Filelefteros gazetesinin ana haberi:
“Santi” dosyası: 150’den fazla mesaj, üst düzey temas iddiaları ve soruşturma
“Santi” adıyla anılan bir kadına ait olduğu öne sürülen ve 150’den fazla mesajdan oluşan dijital dosya, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Dosya, farklı iletişim platformlarından alınmış ekran görüntülerini ve bir ses kaydını içeriyor. Ancak bu içeriklerin doğruluğu henüz ne bağımsız bir kurum ne de yetkili makamlar tarafından teyit edilmiş değil.
Mesajlarda “Santi”nin merkezde olduğu, uzun yıllara dayandığı iddia edilen bir ilişki üzerinden birçok kişiyle bilgi alışverişinde bulunduğu ve aynı kişiyle doğrudan iletişim kurduğu görülüyor. Bazı mesajların silinmiş olabileceği ve bazı notların yazılırken görüntülendiği de dikkat çekiyor.
Dosyada ayrıca, Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki üst düzey yetkililer, siyasetçiler ve milletvekilleriyle temas kurulduğuna dair iddialar yer alıyor. Bu durum, söz konusu kişinin toplumun farklı kesimlerine erişimi olduğu ve çeşitli konularda etkili rol oynadığı izlenimini yaratıyor.
Olayla ilgili olarak polis resmi soruşturma başlatmış durumda. Dijital verilerin yetkililere teslim edilmesi ve adli incelemelerle gerçekliğinin belirlenmesi beklenirken, dosyanın birçok kişinin elinde bulunması ve kamuoyundaki tartışmalar konunun daha da büyümesine neden oluyor.
*
Politis gazetesinin ana haberi:
“Z Nesli” korkmuyor ve iki Toplumlu İki Bölgeli Federasyon çözümünü destekliyor
Kıbrıs Üniversitesi’nin araştırmaları, bugün 18-30 yaş arasında olan “Z Nesli”nin iki Toplumlu İki Bölgeli Federasyon çözümüne olumlu yaklaştığını ve bu çözümden korkmadığını gösteriyor. Profesör Haris Psaltis, günümüzde her iki toplumda da net bir çoğunluk tarafından kabul edilen tek çözüm biçiminin olduğunu vurguluyor.
Kıbrıs Üniversitesi Alan Araştırmaları Merkezi’nin yürüttüğü kamuoyu araştırmaları, toplumda Kıbrıs sorununa çözüm bulma yönünde güçlü bir arzu olduğunu ortaya koyuyor, özellikle gençler arasında bu istek daha belirgin. Ancak bazı kesimler, partilerin ve Rum liderliğinin politikaları göz önüne alındığında, araştırma sonuçlarını yeterince yansıtmayabileceğini düşünüyor.
Profesör Psaltis, son 20 yılda yapılan araştırmaları analiz ederek, Z Nesli’nin büyük çoğunluğunun çözüm istediğini ve bunun sebeplerini açıklıyor: Dünya nüfusunun büyük kısmının federasyonlar içinde yaşadığını ve ekonomik perspektiflerin, bölünmüş bir Kıbrıs’tan ziyade birleşik bir Kıbrıs’ta çok daha iyi olacağını fark ettiklerini belirtiyor.
Kıbrıs sorununda çözüm sürecine ilişkin olarak Profesör Psaltis, önceki planlamaların sonuç vermediğini ve yeni bir sürecin gerektiğini ifade ediyor. Liderlerin vatandaşların taleplerini dinlemesi ve halkın katkısını alarak kabul edilebilir bir çözüm tasarlaması gerektiğini öneriyor.
*
Haravgi, gazetesinin ana haberi:
Meclis’te hacizler konusundaki mücadele bugün başlıyor – Siyasi partiler yanını belirlesin: toplum mu bankalar mı?
Bugün Meclis Genel Kurulu bir kez daha karar vermek zorunda kalacak: Toplumun mu yoksa bankalar ve fonların mı yanında mı yer alacaklar?
AKEL’in sunduğu öneriler aracılığıyla, diğer bazı partiler ve bağımsız milletvekilleriyle iş birliği içinde, borçlular ve kefiller için bir koruma ağının oluşturulması hedefleniyor.
Diğerlerinin yanı sıra, ipotekli borçlunun ve ilgili diğer kişilerin haczin askıya alınması için mahkemeye başvurma hakkının güvence altına alınması öngörülüyor.
Ayrıca AKEL, üçüncü ülke vatandaşlarına arazi ve taşınmaz mülk satışına getirilecek sınırlamalarla barınma hakkını da güvence altına almaya çalışıyor.
Aynı zamanda Hacizlere Karşı Hareket tarafından, vatandaşlara bugün sabah saat 10.30’da Meclis önünde bulunmaları yönünde çağrıda bulunuldu.
Bu arada Hara vgi’nin elektronik sayfasında 11.30 civarında olayla ilgili gelişmelere yer verildi. Haberde kısaca şöyle deniyor:
AKEL milletvekilleri, meclis oturumundaki ilgili tartışmaya ara isteyerek “Herkes İçin Konut” rozetiyle Meclis önünde göstericilerin yanında yer aldı. Partinin Genel Sekreteri, AKEL’in her zamanki gibi toplumun yanında duracağını, borçluların haklarının korunması için mücadeleye devam edeceğini vurguladı.
Diğer partilerin ne yapacağının da oylamada görüleceğini söyleyen Stefanu ayrıca bazı çevrelerin uzun süre haciz konusunun tartışılmasını engellediğini, AKEL’in yoğun baskı sonucunda konuyu Meclis Genel Kurulu’na taşıdığını ve partinin bu süreçte müttefikler ve başka ortaklar da bulduğunu belirtti.
*
Alithia’nın ana haberi…
Paskalya sonrasında elektrik kesintileri bekleniyor – AİK personelinden sendikalara sert önlemler için yeşil ışık
Kıbrıs Elektrik Kurumu personeli tarafından sendikalara iletilen mesajlar, sert önlemler ve eylem ihtimali konusunda yeşil ışık yaktı. Bu durum, AİK Üretim faaliyetlerini kapsayacak bir grevin gündemde olabileceğini ve belirli bir süre boyunca tüketicileri etkileyebileceğini gösteriyor.
Tepkilerin artmasının başlıca nedeni, yetkili kurumların geri dönüş yapmaması ve karar alınmaması olarak belirtiliyor. Yetkililer ayrıca elektrik arzının yetersiz olduğu ve gelecekte olası bir karartma riski bulunduğu konusunda uyardı.
*
Filelefteros’tan bir haber:
Dali’de Kavazoğlu ve Mişaulis anısına yürüyüş ve anma etkinliği
Dali’de düzenlenen yürüyüş ve etkinlikte Derviş Ali Kavazoğlu ile Kostas Mişaulis anıldı. AKEL Genel Sekreteri Stefanu, onların fedakârlığının sadece tarihsel bir olay olmadığını, milliyetçiliğe, bölünmeye ve şiddete karşı bilinçli bir yaşam duruşu olduğunu vurguladı.
Stefanu konuşmasında, sağcı ve milliyetçilerin barış ve birlikte yaşam örneklerini susturmaya çalıştığını, ancak Kavazoğlu ve Mişaulis’in ideallerinin bugün binlerce kişi tarafından yaşatıldığını belirtti. Stefanu ayrıca Kıbrıs sorunu hâlâ çözülmemişken, yeniden birleşme perspektifi sınanırken, dürüstçe kendimize sormamız gerektiğini söyledi: ‘Çözüm vizyonu karşısında nerede duruyoruz?’”
*
Haravgi:
Birleşik Kıbrıs’tan liderlere çağrı
Birleşik Kıbrıs – İki Toplumlu Barış Girişimi, liderler toplantısı öncesi ilerlemenin hayal kırıklığı yarattığını ve Güven Artırıcı Önlemler’de kabul edilemez gecikmeler olduğunu vurguladı. Açıklamada, Kıbrıs’ın askerileşme ve bölgesel çatışmalar nedeniyle risk altında olduğu, tek çözüm yolunun iki toplum arasında müzakerelerin yeniden başlaması ve geçiş noktalarının açılması olduğu belirtildi. Liderlerden siyasi irade göstererek gerekli adımları atmaları istendi; aksi halde Kıbrıs’ın bölgedeki çatışmalara daha fazla dahil olacağı uyarısı yapıldı.
*
Politis’ten bir Kültür sanat haberi:
Cyprus Film Days 2026: Hayat Sinemada ısrar ediyor
Cyprus Film Days, 17–25 Nisan 2026 tarihleri arasında Lefkoşa ve Limasol’da gerçekleştirilecek. Festivalin sanat yönetmenleri Argyro Nikolaou ve Petros Charalambous, sinemanın belirsizlik ve çatışmalarla dolu bir dünyada umut ve kolektif deneyim alanı sunduğunu vurguluyor.
Bu yılki program, Avrupa, Orta Doğu ve Akdeniz’den çok çeşitli filmleri kapsıyor; göç, tarihsel hafıza, travma, politik çatışmalar ve kişisel hikayeler öne çıkıyor. Öne çıkan filmler arasında Mascha Schilinski’nin Cannes ödüllü Sound of Falling, Cherien Dabis’in Filistin deneyimini konu alan All That’s Left of You ve Nadav Lapid’in günümüz İsrail’ine yönelik politik alegorisi Yes! yer alıyor.
Festival ayrıca güçlü bir Kıbrıs yarışma programına sahip ve bu yıl yarışan filmlerin çoğu kadın yönetmenler tarafından çekildi. Yarışma filmlerinde Türkçe altyazı olacak.
*
ALİTHİA GAZETESİNDEN BİR MAKALE
"Görüşmelere de Boş Laflara da Evet"
PAMBOS HARALAMBUS
Nisan’da toplantı bekliyoruz. Aslında, umuyoruz demek daha doğru olur. Rum tarafı tarihler veriyor, geri dönüş bekliyor, “açık siyasi irade”den söz ediyor.
Sayın Hristodulidis görüşmek istiyor. Görünür olmak, hareket ediyor gibi görünmek istiyor. Her şeyden önce, bir şeylerin yapıldığını göstermek istiyor. Ama sorulması gereken soru şu: gerçekten anlamlı bir müzakere mi hedefleniyor, yoksa imaj amaçlı bir yüz yüze görüşme, içi boş bir konuşma daha mı?
Hükümet, “Kran Montana’da kesilen yerden devam” demekte ısrar ediyor. Ancak hükümet sözcüsü Lefkoşa’nın tutum ve konumlarını sayarken “mutabakatlar” kelimesi dikkatlice atlanıyor. Bu bir yanlışlık değil; bir seçim. Ve bu seçim masumane değil. Zira onlarca yılda kaydedilen ve Guterres Çerçevesi’ne yansıtılan müzakere kazanımları, sadece tarihsel bir referans değildir. Çözümün üzerine inşa edilebileceği temeldir. Bunları görmezden gelmek, yok saymak, müzakerelerin devamını fiilen iptal etmek demektir. Kalındığı yerden devam diyerek başlamak istiyorsan, kalınan noktayı isimlendirmek zorundasın.
Cumhurbaşkanı açıkça, varılan anlaşmaların yeniden gözden geçirilmesini istediğini belirtiyor. Mutabakatlardan kopmak, daha esnek bir müzakere getirmez. Aksine, sıfırlama getirir. Sıfırlama karşısında ise Türk tarafı, kabul ettiklerinden serbestçe vazgeçebileceğini düşünmekte özgürdür.
Ortaya çıkan tablo oldukça hüzünlü: Sadece toplantı yapmış olmak için toplantı talep ediyoruz. Hareketlilik var izlenimi sürdürmek için. “İyi niyetli” konuşmalar içeriği boşaltılmış ise eğer ve geçmişte başarılanlara saygıdan yoksunsa iyi niyetli müzakere olarak değerlendirilemez. Bu Kıbrıs meselesinin imaj amaçlı yönetimidir ve bu bizi çözüme yakınlaştırmak yerine, hızla iki devletli çözüm ve fiilen bölünmeye doğru götürür.
Cumhurbaşkanının içerikten yoksun sözleri, durağanlığı sürdürüyor. Ve bu, bölünmenin meşrulaşmasına giden en kısa yol. Rum tarafı sadece konuşmak için konuşuyorsa, masada kazanılmış haklarını savunmuyorsa, Türk tarafı bekleyebileceğini, şartlarını dayatabileceğini hatta iki devletli çözümü ilerletebileceğini düşünmeye hak kazanır.
Sadece siyasi kariyerini sürdürmek için toplantılar yapması ve boş laflar etmesi başka şeydir, müzakerelerin gerçekten yeniden başlamasına liderlik etmek başka şey. Ama ikinci seçenek cesaret ister! Kazanımları savunma, hakikatleri isimlendirme ve içi boş bir sürece razı olmama cesaretini gerektirir.
O zamana kadar kesin olan tek şey, Nisan ayının da geçecek olması. Belki bir toplantı da yapılır. Ama çözüm uzak olmaya devam edecek, bölünmenin meşrulaşması ise çok yakın olacak.
Son Güncelleme: 06 Nisan 2026 - 16:16
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/4/6/basin-ozetleri-06042026/