basın özetleri 08.04.2026

Haravgi gazetesinin ana haberi Hayat pahalılığı haneleri eziyor - On haneden yedisi elektrik, yakıt ve temel ürünlerdeki artışlar karşısında geçinemiyor başlıkları altında veriliyor.

Hayat pahalılığı haneler üzerinde yoğun baskı yaratıyor. Yapılan ilgili bir araştırmaya göre, on haneden yedisi gelirlerin yerinde sayması nedeniyle mali yükümlülüklerini karşılamakta zorlanıyor.

Gıda, enerji ve temel faturalardaki artışlar aile bütçesini daha da zorlaştırıyor. Bu durum harcamaların kısılmasına ve borç yükünün artmasına yol açıyor.

AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu, durumun ciddi olduğunu belirterek devletin destek önlemleri alması ve sosyal politikaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

PEO Genel Sekreteri Sotirula Haralambus ise yoksulluğun parça parça alınan önlemlerle çözülemeyeceğini ifade etti. Haralambus, yeterli maaş ve toplu sözleşmelerin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

*

Diğer gazetelerin ana haberleri Santi davası etrafındaki gelişmelerle ilgili.

Filelefteros gazetesinin ana haberi:

Sahte SMS oluşturma uygulaması aranıyor - Santi davası – Avukat Nikos Kliridis: Her şeyin sahte ve korku baskısı altında kendi uydurması olduğunu ifade etti

Santi’nin polisin sorgu memurlarına verdiği ifadede, mesajların tahrif edilerek üretildiğini söylemesine ilişkin ilk bilgi dün daha da güç kazandı.

Fileleftheros gazetesine konuşan bir kaynak, soruşturma ekibinin sahte mesajların oluşturulmasına imkân tanıyan özel bir dijital uygulamanın kullanılmış olabileceği ihtimali üzerinde durduğunu aktardı.

Öte yandan, Fileleftheros’un pazartesi günü sorumlu gazetecilik anlayışıyla elde edip yayımladığı 150’den fazla tartışmalı dijital dosya, söz konusu kadınla Kıbrıs toplumundan üç tanınmış kişinin daha ilişkisi olduğu yönündeki iddiaları gündeme taşıyor.

Ayrıca, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni temelden sarsan bir ağın var olduğu yönünde iddialar da dile getiriliyor.

*

Alithia gazetesinin ana haberi:

Sağlığım gayet yerinde, umarım intihar etti demezler - Nikos Kliridis’ten Santi etrafındaki korku ve baskılarla ilgili açıklamalar

Nikos Kliridis, neden tutuklama emirlerinin çıkarılmadığı ve neden delillere el konulmadığı sorusunu gündeme getirdi. Tanık niteliğindeki delillerin kaybolma riski bulunduğuna dikkat çekildi.

Santi’nin farklı bir polis birimine ifade verdiği belirtildi. Sahte SMS’lere ilişkin bilgiler bulunmasına rağmen herhangi bir sonraki adımın atılmadığı ifade edildi. Polis nezdinde 34 sayfalık ifade, mesajlar ve 137 delilin sunulduğu kaydedildi.

Dosyanın Ağır Suçlar Şubesi’nde olduğu ve Papadakis raporunun da gündemde bulunduğu aktarıldı.

*

Politis gazetesinin ana haberi:

Deliller alındı, iz sürülüyor - Druşotis 34 sayfalık ifade ve 137 delili elektronik ortamda teslim etti

Polis Genel Müdürlüğü’ndeki soruşturma memurlarının elinde, Makarios Druşotis’in şikâyetlerine ilişkin deliller bulunuyor. Druşotis, iddialarını içeren bölümlere ayrılmış 34 sayfalık yazılı bir metni yetkililere sundu.

Avukat Nikos Kliridis de delil teslim ederken, Santi’nin ifadeleriyle birlikte polis soruşturması eldeki verilerin karşılaştırılması ve bunların gerçek mi yoksa uydurma mı olduğunun belirlenmesine odaklanmış durumda.

Kıbrıs Cumhuriyeti Adalet Bakanı Kostas Fitiris’in, Polis Genel Müdürü’nden aldığı bilgilendirme doğrultusunda bugün Bakanlar Kurulu’na bağımsız cezai soruşturmacıların atanması yönünde öneri sunması bekleniyor.

*

Kıbrıs Rum gazetelerinin diğer haberlerinden seçmeler...

Haravgiden:

AKEL: DİSİ, DİKO, ELAM, DİPA ve Themistokleous’tan topluma karşı provokasyon – Büyük şirketlere milyonlarca euro bağışlanıyor

AKEL, gemicilik şirketlerine yapılan prim iadesiyle ilgili yasa önerisinin kabul edilmesine sert tepki gösterdi. Parti, kararın kamu yararını doğrudan zedelediğini ve büyük ekonomik çıkarları toplumun zararına güçlendirdiğini belirtti.

Parti Sözcüsü Yorgos Kukumas, yazılı açıklamasında, düzenlemeyi destekleyen partileri eleştirerek ciddi kurumsal itirazların göz ardı edildiğini ve kritik sosyal fonların zarar gördüğünü vurguladı.

Yapılan açıklamada, DİSİ, DİKO, ELAM, DİPA ve Themistokleus’un oylarıyla geçen yasa önerisinin, büyük şirketlere milyonlarca euro hediye etmek anlamına geldiği ifade edildi. Özellikle Sosyal Dayanışma Fonu’na ödenen işveren primlerinin geriye dönük olarak 10 milyon euro iade edilmesi ve bu yükümlülüğün kalıcı olarak kaldırılmasıyla şirketlere yıllık 600–800 bin euro kazanç sağlandığı belirtildi.

Provokasyon, Sosyal Dayanışma Fonu’nun sosyal politikalar ve yardımlar için ayrılmış olması nedeniyle daha da büyük görülüyor. Büyük ekonomik çıkarları korumak için Çalışma Bakanlığı, Hukuk Dairesi, Sosyal Sigortalar Müdürü ve Devlet Yardımları Komiseri’nin itirazlarının görmezden gelinmesi dikkat çekiyor.

*

Stefanu: Müzakerelerde güven artırıcı önlemlerle birlikte Kıbrıs Sorunu’nun özüne de odaklanmalıyız

AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu, güven artırıcı önlemlerle eş zamanlı olarak Kıbrıs Sorunu’nun özüne dair tartışmaların da yapılması gerektiğini ve nihai hedefin bir çözüme ulaşmak olduğunu açıkladı.

Paskalya yardımı için Ziyaret ettiği Halkla Dayanışma Ağı’nda Stefanu, Cumhurbaşkanı’ndan Türk toplum lideri ile yapılan görüşme hakkında bilgi bekleyeceğini, ama güven artırıcı önlemler üzerinde anlaşma duyurusunun her halükarda olumlu olacağını belirtti. Öte yandan, bugüne kadar kararlaştırılmış bazı güven artırıcı önlemlerin uygulanmasında ciddi güçlükler yaşandığını da ifade etti.

Örneğin, başka bir geçiş noktasının açılmaması ve güven artırıcı önlemler olarak kabul edilen bazı maddelerin uygulanamamasının, toplumda iyimserlik yerine karamsarlık yarattığını söyledi.

Stefanu, güven artırıcı önlemlerle birlikte tarafların Kıbrıs Sorunu’nun özünü tartışmaya yönelmesi gerektiğini vurguladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in görev süresinin sonuna yaklaşıldığını ve konunun özüyle ilgili adımlar atmayı düşündüğünü belirtti.

AKEL’in pozisyonu, müzakere kazanımlarını koruyarak, işgalin sona erdirilmesi ve ülke ile halkın, iki toplumlu, iki bölgeli federasyon çerçevesinde ve siyasi eşitlik temelinde yeniden birleşmesini sağlayacak çözüme ulaşılması yönünde ilerlemeyi savunmaktır, dedi.

*

Filelefteros’tan bir haber:

2025 verilerine göre, Kıbrıs’ta ani kalp durması vakaları en çok Ocak ve Nisan aylarında görülüyor. Bu durum mevsimsel enfeksiyonlar ve büyük tatillerle, özellikle Noel ve Paskalya ile bağlantılı olabilir. Vakaların yaklaşık %70’i erkekleri etkilerken, medyan yaş 74 olarak belirlendi; ancak 50-55 yaş arası kişilerin de etkilendiği gözlemleniyor.

En fazla vakalar Lefkoşa ve Limasol’da kaydedildi. Ambulanslar ortalama 7,8 dakikada olay yerine ulaşsa da, vakaların çoğunda çevredeki kişilerin müdahalesi oldukça düşük kaldı. Analize göre, vakaların %68’inde çevredeki kişiler hiç müdahale etmedi, yalnızca %21’inde Kalp ve Akciğer Canlandırma uygulandı ve %1,4’ünde defibrilatör kullanıldı. Bu oranlar Avrupa ortalamasının oldukça altında.

Bu durum, ilk dakikaların hayati önem taşıdığı kalp durmalarında ciddi bir risk oluşturuyor. Araştırmacılar, halkın Kalp ve Akciğer Canlandırma eğitiminin artırılması, defibrilatör erişiminin yaygınlaştırılması ve veri kayıt süreçlerinin iyileştirilmesini öneriyor. Bu adımlar, ani kalp durmalarında hayatta kalma şansını ve genel müdahaleyi önemli ölçüde artıracaktır.

*

MAKALE

Filelefteros gazetesi

Parmaklıklarlerin Ardında Çürüyen Bir Zenginlik – Kilitli Okullar, Mahallesiz Çocuklar ve Çıkışı Olmayan Bir Toplum

Yazan: Kaçaristras

25 Mart 2026 ve 1 Nisan. Okulların kapalı olduğu iki ulusal tatil. Lefkoşa’nın mahallelerinde kısa bir yürüyüş, 2026’da büyüyen yeni nesil hakkında kafamızda yerleşmiş anlatıyı değiştiren bir tabloyu gözler önüne sermeye yetiyor.

Boş sokakların sessizliği, okulun arka tarafındaki paslı parmaklıklardan gelen çocuk sesleriyle bölünüyor. Yirmiden fazla çocuk, paslı parmaklık ve duvarlara tırmanarak okul bahçesinde futbol oynuyor; üçü eski bir sıranın üzerinde duruyor. Bu sahne hem tuhaf hem de öfke uyandırıcı. Tuhaf çünkü mahallede oyun oynamak ve çocukluk neşesi gibi çoğu zaman bir başka dönemin kalıntısı saydığımız şeyler hâlâ canlı. Öfke verici çünkü çocukların oynayabilmek için tırmanmak zorunda kalmamaları gerekir.

Okulların yüksek parmaklıkların arkasında basketbol ve futbol sahaları, atletizm pistleri, etkinlik alanları, park yerleri ve yeşil alanlar bulunuyor. Kamu kaynaklarıyla inşa edilmiş ve topluma ait bu alanlar kilitli. Neredeyse her Kıbrıs mahallesinde böyle bir “okul” var; dersler bitince hemen kilitleniyor ve kurumsal işlevi tamamlanır tamamlanmaz kapalı kalıyor.

Rakamlar tartışmaya yer bırakmıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmasına göre Kıbrıs, Avrupa’da çocuklarda aşırı kilo oranının en yüksek olduğu ülke: 7-9 yaş arası çocukların %42’si fazla kilolu, %20’si obez. 11-15 yaş arası ergenlerin yalnızca %16,1’i günde 60 dakika fiziksel aktivite önerisini karşılıyor.

Soru sadece çocuklarla ilgili değil. Kıbrıs’ta yetişkinlerin %52’si hiç fiziksel aktivite yapmıyor; AB’deki en kötü üçüncü oran bu. Sadece %22’si haftada en az 150 dakika egzersiz yapıyor.

Aynı zamanda ülke, AB’deki en ciddi yalnızlık krizlerinden biriyle karşı karşıya. Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi’ne göre Kıbrıslıların %17’si sık sık veya sürekli yalnız hissediyor; Journal of Ageing and Mental Health araştırması ise 50-90 yaş arası Kıbrıslıları en yalnız ülke olarak gösteriyor.

Bu, doğrudan kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, depresyon ve üretkenlik üzerinde etkisi olan büyüyen bir fiziksel ve zihinsel sağlık krizidir. Sağlık sistemi çok yakında bu yükü kaldıramayacak ve kriz, izole ve yabancılaşmış vatandaşlar aracılığıyla topluma yansıyor. Fiziksel ve ruhsal olarak zayıf, çıkış ve bir araya gelme alanlarından yoksun bir toplumda “çılgınların” iktidara gelmesi şaşırtıcı değil.

Okulun toplumsal merkez olarak işlevi soyut değil. Örneğin Londra’daki mahalle ilkokulum: Okulun sahası mahalle sahası olarak işliyor. Belirli saatlerde serbest, çocuklar gelip oynayabiliyor; eski mahalle oyun alanlarımız gibi. Okul çocukların sosyalleşip bağ kurabildiği bir yer.

Bazı durumlarda okul, düşük gelirli ailelerden gelen çocuklara ücretsiz eğitim sunan özel akademilere kiralanıyor. Okul yalnızca çocuklar için değil, rezervasyonla düşük ücret karşılığında halkın kullanımına da açık. Boş sınıflar eğitim programları, gönüllülerin düzenlediği robotik kulüpler veya ortak çalışma alanı olarak hizmet veriyor. Çocuklar için film gösterimleri düzenleniyor; mahallelerinden yürüyerek gidip gelebiliyorlar. Spor salonu da topluma açık, pahalı bir fitness kulübü olmasa da her zaman canlı. Haftada bir yaşlılar için buluşma noktası oluyor, yalnızlığı pratikte azaltıyor.

Kısacası alan halkın ihtiyaçlarına göre uyarlanıyor, erişilebilir ve çoğu gönüllüler ve Sivil Toplum Kuruluşları tarafından yürütülüyor; bunlar topluma ait altyapıya erişim sağlıyor.

Kıbrıs Gerçeğine bir göz atalım:

Özellikle kentlerde, dernekler de facto olarak restoran ve kumarhanelere dönüşmüş. “Herkes İçin Spor” programı faydalı olsa da yalnızca 16.000 üyeye hizmet veriyor, nüfusun %2’sinden az.

Okullar ise öğleden sonra pasif ve kilitli alanlara dönüşüyor. Tipik bir okul yılda yaklaşık 180 gün, günde 6-8 saat açık; bu yalnızca %16 kullanım oranına karşılık geliyor. Kamu kaynaklarıyla inşa edilen tesislerin %80’i boş: akşam, gece, hafta sonu ve yazın çoğu zaman kullanılmıyor.

Okulu toplum merkezi olarak açmak deneysel değil; Japonya, Danimarka, Finlandiya, Hollanda ve İngiltere’de başarılı uygulamalar var. Karşıt görüşler güvenlik ve maliyetle ilgili olsa da, benzer programların uygulandığı bölgelerde vandalizm ve onarım masrafları düştü. Southampton’da vandalizm zararları %90, onarım maliyetleri %75 azaldı. Sebep basit: canlı alan, toplum tarafından korunur. Kullanılmayan alan çürüme ve bozulmayı çağırır; sahiplenilen alan korunur.

Mali açıdan, yeni inşa gerekmez, tesisler zaten mevcut. Daha yüksek kullanım ile yatırımın getirisi artar, sağlık sistemindeki uzun vadeli yük azalır: daha az obezite, diyabet, depresyon. Massachusetts’te okul programlarına yatırımın her doları 2,20 dolarlık sağlık tasarrufu ve artan üretkenlik sağladı. Ohio’daki dört bölge üç yılda 1,35 milyon dolarlık sosyal fayda elde etti; Japonya’da düzenli egzersiz yapan yetişkin sayısı iki katına çıktı.

Harekete Geçmenin Zamanıdır

Yeni yasa gerekmez, milyonlar gerekmez, tekerleği yeniden icat etmeye gerek yok. Onlarca ülke yıllardır bu politikaları uyguluyor, ölçülebilir faydalar sağlıyor: sağlık, toplumsal uyum, güvenlik, mali sürdürülebilirlik.

Gerekli olan pilot program: farklı mahallelerden dört-beş okul, belediyeler, gönüllüler ve yerel aktörlerle iş birliği. Mevcut yönetim modelleri hazır; sadece siyasi irade gerekir.

Okulları gerçek yaşam alanları olarak hayal edin: öğleden sonraları çocuklar ve yetişkinler için açık sahalar; akşamları egzersiz, yoga veya dans dersleri; hafta sonları yerel turnuvalar ve kültürel etkinlikler. Tüm bunlar otomobil, yüksek maliyet olmadan, kendi mahallenizde.

Bizim ödediğimiz alanları açın. Topluma aitler.

Son Güncelleme: 08 Nisan 2026 - 13:55

Son Haberler

08 Nisan
İsrail: ABD-İran ateşkesi Lübnan'ı kapsamıyor
13:56
basın özetleri 08.04.2026
13:52
Ay'ın görünmeyen yüzünün fotoğrafları yayınlandı
13:51
Avrupalı liderler Orta Doğu'daki ateşkesle ilgili açıklama yaptı
13:48
Yunanistan'da 2027'den itibaren 15 yaş altı çocuklar için sosyal medya yasağı
13:46
Cumhurbaşkanı Hristodoulidis, Drousiotis hakkında açıklama yaptı
13:43
İran'daki gerilimin azaltılması konusunu çok yakından takip ediyoruz
13:41
Kıbrıs Kupası'nda Yarı Final heyecanı
10:23
Mircea Lucescu hayatını kaybetti
10:21
İsrail: ABD-İran ateşkesi Lübnan'ı kapsamıyor
10:19
Birleşmiş Milletler ve Irak, iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladı
10:17
Emeklilik sisteminin reformu konusunda görüşmeler sürüyor
10:15
Tüm haberler

Video on Demand

Η υπηρεσία ΡΙΚFLIX δίνει την ευκαιρία στους τηλεθεατές που κατέχουν έξυπνες τηλεοράσεις οι οποίες υποστηρίζουν την εφαρμογή της υβριδικής τηλεόρασης (HbbTV) με τη χρήση του κόκκινου κουμπιού -που βρίσκεται στο κάτω μέρος του τηλεκοντρόλ- να μεταφέρονται σε διαδικτυακό περιβάλλον από όπου μπορούν να παρακολουθήσουν ετεροχρονισμένα τα προγράμματα του ΡΙΚ.

Όταν κάποιος τηλεθεατής είναι συντονισμένος στις συχνότητες της Επίγειας Ψηφιακής Πλατφόρμας (DVB-T) του ΡΙΚ και παρακολουθεί ΡΙΚ 1, ΡΙΚ 2 ή ΡΙΚ HD και ο δέκτης του υποστηρίζει την εν λόγω εφαρμογή, στο κάτω μέρος της οθόνης του θα παρουσιαστεί για λίγα δευτερόλεπτα ένα εικονίδιο που θα τον καλεί να πατήσει το κόκκινο κουμπί. Πατώντας το κόκκινο κουμπί, εισέρχεται στην πλατφόρμα ΡΙΚFLIX. Σε περίπτωση που ο τηλεθεατής θέλει να επανέλθει στη ζωντανή ροή εκπομπής θα πρέπει να ξαναπατήσει το κόκκινο κουμπί.