FİLELEFTEROS GAZETESİNİN ANA HABERİ
Soruşturma raporu birçok kişi için ağır suçlamalar içeriyor
“Kıbrıs’ta Mafya Devleti” iddialarıyla ilgili iki yılı aşkın süredir yürütülen soruşturmanın sonuçları, kamuoyunda büyük yankı uyandıracak nitelikte. Bağımsız Yolsuzlukla Mücadele Kurumu tarafından hazırlanan raporda yer alan bulguların, toplumun yürütme organına ve devlet kurumlarına duyduğu güveni ciddi şekilde sarsabileceği değerlendiriliyor.
Raporda, eski kamu görevlileri ve özel şahıslar dahil toplam 15 kişi hakkında olası cezai sorumluluk tespit edildiği belirtiliyor. Hakkında inceleme yürütülen isimler arasında eski Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis de bulunuyor.
Anastasiadis’in, görevde bulunduğu dönemde aldığı bazı kararlarla ilgili olarak üç ayrı olayda nüfuz ticareti, bir olayda görevi kötüye kullanma ve üç olayda da hafif suç kapsamında görevi kötüye kullanma veya suç işlemeye teşebbüs iddialarıyla karşı karşıya olduğu ifade ediliyor.
Soruşturmada ayrıca eski Cumhurbaşkanı’nın çalışma arkadaşlarının yanı sıra eski Lefkoşa Kaza Mahkemesi Başkanı Haris Solomonidis, eski Başsavcı Yardımcısı Rikkos Erotokritu, eski Tarım Bakanı Nikos Kuyalis, eski Kara Para Aklamayla Mücadele Birimi Başkanı Eva Rossidu Papakiriaku, eski milletvekili Yorgos Varnavas ve üst düzey polis yetkilisi Yoannis Sotiriadis hakkında da olası cezai sorumluluklara işaret ediliyor.
14 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor
Bağımsız Yolsuzlukla Mücadele Kurumu’nun tespit ettiği olası ağır suçlar, mahkûmiyet halinde 7 yıldan 14 yıla kadar hapis cezası ve 500 bin avroya kadar para cezası öngörüyor. Hafif suç kapsamındaki fiiller için ise iki yıla kadar hapis cezası gündeme gelebiliyor.
Raporda yer alan iddialar arasında nüfuz ticareti ve görevi kötüye kullanma suçları için yedi yıla kadar hapis cezası öngörülürken, kara para aklama suçunun cezasının 14 yıla kadar hapis ve/veya 500 bin avroya kadar para cezasına ulaşabileceği belirtiliyor.
*
Haravgi gazetesi ana haberini şöyle veriyor:
Özel çıkarların gölgesinde görevi kötüye kullanma – Nikos Anastasiadis ve DİSİ yönetimi hakkında kapsamlı suç dosyası
Bağımsız Yolsuzlukla Mücadele Kurumu, gazeteci Makarios Drousiotis’in Mafya Devleti adlı kitabında yer alan iddialarla ilgili resen başlattığı soruşturmaya ilişkin açıklamasında, eski Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis ve DİSİ hükümetlerinde görev yapan diğer kişiler hakkında son derece ciddi suçlamalar ve olası cezai sorumluluklar tespit edildiğini duyurdu.
Dosya, bundan sonraki değerlendirme ve gerekli işlemlerin yapılması amacıyla Başsavcı’ya sevk edildi. Böylece, kurumsal ve siyasi açıdan önemli sonuçlar doğurabilecek yeni bir süreç başlamış oldu.
Bağımsız Yolsuzlukla Mücadele Kurumu, soruşturma kapsamında eski Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın yanı sıra eski Başsavcı Yardımcısı Rikkos Erotokritu, eski bir bakan, kamu görevlileri, avukatlık büroları ve özel şahıslar hakkında olası suç unsurları ve muhtemel sorumluluklar tespit ettiğini belirtti.
Açıklamada, cezasızlık kültürünün artık sona ermesi gerektiği vurgulanırken, toplumun hesap verebilirlik talep ettiği ve çıkar ilişkileri ile yolsuzluk ağının tamamen ortadan kaldırılmasını istediği ifade edildi.
*
Politis gazetesindeki ana haberin başlıkları:
Olası cezai suçlar tespit edildi
Mafya Devleti: Vergi Dairesi Müdürü, yedi eski yetkili hakkında mali inceleme başlatıyor
Suçlamalar için 14 yıla kadar hapis ve 500 bin avroya kadar para cezası öngörülüyor
Yedi dosyada para unsurunun belirleyici rol oynadığı belirtiliyor
Yolsuzlukla Mücadele Kurumu’nun raporu Nikos Anastasiadis açısından ağır sonuçlar içeriyor
Nikos Anastasiadis’i soruşturmaların odağına taşıyan yedi dosya
Anastasiadis’in avukatlık bürosu üzerinden 220 milyon avroluk para aklama iddiası gündemde
Ceza soruşturmacılarının atanması kaçınılmaz bir karar olarak değerlendiriliyor
13 gerçek kişi ve iki avukatlık bürosunun adı raporda yer alıyor
*
Alithia gazetesi de konuyu şu başlıklarla yine ana haber olarak veriyor
13 kişi ve iki şirket hakkında birden yediye kadar değişen suçlama
Mafya Devleti: Yolsuzlukla Mücadele Kurumu, olası suçlara ilişkin nihai kararı verme yetkisinin yalnızca mahkemelere ait olduğunu vurguluyor
Nikos Anastasiadis’in adı, nüfuz ticareti, görevi kötüye kullanma ve vatandaşlık işlemlerine ilişkin uygulamalarla bağlantılı çok sayıda dosyada geçiyor
Eski Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis, kendisine yöneltilen suçlamaları kesin bir dille reddediyor ve yetkili makamlar tarafından derhal soruşturma başlatılmasını talep ediyor
Başsavcı ve Başsavcı Yardımcısı dosyadan çekildi
Makarios Druşotis’in avukatı Lito Kariolu, Başsavcı ve Başsavcı Yardımcısı’nın istifasını talep ediyor
Yolsuzlukla Mücadele Kurumu, hiç kimsenin peşinen suçlu kabul edilemeyeceğini ve cezai sorumluluğa ilişkin nihai kararın yalnızca mahkemeler tarafından verilebileceğini hatırlatıyor
*
Bugünün haber gündeminde yolsuzluk iddiaları, kamu kurumlarının güvenilirliği ve devlet mekanizmalarının şeffaflığı yeniden en üst sıraya yerleşmiş durumda. Özellikle “mafya devleti” olarak anılan soruşturmaların nihai raporlarının ortaya çıkması, toplumda uzun süredir biriken “kim, neyi, ne kadar biliyordu?” veya benzeri soruları daha da görünür hale getiriyor. Birçok köşe yazısı da aslında aynı eksende dönüyor: hukuki süreçler yeterince hızlı ilerliyor mu, siyasi sorumluluk nerede başlıyor ve nerede bitiyor? gibi soruları irdeleyen ikisini yazı özetle şöyle:
Gazete Filelefteros
Yazar: Kostas Venizelos
Başlık: Zaman Yeni bir Soruşturma İçin Baskı Yapmaya Başladı Bile
Yazı, Kıbrıs’ta Bağımsız Yolsuzlukla Mücadele Otoritesi’nin yürüttüğü ve kamuoyunda “Mafya Devleti” olarak anılan geniş soruşturmanın tamamlanmasını konu alıyor. Raporda yer alan bulguların ardından artık sıranın ceza soruşturmasına gelmesi gerektiği vurgulanıyor. Ancak yazar, bu aşamada kritik bir yapısal probleme dikkat çekiyor: soruşturmayı yürütecek savcı ve araştırmacıların, önceki idari incelemeyi yeniden adeta “baştan” yapmak zorunda kalması.
Metinde özellikle, eski Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis’e yönelik iddiaların da yer aldığı vurgulanırken, sürecin bağımsızlığı ve hızına dair tartışmalar öne çıkıyor. Yazar, mevcut yasal çerçevenin Yolsuzlukla Mücadele Otoritesi’ne yeterli yetkiyi vermediğini, bu nedenle dosyanın yeniden Adalet ve Hukuk Dairesi üzerinden ilerlemesinin süreci yavaşlattığını savunuyor.
Ayrıca raporda yer alan bulguların, sadece bireysel hatalardan değil, kurumlar arasında koordinasyon dışı çalışan ve devlet mekanizmalarını by-pass eden bir “ağ” ihtimaline işaret edebileceği ifade ediliyor. Bu iddiaların doğrulanması halinde, meselenin yalnızca hukuki değil aynı zamanda ciddi bir siyasi ve kurumsal kriz boyutu taşıyacağı belirtiliyor.
Sonuç olarak yazı, sürecin gecikmeden, bağımsız ve kapsamlı bir ceza soruşturmasına dönüşmesi gerektiğini savunurken, kamuoyunun da artık yalnızca iddiaları değil, bu iddiaların devletin hangi noktalarında karşılık bulduğunu sorguladığını ortaya koyuyor. Bu da aslında güncel haber tartışmalarının merkezindeki temel gerilimi özetliyor: şeffaflık talebi ile yargısal sürecin sınırları arasındaki ince çizgi.
*
Aristos Mihailidis'in kaleminden çıkan ve yine Filelefteros’ta yayınlanan istediğim ikinci yazının özeti sd.
Başlık: Onları mafya babaları bile kıskanırdı
Yazıda artık hukuk ve ceza adaletinin işlediği bir sürecin başlayabileceğine dair bir umut doğduğu söyleniyor. Yazar, bunun henüz başlangıç olduğunu vurguluyor: isimlerin, belgelerin ve somut suçlamaların ortaya konduğu bir aşama. Artık genel “yolsuzluk” söylemlerinden çıkılıp, detaylı biçimde tanımlanmış, gizlenmesi mümkün olmayan iddialardan söz ediliyor.
Ancak asıl mesele, sürecin nereye varacağı. Her şey sonraki adımlara, özellikle de hızına bağlı. Görüş bildiren hukukçuların çoğu, soruşturmanın başına Başsavcı yerine Bakanlar Kurulu tarafından atanacak bağımsız bir ceza soruşturmacısı getirilmesini öneriyor. Böylece iki yıl boyunca toplanan kapsamlı deliller ve ifadeler boşa gitmeden, polis soruşturmaları mevcut bulgular üzerine inşa edilebilecek.
Amaç, sürecin sıfırdan başlamaması; aksi halde yıllar sürecek yeni bir soruşturma daha doğabilir. Mevcut rapordaki bulguların güçlendirilmesi ve mahkemede kullanılabilecek şekilde hukuki temele oturtulması gerektiği vurgulanıyor.
Yazar ayrıca bunun artık siyasi hatalar ya da yönetim zafiyetleri değil, “adi suçlar düzeyinde, hatta organize suçtan bile ağır” nitelikte iddialar olduğunu söylüyor. Çünkü burada mesele, devleti yönetenlerin kamu yararı adına hareket etmesi gerekirken, tam tersine “kirli ve organize” işlere karışmasıdır.
Metinde özellikle çarpıcı bir örnek olarak Elena Rıbolovleva’nın (Ribolovleva) davası anlatılıyor. Yazar, bu olayın planlı bir tuzak ve komplolar zinciri olduğunu iddia ediyor: devlet yetkililerinden savcılığa, polis yetkililerinden bazı hukukçulara kadar geniş bir ağın içinde yer aldığı öne sürülüyor. Amaç, milyarlarca dolarlık boşanma davasında kadını baskı altına almak ve uzlaşmaya zorlamak.
Rapor alıntılarına göre, bazı yargı ve hukuk çevrelerinde çıkar ilişkileri, görev kötüye kullanımı ve “karşılıklı menfaat” karşılığında karar verilmesi gibi ağır iddialar bulunuyor.
Sonuç olarak yazar, “inanılmaz şeyler oluyor” diyerek bunun yalnızca bir örnek olduğunu, aslında çok daha büyük para ve güç ilişkilerinin döndüğünü ima ediyor.
*
Aynı gazetenin Hrisantos Manoli imzasıyla yayınlanan başka bir makalesinde ise “Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu (ya da adı her neyse), milletvekili seçim sonuçlarını manipüle ettiğini en azından şimdi, fark edebiliyor mu? Yoksa bununla ilgili de karar vermesi gereken yine yargı mı? “ sözleriyle bu raporun seçimlerden sonra açıklanması yoluyla seçim sonucunu etkilemekten kaçınıldığı vurgulanıyor.
*
Haravgi gazetesinden bazı haberler:
Mahkeme, Anna Aristotelus’un görevden uzaklaştırılmasını hukuka aykırı buldu
İdare Mahkemesi, Bakanlar Kurulu’nun geçen aralık ayında Eski Merkezi Cezaevi Müdürü ve daha sonra Savunma Bakanlığı Daimi Müsteşar Vekili Anna Aristotelus’u görevden uzaklaştırma kararını hukuka aykırı ve geçersiz buldu. Mahkeme, ilgili kararı iptal etti.
Karar, Anna Aristotelus’un avukatları Kris Triandafillidis ve Niki Kleantu aracılığıyla yaptığı üçüncü başvuru kapsamında verildi.
Mahkeme, Bakanlar Kurulu’nun, söz konusu dönemde Aristotelus’un görevden uzaklaştırılmasına karar verme yetkisine sahip olmadığına hükmetti. Bu nedenle, itiraz konusu kararın yasa dışı olduğu sonucuna varıldı.
Hatırlanacağı üzere Anna Aristotelus, Genel Müdürlük görevine yönelik değerlendirme sürecinde birinci sırada yer almış ve 1 Aralık 2025 itibarıyla yeni görev statüsüne geçmişti.
Ancak süreç tamamlanmadan önce Bakanlar Kurulu, Aristotelus’un görevden uzaklaştırılması için işlem başlatmıştı.
*
Kamu sektörü grev sürecine giriyor
Saat ücretli kamu çalışanları 24 Haziran’da bir günlük greve gidiyor
Kıbrıs Rum toplumunda saat ücretli kamu çalışanları, 2025-2027 dönemini kapsayan toplu iş sözleşmesinin yenilenmesine yönelik görüşmelerin başlamamasını protesto etmek amacıyla 24 Haziran 2026’da ülke genelinde 24 saatlik greve gidecek.
OEKDİ SEK, PASYEK PEO ve DEE KDOKO DEOK sendikaları, toplu iş sözleşmesinin yenilenmesine ilişkin taleplerini Nisan 2025’te Maliye Bakanlığı’na ilettiklerini ancak sürecin hâlâ ilerlemediğini belirtiyor. Sendikalar, Bakanlığın öne sürdüğü gerekçelerin yaşanan gecikmeyi açıklamadığını savunuyor.
Grev, bakanlıklar ve devlet dairelerinde çalışan yaklaşık 7 bin 500 kişi ile Devlet Sağlık Hizmetleri Örgütü bünyesindeki 1.700 çalışanı kapsıyor. Sendikalara göre bu çalışanlar, kamu sektöründeki en düşük ücretli gruplar arasında yer alıyor.
Sendikalar, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana toplu iş sözleşmesinin yenilenmesinde ilk kez bu kadar uzun bir gecikme yaşandığını vurguluyor.
PASYEK PEO Genel Sekreteri Stavros Andreu, toplu iş sözleşmesinin 2024 yılında sona erdiğini hatırlatarak, hükümetin anlamlı bir diyalog başlatmakta isteksiz davrandığını savundu.
*
AKEL milletvekilleri, Larnaka Devlet Hastanesi morgundaki sahipsiz cenazeler için acil çözüm çağrısı yaptı
AKEL’in Larnaka milletvekilleri Andreas Pasiurtidis ve Panikos Ksiuruppas, Larnaka Devlet Hastanesi morgunda uzun süredir bekletilen sahipsiz cenazelerle ilgili sorunu Devlet Sağlık Hizmetleri Örgütü’nün gündemine taşıdı.
Milletvekilleri, Devlet Sağlık Hizmetleri Örgütü İcra Direktörü Kipros Stavridis’e gönderdikleri mektupta, sorunun yıllardır çözülemediğini ve hastane yönetiminin verdiği taahhütlere rağmen herhangi bir ilerleme sağlanamadığını belirtti.
Mektupta, sahipsiz cenazelerin morgun soğuk hava depolarında uzun süre tutulmasının hem kapasite sorununa yol açtığı hem de çalışanların sağlık ve güvenliği açısından risk oluşturduğu vurgulandı. AKEL milletvekilleri, konuyla ilgili acil adım atılmasını talep etti.
Sorunun temelinde, yabancı uyruklu kişilere ait bazı cenazelerin yakınları tarafından teslim alınmaması nedeniyle morgda beş yıla kadar bekletilmesi bulunuyor. Bu durumun, morgda ciddi bir yoğunluğa ve uygun olmayan saklama koşullarına yol açtığı belirtiliyor.
Edinilen bilgilere göre son dönemde durum daha da ağırlaştı. Sahipsiz cenazeler için kullanılan dondurucuda kapasite üç kişi olmasına rağmen beş cenaze bulunuyor. Kapasitesi 12 cenaze olan morg soğutucusunda ise şu anda 20 cenaze tutuluyor.
*
Politis’ten:
Baf Kaza’sındaki Kalepya köyünde yangın kontrol altına alındı
Yangında üç dönümlük alan zarar gördü
Baf Kaza’sına bağlı Kalepya köyünde dün öğleden sonra kuru otların tutuşması sonucu çıkan yangın, ekiplerin müdahalesiyle kontrol altına alındı.
İtfaiye Dairesi’ne göre ihbar saat 18.20’de alındı. Olay yerine Baf İtfaiye İstasyonları’ndan dört itfaiye aracı sevk edildi. Yangın saat 19.51’de kontrol altına alınırken, yaklaşık üç dönümlük alanda kuru otlar, yabani bitki örtüsü ve atık malzemeler yandı.
Söndürme çalışmalarına Av ve Yaban Hayatı Dairesi, Kalepya Köy Konseyi ile Atlas ve Blue Heart gönüllü ekipleri de destek verdi.
Yangının sarp ve ulaşımı güç bir bölgede çıkması, ekiplerin çalışmalarını zorlaştırdı.
İlk belirlemelere göre yangın, yasa dışı bir çöp döküm alanının yakınındaki tarım yolunun kenarında başladı.
Hava Yangın Söndürme Birimi de teyakkuz durumuna geçirilirken, hava araçlarının müdahalesine ihtiyaç duyulmadı.
Yangının çıkış nedeni araştırılıyor.
*
Politis gazetesinden Yorgos Tzivas’ın köşe yazısı konu olay olarak Kıbrıslıları doğrudan ilgilendirmesede evrensel yaklaşımı nedeniyle önemli mesajlar veriyor.
“Acının bizden uzağa sürgünü"
Sirozlu küçük bir çocuk Giannakis… Kanserle savaşına daha fazla dayanamadı ve kimsenin gidip de geri dönmek istemeyeceği yere gitti…
Yunan sitelerinde okuyorum: Uzun süreler Atina’daki bir onkoloji biriminde tedavi gördü, çok sayıda, yıpratıcı cerrahi operasyon geçirdi ve ağır kemoterapiler aldı. Bu süreçte sağ bacağının dahi ampütasyonuna maruz kaldı. Bu ağır darbeye rağmen küçük kahraman hiçbir zaman parlak gülümsemesini, yaşama arzusunu ve direncini kaybetmedi.
Giannis, inançlı ve tutkulu bir Olympiakos taraftarıydı. Henüz birkaç gün önce, hayatının en mutlu anlarından birini yaşadı; sevdiği takımın EuroLeague’i kazanmasını tüm coşkusuyla kutladı. Hatta bu Avrupa kupasının yanında bulunma ve onunla fotoğraf çektirme gibi büyük bir mutluluğu da yaşadı; kupayı gururla kucağında tuttu. Mutlak mutluluk ve büyük bir hayalin gerçekleştiği bu görüntü, herkesin hafızasında sonsuza dek kalacak.
Küçük Giannis artık acı çekmiyor. Melekler diyarına uçtu… Geride hepimize bir yaşam ve onur dersi bırakarak…
Ne mi anlatmaya çalışıyorum? Küçük Giannakis’in kupa ile ve Olympiakos renkleriyle olan görüntüsü, onun hikâyesine büyük bir görünürlük kazandırdı ve bunu hak ediyordu. Ancak düşüncemi bir adım ileriye taşıyorum ve şunu söylüyorum: Yunan toplumunda da Kıbrıs toplumunda da medya yalnızca gösteriyi ve görüntüyü satmakla ilgileniyor. Bizi izleyen ve bu tür olaylara kilitlenen insanlarda merhamet duygusunu geliştirmek amacı gütmüyorlar… Zira büyük sözler merhamet değildir.
Küçük bir parantez yaparak Küçük Giannakis’ten, Tempi’de ölen çocuklara geçmek istiyorum. Dikkat edin! Bu olayın davasını kaza sonrası otomatik olarak yargı değil, idare üstlendi! Bu yüzden dava hâlâ başlayamıyor… Bu, sizi şok edebilecek korkunç bir şeyi ortaya koyuyor. Toplumlarımızda acının kültürü ve paylaşımı yoktur. Yalnızca görüntü önemlidir.
Kanserden ölen küçük Giannakis, ebeveynleri ve yakınları dışında herkes tarafından unutulacak. Çünkü acısı yalnızca onlara kalacak. Zira toplumlarımız acıya dayanamıyor. Toplumlarımız acıyı bilincin mümkün olduğunca en diplerine sürüyor…
*
Son Güncelleme: 17 Haziran 2026 - 16:09
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/6/17/kibris-rum-gazetelerinden-17062026/