FİLELEFTEROS gazetesinin bugünkü ana haberi Kıbrıs sorunuyla ilgili gelişmeler. Gazeteye göre Kıbrıs sorununda siyasi gündemde olan konuların tümü de o kadar kritik ki çık dikkatli ele alınmaları bir zorunluluk. Bunun için de Lefkoşa ortaya koyacağı her tepkiyi çok dikkatli bir biçimde ve Türk tarafını zora sokacak bir yolla koyması gerektiği düşüncesinde. Şu anda sadece Türk tarafının açıklamaları düzeyinde gündemde olan Mağusa konusunda fazla bir şey yok ve Hükümet hukuki ve siyasi önlemleri incelemeye aldı. Niyet önleyici hareket etmek ve böylece Türkler tarafından alınmış her tür kararın yaşama geçirilmesini engellemek. Kıbrıs'ın tepkilerinin temel karakteristiği Türklerin Mağusa'nın kapalı bölgesini açarak statükoyu ve Birleşmiş Milletler kararlarını ihlal etmiş olacakları temel unsurunu kanıtlamak. Türk tarafı, göçmenlerin geri dönüş güçlü arzusunu kullanmak istiyor. Ankara'nın temel hedefi kendisi için olumlu bir izlenim yaratmaktan başka bir şey değil. Lefkoşa'nın hareketlenmesinin ilk evresi Türk tarafının harekete geçmiş olduğu Maronitler konusuyla ilgili. Lefkoşa'nın hareketlenmesi içinde Maronitlere köylerine geri dönmelerinin yasaklaması yok ve bunu daha ilk andan netleştirdi. Lefkoşa bu arada Birleşmiş Milletler'in Barış Güçleri ile ilgili yeni strateji belirleme çalışmalarını da büyük bir dikkatle izliyor. Uluslararası örgütün bu konuda alacağı karar Kıbrıs'ta görev yapan Barış Gücü'nü d etkileyebilir. Hükümet, Kıbrıs'ta Barış Gücü'nde değişiklik konusunda alınacak karar ne olursa olsun teknik içerikli olacağı görüşünde. Adada görev yapan Barış Gücü'nün Kıbrıs sorununda bir baskı unsuru olarak kullanılmasının zor olduğu görüşü hakim olsa da bazı çevrelerin bu yönde hareket etmeleri de olasılık dışı görülmüyor. Partiler düzeyinde, iki aday Nikolas Papadopulos ve Yorgos Lillikas ve AKEL ile Ekoloji Hareketi Barış Gücü konusunun Kıbrıs sorunundaki gelişmelerle ilişkilendirilmesinden duydukları endişeyi saklamıyorlar.
Gazetenin diğer haberlerinden bazıları
- Uzun yıllar dondurulmuş olan Hayat Pahalılığı Ödeneği hem kamuda hem de özel sektörde 1 ocak 2018 tarihi itibarıyla yeniden uygulamaya giriyor. Konuyla ilgili sosyal ortaklar işçi sendikaları ile işveren örgütleri Çalışma Bakanı ile anlaşma imzaladı. Anlaşma üç yıllık bir geçiş dönemini kapsıyor. Çalışma Bakanı söz konusu anlaşmayı Hükümet adına selamladı. Hayat Pahalığı Ödeneği'nin uygulamaya geçeceği 1 Ocak 2018 tarihinde maaşlarda ne kadar artış olacağını öngördüğü sorusuna yanıt verirken Bakan somut bir oran vermek istemedi ancak olumlu bir işaret verdi. "Çalışanların tüm geçmişte aldıkları Hayat Pahalığı Ödeneği'nin maaşlarına entegre edilip bu temel maaş olarak ele alınacak olmasının yanı sıra İstatistik Dairesi'nin kayda geçireceği artışı da alacak olmaları önem taşıyor" dedi. Bakan bu arada sosyal ortakların söz konusu anlaşmayı imzalamalarıyla iş barışın korunmuş olunduğuna da dikkat çekti. SEK Genel Sekreteri Andreas Matsas ise "Bugün Hayat Pahalılığı Ödeneğini bir ortak anlayış çerçevesinde yeniden geri getirmeyi başardık" dedi. Söz konusu anlaşmada Hayat Pahalılığı Ödeneğini maaşlara entegre edilmesinin önemine dikkat çekti ve bunun maşlara keyfi bir biçimde müdahalede bulunulmasını engelleyeceğini ifade etti. PEO Sekreteri Pambis Kiritsis ise anlaşmanın bir uzlaşı olduğunu, yeterli sayıda olumlu unsur içerdiğini ancak aynı zamanda sadece üç senelik bir geçiş anlaşması olduğu için kabul edilen maddeler de içerdiğini belirtti. Önümüzdeki dönemde Hayat Pahalılığı Ödeneğinin felsefesiyle tam olarak uyumlu bir anlaşma için müzakerelerde bulunacaklarını da ifade etti.
POLİTİS gazetesinin bugünkü ana haberi hükümetin Türk tarafının faaliyetlerine karşı önlemler üzerinde çalışıyor olması. Gazeteye göre Hükümet Sözcüsü Nikos Hristodulidis, Hükümetin, Türk tarafının Kıbrıs sorunuyla ilgili olası hareketlerine ilişkin gelen tüm bilgileri dikkatli izlediğini söyledi. Sözcü Hükümetin kendi somut önlemleri üzerinde de çalıştığını ve bunların açıklanıp uygulanacağını ifade etti. Sözcü bir gazetecinin mektupların ve görüşme tutanaklarının Cumhurbaşkanı'nın ifade ettiği gibi Güvenlik Konseyi üyelerine ve diğer kurumlara gönderilip gönderilmediği sorusunu yanıtlarken "Cumhurbaşkanı'nın ilgili açıklamasında belirttiği somut konu yaşama geçirildi" dedi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sözcüsü'nün Türk faaliyetleriyle ilgili güven artırıcı önlemler yaklaşımı ve tek taraflı faaliyetlere karşı Birleşmiş Milletler'in belli bir mesafede mi yaklaştığı sorusunu yanıtlarken de Hristodulidis konuyla ilgili açıklamanın yapıldığı basın toplantısında Türkiye'nin sözde büyükelçisi ve işgal ordusu komutanın da bulunduğunu belirterek bu faaliyetlerin Türkiye'nin faaliyetleri ve kararı olduğunu söyledi. Bu nedenle de "hiçbir koşulda güven artırıcı önlem" olamayacaklarına vurgu yaptı. Devamla da " eğer kapalı bölgeyle ilgili daha somut konuşmamı istiyorsanız 1979 Doruk Antlaşmasının ilgili maddesinde, 1984 yılında alınan 550 sayılı kararda ve 1992'de alınan kararda kentin kapalı bölgesinin Birleşmiş Milletler'e devri çok net bir biçimde dile getiriliyor" dedi. Hristodulidis bu nedenden dolayı da Kıbrıstürk basınında verilen bilgilerin hiçbir koşulda tek yanlı güven artırıcı önlem olamayacağının altını çizdi. Türkiye'nin kapalı bölgeyi Türk işgali altında açması durumunda Hükümetin bölge göçmenlerine karşı pozisyon alıp almayacağı sorusuna da Maronit köyleriyle ilgili konuda ilk günden tavır alınmış olunduğu gibi bu konuda da tavır alınacağını belirtti. " sorumlu bir Hükümetiz ve Kıbrıs halkının bilmesi için doğal olarak tavır almalıyız" dedi.
Gazetenin diğer haberlerinden bazıları
- Turizm sezonu uzuyor. Verilere göre Ayannapa ve Protara bölgelerine geleneksel turizm pazarından Ekim ayıda da turist gelişi olacak. Uzun yıllar sonra bu yıl ilk kez turizm sezonunun uzatılması hedefine ulaşılıyor. Özellikle de Ayannapa ve Protara'da otel sahipleri Ekim ve Kasım aylarına yönelik rezervasyonlardan çok memnun.
HARAVGİ gazetesinin bugünkü ana haberi "seçimler öncesi delikleri yavaş yavaş kapatıyorlar" başlığı altında. Gazeteye halk kesimleri aleyhine kararlar alırken arkasında delikler bırakan göre Hükümet seçimler öncesi şimdi bu delikleri kapatmaya çalışıyor. Doktorlarla vardığı anlaşma bunun bir örneği. Geçtiğimiz yıllarda sağlık alanında kamuyu milyonlarca eurodan mahrum bırakırken şimdi doktorlarla anlaşma imzaladılar. Defalarca açıklamalarda bulunmalarına karşı Limasol Hastahanesi'ni kötü bir durumda bıraktılar.
Gazetenin diğer haberlerinden bazıları
- Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eida önümüzdeki günler yada haftalar içerisinde merkezinde Krans Montana görüşmeleri olmak üzere Kıbrıs müzakere süreciyle ilgili tüm olayların yer alacağı raporunu Genel Sekretere sunacak. Raporu alacak olan Genel Sekreter de buna kendi ilavelerini ya da çıkarmalarını yapacak. Genel Sekreterin raporu Güvenlik Konseyine ne zaman sunacağı ve ne zaman yayınlanacağı ise henüz belli değil. Diplomatik çevrelere göre Genel Sekreterin Cumhurbaşkanı Anastasiadis, Kıbrıslıtürk lider Mustafan Akıncı ve üç garantör ülkenin dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı görüşmek için Eylül ayının ikinci yarısına kadar bekleyecek. Önümüzdeki haftalarda Kıbrıs sorunuyla ilgili herhangi bir girişim ise beklenmiyor. Bu arada gelişmeleri yorumlayan AKEL Genel Sekreteri Andros Kipriyanu partisinin ne Anastasiadis'e nede bir başka kişiye Kıbrıs sorununda umutların canlı tutulması için akıl dışı tavizler vermesini önermediğini söyledi. AKEL'in ilkelerde ısrarlı ancak taktiklerde esnek olunması ve Kıbrıs sorununun çözüm arzusunun sürekli ortaya konmasından yana olduğuna vurgu yaptı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin önerilerinin daha da büyütülmesi için Kıbrısrum tarafının girişim üstlenmesini istedi. Krans Montana'da tam olarak nelerin yaşandığını görmeyi beklediklerini söylerken AKEL'in Montanadaki sonucu izleyen gelişmelerden endişe duyduklarını dile getirdi.
Son Güncelleme: 05 Şubat 2021 - 13:28
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2017/7/29/29717/