ALİTHİA GAZETESİNİN ANA HABERİ
Netanyahu Kıbrıs’ı da savaşa çekiyor
Avrupa’nın da savaşta müdahil olması için İsrail baskı yapıyor
Son İran saldırılarının ardından Avrupa dayanışmasını hatırlattı
İsrail Başbakanı, İran füzelerinin menzilini kullanarak ve İran’ın son füze saldırılarını örnek göstererek Kıbrıs ve Yunanistan’ı ama aynı zamanda başka Avrupa ülkelerini de gündeme taşımak istedi. Netanyahu, Avrupa’nın dayanışma göstermesi gerektiğini vurgularken Kıbrıs’ı da bu çerçevede örnek olarak öne çıkardı.
İsrail’in Lübnan’a yönelik kara harekâtının eşiğinde olduğu belirtildi. İsrail Savunma Bakanı, sınır bölgelerinde yer alan konutların yıkımının hızlandırılmasından söz etti. Bu adımın, Refah ve Beyt Hanun’da uygulanan operasyon modeline benzer şekilde ilerleyeceğini ifade etti.
Bu arada Tahran üzerindeki baskı artıyor. Bombardımanlar, tehditler ve tırmanan gerilim, görünür bir sona ulaşmadan devam ediyor. İran’daki Devrim Muhafızlarının ise Amerika ve İsrail’e güçlü bir şekilde karşılık vermekte kararlı olduklarını bildirdiler.
*
HARAVGI GAZETESİNİN ANA HABERİ
Avrupa Birliği’nin savaşa aktif katılımı için baskı
İsrail ve ABD, Avrupa ülkelerini kendi savaş maceralarına sürüklemek istiyor
ABD ile İsrail’in İran’la yürüttüğü savaşta çıkmaza girdiği görülüyor. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Avrupa Birliği’nin daha aktif şekilde sürece dâhil olmasını talep ederken, Kıbrıs’a yönelik insansız hava aracı saldırısını da gerekçe olarak öne sürdü.
Bu arada İran, Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’na ilişkin ültimatomunun hayata geçirilmesi durumunda sert karşılık vereceği uyarısında bulundu. İran silahlı kuvvetleri, enerji altyapılarını ve tuzdan arındırma tesislerini hedef alabilecek saldırılarla tehdit etti.
Öte yandan İsrail, Arad ve Dimona’ya yönelik saldırılarda onlarca yaralı olduğunu bildiriyor.
Bölgede gerilim tehlikeli şekilde tırmanırken, daha geniş çaplı bir bölgesel çatışma ihtimali ve küresel enerji güvenliği üzerindeki ciddi etkiler konusunda endişeler giderek artıyor.
*
POLİTİS GAZETESİNİN ANA HABERİ
Keçileri gören var mı? - Enfekte çiftliklerden hayvan kaçırılıyor
Yetkililer için yeni bir baş ağrısı: Kaçakçılar hâlâ aranıyor
Hayvan yetiştiricileri ve hayvan tüccarları, şap ateşi salgınını sınırlamaya yönelik devlet hizmetlerinin çabalarını zayıflatıyor. Bugüne kadar, itlaf edilmemeleri için başka hayvancılık işletmelerine yasa dışı şekilde taşınan 283 hayvan tespit edildi. Hayvancılar ölümden kaçırmak amacıyla semptom göstermeyen kan testi temiz çıkmış hayvanlarını başka .iftliklere taşıyor.
Veterinerlik Hizmetleri, hayvanların gizlenmesinin virüsün yayılmasına ne ölçüde katkı sağladığını araştırmaya başladı. Aynı zamanda, hayvan gizleyen veya denetimleri engelleyen kişilerin yargılanacağı ve tazminatlardan yararlanamayacağı uyarısında bulunuldu.
Kıbrıs Türk toplumundan hayvan ve yem kaçakçılığı yapıldığı yönündeki şikâyetlerin üzerinden bir ay geçmiş olmasına rağmen, soruşturmalar henüz sonuç vermedi. Yetkililer, Yeşil Hat üzerinden sistematik biçimde faaliyet yürüttüğü belirtilen 75 yaşındaki bir Kıbrıslı Rum’u mercek altına aldı.
*
FİLELΕFTHEROS GAZETESİNİN ANA HABERİ
SOS, Sağlığa bomba!
Enfekte bölgelerden hayvan kaçırılıyor
Kontroller, dron kullanımı ve ağır cezalar
Veterinerlik Hizmetleri ve polis, hayvanların yasa dışı taşındığı en az beş vaka tespit etti. Hayvanlar Şap hastalığıyla mücadele önlemlerini tehdit eden enfekte bölgelerden kaçırılıyor.
Lefkoşa ve Larnaka’daki enfekte birimlerin sayısı 44’e yükseldi. Yetkililer, sağlık riskine yol açabilecek hayvanları Tseri, Bodamya, Livadya, Yeri ve Lithrodonta bölgelerinde belirledi.
Yasa dışı faaliyet gösteren yetiştiriciler ağır cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalacak ve devlet tazminatlarından tamamen men edilecek.
*
DİĞER HABERLERDEN SEÇMELER
Haravgi’den bir haber:
Kıbrıs’ta Kriz Kapıda: AKEL’den Sert Uyarı
Kıbrıs’ta yaşam maliyeti krizi kapıda. AKEL’in enerji alanı sorumlusu Vakis Haralambus, savaşın etkilerinin giderek arttığını ve hükümetin henüz somut bir plan açıklamadığını belirtti.
Krizin yalnızca enerji sektörünü etkilemediğini, tedarik zincirinin tüm alanlarına yayıldığını vurgulayan Haralambus, hükümetin vatandaşların gelirini korumak ve fiyat artışlarını sınırlamak için acil önlemler alması gerektiğini söyledi.
Öneriler arasında yeşil vergilerin geri çekilmesi, elektrikte KDV’nin kalıcı olarak %5’e indirilmesi ve tüm hak sahiplerinin özel elektrik tarifesine otomatik olarak dahil edilmesi yer alıyor. Ayrıca, akaryakıttaki çifte vergilendirmenin kademeli olarak kaldırılması, fiyatların daha şeffaf ve kontrollü belirlenmesi gerektiği ifade edildi.
Turizmin korunması ve Kıbrıs’ın güvenli bir ülke olarak tanıtılması da gündemde. Haralambus, iç turizmin desteklenmesi gerektiğini ve hükümetin Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler ile borçluların korunması için çeşitli senaryolar hazırlaması gerektiğini vurguladı.
Önerilen önlemlerin finansmanı ise karbon emisyon ihaleleri, aşırı kar vergileri, bankalar ve yenilenebilir enerji şirketlerinden alınacak dayanışma payları ile sağlanabilir. Ayrıca Avrupa Birliği desteğinin de Kıbrıs ekonomisine katkı sağlayabileceği belirtildi.
Haralambus, hükümetin gecikmeden adım atması gerektiğini ve vatandaşların gelirini koruyacak, fiyat artışlarını sınırlayacak önlemlerin artık acil bir öncelik olduğunu söyledi.
*
Yine Haravgi’den…
Kıbrıs’ta Yakıt ve Elektrik Fiyatlarında Artış Uyarısı
Enerji uzmanları, İran’daki kriz ve Hürmüz Boğazı’ndaki olası kesintilerin Kıbrıs’ta yakıt ve elektrik fiyatlarını ciddi şekilde artırabileceğini belirtiyor. Brent petrolün kısa süreli artışlarında benzin fiyatı 1,65 euroyu bulabilir, iki ay veya daha uzun süren krizlerde ise 2,15 euroya kadar çıkabilir. Elektrikte artış 15–20%, kriz uzun sürerse 25–30% olarak öngörülüyor.
Enerji uzmanı Haralambos Ellinas, tüketicilerin artışlardan minimum etkilenmesi için tavan fiyat uygulaması önerdi. Ellinas, bu uygulamanın devlet ve şirket gelirlerini etkilemeyeceğini, sadece tüketiciye yansıyacak ek maliyeti kapsayacağını vurguladı. Ayrıca, yakıt vergisinin düşürülmesi ve KDV’nin mevcut seviyede tutulması gerektiğini belirtti.
Krizin etkisi sadece tüketiciyi değil, gübre ve havacılık gibi sektörleri de etkiliyor. Jet fuel fiyatları iki katına çıkarken, gübre maliyetleri ciddi şekilde arttı. Uzmanlar, tavan fiyat ve vergi düzenlemelerinin zamanında uygulanmaması hâlinde, ekonomik baskının hem bireyler hem de sektörler üzerinde ağır olacağını kaydediyor.
Ellinas, “Hükümet acilen önlem almalı; tavan fiyat, tüketici üzerindeki yükü azaltacak ve şirketleri etkilemeyecek” dedi.
*
KYPE kaynaklı bir haber:
Kiperunta Sanatoryumu Kıbrıs Tıp Tarihinin Bir Parçasıdır
Kıbrıs Sağlık Bakanı Neofitos Charalambidis, Pazar günü, burada tedavi görmüş ve yaşamını yitirmiş verem hastaları anısına düzenlenen edebi anma etkinliğinde Kiperounta Sanatoryumu’nun Kıbrıs tıp tarihinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.
Zaman içinde sanatoryumun rolünün genişlediğini belirten Bakan Charalambidis, buranın 1974 sonrası Bölgesel Hastane’ye dönüştüğünü, son yıllarda ise Troodos Hastanesi olarak yenilenip modernize edildiğini ve sağlık hizmetlerini sürdürdüğünü ifade etti.
Bakan, sanatoryumun korunmasının ve tarihsel değerinin sadece bir restorasyon eylemi olmadığına, aynı zamanda toplumsal dışlanma koşulları içinde hastalığı yaşamış insanlara saygı göstermek anlamına geldiğine de vurgu yaptı.
Bakan ayrıca, kurumun ilk yıllarında hayatını kaybeden hastaların defin süreçlerinin de zor ve acılı olduğunu hatırlattı: 1940’ların başında, korku ve sosyal önyargılar nedeniyle, ölenlerin çevre köy mezarlıklarına defnedilmeleri engellendi; aileler bile gömme işlemlerini üstlenmekte tereddüt etti. Sonuç olarak, sanatoryumun yakınında, sade ve sessiz bir mezarlık alanı oluşturuldu. Definler genellikle az sayıda kişi huzurunda yapıldı ve pek çok mezar anonim bırakıldı. Örneğin, Ağustos 1947’de sadece 3 yaşında hayatını kaybeden küçük Titus’un mezarındaki haç, bu anıların canlılığını ve bugünkü sorumluluk duygumuzu hatırlatıyor, dedi.
*
Ve son haberimiz de Filelefteros’tan:
Barajlarda su seviyeleri artıyor ama temkinli olunmalı
Kıbrıs’ta süren yağışlar, barajlara önemli ölçüde su girişi sağlayacak, ancak Su Geliştirme Dairesi Müdürü Iliana Tofa-Hristidu, temkinli olunması gerektiğini söyledi. Nihai su miktarının Nisan sonunda netleşeceği belirtildi.
Ülkenin en büyük barajı Kuris’te doluluk oranı %21,2’ye ulaştı, geçen yıl aynı dönemde %20,3’tü. İliana Hristidu, bu sürecin “günlük ve titiz bir şekilde” yönetildiğini ve su rezervlerinin 2027–2028 için de korunması gerektiğini vurguladı.
Limasol bölgesindeki barajlar ise farklı seviyelerde: Yermasoya Barajı %14,1 doluluk oranı ile geçen yılki %26,7’nin altında kalırken Polemidya Barajı %40 dolulukla hafif artış gösterdi.
Müdür, vatandaşlara su tasarrufu yapma ve altyapı kayıplarının azaltılması çağrısında bulunarak, su kaynaklarının sürdürülebilir ve dikkatli yönetilmesinin önemini vurguladı.
*
FİLELEFTEROS'TAN BİR MAKALE...
Kaleme alan Friksos Dalitis
Sürekli Savaş Tehdidi Altında Bir Devlette Sivil Savunmanın durumu
İran’daki savaş ve gelişmeler, Kıbrıs’ı uluslararası bir krizin merkezine taşıdı ve çok önemli bir konuyu gündeme getirdi: Kıbrıs devletinin savaş senaryosunda kriz yönetme kapasitesinin yetersizliği ve vatandaşların güvenliğini sağlayacak altyapı eksikliği. Bunlar, bir devletin işlevselliğini ve toplumunu koruma sorumluluğunu belirleyen temel unsurlardır.
Bölgedeki savaş krizi, Kıbrıs’ı sivil savunma planlarını ve vatandaşların korunmasını aktif hale getirme olasılığıyla karşı karşıya bırakırken, devlet olarak hazırlık eksikliğimiz ve gerekli bina ile operasyonel altyapının yetersizliği ortaya çıktı.
Durum, hepimizi şaşırttı, öfkelendirdi ve kaygılandırdı; zira bazı durumlarda şahit olduğumuz şeyler abartının da ötesindeymiş gibi görünüyor. Yarısı işgal altında bir vatan düşünün… sürekli savaş tehdidi altında yaşayan, bombardımanlar görmüş ve 52 yıldır kırılgan bir ateşkes hali yaşayan bir ülke… ve bir patlayıcı taşıyan drone’un Britanya Üsleri’ne düşmesiyle, sivil savunma planlarımızdaki yetersizlik aniden ortaya çıkıyor.
Kayıtlı sığınakların çoğunun durumu içler acısı. Peki, yıllardır bu konuya kim ciddi şekilde eğildi? Ne zaman bu planların pratikte nasıl işleyeceği üzerine düşündük? Ne zaman ciddi tatbikatlar yapıldı ve toplum bilgilendirildi, hazırlanması sağlandı?
Elbette sorumluluk öncelikle devlete ve tüm hükümetlere ait. Ancak, bu sorumluluğun bir kısmı vatandaşlara da dönüyor. Evet, her birimize. Çünkü askeri veya başka kriz dönemlerinde kamu güvenliği en üst düzeyde siyasi konu olmalı. Devlet, etkili sivil savunma planları oluşturmalı ve sürdürmeli; toplum da bunları talep etmelidir.
Gerçek ise, bugüne kadar hiçbir hükümetin bu konuyu gerçek bir öncelik olarak görmemiş olmasıdır. Altyapı oluşturmak ve işlevsel bir sivil savunma modeli uygulamak uzun vadeli planlama ve siyasi irade gerektirir. Hemen politik kazanç sağlamaz ve barış zamanında ya da doğrudan tehdit olmadığında nadiren fark edilir. Maalesef bu, politik kültürümüzün bir parçasıdır.
Elbette sığınakların ve planların kullanılmaması en iyisidir; kimse savaşı istemez. Hiç kimse çocuklarını kucağında taşıyarak sığınacak yer aradığını hayal etmek istemez. Ama olabilir.
Bu, Kıbrıs için uzak bir senaryo değil. Yaklaşık yarım asır önce yaşamın gerçekliğiydi. Bu sadece korkunç bir kâbus değil, günlük bazdaki deneyimlerimizdi.
Ve eğer bir gün tekrar böyle bir kaosla karşılaşırsak, sorumluları arayacağız, eksik hazırlık yapanları suçlayacağız ve aynı zamanda kaderimize yas tutacağız. Böyle bir durumda, öfkemizi sosyal medyada boşaltma veya sonradan akıllılık taslama “lüksümüz” olmayabilir.
Dolayısıyla bu kriz bir fırsat olmalı: Devlet nihayet gerekli altyapıları ve etkili sivil savunma planlarını oluşturmalı. Örneğin, dün Bakanlar Kurulu’na sunulan öneri gibi.
Umarız bu kez gerçek bir uygulama olur. Ve en önemlisi, sadece bombalar ve füzeler düşmeye başladığında hatırlamak yerine sürekli olarak hazırlığımızı kontrol eder ve değerlendiririz. Aksi takdirde çok geç olabilir.
Son Güncelleme: 23 Mart 2026 - 13:37
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/3/23/basin-ozetleri-23032026/