POLİTİS Gazetesinin Ana Haberi
Devlet Maaş Giderlerine Fren Çağrısı
Mali Konseyden maaşlar ve kamu harcamaları konusunda yeni uyarı
Mali Konsey, devlet maaş giderleri ve esnek olmayan kamu harcamalarındaki sürekli artışa dikkat çekerek yeni bir uyarıda bulundu.
Konseyin verilerine göre personel giderleri 2022-2025 döneminde yüzde 38 arttı ve 4 milyar euroyu aştı. Genel kamu sektöründeki istihdam ise 71 bin çalışanı geçti.
Mali Konsey, kamu maliyesinin sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi amacıyla işe alımların sınırlandırılmasını, genel nitelikli maaş artışlarının azaltılmasını ve Otomatik Hayat Pahalılığı Ödeneğinin ödeme yönteminde değişikliğe gidilmesini talep etti.
Konsey ayrıca yerel yönetim reformunun beklenen tasarrufları sağlamadığını belirtti. Yerel yönetimlerde çalışan sayısının yaklaşık 900 kişi veya yüzde 17,6 oranında arttığı kaydedildi.
FİLELEFTEROS Gazetesinin Ana Haberi
Öneriler Destek Buluyor
Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinden olumlu yaklaşım. İlerleme sağlanabilecek zemin görüyor
Guterres, görevden ayrılmadan önce Kıbrıs sorununda ilerleme istiyor
Erhürman'ın kabul etmesi halinde üçlü görüşme yapılabilir
Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in önerileri, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından olumlu karşılandı. Guterres, bu önerilerin ilerleme inşa edilebilecek bir zemin oluşturabileceğini belirtti.
New York'ta dün gerçekleştirilen görüşmede Antonio Guterres, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'na Birleşmiş Milletler'deki görevini tamamlamadan önce Kıbrıs sorununda ilerleme görmek istediğini ifade etti.
ALİTHİA Gazetesinin Ana Haberi
Hizmetten Çekilmesi Gündemdeki Tanklara 25 Milyonluk Kamera Sistemi
Anlaşmanın maliyeti, amacı ve zamanlamasıyla ilgili soru işaretleri
Alithia'nın elde ettiği bilgilere göre Milli Muhafız Ordusu Komutan Yardımcısı, Fransız yapımı AMX-30 B2 tanklarına termal kamera yerleştirilmesine ilişkin bir anlaşma yaptı.
Aynı bilgilere göre söz konusu anlaşmanın bedeli 25 milyon euroya ulaşıyor ve ödemesi yapıldı.
Savunma Bakanlığından, ödemenin ne zaman, kime ve tam olarak hangi iş için yapıldığının açıklığa kavuşturulması isteniyor.
Gazetenin kaynakları, söz konusu tankların hizmetten çekilmesini tavsiye eden çok gizli bir raporun bulunduğunu öne sürüyor.
Hükümetin, Neofitos Pahulidis'in görev süresini 2026 yılı sonuna kadar uzattığı, buna karşın yerine geçecek kişiyi 1 Ocak 2027 tarihinde göreve başlamak üzere ağustos ayında belirlediği ifade edildi.
HARAVGİ Gazetesinin Ana Haberi
Hayat Pahalılığı Cebimizi Boşaltıyor
Hükümet düşünmekle yetinirken halk artan hayat pahalılığının yükünü taşıyor
AKEL, toplumun desteklenmesi için kapsamlı bir planın derhal hayata geçirilmesini talep etti. Parti, Avrupa Birliği'ndeki diğer ülkelerin artan yaşam maliyetlerinin etkilerini sınırlandırmak amacıyla şimdiden olağanüstü önlemler aldığını vurguladı.
Önerilerin merkezinde elektrik ücretlerinde KDV'nin kalıcı olarak yüzde 5'e düşürülmesi ve akaryakıttaki çifte vergilendirmenin kaldırılması bulunuyor.
Ayrıca kış gelmeden önce hanelerin ısınma giderlerine yönelik acil bir destek planı hazırlanması, eski konutların enerji verimliliğinin artırılması için bir program uygulanması ve yüksek konut giderleri, yükselen faiz oranları ile kiralar nedeniyle zorlanan kesimlere hedefli destek sağlanması talep ediliyor.
AKEL ayrıca Asgari Garantili Gelir ödeneği miktarlarının, gerçek ihtiyaçlar ve yükselen yaşam maliyetleri dikkate alınarak güncellenmesini istiyor. Parti, özellikle asgari ücretle çalışanlar başta olmak üzere çalışanların temel haklarının güvence altına alınması çağrısında da bulundu.
2028 Cumhurbaşkanlığı seçimine daha zaman olsa da Kıbrıs Rum siyasetinde adaylık hesapları şimdiden hareketlenmiş görünüyor. DİSİ'nin eski başkanı Averof Neofitu'nun son açıklamaları, parti içindeki dengeler, olası adaylık senaryoları ve yaklaşan siyasi süreçlere ilişkin tartışmaları gündeme taşıdı. İlgili gelişmeleri değerlendiren bir Politis analizi...
Averof Ortalığı Karıştırdı
Averof her halükarda aday: DİSİ ile ya da DİSİ'siz
Hristos Yeoryiu
DİSİ'nin eski başkanı Averof Neofitu'nun, Kıbrıs sorununda önümüzdeki saatlerde bir gelişme yaşanmaması halinde Cumhurbaşkanlığına aday olacağını açıklaması sürpriz yaratmadı. Neofitu daha önce de benzer imalarda bulunmuştu. Ancak görünen o ki, bu kez aynı zamanda kendi adaylığının parti içindeki süreçlere bağlı olmadığı mesajını da vermeyi tercih etti.
Bazıları, Kıbrıs sorununda önümüzdeki günlerde sürece yön verecek bir gelişme yaşanmaması halinde Cumhurbaşkanlığına aday olacağı yönündeki açıklamalarıyla Averof Neofitu'nun yeni bir çıkış yaptığını düşünüyor. Ancak eski DİSİ lideri uzun zamandır tercihlerini ve siyasi hamlelerini Kıbrıs sorunundaki gelişmelere bağlayan aynı çizgide hareket ediyor.
OMEGA televizyonunda yaptığı açıklamada, önümüzdeki saatlerde diyaloğun yoğunlaşmasına zemin hazırlayacak işaretler ortaya çıkmazsa kesin olarak seçim yarışına gireceğini söylemesi, geçmişte dile getirdiği görüşlerden bir sapma oluşturmuyor. Daha önce de benzer açıklamalar yapmış ve Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri temel referans noktası olarak göstermişti.
Ancak kamuoyu önünde açıklığa kavuşturmadığı konu, DİSİ'nin Cumhurbaşkanlığı adayını belirleme süreci karşısında nasıl bir tutum izleyeceği. Eğer süreç, Demokratik Seferberlik Partisi'nde geçmişte de uygulandığı gibi parti içi seçim yöntemiyle ilerlerse, Averof Neofitu'nun açıklamalarının yarattığı tartışma mevcut tabloyla tam olarak örtüşmüyor.
Mesele, eski parti başkanının, partinin resmi adayını belirlemek üzere on binlerce üyenin katılacağı seçim sürecinde alınacak kolektif kararların ötesine geçmeyi tercih etmesi halinde farklı bir boyut kazanıyor. Bununla birlikte, eski DİSİ liderinin tutumunun yarattığı belirsizliğe rağmen, OMEGA televizyonundaki açıklamalarıyla fiilen kendi adaylığını ilan ettiği açık biçimde görülüyor.
Politis'in edindiği izlenime ve Neofitu'ya yakın kaynaklardan gelen bilgilere göre, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılma kararı kesinleşmiş durumda ve bu karar parti içindeki sürece ilişkin gelişmelerden bağımsız.
Politis'in ulaştığı bilgilere göre, Averof Neofitu her durumda Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarışacak. Top artık DİSİ'nin sahasında ve parti, kendisini destekleyip desteklemeyeceğine karar vermek durumunda.
Bununla birlikte, eski DİSİ liderinin söylemi şu aşamada parti içinde sert ve sınırları zorlayan tartışmalara yol açmış değil. Çünkü her şey hâlâ eski parti başkanının ortaya koyduğu koşulların gölgesinde ve belirsizliğini koruyor.
Dün çeşitli tepkiler ortaya çıkmış olsa da bunlar şimdilik daha çok parti kadrolarındaki rahatsızlık ve kararsızlıkla karakterize ediliyor. Parti yöneticileri, özellikle hiç kimsenin şu aşamada partinin iç çatışma görüntüsü vermesini istememesi nedeniyle, Neofitu'nun açıklamalarının etkisini küçültmeyi tercih ediyor.
DİSİ Meclis Grup Sözcüsü Dimitris Dimitriu, Politis Radyosu'nun Sabah Gündemi programında yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununda gelişmeler yaşanması ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı açıklamalarının ertelenmesi temennisinde bulundu. "Umarım her şey kapkara olmaz ve Sayın Neofitu pazartesi günü adaylığını açıklamaz. Umarım Kıbrıs sorununda gelişmeler olur ve adaylık açıklamaları gecikir" dedi. Ancak Dimitriu aynı zamanda Demokratik Seferberlik Partisi'nin aday belirleme sürecinde kendi tüzüğüne bağlı kalacağını da açıkça vurguladı.
Parti tabanının sürece katılmasını savunan Dimitriu, "Taban çözümler üretir" derken, "Demokrasi hiçbir zaman çıkmaz sokak olmadı. Demokrasi sağlıktır" ifadelerini kullandı.
DİSİ'nin, yöneticileri arasındaki görüş ayrılıkları ve hükümete yönelik farklı yaklaşımlar nedeniyle bir "iç savaş" yaşadığı yönündeki değerlendirmeleri de reddetti.
Buna rağmen, parti içindeki tartışma ve çekişmelerin partiyi üzdüğünü ve yaraladığını kabul ederek bunları canlı bir organizmanın ve dinamik bir parti içi sürecin sonucu olarak değerlendirdi.
Öte yandan DİSİ İcra Direktörü Onufrios Kullas, tansiyonun daha fazla yükselmemesi amacıyla OMEGA televizyonuna yaptığı açıklamada, Averof Neofitu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı niyetini Anita Dimitriu'ya resmî olarak bildirdiğini söyledi.
Parti içinde asıl tartışma konusu ise adaylığın DİSİ'nin iç süreçleri üzerinden ilerleyip ilerlemeyeceği. Onufrios Kullas, bu süreçlerin bypass edilmesi ihtimalini düşünülemez olarak nitelendirirken, Averof Neofitu'yu tutumunu kamuoyu önünde netleştirmeye çağırdı.
Makale
Politis'in Görüşü
Bir Fırsat Daha Kaçırıldı!
Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın önceki gün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşma Kıbrıs sorunu açısından değerlendirildiğinde, yeni ya da kayda değer hiçbir unsur içermiyordu. Konuşma, gerek kendisinin gerekse seleflerinin önceki konuşmalarıyla aynı çizgi ve aynı doğrultuda ilerledi.
Konuşma, Türkiye'nin Kıbrıs sorunundaki rolü ve tutumuna yönelik haklı ancak her yıl tekrarlanan eleştirilerle, Kıbrıs sorununun çözümü için çalışmaya ve vatanımızın bölünmesini kabul etmemeye hazır olduğumuza ilişkin yine tekrarlanan güvencelerden oluşuyordu. Yani 52 yıldır tekrarlayıp durduğumuz ve artık hiç kimseyi, özellikle de uluslararası toplumu etkilemeyen sloganlardan.
Bir gün önce aynı kürsüden konuşan Türkiye Cumhurbaşkanı'nın açıklamalarına verilmiş olması gereken iki paragraflık yanıtı bir kenara bırakırsak, Cumhurbaşkanı'nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşması, yani dünya liderlerinin en büyük uluslararası forumundaki hitabı, neredeyse her gün ülke içindeki etkinliklerde, konferanslarda ve anma törenlerinde yaptığı konuşmaların hemen hemen aynısıydı. Daha da hayal kırıklığı yaratan ise Genel Kurul'da bir kez daha Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak değil, Kıbrıs Rum toplumunun lideri olarak konuşması ve Kıbrıslı Türk yurttaşlarımıza, onların endişe ve kaygılarına ilişkin tek bir paragraf bile ayırmamasıydı.
Kıbrıs sorununda hareketlilik yaratmaya çalıştığımızın iddia edildiği ve Birleşmiş Milletler'in tarafları yeniden müzakere masasına döndürmek için bir girişiminin sürdüğü bir dönemde, Cumhurbaşkanı Hristodulidis hem uluslararası topluma hem de karşı tarafa, müzakerelerde yeni bir başlangıç için gerçekten istekli ve hazır olduğumuza dair somut ve ikna edici mesajlar verebileceği önemli bir fırsatı heba etti. Karşı tarafı sarsabilecek, Türkiye'yi sıkıştırabilecek ve uzlaşmaz tutumunu ortaya çıkarabilecek tek bir somut öneri bile ortaya koymadı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, süreci daha ileri bir aşamaya taşıyabilmek için ortaya koyduğu tali koşulların yerine getirilmesini beklerken, Cumhurbaşkanı konuşması aracılığıyla bu yönde en küçük bir adım bile atmadı. Bir kez daha genel ifadelerle yetinmeyi tercih etti.
Elbette karşı tarafla yürütülecek müzakereler kamuoyu önünde ya da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünde yapılmayacak. Ancak Genel Kurul kürsüsünden bazı açılımlar yapılabilir ve bazı iyi niyet adımları açıklanabilirdi. Örneğin bazı geçiş noktalarının derhal açılması ya da karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık sorununa nihayet bir çözüm getirilmesi gibi somut Güven Yaratıcı Önlemler tek taraflı olarak ilan edilebilirdi.
Eğer bunu yapmaya cesaret etseydi, bu iki basit mesele Kıbrıs sorunu açısından son derece kritik olan bu dönemde ortamı kökten değiştirebilirdi.
Ama Cumhurbaşkanı bir kez daha cesaret edemedi!
Makale
Haravgi
Kiryakos Loizu'nun Yazısı
Genel Kurul Bir Gölge Oyunu
Birleşmiş Milletler'in yıllık Genel Kurulu, insanlığa bir kez daha çok net bir mesaj gönderdi: Tıpkı taş, kâğıt, makas oyununda olduğu gibi güç, kuralların ve uluslararası hukukun önüne geçiyor.
Muhtemelen hatırlayacağımız konuşmalar, her biri farklı nedenlerle, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun, Donald Trump'ın ve Ürdün Kralı Abdullah'ın konuşmaları olacak. Ürdün Kralı Abdullah'ın konuşmasıyla başlayacak olursak, açık dilini, yarım ağız ifadelerden uzak müdahalesini ve değindiği önemli noktaları teslim etmek gerekir. Ürdün Kralı etnik temizlikten ve Batı Şeria'da işlenen suçlardan söz etti. İsrail Başbakanı'nı hedef alarak Gazze ve Batı Şeria'daki operasyonları durdurması çağrısında bulundu.
Öte yandan Donald Trump'ın, kendi safında yer almayan herkesi bu “sözde” haklı mücadelesi konusunda bir kez daha tehdit ettiğini gördük. Binlerce insanın hayatına mal olan bu mücadelede Amerikan Başkanı, "içinde dünyanın ritmi kaymış varlık" edasıyla Yunanlı ünlü yazar Viziinos deliliği bu ifadeyle tarif ederdi, “içinde dünyanın ritmi kaymış varlık”- kendisine boyun eğmeyenleri hedef aldı ve parmağını sallayarak her şeyi cehenneme çevireceğini söyledi.
Ve Netanyahu… kürsüye, uluslararası derin devletin sağladığı dokunulmazlığın tadını çıkaran suçlu gangster gibi çıktı. Önce Macron'a, ardından da apaçık gerçeği dile getiren, yani İsrail'in soykırım işlediğini ve Filistin halkını yok etmeye çalıştığını söyleyen ülkelere saldırdı.
Netanyahu kürsüye çıktığı sırada bazı devletlerin salonu terk etmesi, katil devlet İsrail'in işlediği aşırılıklara karşı protesto amacıyla yapabilecekleri en asgari şeydi.
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tutumuna gelince, bundan söz etmeye bile gerek yok. İlişkinin niteliğini artık bilmeyen yok; üstelik bu ilişkinin kurulmasında çöpçatana bile gerek duyulmadı.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, her yıl uluslararası hukukun, güçlü devletlerin acı çeken halklara karşı uyguladığı küresel şiddet karşısında gücünü sınadığı bir anı temsil ediyor. Kıbrıs ise en "tuhaf" tutumlardan birini sergiliyor. Ama unutmayalım ki bunun sonuçları önümüzdeki yıllarda karşımıza çıkacak elbette. Çünkü gün gelip uluslararası hukuka ihtiyaç gereği başvurduğumuzda, bize kargalar bile güler.
Son Güncelleme: 25 Eylül 2026 - 14:29
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/9/25/kibris-rum-gazetelerinden-25092026/