HARAVGİ GAZETESİNİN ANA HABERİ
Hayat pahalılığı hane halklarını eziyor
Her altı kişiden biri yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Devlet politikaları tarafından göz ardı edilen 167 bin kişi, yaşamını yoksulluk ya da sosyal dışlanma koşullarında sürdürüyor İstatistik Dairesi’nin dün açıkladığı yeni rakamlarla ortaya konan bu veriler toplumdaki sert gerçekliği gözler önüne serdi.
Göstergelerin arkasındaki tablo, sosyal devlet uygulamaları, asgari ücret, toplu iş sözleşmeleri ve emekli maaşlarında uygulanan yüzde 12’lik kesinti konusunda hükümeti eleştirilerin odağına yerleştiriyor.
Aynı zamanda savaşın etkisiyle hane halklarının ekonomik durumunun kötüleşmesi, yeni bir hayat pahalılığı ve yoksulluk dalgasını beraberinde getiriyor. Tüm veriler, sosyal eşitsizliklerin daha da artacağına işaret ediyor.
Gelir eşitsizliği oranı göstergesi 4,6 seviyesine yükseldi. Bu da nüfusun en zengin yüzde 20’lik kesiminin gelirinin, en yoksul yüzde 20’ye göre 4,6 kat daha fazla olduğu anlamına geliyor.
*
ALİTHİA GAZETESİNİN ANA HABERİ
Üslerle ilgili akrobatlıklarıyla Türkiye’yi de oyuna dahil ediyor
Nikos Hristodulidis’in gösteri amaçlı retoriği Kıbrıs Cumhuriyetini sıkıntıya sokuyor
Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’in açıklamaları, Türkiye’yi üslerle ilgili manevralara dâhil ederek Kıbrıs Cumhuriyeti’ni zor durumda bırakıyor. Plan, strateji ve açıklama eksikliği, kontrol edilemeyen bir konunun gündeme gelmesine yol açıyor.
Türkiye, garantör güç olarak egemenlik meselesinde yeni bir müdahale alanı kazanıyor. BBC, 1960 anlaşmalarının karmaşıklığını vurgulayarak, anlaşmalara İngiltere, Yunanistan ve Türkiye’nin de katıldığını hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Hristodulidis, 2028’i hedefleyen iç politik amaçlarla hassas siyasi konularda ısrar ediyor ve bu sırada dış politikadaki maliyetleri ve büyük riskleri göz ardı ediyor. Konu, Ulusal Konsey toplantısında gündeme geldi; hükümet ise üslerin çekilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını net biçimde açıkladı.
*
FİLELEFTEROS GAZETESİNİN ANA HABERİ
Britanya Üsleri İçin Teknik Komite
Lefkoşa’nın resmi pozisyonu üslerin sömürgecilik mirası olduğudur
Lefkoşa’nın kademeli görüşmeler önerisi. Uzun vadeli hedef üslerin kaldırılması
Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Britanya Başbakanı’na, Britanya üslerinin statüsünü görüşmek üzere ortak bir teknik komite kurulmasını önerdi.
Amaç, kademeli bir yapılandırılmış diyalog süreci aracılığıyla üsler nedeniyle ortaya çıkan ve bölge sakinlerinin günlük yaşamını etkileyen konuları masaya yatırmak. Uzun vadede ise hedef, üslerin tamamen kaldırılması. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmi pozisyonu, Britanya üslerinin bir sömürgecilik mirası olduğu yönünde.
Cumhurbaşkanı Hristodulidis bu öneri hakkında dün Ulusal Konsey’i bilgilendirdi.
*
Son ANA HABERİMİZ POLİTİS’ten…
Yeni Meclis Başkanı İçin İki Turlu Seçimler
41 Yıl Sonra Seçim Yöntemi Değişiyor
Meclis, işleyişinde önemli değişiklikler yapmayı planlıyor ve bunlar, Mayıs ayındaki seçimlerle oluşacak yeni Meclis döneminde yürürlüğe girecek. En önemli değişiklik, Meclis Başkanı’nın seçilme yönteminde olacak.
Mevcut süreç karmaşık ve kafa karıştırıcı. AKEL’in önerisi, çoğunluğu garanti altına alacak şekilde, Meclis Başkanı’nın mutlak çoğunlukla, yani 56 oy içinden 29 oy alarak seçilmesini öngörüyor. Eğer bu gerçekleşmezse, basit çoğunlukla seçim yapılacak.
Meclis komisyonlarının toplantılarının canlı yayınlanması önerisinin de çoğunluk tarafından benimsenmesi bekleniyor. Perşembe günü, komisyon tarafından Meclis’in tüzüğüne uyumla ilgili kararlar alınması bekleniyor. Yapılacak değişiklikler yasa teklifiyle hayata geçirilecek.
*
KIBRIS RUM GAZETELERİNİN DİĞER HABERLERİNDEN BAZI SEÇMELER
FİLELEFTEROS GAZETESİNDEN:
Kıbrıs Cumhuriyeti, Nükleer Silahları Yasaklayan Sözleşmeyi İmzalamıyor
Kıbrıs Cumhuriyeti, uluslararası nükleer silahsızlanmayı desteklese de, Nükleer Silahların Yasaklanması Sözleşmesi TPNW’ya katılmıyor. Dışişleri Bakanı Konstandinos Kombos, şu anda katılımın mümkün görünmediğini, ancak gelecekte değerlendirilebileceğini belirtti.
Kıbrıs, 1970’ten beri NPT ve CTBT sözleşmelerine katılarak nükleer silahsızlanmayı aktif destekliyor. TPNW ise nükleer silah sahibi ülkeler imzalamadığı için tam uygulanabilir değil ve bazı AB ülkeleri katılım konusunda temkinli.
Sözleşmenin onaylanmasındaki amaç, olası bir nükleer savaşın insanlık üzerindeki etkilerini önlemek ve halkların güvenliğini korumak.
*
Avrupa’da Doğurganlık Oranları Düşmeye Devam Ediyor – Kıbrıs’ın Durumu
Avrupa Birliği’nde kadın başına düşen doğum sayısını gösteren doğurganlık oranı, son altmış yılın en düşük seviyesine geriledi. 1964’te 2,62 olan oran, 2024’te 1,34’e düştü.
2024 itibarıyla AB’de doğurganlık oranları ülkeler arasında büyük farklılık gösteriyor; Malta’da 1,01’den Bulgaristan’da 1,72’ye kadar değişiyor. Kıbrıs, 42 ülke arasında 26. sırada yer alıyor ve kadın başına doğum sayısı 1,38.
Doğurganlık oranlarındaki düşüş, AB’deki demografik geçiş teorisi ile uyumlu; eğitim, doğum kontrolü ve diğer sosyoekonomik faktörler bu eğilimleri etkiliyor.
Kıbrıs da dahil olmak üzere AB ülkelerinin tamamı, 2024 itibarıyla, nesil yenileme seviyesi olan 2,1’in altında.
Kıbrıs, kadın başına 1,38 doğumla ortalamanın altında yer alıyor. Bu, ülkenin sıralamada 26. olmasına yol açıyor ve düşüşün AB ortalamasıyla uyumlu olduğunu gösteriyor. Ülke doğurganlık açısından orta-alt sıralarda yer alıyor
Doğurganlık oranındaki düşüşe etki eden faktörler arasında konut maliyetleri, yaşam maliyeti, iş-yaşam dengesi ve çocuk bakımı imkânları öne çıkıyor. Çocuk sahibi olmayı destekleyen doğrudan ödemeler, vergi avantajları, kreş destekleri ve ebeveyn izni gibi politikalar bazı ülkelerde uygulanıyor, ancak bunların etkisinin Avrupa genelinde ne kadar güçlü olduğu belirsiz.
*
Haravgi gazetesinden
AKEL’in Meclis Başkanı Seçim Yöntemi Önerisi
AKEL, Meclis Başkanı’nın seçilme yönteminin mutlak çoğunlukla yapılmasını öngören bir öneriyi Meclis’e sundu. Bu konuda açıklama yapan Genel Sekreter Stefanos Stefanu, önerinin çoğu partinin onayını topladığını ve seçimin daha mantıklı ve basit hale getirilmesi gerektiğini belirtti.
Öneriye göre, Meclis Başkanı basit çoğunlukla seçilecek. Eğer ilk turda aday gerekli oy sayısını (yani %50 artı bir oy) alamazsa, ikinci turda en güçlü iki aday arasında seçim yapılacak ve süreç bu turda tamamlanacak.
*
Netanyahu’nun Açıklamaları Tehlikeli: AKEL, Hristodulidis’ten Derhal Yanıt Talep Ediyor
AKEL, hükümeti, Benjamin Netanyahu’nun Kıbrıs’ı İran ile çatışmaya dâhil eden açıklamalarına karşı net bir şekilde tutum almaya çağırıyor. Yapılan açıklamaya göre, bu açıklamalar hükümetin iletmeye çalıştığı mesajlarla çelişiyor ve ülke için olası etkiler konusunda endişe yaratıyor.
Açıklamada, İsrail’in Avrupa ülkelerinden çatışmaya aktif katılım talebinin, genel bir krizin çıkma riskini artırdığı vurgulanıyor.
AKEL, bu tür girişimlerin daha geniş çaplı bir çatışmaya yol açabileceğini ve bölgesel ve uluslararası istikrar üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.
Aynı zamanda, uluslararası toplumun bu tür talepleri reddetmesi ve düşmanlıkların derhal sona erdirilmesini talep etmesi gerektiği ifade ediliyor.
Bölge halklarının, insan kayıpları veya ekonomik yükler yoluyla en büyük bedeli ödediği hatırlatılıyor.
İsrail Başbakanı’nın Kıbrıs’a ilişkin açıklamasının, Lefkoşa’nın yansıtmaya çalıştığı çizgiyle çeliştiği vurgulanıyor.
AKEL, Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’i, bu tehlikeli açıklamalara karşı derhal yanıt vermeye çağırıyor.
*
POLİTIS GAZETESİNDEN
Limasol Hırsız Çetesi: Çalıntı Yüklü Konteyner Selanik’te Bulundu
Yeni bilgilere göre, soruşturma ekibinin yoğun incelemeleri sonucu, Selanik’e konteyner ile gönderilen bir yük tespit edildi.
Organize hırsızlık çetesiyle ilgili üç şüpheli bugün yeniden Limasol Eyalet Mahkemesi’ne çıkarılacak. Polis, soruşturma devam ettiği için tutukluluk emirlerinin yenilenmesini talep edecek.
Daha önce, milyonluk vurgun yapılan lüks evler ve daireler üzerinde yürütülen soruşturmada, çetenin yüksek teknoloji kullanarak büyük miktarda ganimet elde ettiği ortaya çıkmıştı.
Selanik’e gönderilen konteyner, Yunanlı yetkililerle işbirliği içinde incelendi. İçinde, üç şüphelinin soruşturulduğu hırsızlıklarla bağlantılı olduğu düşünülen mallar bulundu. Şüpheliler 49, 48 ve 39 yaşlarında, Gürcistan kökenli şahıslar. Limasol polis operasyonu kapsamında tutuklandılar ve yaklaşık 40 hırsızlık ve soygun vakasıyla bağlantılı olarak soruşturuluyorlar.
Çalınan malların toplam değerinin yedi milyon euroyu aştığı tahmin ediliyor. Bugüne kadar mücevherler, altın eşyalar, pahalı saatler, marka çantalar ve büyük miktarda nakit para ele geçirildi.
*
ELDYK Askerlerinden Ortak Komite: ülkenin herhangi bir çatışmaya müdahale ya da katılımının önü kesilsin
Kıbrıs Cumhuriyeti’nde görev yapan Yunan Birliği ELDİK askerleri, ortak bir komite kurarak ülkenin savaşa katılımının önünün kesilmesini talep etti. Askerler, birim komutanlıklarından günlük bilgilendirme isteyerek meslektaşlarını komiteye katılmaya çağırdı.
Açıklamalarında, ABD ve İsrail’in İran’a müdahalesinin Kıbrıs’ı da etkilediğini, İngiliz üssüne saldırı yapıldığını ve ülkenin misilleme hedefi hâline geldiğini belirttiler.
Talep edilenler arasında:
Tüm yabancı üslerin kapatılması,
Ülkenin savaşa katılımının durdurulması,
Yurtdışında görev yapan fırkateyn, uçak ve ‘PATRIOT’ sistemlerinin geri çağrılması,
Savaşın gidişatıyla ilgili günlük resmi bilgilendirme yer alıyor.
*
Ve geldik programımızın son bölümüne sevgili dinleyenler,
Filelefteros gazetesinden Tonia Stavrinu imzalı bir makalemiz var bugün. Kadına şiddet konulu ve Utanç Taraf Değiştirene Kadar başlığını taşıyor. Aktarıyoruz.
Tecavüz, mağdurun davranışına ya da seçimlerine göre yorumlanabilecek bir “yanlış anlaşılma” değildir; her zaman failin bilinçli bir tercihidir.
Ancak bu durum, Kıbrıs adalet sistemi için her zaman bugünkü kadar açık ve tartışmasız olmamıştır. Daha eski nesillere ait kadınlar, fail yerine mağdurun “yargılandığı” birçok olayı hatırlarlar.
Ayrıca, bazı hâkimlerin suçun oluştuğunu kabul etmek için “yeterli” fiziksel şiddet izlerinin bulunmadığına hükmettiği vakaları da hep birlikte hatırlıyoruz.
Bugüne kadar, tecavüz mağduru bir kişi, suçu polise ve adalete bildirirken çoğu zaman şüpheyle karşılanmış, küçümsenmiş, hatta suçlanmıştır.
Ona ne giydiği, neden yeterince direnmediği, kontrolünü kaybedeceğini bile bile neden bu kadar alkol aldığı, davranışlarıyla yanlış mesaj verip vermediği sorulmuş; aslında bu sorularla doğrulanmaya çalışılan baştan beri var olan “kendi başına iş açtı” düşüncesi olmuştur.
Örneğin, geçtiğimiz yaz Kıbrıs, 2011 yılında yapılan bir şikâyetle ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından mahkûm edildi. Mahkeme, “devletin şikâyeti düzgün şekilde soruşturmadığını ve kovuşturmadığını, ayrıca süreç boyunca cinsiyetçi stereotiplerle hareket ettiğini” tespit etti.
Fail lehine sonuçlanan ve önyargıların belirleyici olduğu onlarca dava sayabiliriz.
Peki bugün durum değişti mi? Kamuoyunda geniş biçimde yer alan iki dava, anlatının değiştiğini gösteriyor ve dileyelim ki bu kalıcı olsun. Davalardan birinde, Temyiz Mahkemesi, mahkûm edilen tecavüzcünün hapis cezasını onayladı ve mağdurun rıza veremeyecek kadar sarhoş olmasını fail için bir mazeret değil, ağırlaştırıcı bir unsur olarak değerlendirdi. Bu olay 2022 yılında gerçekleşti. Fail, mağduru evine götürdü ve yoğun alkol nedeniyle bilincini kaybetmiş olmasından faydalanarak ona tecavüz etti.
Kıbrıs, 2020 yılında tecavüzün tanımını tamamen rızanın yokluğuna dayandıran bir yasal düzenleme getirdi; üstelik bunu Danimarka, İspanya ve Yunanistan gibi birçok Avrupa ülkesinden önce yaptı. Bu yasal değişiklikle birlikte, bir kadının rıza veremeyecek durumda olması artık ağırlaştırıcı bir unsur olarak kabul edilmektedir. Bu çerçeve mağdurları koruyor ve failin sorumluluğuna dair net bir mesaj veriyor.
Bu da bizi, şu günlerde gündemde olan ikinci davaya getiriyor; ve tabi ki görevden uzaklaştırılmış Baf Belediye Başkanı Fedon Fedonos’un davasından söz ediyorum.
Dikkat edelim; Başsavcılığın dosyayı tecavüz, cinsel istismar ve bir kadını suç işlemek amacıyla uyuşturmak gibi ağır suçlarla mahkemeye taşıma kararı büyük önem taşıyor.
Zira iddialar henüz kanıtlanmamış olsa da verilen mesaj açık: güç ve nüfuz, cinsel suçlara ilişkin iddialar karşısında bir “koruma” sağlayamaz. Kurumlara güvenerek şikâyette bulunan bir kadın, ciddiyet ve sorumlulukla karşılanır; ki bu durum, iddia edilen tecavüzün gerçekleştiği dönemde yani on yıl öncesinde kesinlikle garanti edilemezdi.
Zihniyet değişimi elbette yalnızca polis ve mahkemelerle sınırlı kalamaz; toplumun geneline de yayılmalıdır.
Fransa’da üzerine çok konuşulan davanın mağduru Gisèle Pelicot’un ifade ettiği gibi:
“Utanç taraf değiştirmeli” — mağdur tarafından fail tarafına geçmelidir.
Son Güncelleme: 24 Mart 2026 - 17:08
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/3/24/basin-ozetleri-24032026/