmaması, hoşgörü algısı yaratmakta, uyumsuzluğu teşvik etmekte ve kurallara uyan işletmeler aleyhine eşitsiz rekabet koşullarını sürdürmektedir. Ayrıca sürekli verilen uzatmaların herhangi bir somut sonuç doğurmadan kalıcı hale gelmesine zemin hazırlamaktadır. Turizm sektörünün etkilenebileceği gerekçesine dayanılarak mevzuatın sıkı uygulanmasından kaçınılması kabul edilemez. Eğer mevzuat uygulanamaz olarak değerlendiriliyorsa, bunun revize edilmesi için gerekli önerilerin sunulması gerekir” ifadelerini kullanıyor Sayıştay Başkanı Andreas Papakonstandinu.

*

Filelefteros gazetesinin bakış açısı adlı köşedeki makaleyi paylaşalım.

Kıbrıs Cumhuriyeti MEB’inde veriler değişiyor

3 Temmuz 2026

Kıbrıs Cumhuriyeti, ExxonMobil ve QatarEnergy, birkaç gün önce “Glafkos” ve “Pegasus” doğal gaz yataklarına ilişkin bir “ticari uygunluk beyanı”imzaladı. Bu gelişme, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin enerji programı açısından ileriye dönük önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Bu, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Münhasır Ekonomik Bölgesi’nin (MEB) potansiyeline ve Doğu Akdeniz’in Avrupa için olası bir enerji koridoru olarak gelişme perspektifine yönelik açık bir güvenoyu olarak görülüyor.

ExxonMobil Keşif ve Yeni İş Geliştirme Başkan Yardımcısı John Ardill’in açıklamaları da bu çerçevede dikkat çekti. Lefkoşa’da imzalar ve temaslar için bulunan Ardill, Cumhurbaşkanı ile de görüştü. Ardill, şirketin “Glafkos” ve “Pegasus” yatakları için nihai yatırım kararının 2029 yılında alınmasının ve üretimin 2033 yılında başlamasının öngörüldüğünü ifade etti.

Ayrıca 4 ve 10A bloklarında yürütülen daha geniş arama faaliyetlerine de değindi. İlk adımın, mevcut sismik verilerin yeniden işlenerek daha net bir yeraltı görüntüsü elde edilmesi olacağını, bunun da potansiyel kaynakların belirlenmesi ve sondaj sürecine giden yolun şekillendirilmesine katkı sağlayacağını belirtti. Sondaj aşamasına geçilmesinin zaman alacağı ve bu aşamaya kadar yapılması gereken önemli çalışmalar bulunduğu vurgulandı.

Bu sahaların ticarileştirilebilir ilan edilmesi, geliştirme sürecinde bir sonraki aşamaya geçildiği anlamına geliyor. Bu durum, ülkenin doğal kaynaklarının değerlendirilmesi için gerekli koşulların oluştuğunu gösteriyor.

Söz konusu gelişmeler, bölgesel dinamiklerin enerji alanında yeniden planlamaları zorunlu kıldığı bir dönemde yaşanıyor. Aynı zamanda enerji güvenliği ihtiyacını da daha belirgin hale getiriyor.

Gelişmelerin hız kazandığı açık ve bu yeni durumun abartıya kapılmadan, soğukkanlılıkla yönetilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti MEB’inde ilk doğal gaz keşfi 2011 yılında yapılmıştı. Aradan geçen yılların ardından, son gelişmelerle birlikte ülkenin doğal kaynaklarını değerlendirme aşamasına yaklaştığı ifade ediliyor. Bu süreçte bölge ülkeleriyle ve enerji şirketleriyle yürütülen siyasi, diplomatik ve teknik iş birliklerinin önemli katkı sağladığı belirtiliyor.

*

Limasol’da üniformalı bir polis tarafından, kamuya açık bir alanda gerçekleştirildiği belirtilen saldırı olayında bir kadın ağır yaralanırken, toplum bir kez daha benzer vakaların nasıl önlenebileceği sorusuyla karşı karşıya kaldı. Olay, mevcut koruma sistemlerinin etkinliği ve erken müdahale mekanizmalarının yeterliliği konusunda ciddi sorgulamaları da beraberinde getirdi.

Haravgi gazetesinden

Köşe yazarı: Konstandinos Zahariu

“Bu bir ‘aile meselesi’ değildi” başlığını taşıyor…

*

“Git buradan, bu benim karım…”

Bu cümle, kadına yönelik şiddetin tüm vahşetini içinde barındırıyor. Bir kadının bir erkeğin mülkü olduğu düşüncesi. Kadının hayatının, bedeninin, özgürlüğünün ve varlığının kontrol edilebileceği, tehdit edilebileceği ve cezalandırılabileceği inancı. Bu nedenle bu tür suçlar “kavga”, “aile içi sorun” ya da “tekil olay” olarak adlandırılamaz.

Limasol’daki trajedide bu vahşet en çıplak haliyle ortaya çıktı. Bir kadın kamuya açık bir alanda, tanıkların önünde, üniformalı bir polis tarafından, görev silahıyla vuruldu. Olay görev başında meydana geldi. Müdahale etmeye çalışan bir kişi de tehdit edildi. Bugün bir kadın yaşam mücadelesi veriyor, çocuklar akıl almaz bir travmayla karşı karşıya ve tüm toplum yeniden aynı soruyla yüzleşiyor: Bu noktaya nasıl geldik?

Ancak soru sadece “nasıl geldik” değildir. Asıl soru, kaç kez daha aynı noktaya geleceğimiz ve her seferinde önlemenin neden işlemediğini, korumanın neden yetişmediğini ve mekanizmaların neden zamanında devreye girmediğini sonradan fark edeceğimizdir.

Her böyle olay yalnızca “şok” açıklamalarıyla kapanamaz. Şok olmak yeterli değildir. Üzüntü hayat kurtarmaz. Dilekler risk altındaki kadınları korumaz. Gerekli olan; yapılar, protokoller, eğitim, erken müdahale, risk değerlendirmesi ve gerçek siyasi iradedir.

Kıbrıs, kadın cinayetlerinin ve kadın cinayeti girişimlerinin ardından koşmaya devam edemez. Her seferinde, kötülük olduktan sonra, bir şeylerin kâğıt üzerinde kaldığını yeniden keşfedemez. GREVIO’nun önerilerinin tam uygulanmasına ne oldu? “Red button” sistemine ne oldu? Polis protokolleri ne durumda? Görev silahı taşıyan kişilerin uygunluğu nasıl değerlendiriliyor? Ne sıklıkla yeniden değerlendiriliyor? Hangi kriterlerle? Ve sistemin kendisi trajedinin parçası haline geldiğinde sorumluluğu kim üstleniyor?

Elbette sorumluluk sadece yasalar ve soruşturmayla bitmez. Yasalar uygulanmalı ve mağdurlar, trajediden sonra değil, suç gerçekleşmeden önce korunmalıdır.

Hiçbir kadın kimsenin malı değildir. Hiçbir kadın tehlike altındayken sahipsiz bırakılmamalıdır. Ve hiçbir toplum “bilmiyorduk” deme hakkına sahip değildir.

*

Son Güncelleme: 03 Temmuz 2026 - 16:15

Son Haberler

03 Temmuz
Kıbrıs Rum gazetelerinden 03.7.2026
16:11
Şap hastalığına ilişkin yeni kararname aynı gün içinde çıkacak
15:34
Trajik şekilde hayatını kaybeden iki kardeş ülkelerine gönderiliyor
15:33
Tanık Koruma Planı: Cumhurbaşkanlığı affıyla ilgili Hukuk Dairesi'nden açıklama
15:30
Antoniou: AB'nin süreçete daha aktif şekilde yer alması hükümetin stratejik hedefi olmaya devam ediyor
15:28
02 Temmuz
Kıbrıs Rum Gazetelerinden 02.07.23
13:56
Bakanlar Kurulu, 5 bağımsız ceza soruşturma hakiminin atanmasına karar verdi
12:55
Deprem felaketinin vurduğu Venezuela’da sonu gelmeyen bir trajedi yaşanıyor
12:50
Emniyet Genel Müdürlüğü, bir polis memurunun eşine yönelik cinayeti girişimiyle ilgili açıklama yaptı
12:46
ABD-İran görüşmelerinde somut bir ilerleme kaydedilmedi. Yeni toplantı 9 Temmuz'da
12:42
Rusya, gece yarısı sularında Kiev’e yönelik yeni bir insansız hava aracı saldırısı düzenledi
12:37
01 Temmuz
Son 16 turu şekilleniyor
15:29
Tüm haberler

Video on Demand

Η υπηρεσία ΡΙΚFLIX δίνει την ευκαιρία στους τηλεθεατές που κατέχουν έξυπνες τηλεοράσεις οι οποίες υποστηρίζουν την εφαρμογή της υβριδικής τηλεόρασης (HbbTV) με τη χρήση του κόκκινου κουμπιού -που βρίσκεται στο κάτω μέρος του τηλεκοντρόλ- να μεταφέρονται σε διαδικτυακό περιβάλλον από όπου μπορούν να παρακολουθήσουν ετεροχρονισμένα τα προγράμματα του ΡΙΚ.

Όταν κάποιος τηλεθεατής είναι συντονισμένος στις συχνότητες της Επίγειας Ψηφιακής Πλατφόρμας (DVB-T) του ΡΙΚ και παρακολουθεί ΡΙΚ 1, ΡΙΚ 2 ή ΡΙΚ HD και ο δέκτης του υποστηρίζει την εν λόγω εφαρμογή, στο κάτω μέρος της οθόνης του θα παρουσιαστεί για λίγα δευτερόλεπτα ένα εικονίδιο που θα τον καλεί να πατήσει το κόκκινο κουμπί. Πατώντας το κόκκινο κουμπί, εισέρχεται στην πλατφόρμα ΡΙΚFLIX. Σε περίπτωση που ο τηλεθεατής θέλει να επανέλθει στη ζωντανή ροή εκπομπής θα πρέπει να ξαναπατήσει το κόκκινο κουμπί.