HARAVGİ GAZETESİNİN ANA HABERİ
Şap Krizi İçin Hükümete Baskı – Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tarım Bakanı’nın Gözle Görülür Yetersizliğini Korumaya Devam Ediyor - Çiftçiler tetikte
AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu, şap hastalığı krizinin yönetimi konusunda hükümete yönelik yeni eleştirilerde bulundu. Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nı sorumluluk alarak derhal kararlar almaya çağırdı.
Yazılı açıklamasında Stefanu, hayvancılık, ekonomi ve ülkenin tedarik zinciri için ciddi riskler mevcut olduğunu vurguladı ve Tarım Bakanı’nın yeterliliği konusunda eleştirilerde bulundu.
Bu arada Hayvancılar, Avrupa Birliği’nden gelecek yanıtın toplu hayvan itlaflarının devamı yönünde olması halinde sert eylemlere hazırlanıyor.
Hayvancılar, çarşamba günü itlafı engellemek için toplandıkları Aradippu’daki Sopaz bölgesinde yarın cumartesi saat 09.30’da yeniden toplanacak. Toplantıda, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile Avrupa Birliği Sağlık ve Hayvan Refahı Komiseri Oliver Varhelyi arasında bugün cuma saat 16.00’da Cumhurbaşkanlığı’nda yapılacak görüşmenin sonuçları aktarılacak.
Görüşmede Kıbrıs’taki şap hastalığı ve Kıbrıs’ın mevcut protokolden muaf tutulması ile toplu itlaf uygulamasının sona erdirilmesi talebi ele alınacak. Tarım örgütleri görüşmenin ardından hayvancıları bilgilendirecek ve hayvancılar cumartesi günü atılacak adımları belirleyecek. Avrupa Komisyonu’nun itlafların devamı yönünde karar vermesi halinde sert eylemlerin başlayacağı belirtiliyor. Hayvancı Pantelis Panteli, itlafların durdurulması ve aşı uygulanması halinde işlerine devam edeceklerini, aksi durumda ise halkın tepkisini kontrol etmenin mümkün olmayacağını ve bunun sorumluluğunun Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na da ait olacağını söyledi.
*
FİLELEFTEROS GAZETESİNİN ANA HABERİ DE ŞAP HASTALIĞIYLA İLGİLİ. Başlıklar şöyle:
Hayvanları Kurtarma Mücadelesi: AB Komiseri Bugün Kritik Görüşmeler Yapıyor - Avrupa Komisyonu, toplu hayvan itlafları konusunda ısrar ediyor gibi görünüyor - Kıbrıs’ta şap hastalığıyla mücadelede bugüne kadar ineklerin %73’ü, koyun ve keçilerin %32’si aşılandı. Hayvancılar, adeta yanardağ gibi; itlaf uygulamasının devam etmesi durumunda güçlü eylemlerle tepki verecekleri konusunda uyardılar
*
Bugünkü Kıbrıs Rum gazetelerinin ana haberlerinde öne çıkan ikinci konu turizm. Politis ve Alithia gazeteleri İran savaşın Kıbrıs’ın turizmine etkilerini konu alıyor.
ALİTHİA:
Panik Ektik, İptaller Biçiyoruz – Tur Operatörleri Turistlerin Kaçtığını Bildiriyor
Sektör profesyonelleri bildiriyor: Kıbrıs’taki oteller, başta Birleşik Krallık olmak üzere önemli yabancı pazarlarda ciddi iptaller yaşıyor,.
Hükümet son 24 saatte çelişkili mesajlar verdi. Bir yandan yoğun diplomatik ve askeri bir imaj öne çıkardı, diğer yandan Avrupa’ya adanın ne kadar barışçıl olduğunu göstermek için kampanya başlatmak istedi.
Fransa Cumhurbaşkanı, Kıbrıs’ın füze ve insansız hava araçları saldırısına uğradığını söyledi ve açıklamaları Avrupa’nın tüm haber bültenlerinde geniş yer buldu. Ertesi gün Viktor Papadopulos bunu yalanladıysa da açıklaması yalnızca Kıbrıs medyasında yer aldı.
*
POLİTİS GAZETESİNİN ANA HABERİ de şöyle veriliyor:
Süresiz Savaş Turizmi Olumsuz Etkiliyor – İran’ın Yeni Lideri Ekonomik Bedel Kartını Oynuyor
Uzun sürecek bir savaş senaryosu başından beri en kötü ihtimal olarak masadaydı; İran’ın yeni Yüksek Lideri Mojtaba Hameney’in ilk açıklamasıyla bu risk daha da belirginleşti.
Enerji altyapılarına yapılan saldırılar, petrol fiyatını yeniden varil başına 100 avronun üzerine çıkardı ve savaşın ekonomik maliyetini artırdı.
Kıbrıs için ise risk çift yönlü: hem olası bir enflasyon şoku hem de turizm sektörünün durması söz konusu. İptaller ve rezervasyonların yavaşlaması halihazırda yaşanıyor, sadece net rakamlar açıklanmıyor.
Sektör temsilcileri, hükümetin yönetimini de sorumlu tutuyor ve Macron – Mitsotakis - Hristodulidis üçlü zirvesinin açıklamaları sırasında üç liderin arka planda saldırı helikopteri önünde konuşmasının büyük bir yanlış olduğunu belirtiyor.
*
Bugün tartışılan ve çoğu gazetede yer alan bir diğer konu da geçen seneki yangınlardaki Tarım Bakanının istifasının istenmesi.
Haravgi gazetesinde haber şöyle veriliyor
AKEL’den yıkıcı yangınların yönetimine sert eleştiri
AKEL milletvekili Aristos Damianu, dün yaptığı açıklamada geçen yıl meydana gelen ve iki yurttaşın hayatını kaybetmesine yol açan yıkıcı yangınlarla ilgili olarak hazırlanan raporlara göre Tarım, Kırsal Kalkınma ve Çevre Bakanı’nın siyasi sorumluluklarının son derece ağır olduğunu belirtti.
Milletvekilinin açıklamasına göre, mevcut yangın yönetim mekanizmasında ciddi zayıflıklar ve eksiklikler tespit edildi. Ayrıca, yıkıcı yangınların ardından ilk günlerde bakanlar ve devlet hizmetlerinde görev yapan yetkililer tarafından yapılan kamuya açık açıklamalar ile Meclis komiteleri önünde yaptıkları değerlendirmeler arasında önemli çelişkiler bulunduğu kaydedildi.
Tarım Bakanı Maria Panayotu ise sorumluluğu Kıbrıs İtfaiye Teşkilatı Başkanı’na yüklemeye çalıştı.
Bunun yanı sıra bazı yetkililerin, milletvekilleri tarafından defalarca yöneltilen sorulara yanıt vermeyi reddettikleri de belirtildi.
Filelefteros ise " Siyasi Baş Ağrısı ve Maria – Zarlar Atıldı – Öncelik ve Endişeler" başlıkları altında
"Şap hastalığı sorunu birçok boyutu olan ve kamu yaşamının farklı alanlarını etkileyen bir mesele olarak devam ederken kötü yönetim ve Tarım Bakanlığı’nın yanlış değerlendirmeleri sonucu Hükümet için ortaya çıkan politik etkiler bulunuyor. AKEL’in görüşü, "Tarım Bakanı Maria Panayotu’nun taşıması imkânsız sorumluluklara sahip olduğu” şeklinde. AKEL Genel Sekreteri Stefanu Bakanın istifasını talep ederken Milletvekili Aristos Damyanu “Toplamda ve birikmiş sorumluluklar ışığında çoktan istifa etmesi gerekirdi. Sadece yangılarla ilgili bulgular bile, yetkili bakanın derhal istifasına veya görevden alınmasına yol açmalıydı.” dedi.
*
Politis gazetesinden Andria Yeorgiu imzalı sosyal içerikli bir makale:
Hayal Kurmayı Öğrenememiş Bir Nesil
Birkaç gün önce, 14–15 yaşlarında bir kız çocuğuyla konuşma fırsatım oldu. Aile dostlarıydık, uzun zaman sonra tesadüfen karşılaşıyorduk… Hani neredeyse otomatikman başlayan o konuşmalardan biriydi; okulunun nasıl gittiğini, nelerden hoşlandığı, büyüyünce ne olmak istediğini filan sormuştum. Her seferinde cevabı sıradan bir “Bilmiyorum” oldu.
Buraya kadar, garip bir şey yoktu. 14 yaşında, hayatında ne yapmak istediğini bilen çok az insan vardır. Konuşmayı sürdürmeye çalışırken, neredeyse refleks olarak o klişeleşmiş cümlelerden birini söyledim; önünde uzun bir zamanın var, ne istersen yapabilirsin, yeter ki önüne bir hedef koy gibi. Dönüp bana sadece “Ya! Ne demezsin!” dedi.
O noktada beni düşündüren ironik tavrı değildi. Asıl endişe uyandıran tonlaması ve özellikle sesindeki o küçük, hoşnutsuz ilgisizlikti; sanki “bu dediklerin belki kulağa hoş geliyor… ama aslında bunların gerçekle hiçbir ilgisi yok” der gibiydi.
Bu tepki kolaylıkla ergenliğe bağlanabilir tabi. Ya da bir büyüğün karşısında konuşmanın verdiği mahcubiyet duygusuna… Belki de öyleydi, kim bilebilir? Ama gel gör ki bu duyguya sadece 14 yaşındaki çocuklarda rastlamıyoruz. Artık daha büyük ergenlerde, 17–18 yaşlarındaki gençlerde de gitgide daha sık rastlıyoruz; birkaç ay içinde birer yetişkin olarak topluma adım atmaya hazırlanan gençlerde. Ve asıl endişe de işte bu noktada başlıyor.
Yani sorun, pek çok gencin hâlâ ne yapmak istediğini bilmemesi değil. Asıl sorun, çoğu gencin ne hayal kurmayı ne de gelecek için plan yapmayı öğrenmemiş yani bilmiyor olması.
Bugünkü çocuk nesilleri ekranların önünde büyüyor. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, neredeyse her sorunun cevabı bir videoda, bir tık uzağımızda ya da bir yapay zekâ uygulamasına verilen tek bir komutla hemen karşımıza çıkıveriyor. Bilgi her yerde. Eksik olan düşünmek için gerekli zaman ve alan.
Oysa düşünmek, sıradan bir bilgi tüketimi değildir. Düşünmek hayal gücüdür, sorgulamadır, denemedir. Düşünmek bir insanın kendini gelecekte nasıl gördüğünü tasarlama sürecidir. Ve günümüzde buna gitgide daha az rastlıyoruz.
Bütün bu durum için kolaylıkla bir suçlu gösterebiliriz tabi. Meselâ okulu suçlayabiliriz, toplumu suçlayabiliriz, ebeveynleri suçlayabiliriz. Hatta teknolojiyi suçlayabiliriz… Halbuki gerçekte mesele, bir dizi etkenin bileşimidir. Çoğu zaman düşünmek yerine ezberi ödüllendiren bir eğitim sistemine sahibiz. Toplum olarak kolay başarıyı yücelten bir yapıya sahibiz. Ve günlük yaşamımız o kadar çok uyaranla dolu ki, gerçek anlamda hayal gücüne yer bırakmıyor.
Kanımca sormamız gereken soru, bütün bunların yarınlar için ne anlama geldiğidir. Çünkü bu gençler ilelebet öğrenci olarak kalmayacak elbette. Yetişkin birer yurttaş olacaklar. Kararlar alacaklar, oy kullanacaklar, toplumu şekillendirecekler.
Bir nesil düşünmeyi bilmiyorsa, hayal kurmayı öğrenmemişse, tek bildiği yapay zekâya danışmaksa eğer, o zaman gelecekte neye inanacağını, nasıl oy vereceğini hatta nasıl yaşayacağını bile neden yapay zekâya sormasın ki! Ve inanın; bu düşünce bir türlü aklımdan çıkmıyor.
Son Güncelleme: 13 Mart 2026 - 13:24
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/3/13/basin-ozetleri-13032026/