Fileleftheros Gazetesinin Ana Haberi
Akaryakıt ve Gıda Fiyatlarında Zam Dalgası
Kıbrıs piyasasının enflasyon batağından çıkışı mümkün görünmüyor
Motorin fiyatı litre başına 2 euronun üzerine çıkarken, kalorifer yakıtının fiyatı da tüm zamanların rekorunu kırdı
Kıbrıs, enerji krizinin etkilerini giderek daha fazla hissediyor. Akaryakıtın perakende satış fiyatlarında yeni bir zam dalgası yaşanırken, motorinin litre fiyatı 2 euronun üzerine çıktı. Sektör kaynakları hafta içinde yeni zamların da yolda olduğuna işaret ediyor.
Öte yandan, başta gıda ürünleri olmak üzere birçok üründe haftalardır fiyat artışları kaydediliyor. Petrol ürünlerindeki yeni zamların etkisiyle ekim ayında da fiyat artışlarının sürmesi beklenirken, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği ülkeleri arasında en yüksek enflasyon oranlarından birine sahip olma konumunu koruyacağı değerlendiriliyor.
Politis Gazetesinin Ana Haberi
Akarın Ardından Yeni Tehdit
Türkiye'de tespit edilen akar, Kıbrıs arıcılığını sınıyor
Türkiye'de arı kolonilerini yok edebilme özelliğine sahip yeni Tropilaelaps akarının tespit edilmesinin ardından, bu tehdidin Kıbrıs arıcılığını da etkileme ihtimali arttı. Aynı zamanda Kıbrıs'ın, işgal altındaki bölgeler üzerinden bu riskin Avrupa'ya taşınabileceği giriş noktalarından biri haline gelebileceği belirtiliyor.
Endişelerin temelinde, veteriner hizmetlerinin denetimi olmaksızın işgal altındaki bölgelerden, ayrıca Yunanistan, Bulgaristan ve İtalya'dan ana arı ithalatı yapılması bulunuyor. Uzmanlar, hastalık belirtilerinin zamanında tespit edilmesi ve gerekli önleyici tedbirlerin alınmasının önemine dikkat çekiyor.
Söz konusu akar; hızlı üreme döngüsü, kapalı yavru gözlerinde korunabilmesi ve partenogenetik şekilde çoğalabilmesi nedeniyle son derece tehlikeli kabul ediliyor.
Kıbrıs Arıcılar Birliği, veteriner hizmetlerinden arılıklarda daha sık denetim yapılmasını talep etti.
Haravgi Gazetesinin Ana Haberi
Motorin Fiyatı 2 Euro Barajını Aştı
AKEL, hane halkı ve işletmelerin rahatlatılması için acil önlem alınmasını istedi
Akaryakıt fiyatlarındaki kontrolsüz yükseliş, hane halkları ve işletmeler üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Bazı akaryakıt istasyonlarında motorinin litre fiyatı 2 euroyu aşmış durumda.
AKEL, hükümeti pasif tutumunu terk ederek fiyat artışlarını dizginleyecek ve toplum üzerindeki yükü hafifletecek somut önlemleri derhal uygulamaya çağırdı.
Sürekli zamlar yaşam maliyetini artırırken, hane halklarının gelirleri üzerindeki baskıyı da ağırlaştırıyor. Aynı zamanda işletmeler de yükselen maliyetlerle karşı karşıya kalıyor.
1 Mart'taki fiyatlarla karşılaştırıldığında, 80 litrelik bir yakıt deposunu doldurmanın maliyeti 95 oktan benzin kullanan araçlar için yaklaşık 28,96 euro, dizel araçlar için ise yaklaşık 42,72 euro arttı. Bin litrelik bir kalorifer yakıtı deposunun doldurulması için ise yaklaşık 614 euro daha fazla ödeme yapılması gerekiyor.
Akaryakıt fiyatlarındaki son sıçrama ve artan enerji maliyetleri, hem aile bütçelerini hem de işletmeleri olumsuz etkilerken, ürün ve hizmet fiyatlarında yeni zamların yaşanması riskini de güçlendiriyor.
Alithia Gazetesinin Ana Haberi
Guterres'i görmezden gelen Fikirlerle New York'a Gidiyor
Genel Sekreter temmuz ayında 5+1 toplantısı için ciddi hazırlık istemişti, Hristodulidis ise BM Genel Kurulu'na kendi öneri paketiyle ve kendisinden istenen çalışmaların hesabını vermeden gidiyor
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, iki taraftan kendilerine verilen görevlerle ilgili sonuç beklerken, Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis yeni önerilerden oluşan bir listeyle ortaya çıkıyor
Guterres, temmuz ayında geçiş kapıları konusunda somut bir öneri sunmuş ve bir sonraki genişletilmiş toplantının hazırlıkları için üç temel eksen belirlemişti. Ancak çözüm planına yönelik fırsat penceresi ve gündemdeki önemli gelişmeler yerine hükümetin, içeriği kamuoyunca bilinmeyen bir öneriler listesi hazırladığı öne sürülüyor.
Gazeteye göre, Genel Sekreter New York'ta Cumhurbaşkanı'nın kaç yeni fikir ortaya koyduğundan çok, Lefkoşa'nın kendi tavsiyeleri doğrultusunda ne yaptığına bakacak.
Kıbrıs Rum gazetelerinin diğer haberlerinden bazı seçmeler
Fileleftheros'tan Haberler
DİSİ liderliğinden Anita’ya Cumhurbaşkanlığı Yarışına Gir Baskısı
DİSİ liderliğinin dün Pindaru'daki toplantısından sonunda haber çıktı. Anita Dimitriu, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı adaylığı için partinin resmi adaylığını talep edecek.
Resmî olarak herhangi bir açıklama yapılmadı. Ancak edinilen bilgilere göre toplantıda cumhurbaşkanlığı seçimleri konusu gündeme geldi ve DİSİ Başkanı Anita Dimitriu, parti adaylığına kendisinin de talip olması senaryosuna olumsuz yaklaşmadı.
Bununla birlikte, nihai kararını Kıbrıs sorunu konusundaki tablonun netleşmesinden sonra açıklayacağını belirtti.
Ayrıca, cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgilenebilecek tüm isimler arasında uzlaşı sağlanabilmesi için bir girişimde daha bulunma niyetinde olduğunu ifade etti.
Dimitriu'ya göre temel hedef, DİSİ'nin cumhurbaşkanlığı seçimlerine mümkün olduğunca birlik içinde gitmesi.
Avrupalılar Ne Zaman Emekli Oluyor, Emeklilikte Kaç Yıl Geçiriyor? Kıbrıs'ın Durumu Ne?
Euronews'un OECD'nin 2024 verilerine dayandırdığı araştırmaya göre AB'de emeklilik yaşı erkeklerde ortalama 64,7, kadınlarda ise 64. Buna göre erkeklerin emeklilikte ortalama 18,4 yıl, kadınların ise 21,8 yıl geçirmesi bekleniyor.
Erkeklerde emeklilik süresinin en uzun olduğu AB ülkesi 22 yılla Lüksemburg olurken, Kıbrıs'ta bu süre 19,8 yıl olarak hesaplandı. Kadınlarda ise Lüksemburg'da emeklilik süresi 25 yılı aşarken, Kıbrıs'ın da aralarında bulunduğu bazı ülkelerde 22 yılın üzerinde seyrediyor. AB genelinde kadınlar erkeklerden ortalama 3,4 yıl daha uzun emeklilik hayatı yaşıyor.
Türkiye ise düşük emeklilik yaşı nedeniyle dikkat çekiyor. Verilere göre erkekler ortalama 27,3 yıl, kadınlar ise 34,5 yıl emekli maaşı alıyor. Ancak fiili çalışma hayatından ayrılma yaşının daha yüksek olması nedeniyle gerçek emeklilik süresinin daha kısa olduğu belirtiliyor.
Araştırmada ayrıca OECD ülkelerinde kadınların emekli maaşlarının erkeklerden ortalama yüzde 23 daha düşük olduğu, emekli maaşlarının yaşlı nüfusun temel gelir kaynağı olmayı sürdürmesine rağmen ülkeler arasında önemli gelir ve satın alma gücü farklılıkları bulunduğu vurgulandı.
Hellimin Geleceği İçin Kritik Kararlar Masada: Tarım Bakanlığı İki Seçeneği Değerlendiriyor
Tarım, Kırsal Kalkınma ve Çevre Bakanlığı, hellimin Menşe Korumalı Ürün (PDO) statüsünü koruyabilmek için zamanla yarışıyor.
2014'te tescil edilmesinden bu yana yaşanan gecikmeler ve hareketsizlik nedeniyle sektör çıkmaza sürüklenirken, koyun ve keçi sütüne kıyasla inek sütü arzının çok daha yüksek olması PDO sertifikasyonunun geleceğini tehdit ediyor. Son kararname uyarınca koyun ve keçi sütü oranı Mayıs 2026'dan yıl sonuna kadar yüzde 15 seviyesinde tutuluyor.
Bakanlığın önünde iki seçenek olduğu belirtiliyor. Birincisi, üreticilerin başvurusu üzerine hellimin PDO şartnamesinde değişikliğe gidilmesi ve gerekli ulusal ile AB onay süreçlerinin başlatılması. İkinci seçenek ise herhangi bir değişiklik başvurusu yapılmaması halinde, bakanlık kararnameleriyle üretimdeki koyun ve keçi sütü oranının kademeli olarak artırılması. Bu senaryoda oranın Temmuz 2029'a kadar zorunlu olarak yüzde 50'nin üzerine çıkarılması öngörülüyor.
Haravgi gazetesinden…
Cumhurbaşkanı Perde Arkasındaki Temaslara İşaret Etti, Olumlu Sonuç Beklentisini Dile Getirdi
New York'ta Ürdün Kralı II. Abdullah ile görüşmesinin ardından açıklama yapan Hristodulidis, Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Kıbrıs sorununa ilişkin kamuoyuna yansımayan temasların sürdüğünü belirterek olumlu gelişmeler yaşanabileceğine dair işaretlerden söz etti. Kıbrıs Rum tarafının BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in girişimlerini desteklemeye hazır olduğunu vurguladı.
New York'ta ilgili tüm tarafların bir araya gelmesinin olumlu gelişmeler için uygun bir ortam yarattığını belirtti. Nihai hedefin, Crans-Montana'da kesilen müzakerelerin genişletilmiş bir konferans aracılığıyla yeniden başlaması olduğunu söyledi.
Devam eden temasların BM Genel Sekreteri'nin sürece verdiği önemin göstergesi olduğunu ifade eden Hristodulidis, siyasi irade bulunması halinde bu hedefe ulaşılabileceğine inandığını kaydetti.
Karma Evliliklerden Doğan Çocuklara Verilen Vatandaşlıklar: Sayılar ve Kriterler
İçişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs Haber Ajansı'na verdiği bilgilere göre, 2004 yılından bugüne kadar Kıbrıslı Türklerle bağlantılı karma evliliklerden doğan çocuklara toplam 5 bin 176 Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı verildi.
2004 ile Şubat 2007 arasında 2 bin 972, 2007-2013 döneminde bin 806 vatandaşlık onaylanırken, 2014-2023 yılları arasında bu sayı 67'ye düştü. Bakanlar Kurulu'nun Şubat 2024'te kriterleri yeniden düzenlemesinin ardından ise 331 vatandaşlık daha verildi.
İçişleri Bakanlığı, değerlendirmelerde yabancı ebeveynin vatandaşlığı, evliliğin yapıldığı yer ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ebeveynin Kıbrıs'a giriş koşulları gibi kriterlerin dikkate alındığını belirtti. Uygun bulunan başvurular nihai onay için Bakanlar Kurulu'na gönderiliyor.
Bence bu versiyon daha güçlü. Yaklaşık üçte bir oranında kısalıyor ama haberin bütün değeri korunuyor. Hatta radyo dinleyicisi açısından daha net hale geliyor çünkü rakamlar ve asıl mesaj ön plana çıkıyor.
MAKALE
Politis’in Gazetenin Görüşü Köşesinden
İletişim, Gerçeküstücülük ve Gerçeklik
BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs sorunundaki müzakerelerin durumuna ilişkin ortaya koyduğu somut tabloyla, Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in süreç hakkında dile getirdiği iyimser beklentiler arasındaki uçurum, Cumhurbaşkanı'nın gerçeklikle kurduğu ilişkinin ne kadar sıra dışı, hatta yer yer gerçeküstü bir nitelik taşıdığını gözler önüne seriyor.
Dünyanın en önemli uluslararası örgütünün başındaki isim, iki tarafın da ilerleme sağlanabilmesi için gerekli asgari koşulları yerine getiremediğini açıkça söylerken ve şu aşamada Kıbrıs sorunuyla ilgili genişletilmiş bir konferansın toplanma ihtimali görmediğini belirtirken, Cumhurbaşkanı yine aynı kolaylıkla "yakında önemli gelişmeler yaşanabileceğini" söylüyor.
Cumhurbaşkanı, siyasi iletişim kaygılarıyla şekillendirilmiş bir taktik izlemekte ısrar ediyor. Esasen yaptığı şey, hem bir iletişim manevrası hem de sorumluluğu başkalarına yüklemeye yönelik bilinçli bir strateji. Çünkü kendisi herhangi bir sorumluluk üstlenmezken, süreçte ilerleme sağlanamaması halinde bunun hesabını vermesi gerekmediğine inanıyor.
Kısacası, ortada buna işaret eden somut bir zemin bulunmamasına rağmen "önemli gelişmeler" beklentisini sürekli gündemde tutmak, açık bir siyasi iletişim oyunundan başka bir şey değildir. Hesap basit: Eğer hiçbir gelişme olmazsa sorumluluk karşı tarafa ya da BM Genel Sekreteri'ne yüklenecek. Buna karşılık en küçük bir hareketlilik bile yaşansa, bu durum kişisel bir başarı hikâyesi olarak sunulacak.
Oysa bir liderin önceliği, sorumluluğu sırtından atmanın yollarını aramak değil, Kıbrıs sorununa çözüm üretmek olmalıdır. Ancak görünen o ki Cumhurbaşkanı'nın temel kaygısı, ülke kalıcı bölünmeye doğru sürüklenirken bile kendi üzerine düşecek siyasi maliyeti mümkün olduğunca azaltmaktır.
Sayın Hristodulidis, gerçekleşmesi belirsiz gelişmeler üzerine tahminler yürütmek yerine çıkıp açıkça ne yapmayı planladığını anlatmalıdır. Antonio Guterres'in ortaya koyduğu koşulları nasıl karşılamayı düşündüğünü hem halka hem de BM Genel Sekreteri'ne izah etmelidir. Özellikle de geçiş kapılarının açılması gibi nispeten basit konularda, "karşılıklılık" yaklaşımını nasıl aşacağını ve kendi tercihleri nedeniyle ortaya çıkan sorunları nasıl gidereceğini açıklamalıdır.
Bedeli olmayan iyimserlik siyaseti ve "nasıl olsa bir şekilde olur" anlayışı artık tükenme noktasına gelmiştir. Birleşmiş Milletler, her iki tarafa da açık bir mesaj göndermiştir: Ne bir liderin ne de diğerinin siyasi manevralarına artık göz yumulmayacaktır.
Cumhurbaşkanı, 2028 seçimleri öncesinde iletişim stratejisinden siyasi puan toplamaya çalışmak yerine, Kıbrıs sorununun siyasi oyunların oynanacağı bir alan olmadığını kavramalıdır. Sessizliğin ve temennilere dayalı siyasetin koruyucu kalkanı artık kalkmıştır. Günü kurtarmaya yönelik sözlerin bugün ne Birleşmiş Milletler'de ne de Avrupa'da bir karşılığı vardır. Çünkü artık herkes ne olup bittiğinin farkındadır.
MAKALE
Filelefteros
Aristos Mihailidis
Türkler F-16'ları Havalandırıyor, Biz ise Gelişmeleri Bekliyoruz
Cumhurbaşkanı Hristodulidis'in bu iyimserliği nereden bulduğunu anlamak zor. New York'a gitti ve yurt dışındaki Kıbrıslılara, müzakerelerin yeniden başlaması yönünde önemli gelişmeler yaşanmasının ihtimal dışı olmadığını söyledi.
Bunu belli bir amaçla söylüyor olabilir. Belki daha fazla şey biliyordur. Umarız söyledikleri doğrudur ve ortaya çıkan tabloyu Türkiye'nin gösterdiği görüntü değil, onun söyledikleri yansıtır. Çünkü Türk tarafı ortada en küçük bir iyimserlik havasının bile oluşmasına izin vermiyor.
Yine de Cumhurbaşkanı'nın kuşkucu olması gerekir. Çünkü müzakerelerin yeniden başlaması yönünde önümüzde duran şey, bir tarafta Türkiye'nin planları, diğer tarafta ise bu planlara uluslararası çevrelerden verilen destektir. Buna, gün gibi ortada olanı görmezden gelen ve kendilerini adeta uluslararası bir aktör yerine koyan bazı Kıbrıslı Rumları da eklemek gerekir. Sanki dışarıdan bakan gözlemcilermiş gibi davranıyorlar.
Peki gün gibi ortada olan nedir?
Türkiye ve Kıbrıs Türk liderliği, attıkları her adımla ve yaptıkları her açıklamayla, bu girişimin de başarısızlığa uğraması yönünde hareket ediyor. Amaçları, sözde devletin statüsünü yükseltmek ve onun uluslararası alanda, hatta yerel düzeyde de, ayrı bir halkı, ayrı bir toprağı ve ayrı bir devleti temsil eden fiili bir varlık olarak kabul görmesini sağlamaktır.
Görünüşe göre müzakereler yeniden başlasa bile süreç yine aynı hedefe hizmet edecek. Çünkü mevcut hiçbir müzakere zemini Türkiye'nin bu politikasında herhangi bir değişiklik olduğunu göstermiyor.
Bunun da ötesinde, yeni bir girişimin başarısız olması halinde Kıbrıslı Türklerin uluslararası izolasyonunun kaldırılması ve sözde devletin statüsünün yükseltilmesi yönünde önceden güvence verilmesini şart koşuyorlar.
Tufan Erhürman'ın yaklaşık bir yıldır müzakerelerin yeniden başlaması için ortaya koyduğu koşullar da aynı doğrultudadır. Güven yaratılmasından ve olumlu bir atmosfer oluşturulmasından söz etse bile, önerileri tamamen işgal rejiminin kabul edilmesine, meşrulaştırılmasına ve statüsünün yükseltilmesine yöneliktir.
Örneğin üzerinde uzlaşılması gereken yeni geçiş noktalarından söz ederken, Guterres'in Haspolat ile Athienu-Aglanciya yolunun aynı anda açılmasına ilişkin önerisini neden reddettiğini söylemiyor.
İnsani konulara değinip de Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kıbrıslı Türk çocukların spor yapmasını ve uluslararası organizasyonlara katılmasını engellediğini öne sürerken de bazı gerçekleri hatırlamıyor.
İnsani boyutlara değinip, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, Kıbrıslı Türk çocuklarının spor yapmasını ve uluslararası organizasyonlara katılmasını engellediğini söylerken ise Kıbrıs Cumhuriyeti'nin FIFA ve UEFA üyesi olan KOP (Kıbrıs Futbol Federasyonu) aracılığıyla, daha 2013 yılında Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu ile bir anlaşma imzaladığını unutuyor. Bu anlaşmayla Kıbrıslı Türklerin KOP Genel Kurulu'nda ve Yönetim Kurulu'nda tam haklarla temsil edilmesi ve böylece Kıbrıslı Türk takımların spor organizasyonlarına katılımının başlaması öngörülüyordu. Anlaşmayı FIFA ve UEFA da imzalamıştı. Ancak anlaşmaya imza atan Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu, kuzeyde sert tepkilerle karşılaştı ve anlaşma hiçbir zaman uygulanmadı. (Kostas Venizelos, pazar günü yayımlanan yazısında bunları ayrıntılarıyla kaleme aldı.) Tam da bu nedenle; asıl kaygıları spor yapamayan çocuklar değil; çocukları, “KKTC”nin statüsünün yükseltilmesi için bir araç olarak kullanmaktır.
Üstelik bütün dikkatlerin bu hafta New York'a çevrildiği bir dönemde Türkiye, Kıbrıs'ın güneyinde silahlı F-16 savaş uçaklarıyla "geniş çaplı eğitim uçuşu" başlatıyor. Türk Savunma Bakanlığı da bu tatbikatı Türkiye'nin Akdeniz'deki "hak ve çıkarlarının korunması" ile ilişkilendiriyor.
Bu tatbikatın verdiği mesaj nedir? Kıbrıs sorununun ve Doğu Akdeniz'deki sorunların barışçıl çözümüne katkı sunacağı mı? Yoksa askerî gücünü kullanarak yayılmacı hedeflerini dayatacağı mı?
Bu yüzden söylüyorum: Nikos Hristodulidis iyimser olsun, ama kuşkucu olmayı da elden bırakmasın.
Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk liderliğinin neyi amaçladığını görmezden gelen iç cephedeki sirenlerin sesine kulak vermesin. Hâlâ önümüzdeki seçeneğin sözde iki bölgeli iki toplumlu federasyon ile taksim arasında olduğu masalını anlatmaya devam ediyorlar.
Sanki önümüzde gerçekten böyle bir tercih varmış da mesele bizim hangisini seçeceğimizmiş gibi.
Son Güncelleme: 22 Eylül 2026 - 14:32
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/9/22/kibris-rum-gazetelerinden-22092026/