Haravgi gazetesinin ana haberi:
Ya toplumdan yana ya da elitlerden yana – AKEL toplumu savunmak isteyen ve bunu yapabilecek güçtür
Meclis seçimlerine 20 gün kala, Kıbrıs halkının yanıt vermeye çağrıldığı ikilemin giderek daha net hale geldiği belirtiliyor. AKEL Basın Sözcüsü
Yorgos Kukumas’ın dünkü açıklamasına göre ya AKEL güçlenecek ve bunun faydasını yarın toplum görecek ya da bankalar ile ülkenin en zengin yüzde birlik kesimi, kendilerine hizmet eden partiler aracılığıyla yeniden kazanan taraf olacak.
Kukumas, mesajın açık olduğunu vurgulayarak toplumun büyük çoğunluğunun boğucu bir baskı altında yaşamaya devam edemeyeceğini, buna karşılık küçük bir elit kesimin hükümeti ve partilerin çoğunluğunu kendi hizmetinde tutarak kârlarını ve aşırı kârlarını artırmayı sürdürdüğünü ifade etti.
Açıklamada, şimdi solun güçlenmesi gerektiği belirtilirken, AKEL’in hem Meclis içinde hem de dışında büyük ekonomik çıkarlarla, bankaların ve fonların kontrolsüz uygulamalarıyla ve yerleşik düzenin kibriyle fiilen çatışmaktan çekinmeyen bir parti olduğu vurgulandı.
AKEL’in, toplumu, çalışanları, hane halklarını, orta sınıfı ve emeklileri savunmak isteyen ve bunu yapabilecek güç olduğu ifade edilen açıklamada, bunun yüz yıllık mücadele geçmişiyle güvence altına alındığı belirtildi. Gücün halkın ve toplumun kendi elinde olduğu vurgulanarak vatandaşlara bu çabayı aktif şekilde destekleme çağrısı yapıldı. Direniş ve hak talebi sesinin güçlendirilmesiyle toplumun çoğunluğunun yararına somut değişimlerin sağlanabileceği kaydedildi.
*
Alithia gazetesinin ana haberi hayvancılıkta şap hastalığı nedeniyle görülen krizle ilgili.
Öneriler ve Ultimatomun Ardından Hayvancılıkta Kriz – Eylem Hazırlığı
Habere göre
Hayvancılık sektöründe, verilen ultimatomun ardından kriz büyüyor ve olası eylem sürecine girildiği bildiriliyor. “Hayvancıların Sesi” derneği, yarın sabah yapılacak resmi açıklamayla atılacak adımları duyuracağını açıkladı.
Dernek, havaalanlarının kapatılmayacağını belirterek, bunun toplumda daha fazla gerilim yaratmaması için alınmış bir karar olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı ise hayvancılarla planlanmış bir görüşme olmadığını duyurdu. Açıklamada, veterinerlik niteliği taşıyan bir konuda siyasi çözüm dayatılamayacağı vurgulandı.
Konuyla ilgili konuşan Hükümet Basın Sözcüsü Konstantinos Letimbyotis veterinerlik kararı gerektiren bir konuda siyasi karar alınması beklenmemelidir derken, dernek başkanı Hristodulos Hristodulu, kamuoyunun durumun ciddiyetini anlaması gerektiğini söyledi. Hristodulu, mevcut hastalığın ekonomik etkilerinin hemen hissedilmediğini, ancak zamanla sonuçlarının halkın üzerinde ortaya çıkacağını ifade etti.
Ayrıca, kuzeydeki bölgelerde tüm hayvanların kesilmesi durumunda bile sonrasında Türkiye’den yeni hayvanların getirilebileceğini, ancak Türkiye’de şap hastalığı olnası nedeniyle bunun da riskler taşıdığını belirtti. Bu nedenle mevcut durumun nasıl kontrol altına alınacağı konusunda soru işaretleri olduğunu dile getirdi.
*
Politis gazetesinin ana haberi:
Dünya Para Fonu’ndan yeni uyarı – Kamu maaşları, vergiler, enerji ve icra sistemi gündemde
Dünya Para Fonu, Kıbrıs’a yönelik değerlendirmesinde kamu maaş sistemi, vergiler, enerji politikası ve icra çerçevesi konusunda yeni uyarılarda bulundu.
Kurumun Kıbrıs’ta bulunan kafilesi, ekonomik performansın devam etmesi konusunda bir yol haritası sundu. Kıbrıs ekonomisinin Avrupa Birliği içinde en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olmaya devam ettiği halde bunun yeterli olmadığı vurgulandı.
Raporda, kamu maaş harcamalarının kontrol altında tutulması, hedefi olmayan vergi indirimlerinin kaldırılması, mali gevşemenin sınırlandırılması, enerji sorununun çözülmesi ve sorunlu kredilerin yönetim çerçevesinin korunması gerektiği ifade edildi.
Maliye Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, özellikle harcama hedefleri ve icra sistemiyle ilgili öneriler dâhil olmak üzere Dünya Para Fonu’nun tavsiyeleriyle genel olarak hemfikir olduğunu duyurdu. Büyüme beklentilerinin olumlu olduğu belirtilse de, ekonomik disiplinin sürdürülmesi gerektiği mesajı öne çıkarıldı.
*
Filelefteros’un ana haberi…
“Hesaplardan para çıkmadı – Soruşturma kapsamında ‘Sandy’ dosyasında yeni gelişmeler – 45 yaşındaki kadının mesajları nasıl hazırladığına ilişkin uzun sorgu ortaya ne çıkardı”
‘Sandy’ davasını yürüten soruşturmacıların incelediği suçlanan kişilerin banka hesaplarında herhangi bir para bulunmadı.
Soruşturma kapsamında açılan hesaplar, yurt dışına şirketler aracılığıyla ya da Kıbrıs içindeki hesaplara aktarıldığı iddia edilen büyük meblağlara ilişkin hiçbir bulgu ortaya koymadı. Para verdiği iddia edilen kişilerle ilgili hesaplar da incelendi ancak bu iddiaları doğrulayan herhangi bir unsur tespit edilmedi.
Polis, soruşturma çerçevesinde banka hesaplarının açılmasına yönelik mahkeme kararları aldı ve ticari bankalar bu hesapları incelemeye gönderdi. İncelenen hesaplar arasında 45 yaşındaki kadına ait hesaplar da bulunuyor.
Kadın, cuma günü verdiği son ifadede, mesajları nasıl hazırladığını ve bilgiler ile isimleri hangi yöntemlerle bulduğunu ayrıntılı şekilde açıkladı.
*
İlk molamızı veriyoruz s.d. Birazdan bşka öne çıkan haberlerle devam edeceğiz.
*
Kıbrıs Rum gazetelerinden seçmeler...
Önce Haravgi...
Uluslararası Para Fonu da hükümet ve bankacılık çevreleriyle aynı çizgide
Uluslararası Para Fonu, bankalar ve yatırım fonlarının lehine işleyen mevcut icra sisteminin korunmasını destekliyor.
Dün yayımlanan raporda, bankacılık sektörünün dayanıklılığının korunması gerektiği vurgulanırken, ödenemeyen kredilerle ilgili uygulamada yapılacak değişikliklerin tahsili gecikmiş alacakların azaltılmasını zorlaştırabileceği ifade ediliyor.
Meclis, AKEL ve diğer partilerin girişimiyle sistemi dengelemek için değişiklikler yapmıştı. Ancak hükümetin bu adımları geri almaya ve mevcut düzeni sürdürmeye çalıştığı belirtiliyor.
*
Devlet kasaları doluyor – vatandaşın cebi boşalıyor
Devlet gelirlerinde artış kaydediliyor. Bu artış, özellikle vergi ve sosyal katkıların yükselmesinden kaynaklanırken, hane halkı ve işletmeler yüksek enflasyon nedeniyle baskı altında kalmaya devam ediyor.
İstatistik Dairesi verilerine göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde bütçe fazlası 573,3 milyon euroya ulaştı. Bu rakam gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 1,5’ine karşılık geliyor. Geçen yılın aynı dönemine göre hafif bir düşüş olsa da yüksek seviyesini koruyor.
Toplam gelirler yüzde 5,4 oranında arttı. Bu artışta gelir ve servet vergileri, KDV ve sosyal sigorta katkıları belirleyici oldu. Aynı dönemde devlet harcamaları da yükseldi; özellikle sosyal yardımlar, maaşlar ve faiz ödemelerinde artış görüldü.
Buna karşılık, hizmet gelirleri, faiz ve temettü gelirleri ile bazı transfer kalemlerinde düşüş kaydedildi.
Maliye Bakanlığı, genel tablonun kamu maliyesi açısından olumlu olduğunu belirtse de, birçok vatandaş açısından durum farklı görünüyor. Gelir artışına rağmen, hane halklarının harcanabilir gelirleri üzerindeki baskı devam ediyor.
*
Turizm baskı altında – rezervasyonlarda %25’e varan düşüş
Kıbrıs turizm sektörü ciddi bir baskıyla karşı karşıya. Kıbrıs Otelciler Birliği (PASİKSE) verilerine göre yaz sezonu rezervasyonları geçen yıla kıyasla %25’e kadar azaldı.
Otel doluluk oranları bugün %40–%50 seviyesinde seyrederken, geçen yıl aynı dönemde bu oranlar sezonun zirvesinde %95’e kadar çıkmıştı. Mayıs ayı için de benzer şekilde durgun bir tablo olduğu ve güçlü bir toparlanma işareti görülmediği belirtiliyor.
Sektör, gelirlerde ciddi kayıp ve istihdam üzerinde olası etkiler konusunda uyarıyor. Binlerce ailenin turizme bağlı yaşadığı vurgulanırken, baskının temel nedenleri arasında artan yakıt maliyetleri, uçuş kısıtları ve diğer destinasyonlarla yoğun rekabet gösteriliyor.
Havayolu şirketlerinin bazı hatları azalttığı, talebin ise henüz toparlanma sinyali vermediği ifade ediliyor. Aynı zamanda, İngiltere ve ABD gibi önemli pazarlarda seyahat yönlendirmelerinin iyileştirilmesi ve indirim kampanyalarıyla talebin artırılmasına çalışılıyor.
PASİKSE, devlet destek tedbirlerinin Mayıs ve Haziran aylarına uzatılmasını talep ederken, zamanında karar alınmazsa iş kayıpları ve turizm imajında zedelenme riski olacağı uyarısında bulunuyor.
*
Filelefteros’tan analitik bir haber...
AİHM’e başvuru – Varoşotu: “Thanasis Nikolau davası raporumu değiştirmediğim için görevimden alındım”
Eski Lefkoşa Bölge Mahkemesi yargıcı Doria Varoşotu, görevine son verilmesi kararına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduğunu açıkladı. Varoşotu, görevden alınmasının doğrudan Thanasis Nikolau davasında hazırladığı raporu değiştirmeyi reddetmesiyle bağlantılı olduğunu savundu ve bunun Kıbrıs’ta yargı bağımsızlığı açısından ciddi bir mesele yarattığını belirtti.
Yargıç Varoşotu, 10 Mayıs 2024’te Nikolau davasında hazırladığı raporu değiştirmesi yönünde baskı gördüğünü, ancak bunu kabul etmediğini ifade etti. Ardından görevine son verilmesinin geldiğini ve bu kararın 2026’da Anayasa Mahkemesi tarafından da çoğunlukla onandığını aktardı.
Nikolau davası, Kıbrıs’ın AİHM tarafından 2020’de mahkûm edilmesinin ardından yeniden açılmış, ölüm nedeninin araştırılması için yeni adli süreçler ve otopsiler yapılmıştı. Varoşotu, kendi raporunun da bu yeni bulgularla örtüştüğünü savunuyor.
Bir yargıcın kararları nedeniyle görevden alınmasının hukuk devleti açısından tehlikeli bir emsal oluşturduğunu vurgulayan Varoşotu, sürecin sadece kişisel bir mesele olmadığını, Kıbrıs’ta yargı bağımsızlığının sınandığı bir durum olduğunu belirterek AİHM sürecinin kritik önem taşıdığını ifade etti.
*
Politis gazetesinden:
Cumhurbaşkanı Hristodulidis BAE’ne yönelik saldırıları kınadı: “Bölgenin güvenliği Avrupa ile ayrılmaz şekilde bağlantılıdır”
Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını sert şekilde kınadı.
X platformunda yaptığı paylaşımda Hristodulidis, söz konusu saldırıları açık biçimde kınadığını ve BAE Devlet Başkanı Mohamed bin Zayed Al Nahyan ile Birleşik Arap Emirlikleri halkıyla tam dayanışma içinde olduğunu ifade etti.
Açıklamasında Kıbrıs’ın, BAE ve bölgesel ortaklarının yanında kararlı şekilde durduğunu belirten Hristodulidis, gerilimin düşürülmesi, uluslararası hukuka tam saygı gösterilmesi ve barış ile istikrarın güçlendirilmesi yönündeki taahhüdü vurguladı.
Ayrıca bölgedeki güvenliğin Avrupa’nın güvenliğiyle ayrılmaz biçimde bağlantılı olduğunu belirterek, bölgesel iş birliğinin ve istikrarın güçlendirilmesi mesajı verdi.
*
MAKALE
Gazete: Politis
Yazar: STAVROS ANTONİU
Saçmalığın içinde boğuluyoruz ama suç yine gazetecilerin
Herkes kurumların işleyişinde sorunlar olduğunu kabul ediyor. Vatandaşlar yolsuzluğun boyutunun büyük olduğunu düşünüyor ve kimse bunun öznel bir yaklaşım olduğunu iddia edemez. Bazıları iletişim amaçlı olarak kamuoyundaki bu hissi araçsallaştırsa da, vatandaşların öfkesi ve tepkisi yaklaşan seçimlerde temel bir siyasi parametre haline gelmiş durumda. Zaten anketler de binlerce seçmenin sandıkta geleneksel partileri cezalandıracağını gösteriyor. Bunların hepsi geniş ölçüde bilinen şeyler ve sadece tekrar ediyoruz. Bazen bunları abartıyoruz, bazen de objektif olmaya çalışıyoruz. Asıl gözden kaçırdığımız ya da yeterince ciddiye almadığımız şey ise kamuoyunun tutumu.
Eleştirilerin odağında partiler, siyasetçiler, yetkililer, kurumlar ve gazeteciler var. Gazeteciler bu sefer de vatandaşların öfkesinden kaçmayı başaramadı. Gazeteciler, kamu işleri hakkında toplumu bilgilendirir ve iktidar ile siyaset üzerinde denetim uygular. Ancak basın mensupları da vatandaşlar tarafından değerlendirilir ve yargılanır. Demokratik bir rejimde kimse eleştirinin üstünde değildir. Eleştiri hakkı vatandaşların elindeki önemli bir silahtır. Bu nedenle ifade özgürlüğü demokratik düzenin temel taşlarından biridir. Peki ama vatandaşları kim denetler ve kim değerlendirir?
Demokraside vatandaşların rolü çok önemlidir. İktidar vatandaşlardan doğar. Oy ve vatandaşın yargısı en belirleyici faktördür. Eğer vatandaşların tercihleri olgun ve rasyonel ise hiçbir siyasetçi, kurum ya da gazeteci toplumu aldatamaz. Her birey kendi seçimlerinden sorumludur. O halde soru, vatandaşın rolünü doğru şekilde yerine getirip getirmediğidir. Bu soru siyasetçileri, partileri ve gazetecileri sorumluluktan azat etmez elbet ama vatandaşlar da sorumluluktan muaf değildir.
Vatandaşlar kendilerine şunu sormalıdır: Her zaman doğru şekilde mi hareket ediyorlar, etik ve hukukun sınırları içinde mi davranıyorlar? Siyasetçileri, partileri ve gazetecileri doğru ve objektif şekilde mi değerlendiriyorlar? Çünkü çoğu zaman bunu taraftar gibi yaptıkları hissini veriyorlar. Hatta son zamanlarda bir sivil toplum gibi değil bir futbol tribünü gibi davranıyorlar. Bir alkışlıyor, bir küfrediyorlar. Yakın zamanda gazeteciler hakkında “para alıyorlar” şeklinde birçok yorum okudum. Hiçbir delile dayanmayan ağır suçlamalar. Bu, durumların iyileştirilmesine katkı sağlamayan sorumsuz bir tutumdur. Aksine, toplu bir paranoya oluşmasına katkı sağlıyor ve bu da kesinlikle yıkıcı sonuçlar doğuracaktır.
Bireyin sorumluluğu ve akıl yürütme yeteneği, Batı düşüncesini ayakta tutan iki temel unsurdur. Bu, Batı felsefesinin ve modern ahlakın temel direğidir. Bu iki unsur olmadan insan haklarının temelleri atılamazdı. Özgürlük hakkı, dış otoritelerin yönlendirmesi olmadan doğru ile yanlışı ayırt edebilecek akılcı ve sorumlu bireyler olduğu için güvence altına alınmıştır. Vatandaşlar Fransız Aydınlanması’nın bu modeline ne kadar yakın acaba? Sorunlar var ve zaman kritik, ancak sonunda saçmalığın içinde boğulmak da var. Unutmayalım.
Son Güncelleme: 05 Mayıs 2026 - 14:21
https://tr.news.rik.cy/tr/article/2026/5/5/kibris-rum-basini-05052026/