POLİTİS GAZETESİNİN ANA HABERİ
Vasiliko’da maliyet katlanıyor – proje en az üç kat pahalıya tamamlanacak
Vasiliko’daki doğal gaz altyapı projesinde, Kıbrıs Cumhuriyeti ile Çinli şirket arasındaki anlaşmanın bozulmasından iki yıl sonra Kıbrıs Doğal Gaz Altyapı Şirketi ETİFA ve Kıbrıs Cumhuriyeti Doğal Gaz Kamu Şirketi DEFA, yarım kalan projenin tamamlanması için yüklenici seçimi ihalesine çıkmaya hazırlanıyor. Sürecin 2026 sonuna kadar tamamlanması, çalışmaların ise 2027’de başlaması hedefleniyor.
Ancak proje hem teknik zorluklar hem de gecikmeler nedeniyle ciddi riskler taşıyor. Yeni bir gecikme yaşanması halinde, eski santrallerin devre dışı kalmasıyla birlikte ülkenin enerji arzında boşluk oluşabileceği uyarısı yapılıyor.
Projeye güvenilir şirketlerin çekilmesi zor görülüyor çünkü hem yarım kalmış bir proje söz konusu hem de eksik planlamanın yeni yüklenici tarafından tamamlanması gerekecek. Mevcut altyapıda ciddi bir teknik sorun tespit edilmemiş olsa da güvenlik analizleri ve eksik belgelerin yeniden hazırlanması gerekiyor.
“Promitheas” adlı yüzer terminalin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrolüne alınarak Malezya’da tutulduğu, düşük maliyetle bekletildiği ve proje tamamlandığında Kıbrıs’a getirileceği belirtiliyor.
Doğal gaz tedarik süreci de şimdilik dondurulmuş durumda ve terminalin tamamlanma takvimine göre yeniden başlatılacak.
Projenin maliyeti ise en çarpıcı unsur olarak öne çıkıyor. Başlangıçta 300 milyon euro olarak hesaplanan inşaat maliyetine rağmen, bugüne kadar yapılan harcamalar sonrasında projenin tamamlanması için gereken toplam tutarın en az üç katına çıkması bekleniyor.
*
FİLELEFTHEROS GAZETESİNİN ANA HABERİ
İşe alımlar konusunda gerilim – hükümet kamu hizmetinde köklü değişiklik öngören yasa tasarısı sundu – Maki Keravnos ilgili kararların hemen alınmasını istiyor, milletvekilleri ise Eylül’e kaldı diyor
Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti, kamuya giriş düzeyindeki işe alım süreçlerini değiştirecek ve mevcut devlet sınavlarını ortadan kaldıracak yasa paketinin Meclis tarafından sonbahara ertelenmesi nedeniyle rahatsızlık duyuyor.
Maliye Bakanlığı, bu yıl devlet sınavlarının yapılmayacağını açıkladı ve yeni yasal çerçevenin acilen onaylanmasını istiyor. Hükümete göre bu düzenleme ile bugün karmaşık, uzun ve verimsiz olan işe alım süreçleri modernleştirilecek.
Fileleftheros gazetesinin elde ettiği bilgilere göre, bazı partiler Bakanlığa, Meclis’in 15 Temmuz’da kapanmasından önce yasa tasarısının onaylanmasının zor olduğunu iletti. Bunun nedeni ise önerilen düzenlemelerin kamuya alımlarda köklü değişiklikler getirmesi ve hem siyasi partilerden hem de sendikalardan tepki gelmesi.
*
HARAVGİ GAZETESİNİN ANA HABERİ
Planlama krizi faturası topluma ağır olacak
AKEL, enerji yeterliliğinin açıklamalarla sağlanamayacağını belirterek kapsamlı bir plan çağrısı yaptı ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin elektrik kesintilerini bekleyecek lüksü olmadığını vurguladı.
Avrupa Komisyonu’nun 2026 bahar dönemi raporuna göre, yenilenebilir enerji artmasına rağmen elektrik fiyatları AB ortalamasının üzerinde kalmayı sürdürüyor. Ülke enerji açısından izole durumda, ithal yakıtlara bağımlılık devam ediyor. Vasiliko’daki LNG projesi ve Great Sea Interconnector gecikirken, 2025’te yeşil enerji kesintileri yüzde 83 arttı.
AKEL’e göre elektrik sistemi zaten sınırda çalışıyor, eski üretim santrallerine dayanıyor ve yeterli yedek kapasite bulunmuyor. Aynı zamanda 2030’a kadar ülkenin geleneksel üretim kapasitesinin önemli bir kısmını kaybetme riski bulunuyor.
Parti, en büyük tehlikenin sadece gecikmeler değil, hükümetin rehaveti olduğunu belirtiyor. AKEL, enerji güvenliğinin boş vaatlerle değil, somut projeler ve net takvimlerle sağlanabileceğini vurgulayarak depolama altyapısının güçlendirilmesini ve kapsamlı bir plan hazırlanmasını talep ediyor.
*
Alithia gazetesi ana haberini İngiliz Üsleri polisinin, Pazar akşamı Ksilofagu’da babalarına ait araç içinde ölü bulunan Bulgaristanlı iki küçük kardeşin ölümüyle ilgili soruşturmasına ayırmış.
ALİTHİA GAZETESİNİN ANA HABERİ
Yanıtsız sorular – KsiloFagu’da trajedi – Araç kapısı nasıl açıldı, iki kardeş nasıl girdi ve neden çıkamadı
Dava soruşturmasını yürüten yetkili, dün mahkemede yaptığı açıklamada, güvenlik kameralarından elde edilen görüntülerde iki çocuğun, ölü bulunmalarından önce araç içinde oynadıklarının görüldüğünü ifade etti.
Dikelya’daki İngiliz Üsleri mahkemesi, ihmalkâr davranışın araştırılması kapsamında 30 yaşındaki baba ile 38 yaşındaki anne için üç günlük tutukluluk kararı verdi. Aynı zamanda, polis soruşturmasına ışık tutması beklenen otopsi sonuçlarının açıklanması bekleniyor.
Ailenin yaşadığı apartman kompleksinin sahibi ise, olaydan önce çocukları dairenin dışında gördüğünü ve durumlarının iyi olduğunu belirtti.
*
Gazetelerden diğer bazı haberler
FİLELEFTEROS’TAN
Hristodulidis’ten Sevgül Uludağ mesajı: Kayıpların insani dramını duyarlılıkla ortaya koydu
Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Sevgül Uludağ’ın vefatı dolayısıyla yazılı açıklama yayımladı.
Hristodulidis açıklamasında, “Yurttaşımız gazeteci, aktivist ve yazar Sevgül Ulutağ’a saygı duygularıyla veda ediyoruz. Uludağ, Kıbrıs trajedisinin kayıplarının insani dramını büyük bir duyarlılık ve adanmışlıkla ortaya koydu. Aynı zamanda, Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türklerin barış içinde birlikte yaşayabileceği, özgür ve işgal ordusu bulunmayan bir vatan için kararlılıkla çalıştı. Ailesine ve çalışma arkadaşlarına içten taziyelerimi iletiyorum” ifadelerini kullandı.
*
Lefkoşa’da doğrusal park baştan aşağı yenileniyor – 11,8 kilometrelik alan tamamen kazılacak, 14 yaya köprüsü yapılacak
Lefkoşa, Strovolo ve Lakatamya belediyelerini kapsayan Pedias Lineer Parkı baştan aşağı yenileniyor. Proje kapsamında 11,8 kilometrelik yaya yolu yaklaşık 1,5 metre derinliğe kadar kazılacak ve mevcut zemin tamamen değiştirilerek daha dayanıklı ve su geçirgen yeni bir kaplama yapılacak. Bu çalışma altyapı sistemlerinin kurulmasıyla birlikte projenin maliyetini 30 milyon euroya çıkarıyor.
Yeni düzenlemede yol iki ayrı şeride ayrılacak; biri yayalar, diğeri bisikletliler için olacak. Genişlikler çoğu noktada 2 metre, bazı alanlarda ise 2,40 metreye kadar çıkacak. Aydınlatma direkleri ve yeşillendirme çalışmaları da bu iki şerit arasına yerleştirilecek.
Proje kapsamında Lefkoşa’dan Lakatamya’ya uzanan hat üzerinde toplam 14 yaya köprüsü yapılacak. İnşaatın ilk etapta Temmuz 2027’de başlayıp Şubat 2029’da tamamlanması, ikinci etap çalışmaların ise 2030 ortasına kadar sürmesi öngörülüyor. Park ayrıca yaklaşık 5 kilometre uzatılacak ve farklı park alanlarıyla bağlantı kurulacak.
Tüm park boyunca engelli bireylerin erişimi sağlanacak. Köprü yapılamayan noktalarda ise akıllı ve ışık kontrollü yaya geçitleri oluşturulacak. Güvenliği artırmak için sensörlü, LED aydınlatmalı ve uyarı sistemli geçitler kurulacak.
Proje çocukları da hedefliyor; doğal malzemelerle yapılacak macera tipi oyun alanları ve küçük büfe ile dinlenme noktaları yer alacak. Motorlu araç girişini engellemek için nehir boyunca yeni koruma sistemleri kurulacak, bazı alanlarda duvarlar ve çitler yapılacak. Acil durum araçları için kontrollü giriş noktaları da oluşturulacak.
*
HARAVGİ GAZETESİNDEN
Kıbrıs sorununda hiçbir şey donmuş değil, görüşmelerin yeniden başlamasını umut ediyoruz
Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Kıbrıs sorununda herhangi bir sürecin donmuş olmadığını ve hedeflerinin görüşmelerin yeniden başlaması olduğunu vurguladı.
Strovolo’da Argİrupoleos Caddesi’nin Dimitris Hristofyas Caddesi olarak yeniden adlandırılması törenine katılmadan önce gazetecilere konuşan Hristodulidis, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Olgin’in programındaki gecikmenin sürecin durduğu anlamına gelmediğini belirtti. Cumhurbaşkanı, “Kesin olan tek şey, çabanın durmadığıdır, süreç devam ediyor” dedi.
Olgin’in 13 Temmuz’da Brüksel’e gideceğini ve NATO zirvesinin de bu tarihe denk geldiğini ifade eden Hristodulidis, tüm diplomatik temasların sürdüğünü ve hedefin genişletilmiş bir konferansın toplanması olduğunu söyledi. Bu konferans sırasında görüşmelerin yeniden başladığının ilan edilmesinin amaçlandığını belirtti.
Cumhurbaşkanı, sürecin çok kritik bir aşamada olduğunu, hem Kıbrıs’ta hem New York’ta hem de Avrupa Birliği düzeyinde yoğun temasların sürdüğünü ifade ederek tek hedefin olumlu bir sonuç elde etmek olduğunu dile getirdi.
Ayrıca bu hareketliliğin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin girişimleriyle başladığını hatırlatan Hristodulidis, Avrupa Birliği’nin 2024 Nisan sonuçlarıyla daha aktif rol üstlenmesinin ve kişisel temsilci atanmasının bu süreci güçlendirdiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerde ilerlemeyi stratejik hedef olarak gördüğünü belirterek, bu sürecin Kıbrıs sorunuyla bağlantılı hale getirilmesi yönünde ilerleme olduğunu ve nihai hedeflerinin görüşmelerin yeniden başlaması olduğunu sözlerine ekledi.
Politis gazetesinden bir haber… Bütün gazetelerde ön planda yer alıyor. Biz Politis’in veb sitesinden aktarıyoruz:
Limasol’da aile trajedisi – polis eşini vurdu, ardından yaşamına son verdi
Limasol’da sabah saatlerinde yaşanan olayda, 55 yaşındaki bir polis memuru, 46 yaşındaki eşini silahla vurduktan sonra aynı silahla intihar etti. Olayın Zakaki bölgesinde, saat 07.00’ye yakın bir zamanda meydana geldiği belirtildi.
Polisin olaydan kısa süre önce görevine başladığı ve hizmet silahını aldıktan sonra olay yerine gittiği ifade edilirken, çiftin iki ayrı araçla olay yerine geldiği ve aralarında tartışma yaşandığı bildirildi. Soruşturma, olayın arkasında olası ekonomik sorunların bulunup bulunmadığı üzerinde yoğunlaşıyor.
Görgü tanığı, polisin kadını boynundan tuttuğunu, kendisine silah doğrultarak tehdit ettiğini ve ardından eşine ateş edip aynı silahla yaşamına son verdiğini anlattı.
Polis yetkilileri, olayın nedenlerine ilişkin soruşturmanın sürdüğünü, şu ana kadar benzer bir geçmiş olaya dair bulgu bulunmadığını açıkladı.
*
MAKALELER
Filelefteros gazetesinden.
NATO, AB ve Olgin’in kaçırılan randevusu
Kostas Venizelos
NATO, Kıbrıs sorununa ilişkin yürüyen süreçlerin içine farklı yollardan giriyor. Birincisi, 7-8 Temmuz’da Türkiye’de yapılacak NATO zirvesi, Kıbrıs sorunu ile Avrupa Birliği–Türkiye ilişkileri arasında kurulmaya çalışılan bağın netleştirilmesi açısından temaslara ve yüz yüze hesaplaşmalara zemin hazırlıyor. İkincisi ise, Olgin’in güvenlik meselesinin NATO çerçevesinde çözülebileceği yönündeki yaklaşımıyla, İttifak’ın doğrudan gündeme taşınmasıdır.
NATO zirvesinin uzun süredir bilindiği gibi, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Kosta ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Fon der Lâyen’in de orada olacağı zaten açıktı. Ve elbette, bu iki Avrupalı yetkilinin Türkiye Dışişleri Bakanı ile görüşerek Kıbrıs sorunu ve Avrupa Birliği–Türkiye ilişkilerini ele almaları da beklenen bir gelişme. Tam da bu nedenle, Olgin’in Brüksel’e ve bölgeye yapacağı ziyareti ertelemesi şaşkınlık yarattı. Ziyaret 13 Temmuz’a bırakıldı. Elbette mesele yalnızca bu değil; ancak şimdiye kadar atılan adımların, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in görev süresinin sona ermesine yaklaşıldığı bir dönemde, açık şekilde zaman baskısı altında şekillendiği de ortada.
Olgin’in ortaya koyduğu yaklaşım ise ne yeni ne de özgün. Ne Kıbrıs sorunu ile Avrupa Birliği–Türkiye ilişkilerini birbirine bağlama çabası yeni bir şey, ne de NATO’ya bir “garanti rolü” yükleme fikri. Bunlar defalarca denenmiş, sonuç vermemiş formüller. Elbette koşullar değişebilir, kimse peşinen hüküm vermek istemez; ancak geçmiş ortadadır.
Gerçek şu ki, Türkiye’nin Kıbrıs’ın NATO’ya dahil edilmesine ya da güvenlik düzenlemelerinin İttifak çatısı altına alınmasına evet demesi için hiçbir nedeni yok. “Kendi sahasını” başkalarına bırakması için bir gerekçesi bulunmuyor. Üstelik NATO’nun Türkiye ile Yunanistan arasındaki meselelerde nasıl bir rol oynadığı da herkesin malumu. Türkiye, Yunanistan’ın egemenlik haklarını ihlal ettiğinde, yayılmacı politikalar izlediğinde, İttifak ne yapıyor? Hiçbir şey. Sözde denge politikaları, pratikte kışkırtıcı olan, işgalci olan tarafı koruyan bir işleyişe dönüşüyor.
Bütün bunlar yalnızca Kıbrıs sorunu ile sınırlı değil. Avrupa Birliği’nin Türkiye ile köprüleri tamamen atmadığı, aksine bu kanalları açık tuttuğu biliniyor. Türkiye davranışlarıyla uzaklaşsa da, temasların sürdürülmesi hem Kıbrıs sorunu hem de Avrupa Birliği’nin stratejik yaklaşımı açısından önemli görülüyor. Bu çerçevede Ankara’da bulunan Avrupa Komisyonu’nun üst düzey isimlerinin ziyaretleri de bir yeniden yakınlaşma çabasının parçası.
Ancak bu temasların, sorunların üzerini örtmemesi gerekir. Demokratik standartlardan uzaklaşan ve komşularına karşı sürekli saldırgan bir tutum sergileyen bir yapıya göz yumulmamalıdır. Ve unutulmaması gereken bir gerçek var: Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir bölümünü işgal altında tutmaktadır.
Avrupa Komisyonu’nun da bu nedenle Türkiye’ye sert mesaj verdiği görülüyor. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, Türkiye’de yapılacak iklim konferansı öncesi hazırlık toplantılarına katılımının engellenmesi kabul edilebilir bir durum değil. Üstelik bu tekil bir olay da değil; Türkiye, fırsat bulduğu her uluslararası platformda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin varlığını ve katılımını engellemeye çalışıyor, bir yandan da onu “yok hükmünde” ilan ediyor.
Sonuç olarak, Kıbrıs sorunu ile Avrupa Birliği–Türkiye ilişkileri arasında bir bağ kurulacaksa, bunun yolu Ankara’nın atacağı adımlardan geçer. Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımayan, onu sistematik şekilde engelleyen bir yaklaşım sürdükçe, Avrupa Birliği–Türkiye ilişkilerinde de hiçbir gerçek ilerleme mümkün olmaz.
*
Politis gazetesinden
Gıda fiyatlarında pahalılık: Veriler hanelerin alım gücü hakkında ne söylüyor başlığı altında, Trojan Economics Direktörü Dr. Panayotis Ayisilu, ve Trojan Economics çalışma arkadaşı Stavros Efthimiu tarafından kaleme alındı ve POLİTİS gazetesinden yayınlandı.
Pahalılık konusundaki kamu tartışmaları genellikle Tüketici Fiyat Endeksi üzerinden ölçülen enflasyona odaklanıyor. Bu endeks, geniş bir mal ve hizmet sepetindeki ortalama fiyat değişimini yansıtarak ekonomide genel fiyat seviyesini izlemek için temel araç niteliği taşıyor. Ancak hanelerin günlük yaşamı büyük ölçüde temel tüketim mallarının, özellikle de gıdanın fiyatlarından etkileniyor. Bu nedenle enflasyonun alt kalemlerinin analizi, tüketicilerin karşı karşıya olduğu gerçek baskıları daha net ortaya koyuyor.
Bu çerçevede, Uyumlaştırılmış Tüketici Fiyat Endeksi içinde yer alan “Gıda ve alkolsüz içecekler” kategorisi özel önem taşıyor. Bu gösterge, temel gıda ürünlerindeki fiyat değişimlerini doğrudan yansıtarak yaşam maliyetine etkilerini daha hedefli biçimde değerlendirme imkânı veriyor.
Genel fiyat endeksi ile gıda fiyatları arasındaki karşılaştırma, 2026 Nisan ayına kadar dikkat çekici bir farklılaşmayı ortaya koyuyor. 2024’ün ikinci yarısında gıda fiyatları genel enflasyondan daha hızlı artarken, 2025 boyunca bu fark daraldı. Ancak 2026’nın ilk dört ayında fark yeniden açıldı ve gıda fiyatları tekrar genel fiyat artışından daha yüksek bir hızda yükselmeye başladı.
Bu gelişme haneler açısından büyük önem taşıyor çünkü gıda, vazgeçilmez bir ihtiyaçtır ve talebi fiyat ya da gelir değişimlerine karşı sınırlı esneklik gösterir. Fiyatlar yükseldiğinde ya da gelir azaldığında, gıda tüketimini azaltma imkânı sınırlı kalır. Bu da çoğu zaman diğer harcamaların kısılmasına yol açar ve özellikle gelir düzeyi düşük haneler üzerinde daha ağır bir etki yaratır; çünkü bu haneler bütçelerinin daha büyük kısmını temel ihtiyaçlara ayırır.
Ekonomik açıdan bu durum, pahalılığın nedenlerini tek başına açıklamasa da, temel tüketim mallarındaki fiyat baskısının genel ekonomiye kıyasla daha yoğun olduğunu teyit eder.
Bu noktada önemli bir soru, gıda fiyatlarının seyrini hangi faktörlerin belirlediğidir. Fiyat endeksleri değişimi gösterir ancak bu değişimin nedenlerini açıklamaz.
İlk önemli etken maliyetlerdir. Tarım ürünlerinin uluslararası fiyatları, enerji giderleri, taşımacılık maliyetleri, iklim koşulları ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar, gıdanın üretim ve temin maliyetini doğrudan etkiler. Bu faktörler, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan Kıbrıs ekonomisi için daha da belirleyicidir.
Bunun yanında piyasanın kendi özellikleri de büyük rol oynar. Rekabet düzeyi, piyasa yoğunlaşması, şirketler arasındaki pazarlık gücü dengesi ve piyasaya giriş engelleri, fiyatların nasıl oluştuğunu ve maliyet artışlarının ne ölçüde tüketiciye yansıtıldığını belirler.
Bu durum özellikle küçük ekonomilerde daha önemlidir çünkü sınırlı pazar büyüklüğü bazı sektörlerde daha yüksek yoğunlaşmaya yol açabilir. Yoğunlaşma her zaman rekabet eksikliği anlamına gelmese de piyasanın işleyişini ve fiyat oluşumunu etkileyebilir.
Bu nedenle son yıllarda Yunanistan, İtalya ve Hollanda’daki rekabet otoriteleri başta olmak üzere birçok Avrupa kurumu, gıda piyasalarının ve tedarik zincirlerinin işleyişini sistematik şekilde incelemeye başladı. Bu çalışmaların amacı fiyatların yüksek ya da düşük olduğunu belirlemekten çok, fiyatları belirleyen mekanizmaları, piyasa oyuncuları arasındaki güç dağılımını ve maliyet değişimlerinin fiyatlara nasıl yansıdığını anlamaktır.
Gıda fiyatlarındaki pahalılığın nedenlerini anlamak, yalnızca fiyat göstergelerini incelemekle sınırlı kalamaz; maliyet unsurlarının yanı sıra piyasaların nasıl işlediğini de analiz etmek gerekir. Mevcut veriler, her bir faktörün etkisini kesin olarak ortaya koymasa da temel ürünlerdeki fiyat artışlarının hanelerin alım gücü üzerinde ciddi baskı yaratmaya devam ettiğini açıkça göstermektedir.
Bu bağlamda ilgili piyasaların düzenli olarak izlenmesi ve fiyat oluşum mekanizmalarının daha iyi anlaşılması büyük önem taşır. Etkin rekabet, uluslararası fiyat artışlarını veya dışsal maliyet baskılarını ortadan kaldıramasa da tüketicilerin mevcut piyasa koşullarında mümkün olan en iyi fiyatlara erişmesini sağlayabilir.
Son Güncelleme: 30 Haziran 2026 - 13:47
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/6/30/kibris-rum-gazetelerinden-30062026/