Kıbrıs Rum Gazetelerinden 24.09.2026

Fileleftheros Gazetesinin Ana Haberi

Cumhurbaşkanı’ndan Erdoğan’a Mesaj

Nikos Hristodulidis’in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki Konuşması

Kendisini, Kıbrıs sorununa ilişkin gerçek ve anlamlı müzakerelerin yapılmasına izin vermeye çağırdı

Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünden yaptığı konuşmada, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs sorunu konusundaki çabalarının önündeki Türk engeline dikkat çekti. Hristodulidis, doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, Kıbrıs sorununa ilişkin gerçek ve anlamlı müzakerelerin gerçekleştirilmesine izin vermesi çağrısında bulundu.

Aynı zamanda Kıbrıs sorununa ilişkin görüşmelerin yürütüldüğü çerçevenin Birleşmiş Milletler tarafından belirlendiğini vurguladı ve süreçte ilerleme sağlanabilmesi için gerekli unsurları sıraladı.

Alithia Gazetesinin Ana Haberi

Cumartesi Günü Çok Şey Netleşecek

Guterres’in, beşli genişletilmiş toplantı için ön koşul olarak ortaya koyduğu bekleyen meseleler çözülmemiş olmasına rağmen New York’ta üçlü görüşme yapma niyeti bulunduğu belirtiliyor

Alithia’nın elde ettiği bilgilere göre Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, hafta sonu içerisinde üçlü bir görüşme yapılması olasılığını değerlendiriyor.

Guterres’in bugün Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, cumartesi günü ise Kıbrıs Türk toplumu lideri Tufan Erhürman ile ayrı ayrı görüşmesi bekleniyor.

Amacı ise ortak bir zemin bulunup bulunamayacağını tespit etmek ve ardından beş artı bir formatında bir toplantının açıklanmasını sağlamak.

Politis Gazetesinin Ana Haberi

Makarios Caddesi için verilen 21 milyon avroyla oynamayın

Avrupa Birliği değişikliklere karşı değil, ancak uyarıyor

Avrupa Komisyonu, Politis aracılığıyla verdiği açık mesajda, Makarios Caddesi’nde yapılacak herhangi bir değişikliğin finansman koşulları temelinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Komisyon, projede yapılacak esaslı değişikliklerin, Avrupa fonlarından sağlanan yaklaşık 21 milyon avronun geri ödenmesi konusunu gündeme getirebileceği uyarısında bulundu.

Politis’in elde ettiği verilere göre Makarios Caddesi’nin ticari canlılığını yitirdiği yönündeki görüşler rakamlarla doğrulanmıyor. Cadde üzerindeki ticari hareketlilik, meydanlar da dahil edildiğinde yüzde 87’ye, yalnızca caddeye cepheli iş yerleri dikkate alındığında ise yüzde 91’e ulaşıyor.

Konu bugün yeniden Temsilciler Meclisi’nin gündemine gelirken, Ulaştırma Bakanı Emilia Mihail ile Lefkoşa Belediye Başkanı Haralambos Pruncos cuma günü bir araya gelecek. Başkente ilişkin çözüm bekleyen meselelerin yeniden müzakere masasına yatırılması bekleniyor.

Haravgi Gazetesinin Ana Haberi

İnsana Yakışır Emeklilik, İnsana Yakışır Yaşam

AKEL: Emekliler Talep Ediyor

Gerçek desteği hak ediyor ve buna ihtiyaç duyuyorlar

AKEL, üçüncü yaş grubuna odaklanan ülke çapındaki kampanyasını başlattı. Kampanya kapsamında 65 yaş üzerindeki 180 bin yurttaşın karşı karşıya bulunduğu sorunlar gündeme taşınırken, bunlara çözüm üretilmesi talep ediliyor.

Dün düzenlenen etkinlikte konuşan AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu, emeklilerin sorunlarına yanıt verecek bir emeklilik reformuna ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Stefanu, Kıbrıs’ın, emekli aylıkları insana yakışır bir yaşam sürdürmeye yetmediği için çalışmaya devam eden emeklilerin oranı bakımından Avrupa’da ilk sırada yer aldığını söyledi. Yaşlıların her üç kişiden birinin yoksulluk riski altında bulunduğunu dile getirdi.

PEO Genel Sekreteri Sotirula Haralambus ise insana yakışır emeklilik maaşlarının, insana yakışır ücretler ve çalışma koşullarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.

Düşük ücretlerin, mevsimlik çalışmanın, istihdamdaki kesintilerin, kırılgan sektörlerde çalışmanın ve ev içinde karşılıksız verilen emeğin emekli maaşlarının düzeyini etkilediğini söyledi.

Rum gazetelerinin diğer bazı öne çıkan haberlerinden…

Filelefteros’tan…

Averof Neofitu, DİSİ dışından Cumhurbaşkanlığı adaylığı senaryosunu ne doğruladı ne de yalanladı, Pindaru'da tedirginlik

Eski DİSİ Başkanı Averof Neofitu, DİSİ'nin parti içi süreçleri dışında da Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı için aday olma ihtimalini açık bıraktı. Alpha TV Kalimera programında konuşan Neofitu, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın Kıbrıs sorununda en azından küçük bir adım atmasını umduğunu söyledi. New York'taki temaslardan en azından sembolik bir güven artırıcı önlem çıkmasının beklendiğini belirten Neofitu, "Kıbrıs sorununun çözümü için umut penceresi kapalı kalırsa aday olacağım" dedi.

DİSİ'nin adayı olmak için parti içi sürece mi katılacağı, yoksa partinin kararlarından bağımsız olarak mı aday olacağı yönündeki sorulara ise net yanıt vermedi.

Öte yandan DİSİ Basın Sözcüsü Onufrios Kulla da aynı programda yaptığı açıklamada, partinin Neofitu'nun adaylığını parti içi süreçler çerçevesinde değerlendireceğini düşündüğünü söyledi. Partinin herkese açık olduğunu ve tüm adayların üyelerin oylarıyla belirleneceğini vurguladı.

Kulla, Neofitu'nun DİSİ dışında aday olması ihtimalinin kendilerini endişelendirip endişelendirmeyeceği sorusuna ise, "Elbette, hem de çok" yanıtını verdi.

Haravgi’den…

Yeni 24 Saatlik Grev Kararı: Hükümetin Verdiği Taahhütlerin Hiçbiri Yerine Getirilmedi

Eğitim, Spor ve Gençlik Bakanlığı'nın Destek Programlarında çalışanlar, hükümet ve Eğitim Bakanı tarafından verilen taahhütlerin hayata geçirilmediğini belirterek 5 Ekim Pazartesi günü 24 saatlik greve gitme kararı aldı.

23 Eylül'de yapılan Olağanüstü Genel Kurul'da oybirliğiyle alınan karar kapsamında, saat 10.00'da Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde ülke genelinden katılımla bir protesto düzenlenecek.

Sendikalar, defalarca yapılan görüşmelere ve verilen sözlere rağmen somut çözüm üretilmediğini savundu. Çalışanlar, 2012 yılından itibaren hizmet alımı statüsü altında çalıştıklarını ve bu sistem nedeniyle temel çalışma ve sosyal haklardan mahrum kaldıklarını ifade etti.

Yakıt fiyatlarındaki artış sürüyor

Kıbrıs Tüketiciler Birliği Başkanı Marios Drusiotis'e göre, 1 Mart'tan bu yana benzinin litre fiyatı 39 sent, motorin 57 sent, kalorifer yakıtı ise 64 sent arttı.

Drusiotis, devletin bu artışlardan KDV yoluyla ek gelir elde ettiğini ve bu gelirin tüketicilere destek olarak geri verilebileceğini söyledi. Tüketim vergisinin düşürülmesi için Avrupa Birliği'nden istisna talep edilebileceğini, ayrıca KDV oranının da azaltılabileceğini savundu.

Tüketiciyi Koruma Hizmeti yetkilisi Andreas Hristu ise uluslararası gelişmeler ve yüksek rafineri fiyatları nedeniyle yakın dönemde fiyatlarda düşüş beklenmediğini belirtti. Kıbrıs'ın işlenmiş petrol ürünleri ithal etmesi nedeniyle fiyatların yüksek seyrettiğini ifade etti.

Politis Gazetesinden çevreyi ilgilendiren uzunca bir haber var sırada…

Bugün Hristodulidis-Guterres Görüşmesi Yapılıyor: Kıbrıs Sorununda Sonraki Adımlar Masada

Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çalışmaları kapsamında bugün New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir araya gelecek.

Birleşmiş Milletler merkezinde yapılacak görüşme Kıbrıs saatiyle 17.55'te başlayacak.

Cumhurbaşkanı Hristodulidis, görüşme öncesinde Antenna Group ve Atlantic Council tarafından düzenlenen, Avrupa Birliği-Körfez iş birliği, bölgesel güvenlik ve refah konulu çalışma kahvaltısına katılacak ve burada bir konuşma yapacak.

Akşam saatlerinde ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin daimi temsilcileri onuruna bir yemek verecek.

Hristodulidis, çarşamba günü Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Kıbrıs sorununda Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen çerçeve temelinde anlamlı müzakerelerin yapılmasına izin vermesi çağrısında bulunmuş ve Cumhurbaşkanı ayrıca, adanın bölünmesinin kabul edilmeyeceğini vurgulamıştı.

Avrupa Komisyonu: Kıbrıs’ta 27 Endemik Avrupa Gece Kelebeği Türü Bulunuyor

Avrupa Komisyonu’nun pazartesi günü yayımladığı yeni Avrupa Güveleri Kırmızı Listesi raporuna göre, Kıbrıs’ta 27 Avrupa’ya özgü endemik gece kelebeğitürü bulunuyor. Kıbrıs, 20’den fazla endemik Avrupa güvesi türünün kaydedildiği altı Avrupa ülkesi arasında yer alıyor.

Raporda, Kıbrıs’ta tespit edilen bu 27 tür için mevcut verilerin, türlerin yok olma riskinin tam olarak değerlendirilmesine yetecek düzeyde olmadığı belirtiliyor. Kıbrıs’la birlikte İspanya, İtalya, Yunanistan, Fransa ve Portekiz’de de verileri yetersiz olan 20’den fazla endemik Avrupa güvesi türü bulunuyor.

Avrupa Komisyonu Çevre Genel Müdürlüğü, bunun Avrupa genelinde güvelerin yok olma riskine ilişkin yapılan ilk kapsamlı değerlendirme olduğunu belirterek, bu tozlayıcı canlı grubunun giderek artan baskılarla karşı karşıya bulunduğunu vurguladı.

Avrupa Birliği’nde Türlerin Yaklaşık Yüzde 12’si Risk Altında

Rapora göre Avrupa genelinde 3 bin 82 tür değerlendirildi. Bunların 704’ü endemik türlerden oluşuyor. Avrupa Birliği’nin 27 üye ülkesinde ise 488’i endemik olmak üzere 2 bin 828 tür incelendi. Değerlendirme, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) Kırmızı Liste kriterlerine dayanılarak yapıldı.

Sonuçlar, Avrupa’da değerlendirilen türlerin yüzde 10,8’inin tehdit altında olduğunu gösterirken, bu oran Avrupa Birliği’nde yüzde 11,9’a yükseliyor.

Verileri yetersiz kabul edilen türlerin oranı Avrupa genelinde yüzde 23,6, Avrupa Birliği’nde ise yüzde 17,9 olarak kaydedildi.

Komisyon, bulguları özetlerken Avrupa’daki her dokuz gece kelebeğitüründen yaklaşık birinin, Avrupa Birliği’nde ise türlerin yaklaşık yüzde 12’sinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu belirtti. Ayrıca Avrupa’daki yaklaşık her dört türden biri için nüfus durumu, dağılımı ve ekolojisine ilişkin yeterli bilgi bulunmadığı ifade edildi.

Rapora göre Avrupa genelinde değerlendirilen endemik türlerin yaklaşık yüzde 35’i, veri yetersizliği bulunan türler kategorisinde yer alıyor. Bu durum, söz konusu türlerin bir kısmı için gerçek yok olma riskinin tam olarak belirlenmesini engelliyor.

Azor Adaları’na özgü Eupithecia ogilviata türü yok olmuş olarak değerlendirilirken, bazı diğer türler ise “kritik derecede tehlike altında” veya “muhtemelen yok olmuş” kategorilerinde sınıflandırıldı.

Habitat Kaybı ve İklim Değişikliği Öne Çıkan Tehditler

Raporda, Avrupa’daki güveler için en büyük tehditlerin habitatların değiştirilmesi ve bozulması olduğu belirtiliyor. Bunları iklim değişikliği, aşırı hava olayları ve tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan baskılar izliyor.

Kentsel gelişim, kirlilik, habitatların parçalanması, pestisit kullanımı, tarım alanlarının tek tip hale gelmesi ve gece saatlerinde kullanılan yapay aydınlatma da çok sayıda türü olumsuz etkileyen unsurlar arasında gösteriliyor.

Avrupa Komisyonu, gece kelebeğitürlerinin korunması için habitatların korunması, restore edilmesi ve yeniden birbirine bağlanmasının; sürdürülebilir arazi kullanımının teşvik edilmesinin; kirliliğin ve gece aydınlatmasının azaltılmasının; ayrıca özellikle verilerin sınırlı olduğu bölgelerde izleme ve veri toplama çalışmalarının güçlendirilmesinin gerekli olduğunu belirtti.

Raporda ayrıca uzun vadeli izleme programlarının geliştirilmesi, arazi çalışmalarının artırılması, verilerin coğrafi kapsamının genişletilmesi ve tehdit altındaki ya da hakkında yetersiz bilgi bulunan türler üzerinde daha fazla araştırma yapılması öneriliyor.

Makale

Politis Gazetesinden

İoannis Tirkidis

Birinci Hat Tuzağı: Stratejik İtidal, Asimetrik Engelleme ve Kıbrıs’ın Savunması

Kolektif güvenliği garanti edebilecek üstün bir otoritenin bulunmadığı düzensiz bir uluslararası sistemde, bölgesel bir gücün deniz çevresinde yer alan küçük devletler doğası gereği güvencesiz bir ortamda yaşar. Devlet gücünün ayrılmaz bir unsuru olan saldırı kapasitesi nedeniyle uluslararası siyaset, devletlerin kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kaldığı sert bir alana dönüşür. Böyle bir ortamda hayatta kalmak temel amaç, göreli askeri güç ise belirleyici araçtır.

Bu koşullarda küçük devletlerin stratejik hareket alanı son derece sınırlıdır. Demografik büyüklükten, yerli savunma sanayisinden ve ciddi askeri kapasiteden yoksun olan Kıbrıs Cumhuriyeti, Doğu Akdeniz güç dengesi içerisinde yapısal olarak kırılgan bir konumda bulunuyor. Buna rağmen Lefkoşa, bu sınırlılığı ihtiyatlı bir uyum politikasıyla kabul etmek yerine küçük devlet diplomasisinin temel hatasına düştü: Güvenliğini dış ortaklara bağlayarak yükselmek isteyen bölgesel bir gücü dengelemeye çalıştı.

Türkiye’nin üstünlüğünü dengelemek amacıyla Yunanistan ve İsrail eksenine derin biçimde entegre olan Kıbrıs Cumhuriyeti güvenilir bir caydırıcılık oluşturamadı. Aksine, kendi topraklarını rakip güçler için korumasız ve ileri bir operasyon merkezine dönüştürdü.

Yunanistan, İsrail ve Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından oluşturulan üçlü savunma mimarisi, klasik bir dış dengeleme ittifakı niteliği taşıyor. Akdeniz kıyılarında coğrafi derinlik eksikliği yaşayan İsrail için Kıbrıs, kritik bir operasyon alanı ve Trodos üzerinde önemli gözetleme noktaları sunuyor.

Baf’taki Andreas Papandreu Hava Üssü’nde ortak hava tatbikatlarının düzenlenmesi, Mari’deki Evangelos Florakis Deniz Üssü’nün genişletilmesi ve İsrail hava savunma sistemlerinin Milli Muhafız Ordusu radarlarıyla bağlantılı hale getirilmesiyle Lefkoşa fiilen kendi topraklarını dış bir hedefleme ve saldırı ağına dahil etmiş oldu.

Atina, Tel Aviv ve Lefkoşa açısından bu silahlanma programları ve müşterek harekât tatbikatları Türkiye’nin üstünlüğüne karşı meşru savunma önlemleri olarak görülüyor. Ancak güvenlik ikileminin acımasız mantığı içinde bir ittifakın savunma çemberi, rakip tarafından saldırgan bir kuşatma olarak algılanır.

Rakiplerinin gelecekteki niyetlerinden emin olamayan devletler planlarını en kötü senaryoya ve mevcut güç dengelerine göre yapmak zorundadır. Ankara da tam olarak yapısal teorinin öngördüğü şekilde hareket ediyor; deniz gücünü yakın çevresine yansıtmak ve filosunun Antalya Körfezi’ne sıkışmasını önlemek isteyen bir bölgesel güç olarak davranıyor.

Türkiye’nin karşı hamleleri saldırgan realizmin mantığını yakından takip ediyor. Ankara algıladığı bu kuşatmayı kırmak amacıyla sert güç unsurlarından yararlanarak Kıbrıs’ın kuzeyini güçlü bir askeri ileri karakola dönüştürdü; Lefkonuk’taki havaalanına silahlı insansız hava araçları konuşlandırdı ve çevredeki sular üzerinde denetim kurmak amacıyla kıyı altyapısını geliştirdi.

Türk stratejik yaklaşımında, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kontrolündeki bölgelerin bölgesel rakipler için gözetleme ve lojistik merkezi olarak kullanılması, adayı önleyici müdahalenin başlıca hedeflerinden biri haline getiriyor ve iki tarafı da kendi kendini besleyen bir tırmanış döngüsüne hapsediyor.

Lefkoşa’daki siyasi liderlik, Yunanistan ve İsrail ile kurulan askeri uyumun Türkiye’ye karşı güvenilir bir güvenlik ağı oluşturduğu yanılsamasını taşıyor gibi görünüyor. Ancak bu yaklaşım strateji tarihinin temel bir dersini göz ardı ediyor: Yapısal olarak kırılgan veya baskı altındaki devletler arasındaki gayri resmî ittifaklar, büyük bir kriz ortaya çıktığında etkisiz kalır.

İsrail, Kıbrıs’ın sunduğu coğrafi avantajlardan stratejik fedakârlık ya da bölgesel dayanışma adına yararlanmıyor. Uzun süreli ve çok cepheli yüksek yoğunluklu çatışmalar nedeniyle mali kapasitesi zorlanan Tel Aviv, kırılgan kıyılarını koruyabilmek için Trodos zirvelerinden sağlanacak stratejik derinlik ve erken uyarı kapasitesine ihtiyaç duyuyor.

Lefkoşa’nın, sınırlarında doğrudan varoluşsal tehditlerle karşı karşıya bulunan İsrail silahlı kuvvetlerinin, 85 milyon nüfuslu bir bölgesel güce karşı Kıbrıs’ı savunmak amacıyla askeri harekât üstleneceğini gerçekçi biçimde beklemesi mümkün değildir. Aynı şekilde Atina da Ege ile Levant arasındaki tartışmalı deniz iletişim hatlarını tam kapasite faaliyet gösteren Türk filosuna karşı güvence altına alamaz.

Ciddi bir kriz durumunda her iki ortak da güç dengesi siyasetinin klasik yöntemine başvuracaktır: Yükü başkasına aktarma. Böyle bir durumda maliyet Lefkoşa’nın omuzlarına kalacaktır.

Bu sırada, “Mavi Vatan” doktrininde, Ateşkes Hattı’nın kuzeyindeki 40 bin Türk askerinin varlığında ve Lefkonuk’ta konuşlandırılan insansız savaş uçaklarında somutlaştığını savunduğu Türk revizyonizmi, Türkiye’nin iç ekonomik sorunları nedeniyle daha da güçleniyor. Yüksek enflasyon ve Türk lirasındaki değer kaybıyla karşı karşıya bulunan Türk yönetimi, iç baskıları daha saldırgan bir dış politika gündemine yönlendirmek için güçlü teşviklere sahip.

Kıbrıs Cumhuriyeti ise havaalanlarını ve derin su limanlarını üçüncü ülkelerin kullanımına açarak, farkında olmadan Ankara’ya tırmanmayı haklı gösterecek ideal stratejik gerekçeyi sundu.

Kıbrıs’ın hayatta kalabilmesi, güvenlik politikasını bölgedeki güç dağılımıyla uyumlu hale getirmesine ve stratejik itidal benimsemesine bağlıdır.

İlk olarak Lefkoşa, kendi topraklarını dış aktörlerin güç projeksiyonu operasyonlarından ayırmalıdır. Küçük bir devlet, komşu bir bölgesel güce karşı kullanılabilecek saldırgan operasyon platformlarına ev sahipliği yapıp buna karşılık önleyici saldırılara maruz kalmamayı bekleyemez.

Bu doğrultuda katı bir operasyonel tarafsızlık benimsenmelidir. Andreas Papandreu Hava Üssü, Mari’deki Evangelos Florakis Deniz Üssü ve devlet kontrolündeki ticari limanlar; üçüncü ülkelerin saldırı operasyonlarına, ikmal faaliyetlerine veya askeri istihbarat çalışmalarına destek vermekten açık biçimde dışlanmalıdır.

Aynı zamanda Ağrotur ve Dikelya’daki İngiliz üsleri her ne kadar Cumhuriyet’in doğrudan yetki alanı dışında kalan sömürge dönemi kalıntıları olsa da, Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti ulusal altyapı ile İngiliz askeri tesisleri arasında aşılmaz kurumsal ve operasyonel bir duvar örmeli, adanın bölgesel misillemelere maruz kalmasını engellemelidir.

Aynı çerçevede savunma harcamaları da yabancı ittifaklara entegre olma hedeflerinden vazgeçmeli ve asimetrik bölgesel caydırıcılığa ve erişimi engelleme kapasitesine odaklanmalıdır.

Mevcut kaynakların hareketli kıyı konuşlu gemisavar füze sistemlerine, modern omuzdan atılan hava savunma sistemlerine ve dolaşan mühimmatlara yönlendirilmesi bu savunma anlayışına uygundur. Böylece çıkarma harekâtları veya ateşkes hattının ihlali son derece maliyetli hale gelirken rakibe önleyici savaş başlatması için ilave teşvik verilmemiş olur.

İkinci olarak Lefkoşa enerji politikasını jeopolitik dengeleme hayallerinden ayırmalıdır. Great Sea Interconnector gibi yüksek maliyetli enerji projeleri sağlam olmayan jeopolitik varsayımlara dayanıyor.

Türkiye’yi coğrafi olarak dışlamayı hedefleyen denizaltı kabloları ve açık deniz hidrokarbon projeleri mevcut güç açığını kapatamaz. Tam tersine, değerli kaynakları bölgesel güvenlik açısından korunması mümkün olmayan kırılgan alanlara hapseder.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin güvenliğini dış güçler için ileri bir operasyon üssü işlevi görerek sağlamaya yönelik tercihi, Türkiye’nin gücünü caydırmakta başarısız oldu. Aksine, Ankara’nın karşılık niteliğinde daha fazla askerileşmesine yol açarken, kriz anında adayı yıkıcı bir yalnız bırakılma riskiyle de karşı karşıya bıraktı.

Küçük devletlerin coğrafyayı değiştirme veya kırılgan ittifaklar ile kâğıt üzerindeki diplomatik güvenceler aracılığıyla bölgesel bir gücü dizginleme imkânları yoktur.

Lefkoşa ancak sonuç vermeyen dengeleme girişimlerinden vazgeçerek, devlet altyapısını yabancı askeri planlardan ayırarak ve asimetrik erişim engelleme stratejisini benimseyerek bölgesel güç dengesiyle uyum sağlayabilir. Böylece varlığını, istikrarsızlık yaratan aşırı angajmana değil, ihtiyatlı ve disiplinli bir stratejik itidal politikasına dayandırabilir.

Son Güncelleme: 24 Eylül 2026 - 13:29

Son Haberler

24 Eylül
Kıbrıs Rum Gazetelerinden 24.09.2026
13:26
23 Eylül
Kıbrıs Rum Gazetelerinden 23.08.2026
13:25
Kallas ile İran Dışişleri Bakanı arasındaki görüşme gerçekleşti
11:07
Witkoff, İran heyetiyle "uzun görüşmeler" yaptığını doğruladı
11:04
Eurovision Çocuk'ta Kıbrıs'ı Hari Georgiou temsil edecek
11:00
ABD ile İran arasında görüşme
10:56
Cumhurbaşkanı Hristodoulidis ile Chevron arasındaki görüşme
10:53
Erdoğan-Guterres görüşmesinde Kıbrıs sorununa da değinildi
10:44
BM'nin Kıbrıs sorununa yönelik çabaları devam edecek
10:41
Cumhurbaşkanı Hristodoulidis, BM Genel Kurulu'na hitap edecek
10:34
22 Eylül
Bir çöp kamyonunun devrilmesi sonucu 3 işçi hafif yaralandı.
14:38
22 lider, yapay zeka konusunda daha sıkı denetim talep ediyor
14:36
Tüm haberler

Video on Demand

Η υπηρεσία ΡΙΚFLIX δίνει την ευκαιρία στους τηλεθεατές που κατέχουν έξυπνες τηλεοράσεις οι οποίες υποστηρίζουν την εφαρμογή της υβριδικής τηλεόρασης (HbbTV) με τη χρήση του κόκκινου κουμπιού -που βρίσκεται στο κάτω μέρος του τηλεκοντρόλ- να μεταφέρονται σε διαδικτυακό περιβάλλον από όπου μπορούν να παρακολουθήσουν ετεροχρονισμένα τα προγράμματα του ΡΙΚ.

Όταν κάποιος τηλεθεατής είναι συντονισμένος στις συχνότητες της Επίγειας Ψηφιακής Πλατφόρμας (DVB-T) του ΡΙΚ και παρακολουθεί ΡΙΚ 1, ΡΙΚ 2 ή ΡΙΚ HD και ο δέκτης του υποστηρίζει την εν λόγω εφαρμογή, στο κάτω μέρος της οθόνης του θα παρουσιαστεί για λίγα δευτερόλεπτα ένα εικονίδιο που θα τον καλεί να πατήσει το κόκκινο κουμπί. Πατώντας το κόκκινο κουμπί, εισέρχεται στην πλατφόρμα ΡΙΚFLIX. Σε περίπτωση που ο τηλεθεατής θέλει να επανέλθει στη ζωντανή ροή εκπομπής θα πρέπει να ξαναπατήσει το κόκκινο κουμπί.